
80'lerin sonları ve 90'ların başları, benim için futbolun yeni yeni keşfedilmeye ve belli bir yoğun düzen içinde takip edilmeye başlandığı yılları ifade eder. Tabii bu yılların belli başları isimleri de hafızanın en yerleşik kısımlarında silinmez izler bıraktı haliyle. Malatyaspor'un Brezilyalı meşhur kalecisi Carlos, Aydınspor'un Cezayirlisi Amani ve Bakırköyspor'un Novak'la beraber getirdiği iki Polonyalı oyuncudan biri olan Araskiewicz gibi... Bu futbolculardan biri de önce Adanaspor, ardından da Ankaragücü formaları giyen Sead Sabotiç'ti.
Sabotiç'in ismi, o dönemde daha çok radyo sayesinde kulağıma kazındı. Mikrofonların Adana'ya ve Ankara'ya bağlandığı üç senede Sabotiç yaklaşık 50 golü filelere göndermişti bile. Boşnak golcü, 1989-90 sezonu başlarken o zamanki Yugoslavya'nın Sutjeska takımından Adanaspor'a transfer oluyordu. Yugoslav oyuncu ve teknik direktör getirmek gibi bir trend vardı Türk futbolunda. Geldiğinde 29 yaşındaydı. O günlerde muhtemelen kendisi de Türkiye'nin hayatında bu denli önemli bir yere sahip olacağını kestirememiştir. Orta boylu bir santrfor olan Sabotiç, güçlü fiziği, mücadeleci oyun yapısı ve gol yollarındaki becerisiyle sivriliyordu. İlk sezonunu 19 golle kapatırken, peşine Bursaspor ve Ankaragücü'nü de takmıştı bile...
Herkes, Bursaspor'a gitmesini beklerken, o son dakikada Ankaragücü'ne transfer oldu. Ankaragücü'nde üç sezon oynadı. İlk iki sezonunda sırasıyla 16 ve 17 gol atma başarısı göstermesine rağmen üçüncü sezonu biraz sönük geçti ve yalnızca 6 gol atabildi. 30 yaşına gelen futbolcuların "yaşlı" damgası yediği o dönemde 33 yaşındaki Sabotiç de futbolu bırakmak zorunda kalıyordu. Ancak onun içindeki futbol oynama isteği bitmemiş olacak ki, 35 yaşına geldiğinde tekrar futbola başladı. 1995 yılında amatör olarak tekrar futbola dönen Sabotiç, bir süre Bayrampaşaspor forması giydi.
Benim fikrime göre asla hak ettiği değeri görmeyen Sabotiç'in en büyük şanssızlığı muhtemelen Tanju Çolak, Feyyaz Uçar, Aykut Kocaman ve Rıdvan Dilmen gibi oyuncularla aynı dönemde oynadığı için fazla dikkat çekmemesi olmuştu. Yoksa üç sezonda 52 gol atan bir oyuncuyu şimdi tüm takımların kapışması lazım. Biraz da geç geldi Sabotiç. Keşke yolu daha genç yaşta Türkiye'ye düşse ve radyoda onun attığı gollerin anonsunu daha fazla dinleyebilseydik.
3 yorum:
Çocukluğumuzun en kadri bilinmeyen gol sanatçılarındandı, Sabıtiç'in klasına yakışan bir yazı. Çok teşekkürler
@ Ali Ece
O dönemde bir Galatasaraylı olarak Anadolu takımlarından çekinme sebeplerimin başında geliyordu Sabotiç.
Ben teşekkür ederim beğendiğiniz için. Sizin yorumunuzu burada görmek ayrıca sevindirdi...
Vay be babamin baskanligi sirasinda Miliç hocanin istegi üzerine gelmişti cok iyi golcüydü 3 büyüklerden birine transfer olsaydi efsane olurdu
Yorum Gönder