30 Haziran 2011 Perşembe

Avrupa'da Transferin Gözdeleri / Kanat Oyuncuları

Aslında biraz sıkıntılı bir bölge. Kanat oyuncuların çoğu, günümüz futbolunda sadece kanatlarda görev yapar pozisyonda değiller. Bek oynayanı da var, oyun kuranı da, takımının gol umudu olan da. Biz yine de daha çok kanatta gördüğümüz ve onların en verimli performanslarını orada gösterdiğini düşündüğümüz adamları derledik.


Kanat oyuncusu diyince aklımıza gelen Robben, Ribery, Joe Cole gibi isimlerin şu dönemde adlarının hiç geçmediğini baştan söyleyelim.

Alexis Sanchez: Udinese'nin Şilili yıldızı beklenen patlamayı yaptı geçtiğimiz sezon. Şimdi gelişimini tamamlamak durumunda. Dünyanın en büyük kulüplerinde bu gelişimi göstermesi hem kendisi için hem de gideceği kulüp için çok faydalı olacaktır. City ve Barca yarışıyorlardı düne kadar. City teklifini geri çektiğini duyurdu. Barca da son teklifini bugün-yarın sunacak. Hatta biz bu satırları yazarken onlar sunmuş olabilir. Udinese'nin, oyuncusunun da isteği doğrultusunda bu teklifi reddedemeyeceği gelen haberler arasında. Sanchez-Messi-Villa. Ölümcül olmaz mı?


Eden Hazard: Lille kendisini satmamak için direniyor. Hazard ise açık kapı bırakmış durumda. PSG'nin son teklifi eğer doğruysa dudak uçuklatan cinsten. 31.5 milyon euro + Mevlüt Erdinç teklifi gelmiş başkentten. Lille yanaşmamış henüz ama kanımca aptallık olur bu teklife hayır demek. Gervinho, Payet, Obraniak, Frau, De Melo, Sow ve Mevlüt hücum hattını çok da iyi kotarırlar. Mavuba'nın yanına bir sağlam orta saha alırsın gelen paraya. Tertemiz olur. Artan parayla eksiği gediği tamamla işte, biz mi öğreteceğiz bunları?


Juan Mata: Kendisini en çok isteyen Liverpool. Yeni bir yapılanmaya giden Liverpool da oyuncular için cazibe merkezi haline geliyor yavaştan. Manchester City'nin de Mata'yı istediğini biliyoruz.


Michel Bastos: Lyon 15 milyon euro olarak belirlemiş bonservis bedelini. Juve, Inter ve Tottenham istekliler arasında. Bale varken Tottenham çok saldırmaz diye düşünüyorum. Inter, Pandev + bir miktar para ile çalmış kapısını Lyon'un henüz sonuç yok. Ama gelen haberlere göre oyuncuyu transfer etmeye en yakın kulüp Juventus.


Stewart Downing: İngiltere'nin etkili kanat oyuncularından Downing, Liverpool'un takibinde. Hata büyük oranda anlaşma sağlandığı ve imzaların beklendiği konuşuluyor...


Aaron Lennon: Mata ve Downing gibi Lennon'un da talibi Liverpool. Bu üçlünün arasında en uzak ihtimal gibi durduğunu söyleyelim.


Arda Turan: Kendisi dün bir tv programına konuktu ve Chelsea'nin bir teklifi olmadığını açıkladı. İki ülke basınında da çıkan haberler için de “Drogba + 7 milyon pound” etmem dedi. Atletico Madrid'in resmi bir teklifi olduğunu biliyoruz. Forlan ve Reyes meselelerinden sonra Galatasaray kendisini Atletico'ya verir mi bilemem ama zaten Fatih Terim'in duygusal bir metodla Arda'yı takımda tutacağını düşünüyorum.


Gervinho: Daha önce PSG'nin resmi teklifi reddedildi. Lille bırakmak istemiyor kendisini. Hazard'ı tutabilirlerse, Gervinho'yu satabilirler. Gervinho'nun gideceği yer ise ülke içinden bir başka takım olmayacaktır ama. Arsenal en güçlü aday...


Santi Cazorla: Malaga'nın çılgın sahipleri, kendisini takıma kazandırmak için girişimlere başladılar. İş sadece paraya kalırsa, Malaga bu transferi halleder.


Pedro Leon: Real Madrid'te oynayamayacağını düşünen Pedro Leon takımdan ayrılacak. Kendisini Joaquin'i kaptıran, Mata'yı da kaptırmaya çok yakın olan Valencia'da görebiliriz.


Giovani Dos Santos: Meksikalı süper bir Gold Cup turnuvası geçirdi. İyi bir transfer yapacağı kesin. Kendisinin İspanya'dan ve İngiltere'den talipleri var. Çok önemli aşamalar yok ama önümüzdeki günlerde girişimler başlayacaktır.


Tottenham'dan Bentley takımdan ayrılacak. Kendisini İngiltere'den istiyorlar genel itibariyle. Florent Malouda da Chelsea'den ayrılabilir. Galatasaray ile adı geçmişti ama henüz net bir gelişme yok kendisiyle alakalı. Jose Antonio Reyes'in de Galatasaray'a gelmesini bekliyorduk ama o takımında kalacağını açıkladı.


Payet Lille'e, Young Manchester United'a, Joaquin Malaga'ya, Marveaux da Newcastle'a transfer olmuşlardı. Bir de Hamit var bilemediğimiz bir nedenden ötürü Real Madrid'te kendisi...

Avrupa'da Transferin Gözdeleri / Ofansif Orta Sahalar


Cesc Fabregas: Arsenal'in yıldızı, Barcelona yollarında. Katalan oyuncu her fırsatta Barcelona'ya gidebileceğini ama kalırsa da sorun olmayacağını, Arsenal'i çok sevdiğini belirtiyor yaklaşık bir senedir. Arsenal'in canına tak etmiş olacak ki son gelen haberler, kaptanlarının ayrılmasına izin verecekleri yönünde. Hafta sonuna kadar Barca'ya imza atmasını bekleyenler hiç de az değil.


Javier Pastore: Palermo'nun Arjantinlisi artık daha büyük bir takımda oynaması gerektiğini düşünüyor. 22 yaşındaki futbolcuyla adı anılan kulüpler ise; Roma, Manchester United, Chelsea ve Juventus. Barca ve Real'in ise vazgeçtikleri biliniyor. Napoli de Hamsik'i gönderirse, elde edecekleri gelirle Pastore'ye talip olabilir. Maliyetinin çok yüksek olduğunu söyleyelim.


Marek Hamsik: Napoli'de müthiş bir sezonu geride bırakan Slovak oyuncunun en önemli talibi Milan. Hamsik de “Milan'a gitmek iyi olur” şeklinde bir açıklama yapmıştı. Taraflar bonservis sorununu çözerse; Hamsik seneye kırmızı – siyahlı formayı giyecek.


Luka Modric: Chelsea ve Arsenal kendisi için devrede. Hırvat oyuncu da takımdan ayrılmak istediğini ve bunun iyi bir biçimde olması gerektiğini söyledi. Başkan ise satmayacağız diyor. Yine de oyuncuyu şu dakikadan sonra tutmak çok zor. Modric'in bir diğer isteği de Şampiyonlar Ligi'nde oynamak. 30 küsür milyon eurolara kadar çıkıyor bonservisi. İsteklilerin daha yüksek rakamlara çıkmaları şart.


Wesley Sneijder: Chelsea, Manchester United ve Tottenham ilgileniyor kendisiyle. Sneijder de açık kapı bırakıyor. Bu da Inter yönetimini kızdırmışa benziyor. Şu an itibariyle çok ciddi aşamalar kaydedilmiş değil. Sneijder Inter'de kalacak gibi duruyor ama Ada'ya giderse de kimse şaşırmasın.


Kaka Leite: Sakatlıklar yüzünden bir türlü isteneni veremeye Kaka, takımda kalıp borcunu ödemek derdinde. Ama Real Madrid'in ona pek de ihtiyacı yok. Transferine hayır diyeceklerini sanmıyorum. Inter'in teklifi olduğu söylentiler arasında. Bizim buralara bakarsak eğer, Galatasaray da istiyormuş kendisini. İlerleyen günlerde daha net gelişmeler olabilir.


Joao Moutinho: Villas – Boas'ın Chelsea'nin başına geçmesiyle birlikte adı Chelsea ile anılmaya başlandı Portekizlinin. Lizbon'dan astronomik bir bedelle Porto'nun yolunu tutmuştu. Porto'yu da az çok biliriz. Chelsea istiyorsa baya bir bonservis ödemek durumunda kalacaktır.


Lucho Gonzalez: Adı Fenerbahçe ile de anılan Arjantinli orta saha oyuncusu için şu anda en önemli aday Roma. Lucho'nun Fransa'dan ayrılmak istediğini biliyoruz. Bakalım neler olacak?


Samir Nasri: Manchester United'ın istediği konuşulsa da takımdan ayrılacağını düşünmüyorum. Fabregas da gidiyorken bu riske girmez Arsenal.


Abou Diaby, Miralem Pjanic gibi isimler sadece bizim takımlarımızla anıldıkları için listeye sokmadıklarım. Charlie Adam da Liverpool yolunu tutabilir ama onu da bu isimlerin arasına koymaya gönlüm el vermedi.


Nuri Şahin Real Madrid'e, Henderson Liverpool'a transfer oldular zaten...

29 Haziran 2011 Çarşamba

Avrupa'da Transferin Gözdeleri / Defansif Orta Sahalar

Orta sahalara geldik. Bu yazı dizisine başlama fikri iyi, hoştu ama adam atlamayalım, transfer olan varsa kaçırmayalım, ismi geçen herkesi yazının kapsamına dahil edelim derken epey zorlanıyoruz belirtelim. Kaçırdığımız veya yanlış aktardığımız bilgiler olursa, uyarılmaktan gocunmayız, memnun oluruz. Sıra geldi tüm dünyanın çalkalandığı bölgeye. Birçok isimin adı anılıyor bu bölgeyle alakalı. Biz en çok anılanları ve en yeteneklileri yazacağız mecburen. Yine de listede yer alması gerektiğini düşündüğünüz isimler olursa, yardımcı olursunuz. Başlayalım...



Lassana Diarra: Bu yaz döneminde adı en çok geçen isim şüphesiz. Manchester United'tan Fenerbahçe'ye kadar çok geniş bir yelpazede talipleri var kendisinin. Fenerbahçe, maliyeti fazla olduğu geerekçesiyle vazgeçtiğini açıklasa da henüz bu maliyet karşılamış bir Avrupa kulübü de çıkmadı. Khedira'nın varlığı, Xabi Alonso'nun garanti yeri, Nuri transferleri ile birlikte orta alanda yer bulması zorlaştı Diarra'nın. Gelen haberlere göre Mourinho Pepe'yi de orta sahada düşünüyormuş bu sene için. Diarra'nın gitmek istemesi anlaşılır. Bakalım kim kapacak? Tahminlere göre en güçlü aday Juventus.


Blaise Matuidi: Fransızların ön liberoları bitmiyor. Bu listeye de daha girecek olan Fransızlar mevcut. Matuidi hem yaşı hem de yetenekleri itibariyle bunların arasında en çok parlayanı diyebilirim. Fenerbahçe yine saldırdı ama yine alamadı. Ve vazgeçildi. Roma, PSG ve Schalke'nin çok ciddi istekleri var oyuncuyla alakalı. Ama kendisi Premier League'i istediğini belirtti. Bir Fransız, Premier League derse akla Wenger ve Arsenal gelir. Fabragas, Nasri, Diaby gibi ismi transfer spekülasyonlarına karışmış birçok orta saha oyuncusu bulunan Arsenal için bulunmaz bir nimet. Transferin gerçekleşmesi hiç de uzak görünmüyor.


Alou Diarra: Diarragillerden Alou, Fransa'nın dışına çıkmayacak gibi duruyor. Fenerbahçe bu isimlerin hepsiyle ilgilendi ama hiçbirini alamadı. Diarra'nın Marsilya'ya çok yakın olduğunu söylemekte fayda var.


Moussa Sissoko: Yine Fransa, yine defansif orta saha ve yine Fenerbahçe. Bu isimin de gelmeyeceğini düşünüyorum. Lyon çok cazip bir tekli sundu kendisine. Newcastle United'ın da ciddi girişimleri var. Son olarak Inter ve Liverpool'un da isimleri geçiyor. Toulouse'da durmayacak gibi duruyor...


Scott Parker: West Ham düşünce Parker kulüp aramaya başladı. Maliyeti de yüksek. Yoksa çoktan gitmişti bir takıma. Tottenham indirim bekliyor. Bir fırsatını yakalarsa kadroya dahil edecekler Parker'ı.


Jermaine Jenas: Tottenham'ın şişik orta sahası, Jenas gibi bir adamı takımdan ayrılmaya itiyor. Fenerbahçe'nin teklifi olduğu iddia ediliyor. Tottenham ise kendisini Bolton'a önermiş. Stoke City de istekliler arsında. Galatasaray'ı da ilgililer arasına yazmak gerek. Öyle haberler çıkmıştı nitekim.


Wilson Palacios: Psg çok istekli, Napoli ise plase. Honduraslı oyuncunun Tottenham'da kalması zor görünüyor. Zaten bir anlamı da yok.


Daniele De Rossi: Aslında en gözde olanı, en sağlamı, en iyisi belki de bu isimlerin ama maliyeti çok yüksek olduğu için kimse yanına yaklaşamıyor. Bir ara Barca ismi geçti ama Barca'nın yaşadığı kriz ve yöneldiği oyuncular, bu transferin bir dedikodudan ibaret olduğunun kanıtı. 2-3 ay önce de Kaka – De Rossi takası gündemdeydi ama bu da çok olacak gibi durmuyor şu sıralar. Kendisini Premier League'de görmek ise benim kişisel hayalim. Sınıf atlatır gittiği takıma...


Sulley Muntari: Galatasaray kendisini istedi. 10 milyon euro'luk bir teklif yapıldığı da iddia edildi ama Muntari'nin kabul etmediği söylendi. Muntari'nin gönlünde İngiltere yatıyor gelen haberlere göre. Hatta kiralık olarak oynadığı Sunderland'te kalmayı çok istediğini açıkladı. Muhtemelen istediği olacak...


Fernando Gago: Lass'ın oynayamadığı orta sahada kendisine yer yok haliyle. Zaten çok yumuşak, etliğe sütlüğe karışmayan bir orta saha oyuncusu. Avrupa futbolu ona göre değil. Kendisi de böyle düşünüyor olacak ki Boca'ya dönmek istediğini açıklamış. 2. sınıf bir Avrupa takımı kendisini cezbetmezse, ülkesine dönecek gibi duruyor Arjantinli.


Gökhan İnler: Fenerbahçe'nin saldırdığı bir başka adam. Juventus çok aşama kaydetmişti ama sonra tıkandı görüşmeler. Herkes Napoli'ye gitmesini bekledi daha sonra o da şimdilik olmadı. Menajeri sorunlu sanırım. Son açıklamalara göre ise Gökhan'ın takımında kalma ihtimali bile var. Ben yine de Napoli transferi bekliyorum kendisinden. Hele Hamsik giderse çok muhtemel olur...


Etienne Capoue: Kendisi Fenerbahçe ile çok sık anıldı ama onu isteyen bir başka ekip de Schalke. Capoue bir sene daha takımında kalacak gibi duruyor şimdilik.


Cambiasso'yu listeye sokmuyorum çünkü sadece Galatasaray ile adı anıldı bir süre. Artık o da yok. Mohammed Sissoko da sadece Fenerbahçe'nin gündemine geldi. Yok yere “gözdeler” listesine sokmayalım bu adamı da.


Toulalan'ın Malaga'ya, Cabaye'nin Newcastle'a transfer olduklarını hatırlatalım.

Avrupa'da Transferin Gözdeleri / Stoperler


Rolando: Porto'nun stoperi için İtalyan ekiplerinin gündeminde. Resmi bir teklif gelmediğini söylüyor menajeri ama Rolando, İtalya'da oynama fırsatı yakalarsa çok memnun olur diye de ekliyor. Resmi teklif yapmasalar da Roma ve Juventus'un Rolando ile ilgilendiği haberleri dolaşıyordu. Porto alternatifini bulursa satar diye düşünüyorum. Hatta buldular gibi o alternatifi...


Stefan Savic: Manchester City çok istekli Partizanlı savunma oyuncusu ile alakalı. Aslında orta saha olarak da görev alabiliyor. Henüz 20 yaşında Karadağlı oyuncu. City ilgisi başka takımları da harekete geçirebilir. Göreceğiz...


Fabio Cannavaro: Al Ahli, Grafite ve Jaja transferlerinden sonra elden çıkarmak zorunda kalacak Cannavaro'yu. 1 yabancı daha almak istiyorlarmış. Yabancı sınırı da 4 oralarda. 1 tanesi Asyalı olmak zorundaymış. Cannavaro'yu göndermek istiyorlar bu sebepten. QPR'ın ilgilendiğini duyuyoruz. İlerleyen günlerde daha net adımlar atılır.


Cristopher Samba: Samba'nın isteği Arsenal. Arsenal'in isteği Samba. Bu transferin gerçekleşmesi çok olası. Arsenal'in para teklifini arttırmasına bakıyor her şey. Balckburn'un başka türlü bir para kazanma şansı yok çünkü.


Alex: Chelsea'nin defans oyuncusu Villas – Boas'ın pek tuttuğu bir adam gibi görünmüyor. Brezilyalı için Fenerbahçe'nin de adı geçmişti. Satış listesine konursa talibi çok olacaktır. Hollanda, Almanya takımları da kendisine yeşil ışık yakabilir.


Mario Fernandes: Rolando'nun alternatifini buldu Porto demiştik. Gremio'da oynayan Brezilyalı defans oyuncusunun Porto'ya transferi an meselesi.


Serdar Taşcı: Kendisi ile İngiltere ekipleri ilgileniyor. Tottenham da en isteklisi gibi duruyor. Defansta oyun kurabilen, yetenekli bir oyuncu Serdar. Tottenham'a gider ve iyi bir form yakalarsa tekrar Almanya Milli Takımı'na girebilir. Dünya Kupası kadrosunda da vardı zaten.


Sebastian Puygrenier: Zenit'te oynayan 29 yaşındaki oyuncu, Rusya'da mutsuz. Gözdeler arasında yazmamız ne kadar doğru bilmiyorum, zira çok ciddi bir teklif yok. Yine de Rusya'dan ayrılacak gibi duruyor kendisi.


Mats Hummels: Dortmundlu oyuncunun ismi Barcelona ile anılıyordu hep. Fakat son zamanlarda bir suskunluk hakim kendisiyle alakalı. Çok iyi bir sezon geçirdi. Dortmund bırakmak istemeyecektir ama istekli davranırsa kulüpler, ne kadar dayanabilirler kestiremiyoruz...


Ezequiel Garay: Kendisi Real Madrid'ten ayrılmak istiyor. Pepe, Carvalho, Albiol, yeri gelir Ramos hatta Arbeloa ve yeni transfer Varane arasında pek şansı da yok zaten. Galatasaray kendisini kiralamak istiyormuş bazı haberlere göre. Elbet güzel bir kulüp bulur kendisine.


Rami – Lyon, Varane – Real Madrid, Cristico – Zenit, Basa – Lille, Onyewu – Sporting Lizbon, Silvio – Atletico Madrid, Mathijsen – Malaga, Ujfalusi - Galatasaray ve Mexes – AC. Milan transferleri ise biten transferler.


Dimitri Payet Lille OSC'de


Fransız kanat oyuncusu, şampiyona transfer oldu. 4 yıllık imza attı Payet.

Liverpool'un da yarışın içinde olduğunu biliyorduk. 10 milyon euro vermiş Lille ve transferi gerçekleştirmiş.

İki kanatta da oynayabilen, forvete yardımcı olarak da rol alabilen, genelde savunması sıkıntılı, süratli ve teknik bir isim. Yaşı 24. Uzun yıllar faydalanılacaktır kendisinden.

28 Haziran 2011 Salı

Avrupa'da Transferin Gözdeleri / Sağ ve Sol Bekler

Sağ Bekler


Maicon Douglas Sisenando: Inter'in sağ beki birçok takımla anıldı bu dönemde. Hiçbiri çok ciddi teklifler haline dönüşemedi. Daha sonra ismi geçecek bir Brezilyalı'nın transfer edileceği haberleri, Maicon'un gönderilebilme ihtimalini arttırıyor yine de. Beşiktaş ile bile adı anılmıştı Maicon'un. En çok Real Madrid ismi gündemde. Sergio Ramos'un olduğu takımda ne işi var Maicon'un bilemeyiz tabii ki. Chelsea, Milan, Manchester gibi takımların daha çok ihtiyacı olduğu kesin. Yine de Inter'de kalması en yüksek ihtimal olarak durmakta.


Jonathan Cicero Moreira: Santos'un Brezilyalı sağ beki. 25 yaşında kendisi. Inter büyük yol katetti bu transfer için. Bu transferin resmiyete kavuşmasıyla birlikte Maicon ile yollar ayrılabilir.


Gregory van der Wiel: Ajax ve Hollanda Milli Takımı'nın sağ beki, Chelsea'nin takibinde. Villas – Boas çok istiyor kendisini. Hatta bu istek gerçekleşirse takımda yer alan Jose Bosingwa ile yollar ayrılacak.


Jose Bosingwa: Yukarıda belirttik. Kendisinin en önemli talibi Beşiktaş gibi duruyor. Çok yüksek maliyetlerle Chelsea'ye gelmişti kendisi. Chelsea ucuza kaptırmak istemeyecektir. Bu sebeple daha önemli paralar teklif edebilecek bir başka kulüp, kendisini transfer edebilir.


Gökhan Gönül: Fenerbahçeli yıldızın da adı özellikle İspanya kulüpleri ile çok anıldı. Barca ve Atletico bu dönemde ismi en çok geçen kulüplerden. Şu ana kadar tatmin edici bir teklif yok. Barca'ya “Alves varken niye gideyim?” de demişti Gökhan Gönül. Hiddink'in Chelsea'ye de önerdiği söyleniyor. Muhtemelen Fenerbahçe'de kalacak kendisi. Umarım kalır. En azından bir sezon daha.


Miguel Monteiro: Everton ve Portsmouth çok yakından ilgileniyor Portekizliyle. Dikkat edin! Ne dedik? Portekizli. O halde Beşiktaş'ın da bu yarışta olduğunu söylemek hata olmaz. Nitekim bugün bu tip bazı haberler de gazetelerde yer aldı.


Bir diğer gözdemiz de Lichtsteiner. Kendisi Juventus ile sözleşme imzaladı...

Sol Bekler


Fabio Coentrao: 2010 Dünya Kupası'nda çok iyi performans göstermişti Portekizli. Bir sene takımında oynadı ama artık Portekiz'de kalması çok zor. Real Madrid önemli gelişmeler kaydetti bu transferde. 20 milyon euro'nun üzerinde bir maliyetle İspanya yolunu tutması bekleniyor yetenekli sol bekin.


Geal Clichy: Arsenal daha iyisini bulabilir mi bilmiyorum ama Clichy ayrılmak istediğini açıklıyor. Kendisine en ciddi teklif ise PSG tarafından yapıldı bugüne kadar. Parayı buldular, her an getirebilirler. Önemli bir transfer olur.


Jose Angel: Gijon'un sol beki, Barcelona ile anlaştı falan derken işin içine Roma da dahil oldu. Barcelona'nın bir başka alternatifi daha var herkesin bildiği. Roma bastırabilirse kapabilir bu sebeple. Genç oyuncu önümüzdeki seneleri kotaracaktır nereye giderse gitsin...


Andre Santos: Barcelona'nın diğer alternatifi kendisi. Andre Santos her aklı selim insan gibi Barcelona'ya ılımlı yaklaşmasına rağmen, geçtiğimiz günlerde “Ben zaten Türkiye'nin Barcelona'sında oynuyorum.” şeklinde bir açıklama yapmış. Belki de transferi yatmış ve taraftara şirinlik yapmıştır, bilemeyiz. Yine de gelecek sene takımımızda(Fenerbahçe'de) görmek isteriz...


Aly Cissokho: Lyon'un sol beki için en güçlü aday Manchester City. Başka da bir talip duyulmadı şimdiye kadar.


Taye Taiwo AC. Milan, Reto Ziegler ise sezon biter bitmez Juventus yolunu tutmuştu zaten...


Ayhan Akman İçin Tehlike Çanları


Fotoğraf, Galatasaray'ın bugünkü idmanından. Normalde Fatih Terim'le Ayhan'ın arası öyle çok harika değildir. Hatırlayanlar olacaktır hatta, Fatih Terim'in milli takımı çalıştırdığı dönemde ikili arasında Ayhan'ın kadroya çağrılıp çağrılmamasıyla ilgili ufak da olsa bir çatışma yaşanmıştı. Hatta Ayhan, Fatih Terim'in kendisini milli takıma seçeceğine inanmadığını açıklayıp hocaya sitem ettiği gün, aday kadroda kendi ismiyle karşılaşmış ve mahçup olmuştu. Tabii Fatih Terim kadronun daha önce belirlendiğini söylese de ortada belli ki bir inatlaşma ve çatışma vardı.

Bugünse ikilinin böyle bir görüntüsü var ortada. Hoş, neticede profesyonel insanlardan bahsediyoruz. Birbirlerine trip atacak değiller. Ancak Ayhan'ın da Galatasaray kariyerinin devam edip etmeyeceğinin muamma olduğunun herkes farkında. Acaba Fatih Terim futbolcusuna hakikaten böylesine sıcak mı bakıyor yoksa "zaten gidecek, bari gönlünü hoş tutalım" gibisinden bir hareket mi bu. İlerleyen zamanda göreceğiz. Ancak benim hislerime göre bu görüntü hiç hayra alamet değil Ayhan açısından...

Avrupa'da Transferin Gözdeleri / Kaleciler

Sezon açılana kadar, transfer haberleri ile gündem meşgul tutulacak her zamanki gibi. Biz de Avrupa'da mevkilere göre hangi oyuncuların piyasası olduğuna ve kimlerin bu oyuncular için girişimlerde bulunduğuna dikkat çekmek istedik. Kalecilerle başlıyoruz...


Maarten Stekelenburg: Ajax'ın yetenekli kalecisi için en ciddi teklifi Roma yaptı bugüne kadar. Emiliano Viviano'yu Inter'e kaptıran Roma'nın tek hedefi haline geldi Hollandalı. Daha güzel ve parıltılı bir kadroda görmek isteriz kendisini ama bariz bir kaleci ihtiyacı olan büyük takım da görünmüyor Milan dışında. Milan'ın ise esamesi okunmuyor pek. Schalke'nin de pusuya yattığını belirtelim...


Pepe Reina: Atletico Madrid De Gea'yı Man. U.'ya gönderip, boşalan yere kendisini almak istiyor. Reina daha önce defalarca Liverpool'dan ayrılmak istediğini açıklasa da Daglish'in hamlelerinin tutacağına inanmış olmalı ki, Liverpool'da mutlu olduğuna dair açıklamalar yapıyor. Liverpool, kendisini satmak isteyecek mi bilemiyorum ama kendisinin talibi yok değil.


Fernando Muslera: Galatasaray ile adı sıkça anıldı. Eskisi kadar yoğun olmasa da hala ismi geçmekte. Demek ki Lazio'nun onu tutmak için büyük çabalar harcadığını düşünemeyiz. Galatasaray'a olur mu bilmiyorum ama hangi takıma transfer olacaksa; o takım 7-8 yılı kaleci açısından sıkıntı yaşamadan geçirecektir.


Guillerme Ochoa: Meksikalı kaleciye de Avrupa kulüplerinden birçok talip var. Katar sermayesinin eline geçen PSG bir adım önde diğer tüm takımlara göre. Hatta yıllık 1.5 milyon euro'ya evet dediği de konuşuluyor kendisinin.


Sebastien Frey: Yine adı Galatasaray ile anılan bir başka kaleci. Frey, başkan Aysal'ın “tüm dünyanın tanıdığı, çok önemli bir kaleci” açıklamasına en uygun adaylardan biriydi. Frey, Genoa'nın teklifini reddetti ama başka bir takımla anlaşmaya yakın olduğu için değil, Fiorentina'da kalmak istediği için. Yine de Floransa ekibinin yöneticileri kendisinden vazgeçmiş gibi duruyor. İkna edilebilir.



Alexander Doni: Yine kaleci, yine Galatasaray. İçime doğan da Doni'nin İstanbul'a geleceği açıkçası. Muslera biraz pahalı gelmiş olabilir. Frey istemiyor olabilir. Fakat Taffarel etkisi ve kariyer akışı beraber düşünüldüğünde sanki Doni, en yakın isim Galatasaray için. Tek sorun yıllık alacağı para. Adam, Liverpool'un teklifini yıllık ücreti büyük oranda düşüyor diye reddetmiş. Para yoksa ne işim var kalırım Roma'da, ne güzel şehir diyormuş yakın çevresine. İstanbul güzel, para da bol. Göreceğiz...


Federico Marchetti: Cagliari kalecisi 28 yaşında olmasına rağmen 1-2 senedir piyasada. Evet çok yetenekli bir kaleci ama bu yaşa kadar neredeydi anlamak mümkün değil. Kendisi için Genoa ve Milan yarışıyor. Bakacağız...


Igor Akinfeev: Geç kaldı Rus kaleci. 3-4 sene önce çok yetenekli bir kaleci olarak piyasaya çıkmıştı. Şimdi ise gözden ırak, gönüllerden de ırak oldu. Yine önemli bir kaleci ve alacak takımı rahatlatacak bir oyuncu ama eskisi kadar piyasası olmadığı aşikar. Bonservisi de oldukça yüksek. Kimse bu riskin altına girmek istemiyor.


Sergio Romero: Adı Galatasarayla anılmayan kalecilerden değil kendisi. Roma'nın Stekelenburg için bastırdığını söylemiştik ama orada istedikleri sonucu elde edemezlerse Arjantinli'ye yönelebilirler. Romero, fiziği itibariyle tam bir kaleci. Ekstra işler yapamaz, takımını ileriye taşıyamaz ama güven verir. Saçma sapan hatalarla takımını yakmaz.


Neuer Bayern Münih'e, De Gea Manchester United'a, Viviano da Inter'e transferlerini tamamladıkları için listeye girememişlerdir...





Umut Bulut Toulouse'da


Haftalardır, hatta bir senedir devam eden süreç, bugün itibariyle tamamlandı ve Trabzonsporlu Umut Bulut, Fransa'nın Toulouse takımına transfer oldu. Trabzonspor'un yaptığı resmi açıklamaya göre sözleşme fesih bedeli 3.794.842 Euro. Pazarlıkların ne kadar sıkı yapıldığı ortada. İki taraftan birine Adnan Sezgin yardımcı olmuş belli ki.

Umut Bulut, benim beğendiğim bir santrfordur. Normalde Trabzon taraftarının büyük kısmı tutmaz Umut'u. Hatta diğer takım taraftarları için de aynı şeyi söyleyebiliriz. Ancak kesinlikle sanıldığı gibi kazma falan değildir. Kaleyi görerek vuruş yapan, amiyane tabirle her önüne gelen topa dan dun asılmayan bir futbolcudur. Yeri gelir topun dibine girer, yeri gelir plase vurur. Son hafta Karabükspor maçında attığı goller başlı başına örnektir Umut'un golcülüğüne. Onun dışında saçma sapan goller kaçırmaz mı? Kaçırır elbet. Kim kaçırmıyor. Fiziği iyidir, koşar, mücadele eder, pres yapar, boğuşur. Zekasını biraz daha fazla kullanabilse eminim daha farklı bir profil çizerdi.

Şimdi Toulouse formasıyla mücadele verecek. Fransa ligine uyum sağlayabileceğine inanıyorum Umut'un. Oradaki mücadele yükünü kaldırabilecek, istikrar gösterebilecek bir oyuncu. Hasan Kabze'nin talihsizliklerini yaşamaz ve orada başarılı olur umarım.

Trabzonspor 2011 - 2012 Sezonu Formaları


Ortaköy'de yapıldı lansman. Yeni formalar tanıtılacaktı ama iki forma geçen sene de vardı diye hatırlıyorum ben. Victory ve Gold formalar tanıtıldı desek yeridir. Kaleci formaları da çok benzer. Yeşil vardı bir tane. Onu göremedik tanıtımda.

Victory forma Henrique'nin üzerindeki. Taraftar en çok bunu beğenmiş gibi duruyor. Bence de aralarında en iyisi o. Trabzonspor uğur, totem meselelerine kurban gitmezse en çok bu formayı giyer bu sene.

Gold forma ise aynı topraklardan esinlenme sonucu ortaya çıkmış. Ofspor'a bu sene bu formayı biz giyeceğiz arkadaş denilmiş olabilir. Belki de Alanzinho'nun motivasyonunu arttırmaktır amaç.

Daha güzel tasarımlar görebileceğimiz günlere... Hayırlı olsun...

İskeleti Sağlamlaştırmak / Okan Derici Galatasaray'da


Galatasaray, bugün Okan Derici ile anlaşıldığını açıkladı. Oyuncu Eintracht Frankfurt'un alt yapısından gelince ve 17 yaşında olunca çok fazla tanıma şansımız olmuyor haliyle. Kendisi hakkındaki en belirgin malumatımız, hücum oyuncusu olduğu, ikinci forvet gibi görev yaptığı ya da orta sahada hücuma dönük olarak görev alabildiği üzerine.

Mutlaka meziyetleri olan bir oyuncu. Zaten öyle olmasa Almanya U17, Türkiye U18 ve U19 milli takımlarında görev almış olamazdı. Zaten kısa vadede takıma girip etki gösterecek hali de olmadığına göre onun üzerinden derin teknik analizler yapmaya da gerek yok. (Kaldı oyuncu hakkında öyle analizler yapacak bilgimiz de yok) Kendi jenerasyonunun önemli oyuncularından biri olduğunu biliyoruz. Galatasaray'ın, bu yönden eksiklik çekmeye başlayan bir kulüp olduğunu biliyoruz. Bir zamanlar Türkiye'nin en iyi alt yapısına sahip kulübü olan Galatasaray'ın, bugün alt yapıdan oyuncu çıkarmakta ne kadar zorlandığı ve alt yaş kategorilerinde milli takımlara ne kadar az oyuncu gönderdiği ortada. Zaten alt yapıdan çıkanlar da çil yavrusu gibi başka kulüplere dağılıyorlar artık. Hoş, dağılmasalar ne olacak? Takımda şans mı buluyorlar? Hayır. Senelerce alt yapıda oynayıp bir şekilde adını duyuran, büyük umutlar beslenen gençler bile A takıma çıkınca sudan çıkmış balığa dönüyor zayıf fizikleri yüzünden.

İşte bu çıkmazın içinde Galatasaray'ın yerli rotasyonu da çürüyor ve halen daha Ayhan Akman'la, Mustafa Sarp'la, Server Çetin'le, Aykut Erçetin'le ya da Aydın Yılmaz'la bir şeyler yapılmaya çalışılıyor. Okan Derici transferi işte tam da bu vahim tablonun ilacı aslında. Okan'ın ne yaptığı, nasıl şut attığı, nasıl çalım attığı ya da ayağının içiyle ne derece öldürücü paslar verdiği şu aşamada önemli değil. Önemli olan bu tarz oyuncuları kulübe kazandırma bilinci. Okan Derici tek başına tabii ki yeterli değil. Mutlaka daha fazla gelecek vaat eden oyuncu getirilmeli bu kulübe. Öyle olacak gibi de görünüyor.

Umarım ki Okan Derici'nin kaderi ondan öncekiler gibi olmaz. Takımda ciddi bir süre alır. Kendisini bir adım ileriye götürecek şansları bulur ve beraber çalıştığı insanlardan bir şeyler öğrenip bu kulübe katkı sağlayacak bir futbolcu haline gelir.

David De Gea Manchester United'ta / Atletico Madrid(?)


Yeni nesil kalecilerin arasında ilk üçe sokabileceğimiz, kanımca en yeteneklisi ve gelişime en açık olanı De Gea, U 21 Avrupa Şampiyonası'nın tamamlanmasının ardından, İngiltere yollarına düşmüş ve sağlık kontrollerinden geçmeye hazırlanıyormuş.

Ufak tefek pürüzler kalmıştı ama iş buraya kadar geldiyse, transfer bitmiş de diyebiliriz. Casillas'tan sonra İspanya milli takımının da kalesini uzun yıllar koruyacağını ve Buffon, Cesar, Casillas gibi adamların futbolu bırakmasıyla mevkisinde dünyanın en iyisi olacağını düşünüyorum.

Neuer ve Stekelenburg ile önümüzdeki 10 yıla damga vuracaktır bu kaleci. Manchester bu hamleyle çok önemli bir iş yapmış gibi gözükmekte. İlgilenenler için bonservis bedelinin 20.5 milyon euro civarında olduğunu belirtelim.

Gelelim başlığın ikinci ayağına. Agüero takımdan ayrılmak istediğini açıkladı ve Juventus çok ciddi adımlar atıyor kendisi ile alakalı. Maradona ise onu Real'de görmek istiyor. Kısacası Agüero takımdan ayrılacak. De Gea, yukarıda da yazdığımız gibi İngiltere yollarını tuttu. Tomas Ujfalusi Galatasaray'a satıldı. Geçtiğimiz sezonun ortasında Simao Sabrosa Beşiktaş'a gönderilmişti. Forlan ve Reyes'in Galatasaray'a transferi konusunda açık kapı bırakan bir yönetime sahipler. Forlan'ın İngiltere'ye gidebileceği de konuşuluyor. Tiago'nun da ismi transfer dedikodularında geçmekte.

Kısacası takımın dağılması karşısında çok yumuşak diyebilecek bir tavır takınıyor Atletico Madrid teknik ekibi ve yöneticileri. Neye güveniyorlar bilmiyorum. Genç Brezilyalılarla ilgileniyorlar son 1-2 senedir. Bu yaz da bu tip transferlerle hamle yapacaklar gibi duruyor. Braga'dan savunma oyuncusu Silvio da bu kapsamda transfer edildi.

Gelelim sonuca... 2 takımın alıp başını gittiği, diğer takımların birbirlerine çok yakın puanlarla dizildiği ve her maçta her türlü sonucun ortaya çıkabildiği bir ligde; Deportivo, Sampdoria, Monaco, River Plate gibi takımların akibetini yaşarlarsa benim açımdan sürpriz olmayacaktır. Atletico transfer yapmazsa, bu ikilemdeki oyuncuların mevzuyu az sahiplenmesiyle birlikte çok kötü günler görebilir...


27 Haziran 2011 Pazartesi

Danilo Nikolic Kardemir Karabükspor'da


Bilal Kısa'nın ardından Karabükspor'un açıkladığı bir diğer transfer de Danilo Nikolic oldu. Nikolic, 27 yaşında. Savunmanın ortasında ve solunda görev alabiliyor. Geçtiğimiz sezonun başında Galatasaray'la UEFA Avrupa Ligi ön elemesinde eşleşen OFK Belgrad'da oynuyordu son olarak. Hatta Galatasaray'a bir de golü vardı.

Kendisi hakkında fazla bilgi sahibi değilim. İnternetteki görüntüler eşliğinde bazı fikirler elde ettim herkes gibi. Fiziği ve tekniği iyi bir savunma oyuncusu. Oldukça soğukkanlı. Topu oyuna sokma konusunda titiz ve başarılı. Dengeli müdaheleleri var. Çok süratli sayılmaz. Daha çok aklıyla oynayan bir oyuncu. Bu yaşına kadar ülkesinden çıkmaması bir handikap gibi görülebilir ancak başarılı olma olasılığı yüksek. Ne de olsa o bölgeden iyi oyuncular çıkıyor.

Bilal Kısa Kardemir Karabükspor'da

Kardemir Karabükspor, bugün Bilal Kısa'yla sözleşme imzaladı. Kulübün düşüşteki eski yıldızları transfer etme eğilimi tüm hızıyla devam ediyor. Sinan Kaloğlu ve Orkun Uşak'tan sonra Bilal Kısa da aynı bilinçle transfer edilmiş bir isim. Şu ana kadar direkt ilk onbirde oynayabilecek oyuncu olarak sadece Erdem Özgenç ve Erkan Taşkıran alındı. Halen bir forvet oyuncusu bekleniyor.

Peki Bilal Kısa takıma ne verir? Öncelikle istikrar vermeyeceği kesin. Tekniği iyi olan, tecrübeli bir oyuncu Bilal. Takımda direkt olarak oynamayacaktır. Kulübeye yapılmış bir transfer. Cernat'ın alternatifi olarak düşünüldüğü açık. Sol açık alternatifi gibi de görebiliriz. Hakan Özmert'in ayrılma ihtimali de var malum. Öyle bir durum olursa Bilal'den yararlanılabilir. Güvenilir bir yedek olur Bilal. Ancak dediğim gibi, ona güvenip takım kuramazsınız. Dayanıklılığını arttırması lazım. Daha üretken olması lazım. Geçen sezon Karşıyaka'ya pek bir katkı yapamamış. Potansiyeline ve geçmişine güvenip alındığı belli. Umarım faydalı olur.

Sevmiyorum Seni Süt Oğlan, Adnan'ı da Sevmezdim

Galatasaray'da sezonun ilk antrenmanı bugün yapılıyor. Geçen sene yaşanan yıkımın ardından yepyeni umutlar var camiada.

Umutlu olmak güzel şey. Peki ya bu umudun kaynağı ne? Yeni yönetim mi? Yeni yönetimin icraatları mı? Transferler mi? Duruş mu? Yoksa Galatasaray adı yeterli mi? Herhalde sonuncusu hariç, diğer hiçbir seçenek cevabı tam olarak doldurmuyor. Ne yeni yönetim bu umutların kaynağı, ne yeni yönetimin icraatları ne de transferler... Hiçbiri Galatasaray taraftarının yüreğine su serpebilmiş değil henüz.

Üzerine üstlük bir de bugün gazetelerde yer alan Bülent Tulun odaklı olumsuz haberler... Bülent Tulun'un, Fatih Terim'le sorunlar yaşadığına dair söylentiler ve "48 saatte yeni hoca bulurum" dediğine dair iddialar... Doğrudur ya da yanlıştır. Bülent Tulun böyle bir şey dememiş, iddia edildiği gibi sorunlar çıkarmamış da olabilir. Ancak kesin olan, Galatasaray'ın karmakarışık bir şekilde yeni sezona başladığıdır.

Ünal Aysal yönetiminin göreve geleceğinin belli olduğu günlerde sağda solda çeşitli yazılarda üzerine basa basa yazmıştım. "Ünal Aysal'ı tanımıyorum. Konuşmaları güven veriyor ancak yönetime aldığı ve birlikte çalışmayı düşündüğü isimlerden tamamen şüpheliyim" demiştim. Ne Ali Dürüst'ü başarılı bulurum, ne Abdurrahim Albayrak'ı ne de Bülent Tulun'u... Söz konusu isimler, Galatasaray'ın bugünleri yaşamasında payı olan, başarısız isimlerdir bana göre. Benim nazarımda ne Ali Dürüst o yumuşak tavrıyla Galatasaray'ın hakkını savunabilir, ne de Abdurrahim Albayrak o esnaf tarzı muhabbetlerle yurt dışında kulübü temsil edebilir. Bunlar başlı başına bir yazı konusu. Oturup saatlerce tartışılabilir.

Bugün beni en çok rahatsız eden kişi, ne Ali Dürüst'tür, ne de Albayrak'tır. Bugün ben en çok Bülent Tulun'dan rahatsız oluyorum. Bülent Tulun'a baktıkça gözümün önüne Adnan Sezgin geliyor. Senelerdir kulübün ensesinden inmemiş bir bela olarak gördüğüm sportif direktörlük makamı ne yazık ki bu iki ismin elinde. Sportif direktörlük öyle bir görev ki, ya gerçekten yapabilecek adama vereceksin bu sorumluluğu, ya da böyle bir pozisyon açmayacaksın. Adnan Sezgin ve Bülent Tulun gibi adamlar görevde olduğu sürece burnun boktan çıkmaz yoksa. Kimse önyargıyla yaklaştığımı sanmasın. Tulun ve Sezgin kulübün hakkını iyi niyetle savunmaya çalışıyor da olabilirler. Ancak geçmişlerinden ötürü kulübü spekülasyon malzemesi etmeye yatkın isimlerdir. İstemeden de olsa zarar verebilirler. Adnan Sezgin'in son dönemi malum. Adnan Polat'ın, Sezgin'de ısrar ederek neler kaybettiği ve Galatasaray'a neler kaybettirdiği de malum. Tekrar tekrar üzerinde durmaya gerek yok. Bülent Tulun'un da neler yaptığını ve Galatasaray'a neler kaybettirdiğini iyi biliyoruz. Görevde olduğu dönemlerde de olmadığı dönemlerde de kulübe ne büyük zararlar verdiği ortadadır. Yararı da olmuştur ancak zararı daha büyüktür. Bilmeyenler için iki örnek verelim. İlki Franck Ribery'nin serbest kalış sürecindeki basiretsiz ve vurdumduymaz tavrı, ikincisiyse daha geçtiğimiz sezonun devre arasında eski başkan Adnan Polat'a hararetle Robinson Zapata'yı tavsiye etmesi. Resim açık...

Ve bugün gazeteleri açtığımızda Bülent Tulun'un, Fatih Terim'i küstürdüğü haberleriyle karşılaşıyoruz. Doğru mudur bu olay? Bilemiyorum. İftira da olabilir. Peki Bülent Tulun ismi bana bu iddiaların doğru olabileceğini düşündürüyor mu? Ne yazık ki evet. Böyle bir ihtimalin gerçek olmasını düşünmemize neden olabilecek bir ismin böylesi kritik bir konumda olması ne kadar doğru? Daha dün Ünal Aysal dememiş miydi "o benim şahsi danışmanım olacak" diye? Ee, peki ne işi var şahsi danışmanın imza törenlerinde? Ne hakla Bülent Tulun'un Ujfalusi'nin imza töreninde futbolcuya giydirdiği Adidas forma yüzünden kulübün Nike ile olan ilişkileri geriliyor? Bunu açıklayabilecek bir kimse var mı kulüpte?

Ne yazık ki dün taraftar nelerden korktuysa bugün hepsini yaşıyoruz. Takım idmana çıkacak, hocayla resmi sözleşme imzalanmamış. Takımı 10 günde kurarız demişler, halen en kritik üç bölgeye transfer bekleniyor. Takımın yarısını göndereceğiz denmiş, Mustafa Sarp, Ayhan, Serkan Kurtuluş bugün idmana çıkacak... Kendimizi kandırmayalım. Tamam, şimdiye kadar yapılan transferler de iyi transferler ancak daha ihtiyacın yarısı ancak karşılanmış.

Ve artık ipler bilenin ellerine verilmeli. Galatasaray'a zarar verecek isimler o koltuklarda oturmamalı. Kendi selameti için televizyonlarda kulübü küçük düşürenlere bugün kurtarıcı gözüyle bakılıp sportif direktörlük görevi teslim edilmemeli. Transfer yapılmayacaksa alt yapıdan gençlerle yola devam edilmeli. Göreve gelirken bilinmiyor muydu mali durum? Eğer bilinmiyorsa bu da yönetimin suçu. Bir zahmet artık kurtarın taraftarı şu durumdan.

24 Haziran 2011 Cuma

Atila Turan Sporting'de

Portekiz basınına göre, Grenoble'da oynayan gurbetçi futbolcu Atila Turan, şu sıralar Lizbon'da Sporting kulübüyle görüşme halinde. Hatta daha da ileri gidersek, iki tarafın anlaştığını söyleyebiliriz. Şu an beklenen tek şey, Atila Turan'ın Sporting'le olan sözleşmesinin feshi. Genç futbolcunun sözleşmesi bedelsiz feshedilecek. Sebep ise Grenoble'ın ligden düşmesi muhtemelen. Takip edenler bilir. Atila Turan'ı uzun süredir Barcelona izliyordu. Böyle bir potansiyeli (üstelik bedelsiz) gözden kaçıran ya da alamayan Türk kulüpleri enayiliğine doymasın. Bir iki sene içinde kaç milyon teklif edecekler acaba?

23 Haziran 2011 Perşembe

Ashley Young Manchester United'ta


Phil Jones transferinden sonra bir hamle daha geldi Manchester United'tan. Aston Villa'nın milli kanat oyuncusu Young, Manchester ile 5 yıllık anlaşmaya vardı.

İki kanatta da görev yapabilen, yeri geldiğinde forvet pozisyonunda da yardımcı aktör olarak rol alabilen, çok yetenekli, süratli bir adam Young. Kontraataklara veya geniş alanda oynamaya çok müsait bir yapısı var. Yüksek tekniği dar alanda da iş yapabilme olanağı sağlıyor kendisine ama en önemli artısı sürati.

Park, Giggs, Nani, Valencia gibi kanat oyuncuları var bu takımda. Giggs'in yaşı kemale erdi ve bu sezon sonu hakkında çok acayip haberler çıktı. Belki de yaşayan efsane gelecek sezona yeteri kadar iyi hazırlanamaz. Nani her an sakatlanabilir bir yapıda. Valencia, Ronaldo'dan sonra büyük umutlarla geldi ama hiçbir zaman zirve yapamadı. Park da istikrarsız. Yani mevcutların arasından sıyrılıp, formayı kapmasına kesin gözüyle bakıyorum kendisinin.

Manchester United yönetimi veya menajer Alex Ferguson bizi duymayacaklar elbet ama hala bir kaleci almadıklarını hatırlatalım. Üstelik Fabio'dan sol bek oluyor ama sağ bek olmuyor söyleyelim. Rafael ise sadece alternatif olabilecek bir yapıda. O'Shea ve Brown zaten zorlama isimler yine orası için. Sol bek Evra'nın tamam ama sağ bek için de bir isim lazım diye düşünmekteyim.

Orta sahanın ortasında Gibson, Fletcher, Carrick ve Anderson gibi isimler mevcut evet. Yine de bir üst kalibrede bir adam istiyor gibi sanki burası. Lass Diarra'yı istedikleri haberleri geliyor ama lazım öyle bir adam. Son olarak da forvete sataşayım. Chicharito ve Rooney çok benzer yapıdalar. Berabatov da o boyuna rağmen hedef adam "target man" gibi oynadığında etkili olamıyor. Daha statik oynayan fakat gol vuruşu temiz bir adam çok iş yapar Kırmızı Şeytanlar'da...

Erkan Taşkıran Kardemir Karabükspor'da

Bucaspor resmi sitesinden yapılan açıklamaya göre Erkan Taşkıran Kardemir Karabükspor'a transfer olmuş. Karabükspor için gerekli bir transferdi. Sol kanatta bir eksiklik vardı. Bülent Kocabey'in ayrılmasıyla birlikte o bölgede Aydın Karabulut tek alternatif olarak kalmıştı. Seriç'in yedeği Murat Selvi de yetersizdi. Erkan Taşkıran hem sol açık olarak görev alacak hem de sol bekte Seriç'e bir alternatif olacak. Çok yerinde bir transfer. Süper Lig için standart üstü bir sol kanat oyuncusu alındı. Duran toplarda etkili. Fiziği de gayet yeterli.

Yalnız işin enteresan tarafı, Karabükspor'un transferlerini artık diğer takımların yetkililerinden öğreniyoruz. Bu transfer Bucaspor resmi sitesi açıkladı. Dün de Boluspor başkanı, Erdem Özgenç'in Karabükspor'a transfer olacağını açıklamıştı. Yeni yönetim bu konuda biraz tembel sanırım. Sağdan soldan bir şeyler duyuyoruz işte hasbelkader...

Şimdilik Karabükspor için transfer fena gitmiyor. Sağ bek eksikti, alındı. Sol kanat eksikti, alındı. Sağ kanat eksikti, alındı. Stoper ve santrfora da ciddi birer takviye yapılırsa (ki bunlar yabancı olur) takımın pek bir eksiği kalmayacak.

River Plate Yokuş Aşağı


River Plate senelerdir süren kötü gidişini bu sezon taçlandırdı adeta. Boca - River çekişmesinde Boca'nın yanında duran birisi olarak, River'ı bu hallerde görmenin beni mutlu ettiğini söyleyemem. Velez, Estudiantes gibi takımların baskısı altında kalan ligde pek bir esamesi okunmamaya başlayan bu iki takımın tekrar eski günlerine dönmesini istiyorum hatta.

Lacivertli - sarılı formasıyla Boca ve kırmızı şeritli beyaz formasıyla River, her daim tepelerde görmek istediğimiz ekipler.

Arjantin'de abuk bir sistem uygulanıyor. Apertura ve Clasura şeklinde iki ayaklı lig üzerinden takımlar sezonu tamamlıyor. Hadi bu bir yere kadar anlaşılabilir. Ama River'a play-out maçlarını oynatan sistem son 3 sezonun ortalamasına göre elde edilen sonuçlarla alakalı.

Her neyse, çok dalmayalım bu işin içine. Velhasıl kelam River Plate düşmemek için bir alt ligden Belgrano ile iki maç yapacaktı. Dün ilki oynandı bu maçların. Belgrano, River Plate'i 2-0 ile geçti. Durum 2-0 iken, River Plate taraftarları, deplasmanda olmalarına rağmen sahaya indi, futbolculara sataştı.

Şimdi bir maç daha var Monumental'de. Taraftarların ne kadar gergin olabileceği hakkında bir fikrimiz var dünden sonra. Şikeler, hatırlar, yer altları devreye girip River'ı kurtarabilir mi acaba? Çünkü River'ın kendi gücüyle maç kazanacak hali yok. Hal böyleyken de o stadın çökmesi, futbolcuların dayak yemesi, kolluk kuvvetlerinin silaha sarılması gibi tatsız birçok olayla karşılaşabiliriz.

Hem gönülden hem de mantıken River'ın şahlanıp, rakibine fark atmasını temenni ediyorum. Enzo Francescoli aşkına! Mario Kempes aşkına! hiç olmadı Ariel Ortega aşkına!!! Salas, Sorin, Aimar, Higuain, Saviola, Lucho, Gallardo, Mascherano, Ayala ve diğerleri için...

22 Haziran 2011 Çarşamba

Halil Altıntop Bilmecesi


Bilmece diyoruz ama bazı kaynaklara göre şu saatlerde bu bilmece çözülmüş durumda. Halil Altıntop, Trabzonspor ile ön protokol imzalamış gelen bu haberlere göre.

Herkesin beklentisi Eskişehirspor ile Halil'in anlaşması yönündeydi. Başkan, Eskişehirspor'un 40. yıl dönümünde, Porsuk Çayı üzerinde taraftarlara hitaben yaptığı konuşmada çok az pürüzlerin kaldığını ve Halil'i iki - üç gün içerisinde şehire getirip, imzayı attıracaklarını söylemişti hatta.

Kısmen sözünde durdu, Eskişehirspor Başkanı. Halil şehre geldi, şehri gezdi, fotoğraflar çektirdi. Bir yandan da ajanslara Trabzonspor'un Halil'e olan yakın ilgisi haberleri düştü. Bu haberlerden sonra Eskişehir cephesi fotoğrafları yayınladı.

Kimi kaynaklara göre dün geceyi Eskişehirspor Başkanı'nın evinde geçiren Halil Altıntop ne oldu da bugün Trabzonspor'a da yeşil ışık yaktı. Onu bilmiyoruz ama daha önce Trabzonspor yöneticilerinin açıklamalarından anladığımız bir şey vardı. Umut Bulut gidecekse; bir yerli forvet gelecekti Trabzonspor'a. Düşünülen ilk iki isim Turgay Bahadır ve Cenk Tosun transferleri gerçekleşmeyince, Halil'e sarıldılar demek ki. Ve açık söylemek gerekirse inceden anlaşmışlar ki Umut Bulut'un Toulouse'a transferine izin verdiler demek ki.

Peki Halil, Eskişehir'e neden gitti? Kanımca verilmiş bir sözü vardı. Zaten Türkiye'ye gelecekti. Yüz yüze görüşmelerde bir sorun çıkartırım oradan da Trabzon'a uçarım diye düşünmüş olabilir. Fakat gün boyu gelen haberlerin hiçbirinde bir sorun yaşandığı da ortaya çıkmamıştı.

Halil bu saatten sonra Eskişehirsporluların nefret ettiği bir adamdır. Çok umrunda olur mu? Sanmam. Ama yaptığının bir açıklaması olması gerek ve bunu kamuoyunun bilmesi gerek diye düşünüyorum.

Son teknik bilgileri de verecek olursak Halil 3 yıllık sözleşmeye imza atacakmış. Trabzonspor'a hayırlı olsun. Trabzonsporluları, Galatasaray'a transfer olan Selçuk İnan'a karşı kışkırtma görevini başarıyla üstlenen Sadri Şener; birileri çıkıp da Halil transferini eleştirmeye kalkarsa lütfen konuşmasın!...


21 Haziran 2011 Salı

Ahmet Cebe Karabükspor'a, Kerim Zengin Sivasspor'a...

Kardemir Karabükspor, bugün bir yeni transfer daha yaptı. Denizlispor'dan Ahmet Cebe'yle sözleşme imzalandı. Ahmet Cebe, hem tecrübeli hem de yetenekli bir kanat oyuncusu. Hücum yönünden oldukça katkı sağlayabilecek bir oyuncu. Onu sık sık ceza sahasına sızarken, arkadaşlarının ara paslarına hareketlenirken ve kaleciyle burun buruna kalmış bir şekilde görebiliriz. Savunma yönü biraz sıkıntılı olsa da kapatılabilir bir eksik. Fiziği yerli yerinde. Yalnız Denizlispor'da oynarken sözleşmesine koydurduğu "Büyük takımlar haricinde bir takım tarafından istenirse bonservissiz gidebilir" maddesi burada da geçerli mi bilmiyorum.

Öte yandan Karabükspor'da bir diğer gelişme de Kerim Zengin'in takımdan ayrılıp Sivasspor'a katılması oldu. Kerim, geçen sezon boyunca Karabükspor formasıyla oldukça başarılı maçlar çıkarmıştı. İşin içinde maddi yönden büyük bir fark yoksa Kerim'in elden kaçırılması tamamen yönetimsel bir zaaftır. Karabükspor Kerim'in gidişiyle çok şey kaybetti. Sivasspor'un ne kadar kazançlı çıkacağını tahmin etmek güç değil.

19 Haziran 2011 Pazar

Tomas Ujfalusi İstanbul'da (Galatasaray'da?)

Galatasaray'ın geçtiğimiz hafta borsaya görüşüldüğünü bildirdiği Atletico Madrid'in üç futbolcusundan ilki bugün İstanbul'a geldi. Ben, söz konusu bildirimin yapıldığı gün şehir dışında olduğum için bu coşkuya ortak olamamış ve bloga da konu hakkında bir yazı yazamamıştım. Bugün Ujfalusi'nin gelişiyle birlikte yazılara da başlamış oldum. (Forlan ve Reyes hakkında da olumlu gelişmeler olduğunu varsayarak)

Tomas Ujfalusi, 1978 doğumlu ve kariyeri boyunca sırasıyla Sigma Olomouc, Hamburg, Fiorentina ve Atletico Madrid formaları giymiş. Sürekli çıkışta olan bir oyuncu. Geçen sezon sportif olmayan nedenlerle Çek Milli Takımı'nı bırakmış. Ülkenin önemli savunmacılarından.

Teknik özelliklerine bakacak olursak, güçlü bir fiziğe sahip olduğunu söyleyerek söze başlayabiliriz. Sert bir savunmacı. Havadan yerden etkili. Savunmanın her tarafında oynayabilir. Merkezde, sağda, solda... Bu bakımdan Neill ile benzer bir yanı var diyebiliriz. Topla arası fena değil. En önemli handikapı, yaşı ilerledikçe ilerleyen ağırlığı. Ancak oyun bilgisi üst düzey olduğu için bu açığını kapatabiliyor. Zaten dünyanın en iyi iki liginden birinde üst düzey bir takımda sezonun büyük bölümünde banko oynamak da birçok meziyet gerektiriyor.

Ujfalusi'nin bir diğer özelliği de zaman zaman aşırıya kaçan sertliklere başvurabiliyor olması. Bu özelliği nedeniyle büyük tepki gördüğü zamanlar oluyor. Genel olarak istikrarlı ve sakin bir oyuncu ama yine de. Hücumu sevmesi de ayrı bir avantaj. Etkili çıkışları var. Bu konuda Servet'le aralarında tatlı (olmasını dilediğimiz) bir rekabet olabilir. Acı bir rekabeti düşünmek bile istemiyorum. Ki Ujfalusi'nin kötü olarak niteleyebileceğimiz özelliklerinden biri de hücuma döndükten sonra savunmaya dönme konusunda tembel davranabilmesi.

Ayrıca, Milan Baros'un vatandaşı olması ve Baros'un takımda kalma ihtimalleri arasında da bir bağ kuracak olursak, pozitif bir etki göstereceğini öngörebiliriz.

Sonuç olarak, Ujfalusi tecrübeli bir futbolcu ve Galatasaray'a yararlı olacaktır. Transferde son dakikada bir pürüz çıkmazsa iyi bir hamle diyebiliriz. En azından önümüzdeki iki sezon üst düzey katkı sağlayabileceğini düşünüyorum.
Ujfalusi, ayrıca Prag Ülkü Ocakları'ndaki çalışmalarıyla da dikkat çekiyor

17 Haziran 2011 Cuma

Sezer Öztürk Fenerbahçe'de


En sonunda pazarlıklar sona erdi ve Sezer Öztürk 4 yıllık imzayı attı. İlgilenenler için söyleyelim, 2.750 bin euro + Abdülkadir + Berk Elitez (kiralık) olarak verilmiş Sezer için. Abdülkadir'in geldiği zamanları hatırlıyorum, Deco'ya benzetiliyordu. Hiç olmadı. Haydi Fener'de olması zordu ama İ.B.B'de de olmadı Abdülkadir. Umarım Eskişehirspor'da yükselişe geçer.

Berk'i birkaç maç izleme şansım oldu FB Tv sağolsun. Bence önemli bir yetenek. Bonservisinin verilmemesi sevindirici. Özgür Çek'teki hatadan dilimiz yanmış demek ki, üfleyerek yemişiz bu sefer. Fenerbahçe'de yerli forvet olmak zordur. Semih'ten başkası çekmiyor işte bu kahrı ama 2-3 sene sonra yani Semih'ten sonra, bu görevi üstlenebilecek bir yetenek olduğunu düşünüyorum. O yetenekler mevcut. Umarım, fazla forma şansı bulur Eskişehir'de ve buraya pişerek döner.

Gelelim Sezer'e. Yaş 26. En güzel çağı. Çok acayip yetenekleri var mı? Yok. 3 kulvarda yarışacak bir takımın alternatifli bir kadro oluşturması lazım ve Sezer bu takımın kaliteli alternatiflerinden biri olacaktır. Ayrıca yabancı sayısı ile ilgili bir sıkıntıya girildiğinde, forvet arkasındaki üç mevkii için de güvenilebilecek bir isimdir. Özer ve Sezer çok benzer iki adam. Ama Özer Fenerbahçe'ye geldiği günden bugüne gerilemekte. Bunda yaşadığı sakatlıkların da etkisi var tabii. Sezer de umalım ki yedek kaldıkça gerilemesin ve sakatlıklarla boğuşmasın...

14 Haziran 2011 Salı

Yeni Nesil Tolga Doğantez / Akeem Agbetu

Bugün transfer döneminin resmi olarak açılmasıyla birlikte, aslen Sivasspor'un futbolcusu olan ve geçtiğimiz sezonu Samsunspor'da kiralık olarak geçiren Akeem Agbetu'nun önümüzdeki sezon için Karşıyaka ile sözleşme imzaladığı haberini aldık.

Agbetu, 2009 senesinin başında Kocaelispor'a transfer olarak Türkiye'ye adım atmıştı. Sonrasında Sivasspor'a transfer oldu ve geçen sezon da Samsunspor'a kiralandı. Karşıyaka, Agbetu'nun Türkiye'de 2,5 senede formasını giyeceği dördüncü takım olmuş oldu.

Yaşı henüz 23 olan bir futbolcu için oldukça hızlı gidiyor Agbetu. Ligimizin evliya çelebilerinden Tolga Doğantez'i hatırlatmadı desek yalan olur. Dile kolay 2,5 senede dört takım. Bu ülkede 15-20 sene aynı takımda forma giyen futbolcular varken, Agbetu'nun yaşadığının biraz ilginç bir deneyim olduğunu söylemek zor değil.

11 Haziran 2011 Cumartesi

Fernando Muslera Galatasaray'da, Lorik Cana Lazio'da Mı?


Lig Tv yaptı haberi, biz de bilmeyenler varsa diye duyuralım dedik. Kulüp tarafından açıklama ne zaman gelir bilmiyoruz ama beklenmeyen bir gelişme değil.

Cesar, Casillas, Buffon, Neuer gibi çok sıradışı kalecileri bir kenara bırakırsak, Galatasaray dünyadaki en iyi kalecilerden birini transfer etmiş oldu böylece. Ne kadar oynayabilir, ne yapabilir göreceğiz? Ama kağıt üstünde iyi bir transfer gibi gözüküyor. Ayrıca çok başarılı 2-3 sezon geçirirse; iyi paralara satılması da mümkün olabilir. Yaşı 25 henüz. Tebrik ederiz Galatasaray'ı.

Cana da bu transfer karşılığı Lazio'ya gitmiş. Döktürür şimdi orada kendisi. Hep böyle olur. Ona da başarılar dileriz.

Bu yorumlar transferlerin gerçekleşmesi halinde bir değer kazanacaktır. Resmi açıklama olmadığı için başlıktan da anlaşılacağı üzere doğrulanmış bir haber olarak yaklaşamıyoruz...

Jaja Nereye?


Son dakika haberlerine göre; Trabzonspor, Birleşik Arap Emirlikleri takımlarından Al Ahli ile anlaşmış Jaja'nın satılması hususunda. Bunu oyuncunun talebiyle mi gerçekleştirdiler bilmiyorum ama bu adam değil miydi buraya gelmeden önce hedefinin Avrupa'nın büyük kulüpleri olduğunu söyleyen? Hatta sözleşmesine böyle bir madde ekleten?

Alex'in Türkiye'de en beğendiği yabancı oyuncu olarak kendisini söylemesinin yanı sıra; yetenekleri ve etkinliği itibariyle gerçekten de kalbur üstü olan bir oyuncu 25 yaşında niye BAE'ye gider ki? Para bu kadar mı tatlıdır? Umarım en kısa zamanda Jaja'nın böyle bir transferde yer almak istemediği haberleri gelir. Bu adamın üst düzey arenada yapabileceği daha çok iş olduğunu düşünüyorum.

10 Haziran 2011 Cuma

Bebe Beşiktaş'ta


Bobo yok Bebe var. Ben anlamadım mantığını. Tamam kiralık. Evet genç ve yetenekli. İyi de Beşiktaş bu adama güvenip de nasıl yola çıkar? Bilemedim. Garanti bir forvet daha anlamlı olurdu. Umarız başarılı olur... Kiralık olduğunu söyleyelim. Bence bonservisiyle alınacak, kulübü sahiplenecek bir adam daha iyi olurdu. Portekizli olması transferdeki en önemli etken diye tahmin ediyorum.

Ceyhun Gülselam Galatasaray'da

Galatasaray, bugün sezonun üçüncü transferini de yaptı. Trabzonspor'la sözleşmesi sona eren Ceyhun Gülselam'la görüşüldüğü borsaya bildirildi. Yakın zamanda da anlaşma yapıldığı açıklanır. Bu sene yapılan diğer iki transfer gibi bu da bedelsiz.

Ceyhun, alt yapısını Almanya'da almış, hatta bir dönem Bayern Münih alt yapısında da oynamış bir oyuncu. Trabzonspor da Unterhaching'den transfer etmişti kendisini. Fatih Terim'in oldum olası beğendiği oyunculardan. Milli takımda da şans veriyordu hatta sıkça. Bu bağlamda Galatasaray'a istenmesi de gayet doğal. Bilindiği gibi hem stoper hem de orta saha oynayabiliyor. Orta sahadaki verimi Galatasaray için ne derece yeterli olacak bilemiyorum. Sanırım ağırlıklı olarak stoperde izleyeceğiz Ceyhun'u. Daha doğrusu öyle olsa daha iyi olur. Neticede topla oynama ve topu oyuna sokma konusunda ortalama bir stoperden (ve de kadrodakilerden) daha becerikli olduğu kesin. Biraz daha kalınlaşır ve stoper bölgesine ait melekelerini geliştirebilirse çok çok iyi bir alternatif elde edilir.

Ben, yararlı bir transfer olarak görüyorum Ceyhun Gülselam'ı. Evet, belki as kadro için yapılmış bir takviye değil ancak rotasyonu çok rahatlatacağı kesin. Fatih Terim'in en sevdiği tipte oyunculardır böyle çok yönlü futbolcular. Umarım faydalı olur.

GSCimbom Fanzin 45. Sayı Yazısı / Mirkan Aydın

GSCimbom Fanzin 45. sayı çıktı. Bu sayı da aynı 44. sayı gibi oldukça dolu dolu bir içeriğe sahip. Ben de bu içeriğe Sefa Yılmaz ve Mirkan Aydın'ı inceleyerek katkıda bulunmaya çalıştım. Bir önceki postta Sefa Yılmaz tanıtımı yer alıyor. Bu yazıda da Mirkan Aydın'ı tanımaya çalışacağız. Fanzinin tamamını okumanızı tavsiye ederim. GSCimbom Fanzin 45. sayıya bu linkten ya da blog sayfasının sağ tarafında yer alan bölümden ulaşabilirsiniz.

Aranan Santrfor

Mirkan Aydın, Bundesliga 2'de sezonun dikkat çeken gurbetçi futbolcularından biriydi. Vfl Bochum takımında forma giyen Mirkan, biraz geç de olsa hak ettiği yere gelmeye başladı.

Mirkan Aydın, 8 Temmuz 1987 doğumlu bir santrfor. 2004 yılına kadar Wattenscheid takımının alt yapısında forma giymiş. Henüz 17 yaşındayken TSG Sprockhövel takımına gitmiş ve 2007’de de şu anda formasını giydiği Bochum’a transfer olmuş. Bochum’un rezerv takımında oynadığı 73 maçta 20 golü var. Aslında bu rakamlara bakınca asıl patlamasını bir türlü yapamamış bir oyuncu görüntüsünde. Zaten enteresan olan da 23 yaşındayken gelişim gösterip çıkış yakalaması.

2009-2010 sezonunda, Bochum’un rezerv takımında 30 maçta attığı 14 gol, aslında bir işaret olarak değerlendirilebilir. A takımda bir kez, Hoffenheim’a karşı forma giyebilmiş. Ardından ağır bir sakatlık yaşamış ve geride bıraktığımız sezonun ikinci yarısına kadar hiç oynama şansı bulamamış. Ligin 18. haftasından sonra forma bulduğu 15 maçta ise ortaya sekiz gol üç asistlik bir performans koymuş. Takımda bir anda bu kadar baskın bir yer edinmesi, muhtemelen kendisini de şaşırtmıştır.

Mirkan’ın özelliklerinden biraz bahsedecek olursak, öncelikle bir santrfor için neredeyse kusursuz bir fiziğe sahip olduğunu belirtmemiz gerek. Boyu 1.88 ve bu boya rağmen ayaklarına çok hakim ve kıvrak bir oyuncu. Müthiş bir soğukkanlılığı var. Topu ayağına aldığında nerede olursa olsun sakinliğini koruyabiliyor. Adam eksiltme özelliği var. Panik yapmayan bir yapıya sahip olduğu için dar alanda da rakiplerini geçebiliyor. Öyle ahım şahım bir hızı da yok oysaki. Bileklerine hakim olduğu için kolay adam geçebiliyor. Önünde boş alan bulduğunda yakalanması çok zor… Oyun görüşü standardın üzerinde. En önemli artısı, hem atmayı hem de attırmayı sevmesi. Ceza sahası içinde kendisini rahatlıkla unutturabiliyor. Gol vuruşlarının çok net olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. İki ayağını da aynı beceriyle kullanabiliyor. Çakılı oynamadan, sağa sola deplase olmayı sevmesi ve topsuz oyundaki mahareti de rakip savunmalar için ayrı bir tehdit unsuru. Kaleciyle karşı karşıya kaldığında topu üzerinden rahatça aşırabilmesi bile birçok şeyi belli ediyor aslında.

Bunca artısına rağmen bu yaşa kadar böylesine bir çıkış yapamamış olması düşündürücü. Burada bir özgüven sorunundan bahsedebiliriz. Tabii bu sadece bir tahmin… Eğer ortada gerçekten de bir özgüven sorunu varsa, eminim ki bu sezonki performansının ardından ortadan kalkmıştır.

Mirkan Aydın’ın olumlu özellikleri bu şekilde. Biraz da olumsuz yönlerinden bahsedelim. Uzun boylu bir oyuncu olarak hava toplarında etkili olması bekleniyor kendisinden. Ancak Mirkan yerden daha etkili. Boyunun avantajını daha çok kullanmalı. Kaldı ki bu sezon attığı sekiz golün sadece birini kafayla atması da bu tezimizi doğruluyor. Bu özelliğinin üzerine gittiği takdirde, çok daha üst seviyede mücadele etmesi mümkün görünüyor. Tabii ki sakatlık yaşamadan, bu sezon yakaladığı çizgiyi de devam ettirmesi şart.

Henüz hiçbir milli takımı tercih etmemiş olması da ayrıca dikkat çekici. Sonuç olarak, hem Galatasaray’da hem de milli takımda uzun yıllar değerlendirilebilecek bir oyuncuyla karşı karşıyayız. Umarım ki bu çıkışını sürdürür ve yolu bir gün Florya’ya da düşer.

Sefa Yılmaz Kayserispor'da / Sonuca Giden Yol Kanatlardan Geçer (GSCimbom Fanzin 45. Sayı Yazısı)

GSCimbom Fanzin'in 45. sayısı için bu ay iki adet gurbetçi futbolcu tanıtmaya çalıştım. İlki, aşağıda okuyacağınız Sefa Yılmaz. Tabii ben bu gurbetçileri "keşke Galatasaray'da olsalar" bakış açısıyla yazıyorum ancak bugün Sefa'nın Kayserispor'a transfer olduğu haberi geldi. İyi bir transfer. Kayseri'ye yararlı olacağını düşünüyorum. Kayserispor'un bu yeni transferini bir kez de buradan tanıyalım en iyisi:


Sonuca Giden Yol Kanattan Geçer

Duisburg’da bu sezon iki gurbetçi ön plana çıktı. Bunlardan biri, iki sayı önce tanıttığımız ve çeşitli Süper Lig takımlarını peşinden koşturduktan sonra Bundesliga kulüplerinden Kaiserslautern’e transfer olan Olcay Şahan, diğeri de bu yazıda tanıtmaya çalışacağımız Sefa Yılmaz.

Öncelikle Sefa hakkındaki yargımı en baştan söyleyeyim: Sefa Yılmaz, kesinlikle Olcay Şahan’dan daha potansiyelli bir oyuncu. Eğer kapasitesi oranında gelişim gösterirse çok önemli bir yıldız adayıyla karşı karşıyayız. Tabii ki yeteneğinin yanında melekelerinin de olgunlaşması şart.

Sefa Yılmaz, 1.83 boyunda, 1990 doğumlu ve hücuma dönük bir sağ kanat oyuncusu. Futbola Eintracht Südring Berlin’de başlamış, ardından Tennis Borussia Berlin’de oynamış ve 2005 yılında da Wolfsburg’a transfer olmuş. Wolfsburg’da rezerv takımda ve çeşitli yaş kategorilerinde oynadıktan sonra, geride bıraktığımız sezonun başında Bundesliga 2 kulüplerinden Duisburg’a transfer olmuş. 19 Yaş Altı kategorisinde Türkiye forması giyerken, 20 Yaş Altı kategorisinde Almanya için mücadele etmiş. Ardından Türkiye Ümit Milli Takımı’nın son aday kadrosunda kendisine yer bulmuş.

Mevkisi itibariyle skora doğrudan ya da dolaylı olarak katkıda bulunabilen bir oyuncu Sefa Yılmaz. Bu sezon Duisburg formasıyla 31 maça çıkmış ve burada da 6 gol 3 asistlik bir performans ortaya koymuş. Bundesliga 2’de ilk sezonunu yaşayan bir genç oyuncu için iyi bir istatistik diyebiliriz. Özellikle 31 maçta görev alması, istikrar açısından yeterince fikir veriyor. Sefa, bu 31 lig maçında yalnızca bir kez sarı kart görmüş.

Sefa’nın üzerinde durulması gereken birçok olumlu özelliği var. Öncelikle müthiş bir top tekniğine sahip… Bir kanat oyuncusunda bulunması gereken en önemli şeylerden birisi olan adam eksiltme özelliği Sefa’da da var. Dar alanda bu özelliğini kullanmayı fazla sevmiyor. Bu konuya biraz daha ağırlık verip elindeki avantajı daha etkin şekilde kullanabilmeli. Ancak geniş alanda, özellikle de kontra atağa çıkarken çok etkili oluyor ve durdurulması neredeyse imkansız bir oyuncu halini alıyor. Çok çabuk süratlenebilmesi ve süratine rağmen top kontrolünde hiçbir sıkıntı yaşamaması da en önemli meziyetlerinden birisi… Kanatta topla çizgiye inmek gibi güzel alışkanlıkları var. Ve daha da güzeli, topla çizgiye indiğinde tipik Türk futbolcusu hastalığına tutulup kafasını yere gömerek bakmadan orta yapmıyor. Ceza sahası içinde uygun arkadaşını görüp, ona pas vermeyi tercih ediyor. Bu haliyle daha fazla asist yapmış olması gerekirdi aslında, ancak Duisburg’da bu tarz pozisyonlarda çok da etkili olabilecek bir forvet oyuncusu yoktu.

Sefa Yılmaz, son vuruşlarda da etkili bir oyuncu. Mesafe fark etmeksizin, net vuruşları var. Ayrıca kafa toplarında da fena sayılmaz. Bu sezon skora yaptığı katkı gerçekten ciddiye alınmalı. Hatta şöyle bir öngörüde bulunabiliriz. Önümüzdeki sezon, Sefa Yılmaz eğer takımında kalırsa, bu sene yakaladığı gol ve asist istatistiğini ikiye katlayabilir. Çünkü genelde ligin ikinci yarısında üretken olmuş geçtiğimiz sezon. Bu demektir ki lige daha da ısınıyor ve seneye daha verimli olacak.

Genç gurbetçinin olumsuz özelliklerinden bahsetmek gerekirse, ilk planda savunma konusunda bir zaafı olduğunu söyleyebiliriz. Takım savunmasına biraz daha katkıda bulunması lazım. Kaldı ki istediği anlarda savunmaya katkı sağladığı da olmuyor değil. Zaman zaman oyunda kaybolduğu da oluyor ayrıca. Maç içinde devamlılığını arttırması gerek. Daha fazla sorumluluk almalı. Çünkü onda o yetenek var. Takımının sürükleyici unsurlarından birisi olabilecek kapasiteye sahip. Liderlik vasıflarını geliştirirse neden olmasın. Bir diğer dezavantajı da kilo almaya müsait yapısı… Sürekli olarak kendine çok iyi bakması ve bu fiziğini koruması gerek. Aksi takdirde uzun süren bir sakatlık yaşaması halinde, tekrar fit duruma gelip form tutması zaman alabilir.

Sonuç olarak, adından çokça bahsettirecek bir gurbetçi oyuncu Sefa Yılmaz. Umarım ki doğru ellerde doğru yönlendirmelerle gelebileceği en üst seviyeye gelir.

9 Haziran 2011 Perşembe

Barış Özbek Trabzonspor'da

Barış Özbek, bugün Trabzonspor'a transferini gerçekleştirip üzerine bordo mavili formayı geçirmiş. Fotoğrafta gördüğünüz gibi dosta güven düşmana korku veren bir de tavır takınmış. Umarım başarılı olur, ne diyelim başka...

Bu transferle dalga geçme sığlığına düşmek istemiyorum. Barış, açıkçası bel bağlanacak bir oyuncu değil. Bu saatten sonra Galatasaray'a yararlı olacağı yoktu. Trabzonspor'da rotasyonda yer alabilir. Onun hakkındaki genel geçer fikirlere katılmıyorum. Feldkamp dönemindeki gibi basit oynamayı becerebilirse verimli olabilecek bir oyuncu. No-look pass falan yapmaya kalkmadığı sürece sorun yok. Orta sahaya direnç, takıma enerji katacağı kesin. Daha fazlasını beklemek de iyimserlik olur. Kendisine güvenildiğini hissetmesi gerek. Takımdaki şamar oğlanı pozisyonuna düşerse hem taraftara hem de arkadaşlarına koca sezonu zehir edebilir. Yine de kadro derinliği açısından düşünülünce kötü transfer değil. Neticede Şenol Güneş faktörü var. Burak Yılmaz'ı adam etti Şenol Güneş...

Miroslav Klose Lazio'da


Nihayet bitti Alman golcünün transferi. Önce Trabzonspor ilgilenmişti, çocuklarının eğitiminin aksayacağını öne sürerek reddetti Klose. Sonra Galatasaray istedi. Klose'nin eşi, İstanbul'a gelmek istemediğini söyleyince herkes Lazio'ya gideceğini anladı.

Zaten 2-3 hafta "Seneye Roma'dayım" diye açıklama yapmıştı Klose. Bizim kulüplerin verdiği paralar aklını karıştırmış olacak ki transfer bugüne kadar sarktı. Lazio, bugün itibariyle resmi sitesinden transferi duyurdu. Bugün yani 9 Haziran yani Klose'nin doğum gününde, Klose yeni takımına imzayı atacak...

8 Haziran 2011 Çarşamba

Phil Jones ve Jordan Henderson!?



Yukarıdaki iki isim dünyanın en önemli kulüplerinden ikisine transfer oldular dün itibariyle. İkisi de İngiltere futbolunun genç yetenekleri. Sezon içinde bu kadar parladıklarını tahmin etmemiştim ama koca koca kulüpler bir şeyler bulmuşlar demek ki kendilerinde.

Phil Jones'tan başlayalım. Blackburn Rovers oyuncusu olan Jones da Henderson gibi Liverpool'a gidecekti ama Ferguson çok istemiş olacak ki Manchester United açtı kesenin ağzını ve Jones'u Kırmızı Şeytanlar kaptı. Stoper ve defansif orta saha olarak oynayabilen Jones'un bonservisi için ödenecek para 19 milyon euro... 19 milyon euro'ya başka başka adamlar alınamaz mıydı? Göreceğiz. Vardır Alex'in bir bildiği.

28 resmi maçın 24'ünde ilk 11'de yer almış Jones. Vidic, Ferdinand, Evans, Smalling gibi adamlar kadrodayken; bu paralarla bu transfer soru işaretleri yaratıyor. İngiltere milli takımının alt yaş kategorilerinde de oynuyor kendisi. 2-3 sene sonrasına yatırım olarak düşünmekte fayda var. İmza 5 yıllık çünkü...

Jordan Henderson ise Sunderland'ten Liverpool'a geçti. Jones'a göre daha çok tanınan ve astronomik rakamlarla transfer olacağına kesin gözüyle bakılan bir isimdi Henderson. Bonservis bedeli açıklanmadı ama önemli bir para verileceği kesin.

Orta sahanın ortasında ve sağında oynayabiliyor Henderson. Bu sezon 38 resmi maçta görev almış. 37'sine ilk 11'de çıkmış. 3 golü var bu sene. Milli takımın alt yaş kategorilerinde oynamasının yanı sıra, yaşı 20 olmasına rağmen A milli takımda da yer almış 1 kere. Liverpool orta sahasına derinlik kazandıracağı kesin...

Orkun Usak Karabükspor'da

Kardemir Karabükspor, sezonun üçüncü transferini de yaparak Orkun Uşak'ı kadrosuna kattı. Orkun, Karabükspor için gerekli bir transferdi. Geçtiğimiz sezon Tomiç'in yokluğunda çıkılan Sivasspor maçında yedek kaleci Fatih'in yediği 5 gol, biraz can acıtmıştı.

Fatih genç bir kaleci değildi ancak Süper Lig tecrübesi de yoktu. Karabükspor, Orkun'u alarak bu konudaki açığını kapatmış oldu. Orkun, muhtemelen yedek kalacağının bilinciyle transfer olmuştur Karabükspor'a. Neticede Tomic gayet yeterli bir isim. İkinci kalecilerin de bana göre mutlaka tecrübeli olması gerekir. Dolayısıyla 31 yaşındaki Orkun Uşak'ın transferi doğru bir transferdir. Zaten Orkun, Özden Öngün ve Gökhan Tokgöz gibi isimler her zaman aynı çizgilerini koruyan, ne olumlu anlamda ne de olumsuz anlamda eksterm performanslar sergilemeyen kaleciler. Eh, kapasiteleri de bir yere kadar. Yani tam ikinci kaleci olacak isimler. Üçüncü kaleciyi de A2 takımdan çıkarırsınız, olur biter. En ideali budur. Ayrıca Orkun'un maç içerisinde yüksek konsantrasyonlu olması ve sürekli konuşarak defansı ikaz etmesi de ayrı bir avantaj.

Bakalım Karabükspor'da önümüzdeki günlerde neler olacak. Henüz ilk onbir oynayacak bir transfer yapmadılar. Alınanlar hep kulübeye. Umarım ki eksikleri giderecek planları vardır.

6 Haziran 2011 Pazartesi

Ersan Gülüm Yerinde Kaldı

Haftalardır pinpon topu misali bir Beşiktaş, bir Galatasaray arasında gidip gelen Ersan Gülüm, nihayet Beşiktaş tarafından bugün yapılan açıklamada da belirtildiği üzere siyah beyazlılarda kaldı. Toplamda Adanaspor'a ödenecek 4 milyon avro tutarında bir rakam söz konusu.

Ersan zaten başından bu yana tercihinin Beşiktaş olduğunu söylüyordu ancak Adanaspor'un sahibi Bayram Akgül'ün Kayserisporlu yöneticilerden gördüğü pazarcı mantığındaki yaklaşımı sayesinde Galatasaray da ciddi bir seçenek haline gelmişti.

Ben, Galatasaray'da Ersan tipi bir oyuncunun oynamasını isterdim tabii ancak önceliği başka takım olan bir oyuncuya da sıcak bakmak kolay değil. Bu transferde futbolcunun öncelikli isteğinin gerçekleşmiş olması, son dönemde yaşanan bazı transfer karmaşalarının ardından güzel bir gelişme. Tabii arada Beşiktaş taraftarından bir kısmın da Ersan'a yaklaşımı değişti ama o kadar olacak. Her şey yine eski haline döner. Ersan da Beşiktaş'a faydalı olur diye düşünüyorum. Bu transferle birlikte Ferrari'nin ardından Sivok'un biletinin de kesilmesi kesinleşti diyebiliriz. Beşiktaş için çok olumlu bir hamle oldu.

5 Haziran 2011 Pazar

Elinde Şekeriyle Abramovich

Hepimiz biliriz ki, filmlerde yapılan flashback ve flashforward özellikleri seyirciyi daha çok odaklandıran unsurlar olmuşlardır. Yalnız bu kısımlar dikkati bütünüyle dağıtmaması açısından hep kısa süreli olarak verilmektedir. Kimi izleyici için çok fazla anlam ifade ederken, kimisi içinse oldukça kafa karıştıran bir özellik olmuştur hep… Yalnız her ne olursa olsun film bittiğinde, bütüne bakıldığında hep anlam ifade eden bir özellik olarak bizlerdeki karşılığını da bulmuştur.

İzin verirseniz bende siz değerli okuyucularıma bu sefer bir flashback sunacağım. Yani sizleri biraz geriye, çocukluğunuza götüreceğim.

Parklarda sallanırken ya da arkadaşlarımızla kovalamaca oynarken hep bir çocuk gelir ya; hani elinde en pahalı şeker olur ve aynen şöyle söyler: “Bakın elimdeki en pahalı şeker ve o benim, size vermem” der. İşte son yıllarda Chelsea Futbol Kulubü’nü, o çocuk yönetiyor; Roman Abramovich…

Peki ne yapar bu adam?

Oldukça basit aslında; takımın başına getirdiği hocaların önce kendilerini özel hissetmelerini sağlar çünkü diğer teknik adamlara göre hep daha fazla kazandırmıştır. Bir önceki sene double yapmış olsanız bile bir sonraki sene boş geçtiğinizde hemen, hem de hiç beklemeden son maçınız biter bitmez kulüple olan bütün ilişiğinizi keser!

Yani kovar!

Hatta kovmaktan beter eder!..

Aslında bütün mesele, çocukluğunda parayla kimya edilmiş bir küçük çocuk yüzünden ilerleyen yıllarda bu hale gelecektir. Çünkü paranın içinde doğdun mu, o sahip olunan para önce kişinin kendi karakterini satın alır. Üstelik bu uğurda pazarlık bile etmez; çünkü paranın tek ve en çok bilinen alışverişidir bu!..

Peki ya sonuç?

O elindeki pahalı şekerle parka gelen o küçük çocuk, bir gün 70 milyonun kaderiyle oynayacaktır ve pek tabii ki hiçbir şey umurunda olmadan Türk Milli Takım hocası Hiddink’i, ikinci kez takımının başına geçmesi için geri çağıracaktır. Bu uğurda tek güvencesi şahsına ait banka hesaplarında yatmaktadır…

Peki ya Guus?

Sözüm ona profesyonel ya: “Futbolda hala yapacaklarım var” der ve yakın bir tarihte nasıl olsa Chelsea’nin başına geçer; ama teknik adam olarak ama sportif sorumlu olarak…

Kafa kağında T.C. yazan birileri de çıkar ve “Adam profesyonel, o paraya kim olsa giderdi” der…

Tamam da arkadaşım, hadi Guus profesyonel de, ‘Roman sevmeyenlerin’ sayısı her geçen gün İngiltere’de çığ gibi büyüyor, buna ne diyeceksin? En yakın zamanda tekrar kovulacağını bildiğin bir kulübün başına profesyonel ünvanı altında atanmanın kime ne yararı olabilir ki? İşte tam olarak bu anda sormuş olduğum bu sorunun tek yanıtı ortaya çıkıyor; para, para, para!...

O zaman sormak lazım: “Sen olsan ne yapardın? 70 milyon nefret mi, üç bilemedin dört milyon sterlin mi?”

Not: Guus gitmez de kalırsa, yine bu blog’da kocam bir özür yazısı tarafımca yayınlanacaktır.

“Para hırsı, atom bombasından daha fazla insanı öldürmüştür.” Grev Palast

Kategoriler

201 afrika uluslar kupası 2010 dünya kupası 2014 dünya kupası a milli takım a2 ligi abdul kader keita abdullah avcı adana demirspor adanaspor adnan polat adriano ajax akhisarspor alanyaspor alex de souza alexis sanchez ali sami yen stadı almanya alpaslan dikmen altay amerika birleşik devletleri andre santos andrea pirlo ankaragücü ankaraspor anket antalyaspor arda turan arjantin arsenal arsene wenger as monaco atınç nukan atletico madrid aurelien chedjou avustralya aydın karabulut aykut erçetin aykut kocaman azerbaycan aziz yıldırım ballon d'or bank asya 1. lig barcelona başakşehir batuhan altıntaş batuhan karadeniz bayer leverkusen bayern münih bekir irtegün belçika benfica bertul kocabaş beşiktaş Beşiktaş ve City blogtivi bogdan stancu bolton wanderers boluspor borussia dortmund bosna hersek braga brezilya bucaspor bundesliga burkina faso bursaspor bülent ataman bülent korkmaz bülent uygun bülent ünder caner erkin celal kıbrızlı celtic cem sultan cesc fabregas ceyhun eriş ceyhun gülselam cezayir championship chelsea christoph daum claudio bravo claudio caniggia claudio pizarro claudio taffarel copa america corinthians cristiano ronaldo cska moskova cüneyt çakır çaykur rizespor daniel güiza danimarka david villa deniz kadah denizlispor deportivo la coruna didier drogba didier zokora diego maradona dirk kuijt diyarbakırspor doğaüstü futbol gerçekleri dunga dynamo dresden egemen korkmaz eintracht frankfurt elano elazığspor elvir baliç emiliano insua emmanuel emenike emre can erdoğan arıca eskişehirspor euro 2012 euro 2016 fabio bilica fanzin faryd ali mondragon fatih terim fc sion fc twente felipe melo fenerbahçe fernando muslera ferudun tankut fifa fildişi sahili formalar frank lampard frank rijkaard fransa franz beckebauer futbol sandığı galatasaray gana gaziantepspor gençlerbirliği genoa getafe gheorghe hagi giampaolo pozzo gine gino pozzo glasgow rangers gökhan inler gökhan töre gökhan ünal göztepe granada greuther fürth guillermo ochoa gurbetçi futbolcular guti guus hiddink güncel güney afrika güny kore güvenç kurtar haftanın ardından hakan arıkan hakan çalhanoğlu hakan şükür hakemler hamburg hamit altıntop hannover 96 harry kewell hasan kabze hayrettin demirbaş hertha berlin hırvatistan hikmet karaman hollanda honduras hugo almeida ibb ibrahim üzülmez ibrahima yattara iddaa ilkay gündoğan inceleme incleme ingiltere inter irlanda cumhuriyeti ispanya istanbulspor isveç isviçre italya ivica olic j-league japonya jerry akaminko johan elmander jose mourinho jupp heynckes juventus jürgen klopp kadir has stadı kamerun kardemir karabükspor karlsruhe karşıyaka kasımpaşaspor kasper hjulmand kayserispor keylor navas kıymeti bilinmeyenler kocaelispor kolombiya konyaspor kosta rika kulüpler birliği la liga lazio lefter küçükandonyadis leipzig lens ligue 1 lionel messi liverpool livorno lokomotif moskova lomana lualua los galacticos lucas neill lugano lyon maç öncesi maç yorumu mahmut özgener mainz mali mamadou niang manchester city manchester united manisaspor mario balotelli mario götze marius alexe marsilya martin palermo mateja kezman medhi benatia mehmet ali aydınlar mehmet ekici meksika melih gökçek mersin idman yurdu mert günok mesut bakkal mesut özil metin diyadin metin oktay metin tekin mevlüt erdinç mhk michael owen michael skibbe milan milan baros miroslav klose muhammed demirci muhammet reis mustafa denizli mustafa yücedağ nadir çiftçi napoli necati ateş necip uysal newcastle united nicolas anelka nijerya nostalji notts county nuri şahin nürnberg oğuz çetin oğuz sarvan oğuzhan özyakup olcan adın olympiakos orduspor orhan şam osc lille oscar cordoba ömer toprak panathinaikos paok paraguay pep guardiola pierre webo portekiz porto portsmouth premier league premier lig psg ptt 1.lig radamel falcao rafael benitez rais m'bolhi raymond domenech real madrid real sociedad rıdvan dilmen ricardo quaresma rigobert song river plate robert lewandowski roberto carlos robinson zapata roma romario ronaldinho ronaldo rosenborg sabri sarıoğlu sakıp özberk samet aybaba samir handanovic sampdoria samsunspor schalke 04 selçuk inan selçuk şahin semih şentürk senegal sercan sararer serdal adalı sergen yalçın serie a servet çetin sezer öztürk shakhtar donetsk sırbistan simao sabrosa simon kuper simon zenke sinan bolat sinan engin sivasspor slaven bilic slovakya slovenya spor basını sportivi st etienne stefan scepovic stoke city stsl stuttgart süleyman koç süper final şampiyonlar ligi şenol güneş şili tayfun korkut temur ketsbaia tff thierry henry tim howard tim krul tolgay arslan tolunay kafkas tottenham hotspur toulouse trabzonspor transfer tsg 1899 hoffenheim tsl tugay kerimoğlu tunus türk telekom arena twitter u20 udinese uefa uefa avrupa ligi ufuk ceylan unutulmaz ikililer uruguay ümit karan ümit kayıhan ünal aysal valencia vfl wolfsburg villarreal vincent enyeama volkan şen watford wayne rooney werder bremen wesley sneijder yekta kurtuluş yeni zelanda yeşil burun adaları yıldırım demirören yılmaz vural yunanistan yunanistan süper ligi yusuf şimşek yücel ildiz zenit ziraat türkiye kupası ziya doğan zlatan ibrahimovic zoran simovic zvjezdan misimovic

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails