31 Ağustos 2010 Salı

Joseph Yobo Fenerbahçe'de


1 yıllığına kiralanmış kendisi Everton'dan. Bilica'dan iyidir diyor ve başarılı olmasını temenni ediyorum.

Galatasaray Formalı Misimovic ve Insua


Yeni transferler bitti dendi ancak formayı giymeden inanmak olmazdı. Neyseki ikisi de bugün imzayı attı ve formayı giydi. Ne diyelim, yakışmış. Umuyoruz ki futbolları da yakışsın...

Robinho A.C. Milan'da


Bu yaz bizi en çok meşgul eden adamlardandı Robinho. Manchester City satmak istiyordu ama çok yüksek bonservis ile aldığı için zararını da minimize etme çabasındaydı. Beşiktaşlı taraftarlar çok heyecanlıydılar. Geleceğine kesin gözüyle bakıyorlardı ta ki Robinho, "Türkiye'den sadece Fenerbahçe'den teklif aldım" açıklamasını yapana kadar. Adam Türkiye'de oynamak istememiş, çok normal.

Hücum hattında Ronaldinho, Pato ve Mancini gibi Brezilyalıları barındıran Milan, dördüncüsünü eklemiş oldu böylece. Huntelaar'ın Schalke'ye gitmesi, Boriello'nun da her an bir transfer yapabilecek olması nedeniyle bir Brezilya hegemonyası hissedilecek forvet hattında. Pato-Robinho-Ibra en ideali gibi gözüküyor şimdilik.

4 yıllık anlaşılmış kendisiyle. Yani bir kiralama söz konusu da değil. İspanya, İngiltere şimdi sıra İtalya'da. Umarım yeteneklerini sahaya yansıtır artık bu adam...

Klaas-Jan Huntelaar Schalke'de


Bugün resmi sözleşmeyi imzalayacak Hollandalı. Ajax'ta çılgın atan, Real Madrid ve Milan'da duraklama devrine giren milli oyuncu, nispeten daha kolay bir ligde kimliğine kavuşmak için mücadele edecek. Raul-Huntelaar ikilisini çokça izleyeceğiz, en azından Real Madrid'de oynarlarken izleyemediğimiz kadar çok...

Emiliano Insua Galatasaray'da(mı?)


Çok yüksek ihtimalle, evet! Insua Twitter ve Facebook gibi sitelerde İstanbul yolcusu olduğunu yazmış. Halan Balta formsuz, Çağlar sakat ve ne zaman dönecek belli değil. İyi transfer. Hem Hakan Balta'yı stoper olarak kullanmak istediğini biliyoruz Rijkaard'ın. 1 yıllık kiralık olarak anlaşılmış kendisiyle. Satın alma opsiyonu olacak mıdır? bilmiyoruz. Anlaşmanın detayları yarın açıklanır heralde. Ayrıca bu gelişmeyi ilk olarak haber yapan AS Gazetesi, Kameni'nin de Galatasaray yolunda olduğunu yazmış. Bakalım, göreceğiz...

30 Ağustos 2010 Pazartesi

Javier Mascherano Barcelona'da...


Beklenen oldu. 4 yıllık imzayı attı Arjantinli. Yaya Toure gitmiş, Fabregas gelmemiş... Orta sahaya takviye şarttı. Bunu da dünyanın en iyilerinden birisiyle yaptılar. Busquets'i kolay harcatmazlar orası kesin. Ama Mascherano da form tutturursa formayı bırakmaz sanki. Bakıp, göreceğiz...

Misimovic Galatasaray'da...


Bu başlığı atmakta bir problem yok artık. Adam yarın İstanbul'da olacak ve imzayı atacak. Bir ara vazgeçilmişti ama Hajduk Split Ibricic için çok fazla isteyince, Galatasaray yönetimi madem o kadar para vereceğiz, Misimovic'i alalım demiş olacaklar ki bir gecelik kararlılıkla 28 yaşındaki Bosnalı oyuncu Türkiye'nin yolunu tuttu. Galatasaray ve Türkiye için hayırlı olmasını temenni ederiz...

Bir Daha Soruyorum: Neden?


Daha önce buraya da yazmıştım Zaccheroni ile ilgili düşüncelerimi. Japonya Milli Takımı kendisini seçmiş teknik direktör olarak. Taş gibi takımdı 2010 Dünya Kupası'nda izlediğimiz Japonya. Ne hale getirecektir acaba kendisi bu takımı?

Raul Meireles Liverpool'da


27 yaşındaki Portekizli orta saha oyuncusu Liverpool ile anlaşmaya vardı. Aquilani'yi Juve'ye kiralayan, Mascherano'yu muhtemelen Barca'ya kaptıracak olan Liverpool'un orta sahası Poulsen ve Lucas Leiva'ya kalmıştı. Meireles çok iyi bir seçim kanımca.

Serkan Kırıntılı Fenerbahçe'de


Nedenini bilmiyorum ama böyle bir transfer yaptı Fenerbahçe. Mert takımın 2. kalecisi olmayı hakettiğini gösterdi. Serkan da artık beklesin, dursun. 3 yıllık imza atmış, hayırlı olsun...

Derin Nefes / Eskişehirspor:1 Galatasaray:3

Bu maçın teknik taktik yorumuyla ilgili ne desek boş. Tamam, Galatasaray yine oynaması gereken güzel futbolu sahaya koyamadı ama diğer tarafa bakınca da 2 sezondur mağlubiyetle ayrılınan bir Eskişehir deplasmanı var. Yani bir şekilde kazanmak çok önemli. Bugün de bu galibiyet geldi nihayet. Oyun iyi olmasa da mücadele çok iyiydi Galatasaray açısından.

Rijkaard, hafta arası giden turun faturalarından birini haklı olarak Hakan Balta'ya keserek maça çıkmış. Soldaki Serkan Kurtuluş gayet iyiydi bana göre. Tamam, ters ayaklı olması nedeniyle hücuma fazlaca destek veremiyor ama solak Hakan Balta ne kadar veriyordu allah aşkına? En azından Serkan savunmada enerjisiyle katkı yaptı.

Orta saha yine Ayhan-Barış-Mustafa üçlüsüyle kurulmuştu. Ligde idare eder tabii bu üçlü ama tekrar ediyorum, ancak yedek olurlar. Barış'ı yine ayırayım. Bugün de çok istekliydi. Hatta önceki maçlara göre dengeli olması da gözden kaçmadı.

Sağ açıkta Elano, solda Arda ve ileride de Baros vardı. Elano sakatlıktan yeni çıkmış durumda. Fiziği yetersiz. Yine de iyi niyetle mücadele etti. Arda da bugünü kendisine hedef olarak almış belli ki. Bir şeylerin düzelmesi için gayret etti durdu. Hafta arası Karpaty maçından sonra yazdığım yazıda bildiğimiz Arda'nın bu takımda her zaman olması gerektiğini ancak son zamanlarda gördüğümüz Arda'nın da bir an önce elden çıkarılması gerektiğini yazmıştım. Bugün, bidiğimiz Arda olmaya çalıştı kendisi. Eğer böyle devam edecekse başımızın üstüne. Ki maçtan sonra taraftarla kurduğu sıcak diyalog da gayet güzeldi Galatasaray açısından. Baros yine bildiğimiz Baros. Çok yük biniyor üzerine ancak o kaldırmasını biliyor bu yükleri. İlk goldeki uyanıklığı, üçüncü goldeki soğukkanlılığı bu takıma kattığı ekstra birer değerdir. Umarız ki sakatlık falan yaşamaz artık.

Bir de Aydın var tabii bahsedilmesi gereken. Yine klasik Aydın Yılmaz sezon başlangıcını yaptı. Bir ara kendi ceza yayı üzerinde rakibin ayağından kayarak topu aldığını ve rakip yarı sahaya kadar müthiş bir driplingle taşıdığına şahit oldum. O bezgin Aydın'dan böyle hareketler gelince hem seviniyor, hem şaşırıyor, hem de korkuyoruz açıkçası. Bakalım sonrası ne olacak. Temkinli davranmakta fayda var.

Eskişehir ise geçen sezondan daha karakterli bir kadroya sahip olmasına ve daha karakterli bir futbol oynamaya çalışmasına rağmen daha başarısız durumda. Pele'yi çok beğendim. Al Galatasaray orta sahasına direkt koy. Müthiş bir oyun görüşü var. Zaten daha önce oynadığı takımlar da belli. Getirebilen kimse tebrik etmek lazım. Sezer de ne kadar antipatik davranışlar içinde olursa olsun Galatasaray orta sahasına cuk oturabilecek bir adam. Zamanında çok istemiştim onu Manisa'dayken. Alamadılar. Keşke olsaydı. Artık bu vakitten sonra çok zor gelir.

Sonuç olarak çok kritik bir galibiyet aldı bugün Galatasaray. Rijkaard için ayrıca sevindim. Uzun bir süre sonra Galatasaray galibiyeti görmek güzel. Rijkaard da artık lige verilen arada bir nefes alır. Yeni transferleri takıma monte eder ve dilinden daha rahat anlayan bir takım oluşturma fırsatı bulur umarım. Şu anda en çok ihtiyaç duyulan şey, takımın Rijkaard'ın dilinden anlaması çünkü.

Okan Alkan? Ve Hoşgeldin Niang! / Fenerbahçe: 4 Manisaspor: 2


Fenerbahçe, seyircisiz oynadığı 2. Maçında da 4 gollü bir galibiyet elde etmeyi başardı. Antalyaspor maçı kadar rahat olmadı. Hatta maçın hakkının bu olduğunu söylemek de oldukça zor. Fenerbahçe bugün kaybetseydi veya berabere kalsaydı da şaşırmazdık.

Önce Trabzon deplasmanı daha sonra 120 dakikalık Paok maçı. Takım basmak istiyor ama mecalleri yok. Bilica, Stoch, Cristian, Mehmet Topuz oldukça yorgun gözüktüler. Mert sakat sakat oynuyor. Sağ bekte ilk resmi maçına çıkmış bir çocuk! Okan Alkan…

İlk gol onun ortasında, kaleci İlker’in hatasını, kaptan Alex’in değerlendirmesiyle geldi. Fenerbahçe bu şans golüyle ilk yarıyı 1-0 önde kapadı. Oyunun hakimi Fenerbahçe’ydi ama çok da önemli bir performans koymuyordu ortaya. İkinci yarıya bunu çözerek başlayan Manisaspor hızlı girdi. Gol buldu Isaac ile, öne geçebilecek pozisyonlara girdi.

Bunları değerlendiremeyince Fenerbahçe’nin 5-10 dakikalık temposuna maruz kaldılar. Lugano 2’yi buldu. Niang ise 2 golle merhaba dedi ve farkı 3’e çıkardı. Daha sonra Manisa 1 gol daha buldu ama maç bitmişti.

Daha önce de yazdığımız gibi bazı adamlar çok yorgundu. Kötü oynadılar. Niang ve Okan maçın en iyileriydi. Okan, ters kademeye girdi, asist yaptı, paslaştı, bindirdi… Ne yapması gerekiyorsa yaptı ve bize Gökhan Gönül’ün de iyi bir alternatifinin olduğunu gösterdi.

Takım iyi değil. Tam anlamıyla bir akıcılık sağlanamıyor oyunda. Kısa dönemlik iyi performanslar sonucu getiriyor. Antalya’ya, Manisa’ya yetiyor ama genel olarak böyle idare etmek imkansız. Daha süratli pas yapması lazım Fenerbahçe’nin. Bunun da merkezi Cristian olmalı. Bari bunu yapabilse…

Nobre'nin Gazabı / Kardemir Karabükspor:1 Beşiktaş:4

Berabere biteceğini düşündüğüm bir maçtı. Ancak skor olarak sanırım Beşiktaş'ın bile beklemediği şekilde bitti.

Maça başlarken forvette Nobre, sağ kanatta Tabata'yı görünce Schuster'in rotasyonla ilgili başının ağrıyacağını düşünmüştü herkes. Tabii ben de aynı fikirdeydim. Hadi Hilbert öyle çok özel bir adam değil Beşiktaş için ve Tabata orada onun şu aralar oynadığı kadar yararlı olabilir ama Bobo'yu Nobre'yle rotasyona sokmak biraz çılgınca gelmiyor değil. Hoş, bu adamı da bir şekilde dinlendirmen lazım tabii. Ancak Bobo dinlendiğinde oynayacak olan adam Nobre olunca kimsenin içi rahat etmiyor haliyle. Nobre her ne kadar 3 sene önceki haliyle kıyaslanınca çok geriye gitmiş olsa da bazı şeylerin abartıldığını düşünüyorum. Kanattan gelen bir takımda iş yapar kanımca. Ki bugün 2 tane yan topa kafasını uzatarak da bunu gösterdi. Hoş, ikincisi faul olmalıydı ama yine de Nobre bugün etkiliydi işte.

Bu aralar zaruretten kalede gördüğümüz Cenk, Hakan ve Rüştü tam olarak hazır olunca da sahaya çıkmaya devam ederse şaşırmamak lazım. En azından şu anda takımın birinci kaleciliğini hak ediyor. Ve her şeyi geçin, Beşiktaş'ın tam da ihtiyacı olan stilde bir kaleci. Zapo, İbrahim Toraman ve Ferrari gibi ağır adamların olduğu, önde kurulan ve arkaya sık sık adam kaçırma riskiyle burun buruna bir Beşiktaş defansının arkasında oynaması gereken kaleci Cenk ve benzer stilde bir kaleci olabilir ancak. Oyunu sürekli olarak ileride takip ediyor. Ayrıca işin enteresan tarafı, hiçbir pozisyonda gereksiz derecede ileride yakalandığını da görmedim. Hani öyle olsa aşırtma gol yiyebileceği pozisyonlarla karşı karşıya kalabilirdi. Misal bir Leo Franco öyle bir kaleciydi. Cenk, savunmanın arkasını süpüren bir kaleci olduğu kadar iyi de bir çizgi kalecisi aynı zamanda. Ki bunu bugün Emenike'nin kale sahası içerisinde yere doğru vurdurarak kaleye gönderdiği sert kafa şutundaki harikulade refleksinde de gördük. Sözün özü, iyi kaleci Cenk. Çok daha iyi olacak. Geçen sezon Denizli'deki hiçbir teknik direktör kendisini nasıl göremedi de Özden gibi bir kaleciyi oynattı anlayamıyorum.

Beşiktaş'ta Cenk'in haricinde dikkat çeken bir diğer oyuncu Zapotocny'di. Özellikle ikinci yarıda Karabük'ün hemen her atağında ismini duyduk.

Ernst-Guti-Necip üçlüsü de gitgide birbirine alışıyor ve her maç daha sağlam bir oyun ortaya koyuyorlar. Özellikle Guti lige alıştıkça bu ahenk daha da artacak gibi. Necip zaten her maç daha farklı, daha özgüvenli.

Tabata alışık olmadığı sağ kanatta oynamasına rağmen fena değildi bugün. Duran topları da etkili kullandı. Delgado'nun gidişi ardından pabucun pahalı olduğunu anlamış olsa gerek. Quaresma ise ilk yarıda Kerim Zengin-Şenol Akın ikilisi tarafından başarıyla durdurulurken, ikinci yarıda bu iki oyuncunun yorulmasını da fırsat bilerek çok etkili oldu. Zaten bir penaltı yaptırıp (bu da tartışılacak bir pozisyon) bir de güzel gol atarak maçı koparan isim oldu. Ancak Schuster nedense onu her maç fazlasıyla oyunda tutuyor. Biraz dinlense fena olmayacak gibi. Mesela bugün 60'tan sonra düşünülebilirdi.

Karabükspor'u ise bugün ligde ilk kez izleyebildim. İlk 2 maçlarını çeşitli aksiliklerden dolayı izleyememiştim. Bugün beni çok da şaşırtmayan bir Karabükspor vardı sahada. Tomic iyi kaleci. Yalnız savunma konusunda Yücel İldiz'in yeni alternatifler üretmesi lazım. Deumi çok tecrübeli ancak iki golde ve penaltıda onun hataları var. Tabii 2. golün faul olduğunu yine hatırlatmak lazım. Buna rağmen o pozisyon içindeki oyuncu Deumi olduğundan, hatayı da Deumi'ye maledebiliriz. Sağ bek Kerim Zengin, özellikle ilk yarıda Quaresma'ya nefes aldırmazken, hücuma da destek olmaya çalıştı. Ancak ikinci yarı yoruldu haliyle. Yine de bu çizgiyi devam ettirirse ligin diğer maçlarında etkili olacaktır.

Karabük orta sahasını genel olarak beğendim. Şenol Akın, kaptanlığın da getirisiyle olsa gerek, epey sorumluluk alıyor ve yeteneklerini de sergileme fırsatı buluyor. Göbekteki Birol ve Tozo da hem iyi top yapabiliyorlar, hem de iyi savunmada iyiler. Ancak aynı iyimserliği Fatih Ceylan için göstermek mümkün değil. Aslında bizim bildiğimiz Fatih Ceylan, bu takımın sol kanadında çok iş yapar ancak geçen sene yaşadığı ağır sakatlık kendisini etkilemiş. Geçen sezon bu takımın sol kanadında görev yapıp bu sezon başında gönderilen Sertan Vardar'ın yarısı kadar bile verimli olamıyor Fatih. Oraya da farklı bir alternatif düşünülebilir.

Cernat da biraz daha zamana ihtiyacı olanlardan. Ligin sertliği ona sıkıntı yaratacak gibi. Ancak uzaktan atacağı bir şut ya da araya bırakacağı toplarla çok maçta skora etki edecek gibi. Ayrıca Cernat'ın alternatifinin olmaması çok hoş değil. Şenol Akın bu bölgede düşünülebilir Cernat olmadığında. Cernat'ın hemen önündeki Emenike'yi ise fazla anlatmaya gerek yok. Yine bildiğimiz Emenike. Bu sene adından bolca söz ettirecek. Bugün yine güzel bir gol attı ve birçok pozisyonda Beşiktaş defansını çokça zorladı.

Netice olarak güzel bir skor aldı Beşiktaş bugün. Karabükspor da skora rağmen kötü bir görüntü vermedi. Özellikle skor 2-1'ken uzun süre oyunun kontrolünü ellerinde tuttular ve Beşiktaş'a zor anlar yaşattılar. Ancak elde yıldızlar olunca olay birden farklı bir boyut alabiliyor bugünkü gibi. Milli maç arası öncesi gayet iyi bir sonuç bu Beşiktaş açısından. Karabük'te ise maraton tribünün bir an önce bitirilmesi şart artık. Hem görüntü kötü böyle, hem de takımın oradaki taraftara ihtiyacı var.

Son olarak, alttaki fotoğrafla da yazıyı bitirelim. Bir yanda 1994 senesinde İzmit'ten Karabük'e gelen ve 5 sene boyunca (zaman zaman farklı takımlara kiralansa da) bu takımın futbolcusu olan Beşiktaş kaptanı İbrahim Üzülmez... Diğer yanda yine İzmit'ten gelen ve şu anda Karabükspor'un en sevilen oyuncularından olan Karabükspor kaptanı Şenol Akın.

28 Ağustos 2010 Cumartesi

İbra Milan'da...

Geçen sezon Barca'ya transfer olduğunda kendisi de dahil olmak üzere herkes çok fazla şey bekliyordu kendisinden. Sezonu da 41 maçta 21 golle kapattı ancak bu kimseye yetmedi. David Villa transferi de bir şeylerin sinyalini verdi sezon başında.

Şimdi Ibra tekrar Milano'da. Ancak bu kez Milano'nun kırmızı siyahlılarında. Adriano Galliani açıklamış. 24 milyon € satın alma opsiyonlu kiralanmış. Milan için iyi hamle. Hücum hattı Pato-Ronaldinho-Ibrahimovic olacak bu sezon. Çok çok yeterli. Ibra için de iyi olur herhalde. Serie A'ya fazlasıyla alışkın. Evi bir nevi. Evinde başarılı olacaktır.

Guus Hiddink'teki İnanılmaz Mantık Hatası


2012 elemelerinde oynayacağımız ilk iki maç için A Milli Takım aday kadrosu açıklandı. Guus Hiddink "belli bir havuzumuz var, onun dışına çıkmayı pek düşünmüyoruz" demişti.

Öncelikle çağırılan isimleri yazalım:

Kaleciler: Hakan Arıkan, Onur Kıvrak, Sinan Bolat

Savunma: Gökhan Gönül, Sabri Sarıoğlu, Ömer Erdoğan, Servet Çetin, İbrahim Toraman, Gökhan Zan, Hakan Balta, İsmail Köybaşı

Orta saha: Hamit Altıntop, Kazım Kazım, Mehmet Aurelio, Selçuk İnan, Selçuk Şahin, Emre Belözoğlu, Nuri şahin, Arda Turan, Özer Hurmacı

Forvet: Tuncay Şanlı, Semih Şentürk, Sercan Yıldırım, Nihat Kahveci, Halil Altıntop

Kendi takımlarında sürekli olarak oynamayan Kazım, Selçuk Şahin, Özer, Semih, Gökhan Zan gibi isimler neden kadrodalar bilmiyorum. Formsuz olduğu aşikar Hakan Balta vazgeçilmezimiz midir? Ya da Nihat Kahveci? Hakan Arıkan, Sabri Sarıoğlu, İbrahim Toraman ve Gökhan Gönül sakatlıklarla cebelleşmiyorlar mıdır?

Derdim en baştan Guus Hiddink'i eleştirmek değil ama sanırım çok da umrunda değil. Oğuz'a "çağır işte bizimkileri" falan diyor olsa gerek. Bana sorarsanız e adam kimi çağıracak? diye, başlayayım:

Volkan Şen, Mehmet Topuz, Necip Uysal, Ozan İpek, Mevlüt Erdinç, Ceyhun Gülselam, Egemen Korkmaz, Yekta Kurtuluş vesaire...

Ne sakatlıkları ne de formsuzlukları mevcut bu oyuncuların. Kazakistan rahat geçilebilir belki ama Belçika maçı için bu kadro, bu fizik gücü ve bu form durumu yeterli olur mu? bilemiyorum. Umarım yanılırım.


Selçuk Şahin ne alaka allah aşkına?

27 Ağustos 2010 Cuma

Kaptan Dediğin...

...böyle olur.
Bu arada unutmadan; bugün Galatasaray'ın halihazırdaki kaptanı Arda Turan'la ilgili çıkmış bir haber metni:

"Sarı-kırmızılı kafileyi taşıyan özel uçak sabaha karşı İstanbul Atatürk Havalimanı'na indi. Galatasaraylı futbolcular, çok sayıda Çevik Kuvvet polisinin oluşturduğu güvenlik kordonundan geçerek takım otobüsüne bindiler. Kaptan Arda Turan ise takım otobüsü yerine ticari bir taksiye binerek havalimanında ayrıldı."

STSL İddaa Tahminleri / 3. Hafta (27-28-29-30 Ağustos 2010)


Bu sefer tahminler benden gelsin. Sanıyorum blogun diğer yazarı buna itiraz etmeyecektir. Öncelikle okuyanlara şuna belirtiyim ki 4 gündür üst üste iddaa'dan kazanmaktayım. Gazı almışken yorumlarımı paylaşayım istedim. Diğer yazarımız da gerekli müdaheleleri yapabilir tabii ki...

116 Ankaragücü - Kayserispor

Kayserispor lige 2 galibiyetle başladı. İyi savunma yapmaya devam ediyorlar geçtiğimiz sezonlar gibi. Henüz gol yemediler. İleride de öyle çok etkili adamları yok ama sonuç almayı başardılar. Ankaragücü'nü Trabzonspor karşılaşmasında 90 dakika izleme fırsatım oldu. Hücumda hiçbir çeşitlilik gösterememişlerdi. 2. haftada bana göre Hakan Kutlu'yla birlikte ligden düşmenin en büyük adayı olan Manisa maçında 3 gollü bir galibiyet aldılar. Bu maçın seyircisiz olduğunu hatırlatalım. Kısır bir maç bekliyorum. Beraberlik gelebilir.

Tahmin: Alt Oran: 1.65

132 Gaziantepspor - Konyaspor

Gaziantepspor 2 maçta ne attı, ne de yedi. Konyaspor ise ezildiği maçta Eskişehir'i 2-1 ile geçti. Ziya Doğan faktörü ve Gaziantep'in kısırlığı gibi sebeplerden ötürü bu maçta da az gol olmasını bekliyorum. Güvenemeyenler, Gaziantep'e güvenebilir. Bu sefer kazanacaklarını düşünüyorum.

Tahmin: Alt Oran: 1.55
Tahmin: 1 Oran: 1.60

289 Büyükşehir Belediye - Kasımpaşa

Kasımpaşa'nın değişimi iddaa oynayanlar için hiç de sevindirici değil. Nerede o hem atıp, hem de yiyen takım? Üst der geçerdik, muhtemelen de kazanırdık. Bu sene ise ne gol attılar ne de yediler. Şimdi de her hafta ya eski kimliklerine kavuşurlarsa endişesiyle yaklaşıyoruz maçlarına. Belediye ise Beşiktaş'ı yendi ama Kasımpaşa'nın Beşiktaş gibi oynayacağını tahmin etmiyorum elbette. Şöyle bir istatistik mevcut. Aralarında oynadıkları 7 maç da berabere bitmemiş. Belediye 5'ini kazanmış. Ben iyi bir taktisyen olan Abdullah Avcı'nın, oyun oynamayı düşünen Yılmaz Vural'ın Kasımpaşa'sını çözeceğini ve galibiyet elde edeceğini düşünüyorum. Alternatif olarak 2-3 gol seçimini öneriyorum.

Tahmin: 1 Oran: 1.90
Tahmin: 2-3 gol Oran: 1.70

299 Sivasspor - Bursaspor

Şampiyon 2'de 2 ile başladı. Çok iyi oynadıklarını düşünmüyorum ama moral motivasyonlarını kaybetmediler. Sivasspor ise geçen senenin başlarına göre çok sağlam. Mesut Bakkal'ın bir şekilde oyunu kitleyeceğini ve Sivasspor'un kaybetmeyeceğini düşünüyorum. Tercihim beraberlik. Riskli bulanlar yine 2-3 gol seçeneğini deneyebilirler...

Tahmin: 0 Oran: 3.00
Tahmin: 2-3 gol Oran: 1.65

310 Bucaspor - Gençlerbirliği

Gençlerbirliği de 2 hafta boyunca atmadı, yemedi. Buca 1 tane yedi, hiç atmadı. Şimdi alt denmez de ne denir? Ama bir yerde bu durum değişecek diye endişelenmemek imkansız. Ben Bülent Uygun'un ilk galibiyetini alabileceğini düşünüyorum kendi sahasında. Bu tip maçları alamazsa takımı kümede tutamaz çünkü. İlk tercihim alt, alternatif Buca.

Tahmin: Alt Oran: 1.55
Tahmin: 1 Oran: 2.35

433 Fenerbahçe - Manisaspor

Seyircisiz oynanacak. Fenerbahçe kazanır. 1.10 oran çok az. Handikaplı denenir. 4-6 gol de oynanabilir.

Tahmin: H1 Oran: 1.55
Tahmin: 4-6 gol Oran: 2.00

434 Karabükspor - Beşiktaş

Bu maça mantıklı yaklaştığımızda elbetteki favori Beşiktaş. Ben ise başka bir şey olacağını, Karabük'ün yenilmeyeceğini düşünüyorum. Banko bir seçim değil elbette. Buna güvenmeyenler için ise üst tercihini önerebilirim.

Tahmin: 10 ÇŞ Oran: 1.82
Tahmin: Üst Oran: 1.60

460 Eskişehirspor - Galatasaray

Eskişehir kötü başladı ama Galatasaray da kötü. Eskişehir'de Eskişehirspor'un yenilmeyeceği inancındayım. Galatasaray silkelenir diyenler için ise üst tercihi daha mantıklı gibi.

Tahmin: 01 ÇŞ Oran: 1.47
Tahmin: Üst Oran: 1.60

495 Antalyaspor - Trabzonspor

Antalya'nın defansı sıkıntılı. Fenerbahçe maçında gördük. Trabzon ise hücumda çok etkili ayaklara sahip. Yine de Antalyaspor iyi motive olacaktır. Üst seçimi tek tercihim bu maça özel. İki takımın da gol bulabileceğini düşünüyorum çünkü.

Tahmin: Üst Oran: 1.65

Herkese bol şanslar...


Baltalanma / Karpaty Lviv:1 Galatasaray:1

Ne denebileceğini bilemediğim günlerden biri daha. Sabaha kadar yazmayayım dedim. Malum, bu blogtaki hiçbir yazıda birilerine hakaret etmemiştik çünkü bu zamana kadar. Bugün de etmeyelim diye yazı için sabahı beklemek en doğrusu gibi geldi.

Saha içine dair ne yorumlanabilir ki? Hakan Balta'nın sorumsuzluğu ve artık kendisini o forma altında görmek istemeyişim, Arda'nın büyüdükçe büyüyen ve açıkçasını söylemek gerekirse kalıbını aşan egosu, normalde Konyaspor'da skoru korumak için 70'ten sonra oyuna girebilecek bir yeteneğe sahip olan Mustafa Sarp'ın Galatasaray'da 11 oyuncusu olması...

Ben ne kadar iyi altyapıya sahip olursa olsun Hakan Balta'yı bu takımda görmek istemiyorum. Ne kadar yetenekli olursa olsun Arda Turan'ı bu takımda görmek istemiyorum. Ne kadar iyi niyetli olursa olsun Mustafa Sarp'ı bu takımda görmek istemiyorum. Bir an önce gitsinler de hem kendilerini kurtarsınlar, hem de Galatasaray'a bir iyilikleri dokunmuş olsun. Yerlerine kimin oynadığı önemli değil.

Bunlardan öteye gidilmez işte. Çünkü ne dersen de, sonunda yine ertesi maç yazısında yazacağın şeyler bunlardır. Galatasaray'da yönetimin kongrenin ardından tamamen farklı bir kimliğe bürünmesi, bu ülkedeki politikacılardan vatandaş olarak gördüğümüz muameleyi hatırlatıyor bana. Kandırılıyoruz...

Güya 2012'deki Avrupa Kupalarına katılabilmek için 2010'a katılmamayı tercih eden bir kulüp oldu Galatasaray. Emeği geçen herkese teşekkür etmek lazım.

Ve bugün istediği adamlar alınamadığı için, sahaya içi çürümüş adamlarla çıkmak zorunda kaldığı için, takımdaki Hakan Şükür tayfasının kalıntılarından Arda'yla uğraşmak zorunda kaldığı için, yeni alınan 3-5 futbolcu da sakat olduğu için, söyledikleri sansürlü bir şekilde tercüme edildiği için, kısaca yönetim tarafından olabilecek her şekilde baltalanmasına rağmen iyi niyetle çalışmayı sürdürdüğü için tarafım Rijkaard'dır. Bu takımı yine tabii ki sezon sonuna kadar izleyeceğim. Ancak sebebi asla kurulan kadrodan duyduğum heyecan olmayacak. Sebep daha çok Galatasaraylılık ve takımın başında bulunan ve her an gidebileceğini düşündüğüm dünya çapındaki teknik heyeti her defasında bir kez daha izlemek isteği olacaktır.

Yine Bana Hüsran, Bana Yine Hasret Var!..


Kuralar çekildiğinde en çok istemediğim takımdı PAOK. Çok güçlü bir ekip olmasından ötürü değildi endişem. Yunanistan ekibi olması, oradaki maçta olası bir mağlubiyet öngörmeme neden olmuştu. Ajax’a yenilmeden elenmeleri ile birlikte de morallendikleri aşikardı.

Beklediğimiz gibi ilk maçı PAOK 1-0 kazandı. Taraftar baskısı bilmemne, alınabilecek en güzel tek farklı galibiyeti almışlardı. Fenerbahçe’de de işler zaten beklenildiği gibi gitmiyordu.

Gelelim dün geceye, rövanş maçına. Öncesi gerginliklerle doluydu. PAOK taraftarları bayrakları çiğnemiş, yakmış falan filan… Fenerbahçe taraftarına Türk bayrakları dağıtılmış, PAOK taraftarlarının otobüsleri taşlanmış vesaire…

Gelelim maça… Fenerbahçe iyi başladı. Normali buydu. PAOK çok geçmeden dengeledi oyunu. Stoch muhteşem oynuyordu ama ona eşlik edemiyordu takım. İlk yarıdan akılda kalan da Stoch’un müthiş şutunu kalecinin inanılmaz bir biçimde çıkarışıydı. Topla oynayan, oyuna hükmeden taraf Fenerbahçe olsa da net pozisyonlar gelmedi ve ilk yarı 0-0 bitti.

İkinci yarıya daha coşkulu bir biçimde başladı Fenerbahçe. Çok geçmeden Niang’ın ısrarı sonucu Emre ile golü buldu Fenerbahçe. Tribünler de gaza gelmişti. Takım da 2.yi yapabilecek hırsı ve azmi gösteriyordu sahada. İlk yarıda hiç gözükmeyen Alex, topla oynamaya başlamıştı. Gökhan Gönül durmadan bindiriyor, rakibin dengesini bozuyordu. Stoch zorluyor, Niang takımın ileride kalmasına önemli rol oynuyordu. Ta ki Emre sakatlanana kadar…

Emre’nin sakatlanmasından sonra Aykut Kocaman oyuna Selçuk’u soktu. Selçuk girer girmez kalan 15 dakikada baskı kuracak tarafın PAOK olacağını düşünmek zor değildi. Ön alanda baskı yapacak adam kalmamıştı. Oysa ki Mehmet orta sahanın ortasına çekilip, sağ kanada Özer alınabilirdi ve bunalan PAOK’un üstüne gitmeye devam edebilirdik. Olmadı. PAOK kalan dakikalarda daha fazla net pozisyonlara giren taraf oldu. İki takım da kalan dakikalardaki fırsatları değerlendiremedi ve maç 1-0 bitti. Bu, uzatmalar demekti…

Uzatmalara Mehmet’siz başladık. Oyuna Özer girdi. Takımın baskı gücü iyice düştü. Yine de topa hakim olan taraf Fenerbahçe’ydi. Lakin bir uzun top, Bilica’nın kendisinden çok kısa olan oyuncunun topu kafayla aşırmasına müsaade etmesi, Lugano’nun Muslimovic’i yakalayamaması ve gol. 1-1. Sonrası yalan. Sonrasına dair söyleyebilecek hiçbir şey yok. Yine bir hüsran gecesi.

Emre, Gökhan, Stoch her şeylerini verdiler. Mehmet ve Niang çok istediler. İkinci yarıdaki Alex de istediğimiz Alex… Fakat Santos ve Cristian ne iş yaparlar, ne zaman umursayacaklar anlamak mümkün değil.

Annemizin ligine döndük. Zaten çok da fazla bir şey de beklemiyorduk. Son söz söyleyelim: Bu takıma defansif orta saha ve stoper şart. Hangi kulvarda oynayacak olursa olsun. Böyle giderse de Aykut’un ömrü ne kadar olur, kestiremiyorum…

26 Ağustos 2010 Perşembe

Aşık Atışması




Fenerbahçe ile Galatasaray, web siteleri aracılığıyla birbirlerine ilginç göndermelerde bulunmuşlar. Diarra konusunda ilk açıklamayı Fenerbahçe yapmıştı ve açıklama metnindeki Galatasaray göndermelerini fuzuli bulmuştum. Hoş, şu transfer döneminde sarı kırmızılı yönetimi alaya alanlara da kızmıyorum. Bugün de bir kontraatak Galatasaray'dan geldi. Bakalım neyin arefesindeyiz. Ömer Üründül görse "hmm, enteresan..." der herhalde.

Not: Açıklamaların büyük hali için üzerlerine tıklayınız.

Yunanistan Ligi İddaa Tahminleri / (27-28-29 Ağustos - 1. Hafta)

Geçtiğimiz sezonun sonlarına doğru başladığımız ve fena da başarı elde etmediğimiz Yunanistan Ligi tahminlerine bu sene de devam edelim, hatta olayı biraz daha sistematik hale getirelim dedik. Geçtiğimiz sezon yardımlarını aldığımız Kingbet gazetesinden Nikolas Bozionelos bu sene de bize yardım edecek. Ancak bu haftaki tahminler için yine aynı gazeteden Panagiotis Garidis ile birlikte çalıştık. Sonuçta da Yunanistan Süper Ligi ilk haftası için şu tahminlerde bulunduk:

Panathinaikos - Xanthi / 1
Larissa - Atromitos / X (alt seçeneği de düşünülebilir)
Panionios - Olympiakos Volos / Üst (dikkat, bu Olympiakos bildiğimiz Olympiakos değil)
Iraklis - Olympiakos Pireaus / 2 (yine alt seçeneği de olası)
Ergotelis - Asteras Tripolis / Üst
PAOK - Panserraikos / 1 (Üst de işaretlenebilir. Oranı yetmezse ve risk göze alınıyorsa handikaplı 1 seçeneği de uygun)
Kavala - Aris / Alt (oranı yüksek tutmak isteyenler beraberliği zorlayabilir)
Kerkyra - AEK / 2

25 Ağustos 2010 Çarşamba

Beşiktaşlı Aurelio...

Demirören'in uçağından Robinho'yu beklerken Aurelio indi. Eski adıyla Marco, yeni adıyla Mehmet, Beşiktaş formasını da üzerine geçirmiş ve basına poz vermiş. Betis'e herhangibir ücret ödenmeyecek olması güzel. Kendisiyle de yıllık 750 bin Euro garanti, maç başına da 25 bin Euro'dan 2 yıllık sözleşme imzalanmış. Şartlar fena değil. En azından 32 yaşındaki oyuncuyu belli bir performans sergilemeye zorlayacak cinsten. Beşiktaş'ın bu bölgede yerli oyuncuya ihtiyacı vardı. O bakımdan iyi oldu. Necip'in süresi azalacak tabii. Bu da işin kötü yanı.

23 Ağustos 2010 Pazartesi

Yattara'nın Dönüşü Ve Yedek Alex/ Trabzonspor:3 Fenerbahçe:2

Neyseki arada böyle maçlar oluyor da biz de sinir katsayımızı düşürmeye bahane buluyoruz. Yanlış anlaşılmasın tabii. Maçın böylesine keyifli gelmesinin sebebi Fenerbahçe mağlubiyeti değil. Sonuç ne olursa olsun, harika bir mücadele vardı Trabzon'da. Şenol Güneş'i neden bu kadar çok sevdiğimi de oynattığı pozitif futbol ve Trabzonspor'a tekrar kazandırdığı "winner" ruhunu görünce tekrar tekrar anlıyorum.

Şenol Hoca, yine her zamanki alışkanlıklarına devam ederek çam ağacı taktiğiyle (4-3-2-1) çıktı sahaya. Yattara ve Alanzinho, Fenerbahçe defansı için korkutucu bir ikili tabii. Ancak Alanzinho bugünü istirahat günü olarak belirlemişti sanki. Çok fazla etkin olamadı. Birçok basit pası hatalı kullandı ve ikinci yarı başlarken de yerini Umut Bulut'a bıraktı. Aslında o bölgenin adamı Jaja Coelho olacak sanırım. Umut da Teofilo'yla değişmeli oynarsa daha verimli sonuçlar alınır gibi. Yattara'ya ise söylenecek söz yoktu bu gece. Şahane bir oyun sergiledi. Sakatlığının ardından belki de ilk defa doya doya sahada istediklerini yaptı. Golü de asisti de şahaneydi. Teofilo biraz daha becerikli olabilse Yattara sayesinde daha çok gol bulabilirdi.

Trabzonspor orta sahası ise bugün biraz zorlandı. Normalde maç boyu iyi mücadele ettiler fakat zaman zaman kontrolü Fenerbahçe orta sahasına kaptırdıkları da oldu. Özellikle ilk yarının son dakikalarında eminim Bünyamin Gezer düdüğü çalsa da ilk yarı bir an önce bitse diye içlerinden geçirdiklerine eminim.

Trabzonspor'da bugün en çok aksayan bölge Hrvoje Cale'nin savunduğu sol kanat oldu. Cale ilk yarıda sık sık yerini kaybetti. Nitekim Fenerbahçe'nin 2 golü de buradan geldi. Tabii bu durumun ikinci yarıda düzeldiğini söyleyebiliriz. Yeni transfer Glowacki çok isabetli bir hareket olmuş. Gayet kontrollü ve savunmada liderlik görevini yadırgamadan üzerine alabilen bir oyuncu. Serkan konusunda ise çok iyimser değilim. Evet, çok mücadele ediyor ve neyi var neyi yoksa ortaya koymaya çalışıyor ama ona güvenerek sağ bek transfer etmemek pek de akıl işi değil. Hücuma da destek vermeye çalışsa bile çok top kaybederek takımın savunmada aniden az adamla yakalanmasına neden olabiliyor Serkan Balcı.

Fenerbahçe ise bugün yine enteresanlıkların takımı olduğunu gösterdi. Bu kadro bu sezon çok şeye gebe. Aykut Kocaman maça Alex'i kulübede oturatarak başlamak gibi ilginç bir karara imza attı bugün. Semih ve Niang'ı çift forvet olarak kullandı. Bu da yetmezmiş gibi sol kanatta Stoch yerine Özer'le başladı. Özer'in çok da büyük bir katkı yaptığını söylemek imkansız. Nitekim Semih'in sakatlanıp yerini Stoch'a bırakmasıyla birlikte Fenerbahçe'nin de saha içindeki etkinliği gözle görülür derecede arttı. Stoch gerçekten çok etkili topçu. Galatasaray 3'e 5'e bakmasaydı da alsaydı keşke kendisini. Transfer çalımı ne diye soran olursa tam bir cevaptır Stoch.

Bunların dışında alışıldık düzen hakimdi takıma. Bir tek Volkan'ın yerine genç kaleci Mert Günok oynadı, ki yenilen 3 golde de çok fahiş hataları yok. Sadece 2. golde çıkmaması gerekirdi. Çıkmasa Yattara orada Lugano'yla itişmek zorunda kalacak ve muhtemelen zayıf fiziği nedeniyle Lugano'ya karşı koyamayacaktı. Ancak baktı ki Mert çıkmış, topun altına giriverdi ve çok da güzel bir gol attı. Eh, akıllı adam tabii Yattara. İyi de hazırlamış kendisini. Ancak aynı Mert, Colman'ın penaltısını da çıkararak Fenerbahçe'nin yerli kaleci konusundaki sağlam referansına da halel gelmemesini sağladı.

Mamadou Niang'a gelince, iyi bir transfer olduğu rahatlıkla görülebiliyor. Kıvrak ve diri bir oyuncu. Tabii çok yüksek fiyatlardan bahsediliyor kendisiyle ilgili. Bilmiyorum ne kadar doğrudur ancak eğer gerçekten o paralara malolduysa biraz fazla olmuş. Yine de Güiza'nın yanında öp de başına koy Niang'ı.

Sonuç olarak harika bir maç izledik. Ben şahsen futbolun heyecanına doydum. Sezon başı olmasına rağmen üst düzey bir mücadele vardı. Yine bildik şeylere şahit olduk. Onur güzel toplar çıkardı. Emre Fenerbahçe orta sahası için ne derece önemli olduğunu gösterdi. Bilica, Fenerbahçe'nin frikik attığı esnada Trabzonspor kalesinin içinde, baraj kuran Onur'un arkasında dururken neyi amaçladığını merak ettirdi. Gibi gibi gibi... Umuyoruz ki ligde böyle maçların sayısı çoğalır.

Delgado Gitti...

Ülker sponsorluğunda Basel'den transfer edildiğinde epey bir ses getirmişti. Taraftar ondan umutluydu. Beşiktaş formasını ilk kez giydiği ve Galatasaray'a karşı oynanan Süper Kupa maçında adeta döktürmüştü. Sonra zaman zaman saman alevi gibi parladı. Sakatlıklarla sık sık uğraştı. Deplasmanlara bilerek gitmiyor dendi. Takımdaki İbrahim'lerden Toraman ve Üzülmez olanları kavga edince enteresan bir şekilde kaptan yapıldı. Bonservisi Ülker'den 7,5 milyon € civarı paya sayılarak alındı. Derken çok ciddi bir sakatlık geçirdi ve bir sene futboldan uzak kaldı. Hoş, bunun yarım sezonu aslında oynayabilirdi ama Beşiktaş'ın yabancı kontenjanı sorunu yüzünden sözleşmesi donduruldu. Bu sezon başında Schuster onu kadroya aldı fakat Quaresma, Guti ve gelmesi gündemde olan Robinho derken kabak yine onun başına patladı. Zaten sisteme de kolay kolay uyum sağlayacak gibi değildi. Beşiktaş'taki misyonu tamamlanmıştı.

Sonuç olarak bugün itibariyle Delgado'nun sözleşmesi feshedildi. Büyük bir ihtimalle Manchester City'nin sahibinin diğer takımı El-Cezire'ye gidecek. Robinho transferiyle ilgili bir adım olduğu aşikar. Bakalım Robinho ne zaman açıklanıyor...

22 Ağustos 2010 Pazar

Bezgin Futbolcular, Acemi Hakem, Çırpınan Rijkaard / Galatasaray:0 Bursaspor:2

Bu sezon nedense Galatasaray mağlubiyetlerinde dünya başıma yıkılmaz oldu. Muhtemelen maçı izlemeye başlamadan neler olacağını az çok kestirmekten kaynaklı bir durum. Elde ne var belli çünkü.

Tam da senaryosu baştan yazılabilecek bir maç oldu bugün. Galatasaray hızlı başladı. Bursa kapandı. Galatasaray'ın baskısı bir 10 dakika sürdükten sonra hafifledi ve bu kez Bursa şansını denemeye karar verdi ve ilk teşebbüsünde de golü buldu. Sonrası yine Galatasaray baskısı, yine gergin anlar, zaman zaman tempo ve son dakikalarda Bursa'nın attığı 2. gol. Her şey son derece tanıdık...

Bugün kalede Ufuk'un olması nispeten olumluydu. Aykut'tan çok daha fazla güven verdiği ve de kaleciye benzediği kesin. Eğer gerçekten üst düzey bir kaleci alınmayacaksa Ufuk'ta ısrar edilsin de adam kaleye ısınsın artık.

Savunmada her ne kadar kendini parçalasa da Ali Turan yetersiz kalıyor. Sabri'yi ciddi anlamda özledim. Belki Çağlar Birinci iyileşince de Hakan Balta göbeğe çekilir ve Sabri-Neill-Balta-Çağlar gibi en azından şimdikinden iyi bir dörtlü ortaya çıkar.

Ortada yine Galatasaray taraftarının sevgilisi Ayhan-Barış-Mustafa Sarp üçlüsüyle maça başlandı, ki aslında bu üçlü şu anda formda bir dönemini yaşıyor. Formsuz hallerini düşünmeyelim isterseniz. Kendileriyle ilgili "şöyle olmalı, böyle oynatılmalılar" tarzında yorumlar yapmayacağım. Herkes adı gibi biliyor neler olması gerektiğini. Yalnız ilk yarıda Ayhan'la Mustafa Sarp'ın birbirleriyle tek pas yapa yapa kendi kalelerine doğru giderken rakibi zorla pozisyona sokmalarını sanırım uzun süre unutamayacağım. Yalnız Barış hakkında ayrı bir parantez açmak istiyorum. Çoğu Galatasaray taraftarının en sevmediği futbolcudur. Ancak bende durum farklı. Kendisinde biraz zeka olsa çok iyi futbolcu olurdu Barış. Ben severim şu haliyle de. Çok fazla sorumluluk vermeyeceksin tabii. Hırsı, taşın altına elini sokması (çoğu zaman o el taşın altında kalsa da), enerjisi vs. tam da takımda şu an eksikliği duyulan şeyler ve Barış sahada olunca o patlayıcı gücü tam olarak verebiliyor diyemesek de en azından ışığını veriyor. Kendisine Kewell dışında ayak uyduran bir oyuncu daha olsa farklı olabilir bir şeyler. Tabii burada kastım Arda. Arda bugün yine sağolsun hiçbir şey yapmadı. Bence Rijkaard sakatlar iyileşince Arda'sız bir düzen düşünmeli. Tabii ki bildiğimiz Arda bu takımda ilk 11'e adı ilk yazılması gereken oyuncudur ama uzun süredir izleyemiyoruz kendisini. Şu haliyle kalacaksa hiç durmasın, nereye gidiyorsa gitsin. Hoş, nereye gidecek? İngiltere falan diyorlar ama bana göre Arda bu göt ve bu belle ancak Rusya'ya falan gidebilir. Orada da epey bir hırpalarlar kendisini.

Bursaspor da galibiyete rağmen henüz tam olarak hazır gözükmedi. Geçen seneki havayı henüz yakalayabildikleri söylenemez. Gol pozisyonları dışında vasat bir Anadolu takımı hüviyetindeydiler. Kapandıkça kapandılar. Bu arada Stepanov ve Ömer, harika bir savunma yaptılar. Gömülü savunmada başarılı olduklarını gösterdiler. Açık alanda aynı olurlar mı peki? Ömer'in olamadığını biliyoruz ama Stepanov için zamana ihtiyaç var. Vederson da kanadını gayet iyi savundu bugün. Yani Bursa'nın savunmaya yönelik takviyeleri yerinde diyebiliriz.

Maçın hakeminden ayrıca bahsetmek lazım. Abdullah Yılmaz, bugün resmen maçın sonucunu etkiledi diyebiliriz. Özellikle ilk yarının sonunda, sarı kartı bulunan Volkan Şen'in topu kasten elle oynadığı pozisyonda sarı kart göstermeyi es geçmesi çok acemice ve affedilebilir gibi değil. O pozisyon bitirdi hakemi. Volkan bile elle oynar oynamaz "ben ne yaptım" pozlarına girmişken hakemin bunu nasıl kartsız geçiştirdiğini anlayamadım. Ardından Milan Baros'la yaşadıklarıysa ayrı bir komedi. Kendisine kasten gelip vuran Baros'a gösteremediği kırmızı kart da kontrolü ne derece kaybettiğini ve ne derece korktuğunu rahatlıkla gösteriyor sanırım. Biraz daha dirayetli ve yeterli bir hakemin böyle bir maçı yönetmesini beklerdim. Tecrübesiz ve karizması olmayan bir hakem sayesinde MHK de maçı batırmış oldu.

Tabii ki Galatasaray'yın hiçbir bahanesi yok. Çıkacak, kendi sahanda kazanacaksın. Onun için de sahip olman gereken şeyin adı "ruh". Ah, tabii o ruhun yanı sıra orta sahaya iki sağlam oyuncu daha...

Kategoriler

201 afrika uluslar kupası 2010 dünya kupası 2014 dünya kupası a milli takım a2 ligi abdul kader keita abdullah avcı adana demirspor adanaspor adnan polat adriano ajax akhisarspor alanyaspor alex de souza alexis sanchez ali sami yen stadı almanya alpaslan dikmen altay amerika birleşik devletleri andre santos andrea pirlo ankaragücü ankaraspor anket antalyaspor arda turan arjantin arsenal arsene wenger as monaco atınç nukan atletico madrid aurelien chedjou avustralya aydın karabulut aykut erçetin aykut kocaman azerbaycan aziz yıldırım ballon d'or bank asya 1. lig barcelona başakşehir batuhan altıntaş batuhan karadeniz bayer leverkusen bayern münih bekir irtegün belçika benfica bertul kocabaş beşiktaş Beşiktaş ve City blogtivi bogdan stancu bolton wanderers boluspor borussia dortmund bosna hersek braga brezilya bucaspor bundesliga burkina faso bursaspor bülent ataman bülent korkmaz bülent uygun bülent ünder caner erkin celal kıbrızlı celtic cem sultan cesc fabregas ceyhun eriş ceyhun gülselam cezayir championship chelsea christoph daum claudio bravo claudio caniggia claudio pizarro claudio taffarel copa america corinthians cristiano ronaldo cska moskova cüneyt çakır çaykur rizespor daniel güiza danimarka david villa deniz kadah denizlispor deportivo la coruna didier drogba didier zokora diego maradona dirk kuijt diyarbakırspor doğaüstü futbol gerçekleri dunga dynamo dresden egemen korkmaz eintracht frankfurt elano elazığspor elvir baliç emiliano insua emmanuel emenike emre can erdoğan arıca eskişehirspor euro 2012 euro 2016 fabio bilica fanzin faryd ali mondragon fatih terim fc sion fc twente felipe melo fenerbahçe fernando muslera ferudun tankut fifa fildişi sahili formalar frank lampard frank rijkaard fransa franz beckebauer futbol sandığı galatasaray gana gaziantepspor gençlerbirliği genoa getafe gheorghe hagi giampaolo pozzo gine gino pozzo glasgow rangers gökhan inler gökhan töre gökhan ünal göztepe granada greuther fürth guillermo ochoa gurbetçi futbolcular guti guus hiddink güncel güney afrika güny kore güvenç kurtar haftanın ardından hakan arıkan hakan çalhanoğlu hakan şükür hakemler hamburg hamit altıntop hannover 96 harry kewell hasan kabze hayrettin demirbaş hertha berlin hırvatistan hikmet karaman hollanda honduras hugo almeida ibb ibrahim üzülmez ibrahima yattara iddaa ilkay gündoğan inceleme incleme ingiltere inter irlanda cumhuriyeti ispanya istanbulspor isveç isviçre italya ivica olic j-league japonya jerry akaminko johan elmander jose mourinho jupp heynckes juventus jürgen klopp kadir has stadı kamerun kardemir karabükspor karlsruhe karşıyaka kasımpaşaspor kasper hjulmand kayserispor keylor navas kıymeti bilinmeyenler kocaelispor kolombiya konyaspor kosta rika kulüpler birliği la liga lazio lefter küçükandonyadis leipzig lens ligue 1 lionel messi liverpool livorno lokomotif moskova lomana lualua los galacticos lucas neill lugano lyon maç öncesi maç yorumu mahmut özgener mainz mali mamadou niang manchester city manchester united manisaspor mario balotelli mario götze marius alexe marsilya martin palermo mateja kezman medhi benatia mehmet ali aydınlar mehmet ekici meksika melih gökçek mersin idman yurdu mert günok mesut bakkal mesut özil metin diyadin metin oktay metin tekin mevlüt erdinç mhk michael owen michael skibbe milan milan baros miroslav klose muhammed demirci muhammet reis mustafa denizli mustafa yücedağ nadir çiftçi napoli necati ateş necip uysal newcastle united nicolas anelka nijerya nostalji notts county nuri şahin nürnberg oğuz çetin oğuz sarvan oğuzhan özyakup olcan adın olympiakos orduspor orhan şam osc lille oscar cordoba ömer toprak panathinaikos paok paraguay pep guardiola pierre webo portekiz porto portsmouth premier league premier lig psg ptt 1.lig radamel falcao rafael benitez rais m'bolhi raymond domenech real madrid real sociedad rıdvan dilmen ricardo quaresma rigobert song river plate robert lewandowski roberto carlos robinson zapata roma romario ronaldinho ronaldo rosenborg sabri sarıoğlu sakıp özberk samet aybaba samir handanovic sampdoria samsunspor schalke 04 selçuk inan selçuk şahin semih şentürk senegal sercan sararer serdal adalı sergen yalçın serie a servet çetin sezer öztürk shakhtar donetsk sırbistan simao sabrosa simon kuper simon zenke sinan bolat sinan engin sivasspor slaven bilic slovakya slovenya spor basını sportivi st etienne stefan scepovic stoke city stsl stuttgart süleyman koç süper final şampiyonlar ligi şenol güneş şili tayfun korkut temur ketsbaia tff thierry henry tim howard tim krul tolgay arslan tolunay kafkas tottenham hotspur toulouse trabzonspor transfer tsg 1899 hoffenheim tsl tugay kerimoğlu tunus türk telekom arena twitter u20 udinese uefa uefa avrupa ligi ufuk ceylan unutulmaz ikililer uruguay ümit karan ümit kayıhan ünal aysal valencia vfl wolfsburg villarreal vincent enyeama volkan şen watford wayne rooney werder bremen wesley sneijder yekta kurtuluş yeni zelanda yeşil burun adaları yıldırım demirören yılmaz vural yunanistan yunanistan süper ligi yusuf şimşek yücel ildiz zenit ziraat türkiye kupası ziya doğan zlatan ibrahimovic zoran simovic zvjezdan misimovic

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails