
Bugün sıra Beşiktaş'ta. 2009-10 sezonunun ikinci yarısının başlangıcına sayılı bir zaman kala, Mustafa Denizli'nin bu takıma oynatmaya çalıştığı futboldan eminim birçok kişi bir şey anlamamıştır. Ben de anlamadım tabii doğal olarak. Tam bir şeyleri çözüyorum derken, ertesi maç hooop her şey değişiveriyor. Oysa lige başlamadan önce umutluydum ben Beşiktaş'tan. Ne de olsa geçen sezonki kadro büyük ölçüde korunmuş. Giden 1-2 oyuncunun yeri de gayet güzel doldurulmuştu. (Gökhan Zan-Ferrari)
Ancak ne olduysa, doğru düzgün bir sistem oturtamadı siyah beyazlılar. Özellikle sezon başında büyük umutlarla Türkiye'ye geri döndürülen Nihat Kahveci, bu kaos ortamının en çok yıpranan oyuncularından birisi oldu. Bunlara yazıda elimden geldiğince değineceğim.
Yine mevki mevki gidelim istiyorum. Fazla bozmayalım düzeni. Kaleden başlıyoruz. Elde bana göre Türkiye'nin en iyi kalecisi olan Hakan Arıkan varken, kalede fazlasıyla büyük bir sorun yaşıyorlar senelerdir. Hakan konusundaki fikirlerimi şu yazıda da belirtmiştim. Şimdi birçok kişi de benimle hemfikir değildir Hakan Arıkan konusunda. Onları da anlıyorum. Evet, Hakan çok hatalı ve belki de komik goller yedi ancak bu onun yeteneğine gölge düşürmemeli. Ona ihtiyacı olan güveni veremedi bir türlü Beşiktaş. Nitekim, bu sezon şans bulduğu maçlarda gayet de başarılıydı. Hatta biraz daha ayrıntılı bahsetmek gerekirse, maçlara heyecanlı başladı. Zaman zaman eli ayağı titredi, ancak dakikalar ilerledikçe ve güveni yerine geldikçe kalede sağlam bir duruş sergiledi. Bunu herhalde kimse inkar etmeyecektir. İşte elde böyle bir kaleci varken, artık futboldaki son zamanlarını yaşayan Rüştü'de bu kadar ısrar etmek yersizdi ve netice olarak da Beşiktaş bu durumdan zarar gördü. Sadece Beşiktaş değil, Rüştü ve Hakan da zarar gördü tabii. Devre arasında da Ramazan Özcan katıldı takıma. Satın alma opsiyonlı kiralık... Mevcut sakatlıkları aklımıza getirirsek, zararsız bir deneme diyebiliriz. En azından kiralık olduğu için onca para bağlanmamıştır. Beğenilirse alınır, beğenilmezse opsiyon kullanılmaz ve dertsiz bir şekilde yollar ayrılır. Ayrıca meziyetli de bir kaleci. Uyum sağlarsa yararlı olur gibime geliyor. Yine de kalede ilk tercihim Hakan Arıkan'dır.
Savunmanın sağı biraz sıkıntılı görünüyor. Sezon başında Ankaraspor'dan alınan Erhan Güven -ki asla Beşiktaş forması giyebilecek kalibrede değil- kiralık olarak Antalyaspor'a gönderildi. Doğru karar. Geriye de elde stoperden bozma İbrahim Kaş ve genç Rıdvan kaldı. Çok sıkışılırsa İbrahim Toraman veya Ekrem Dağ da bu bölgede oynatılıyor. Artık önde bir tek lig kaldığına göre, bir şekilde idare eder bu mevki. Tabii önümüzdeki sezon için birtakım önlemler düşünülmeli.
Sol bek senelerdir aynı. İbrahim Üzülmez, yıllar geçtikçe olgunlaşıyor. Fizik olarak da henüz bir düşme yaşamadı altyazı İbrahim. Onunla bu bölgeyi paylaşan isimse İsmail Köybaşı. İsmail hakkında fazla da yoruma gerek yok. Genç ve yetenekli bir oyuncu. Geleceğin yıldızlarından. Tabii hep bu bölgede değerlendirilecekse defansif anlamda İbrahim'den bir şeyler kapması şart. Bu bölge son derece yeterli sözün kısası.

Gelelim orta sahanın ortasına. Yine elimizde ligin en sağlam orta saha oyuncularından birisi olan Ernst var. Sezon başında transfer edilip, ligin başlarında fazla şans bulamamasına rağmen sonradan açılan Fink var. Bu ikili mümkün olduğunca bir arada olmalı. Gayet uyumlular. Yedek olarak Mustafa Denizli enteresan bir şekilde sürekli olarak Uğur İnceman'ı denedi. Ben çok beğenirdim Uğur'u Manisa'dayken ancak onun da oyununda bir gerileme mevzubahis. Sorumluluk alamıyor. Normalde rotasyon için ideal bir oyuncu aslında. Ancak sürekli olarak ezbere onun oyuna girmesi üretkenliği azaltıyor. Altyapıdan çıkan Necip biraz şans bulmalı artık. Hem savunması iyidir, hem de ayağı top yapar. Ama önce bu çocuğa güvenildiği hissettirilmeli sorumluluk verilerek. Göbekte 2'li oynandığını varsayıyorum tabii bunları yazarken. Mustafa Denizli 3'lü de oynatıyor zaman zaman. 3'lü oynattığında da Ekrem oynuyor genel olarak. Ancak Ekrem asla oranın oyuncusu değil. Kanatlarda daha etkili.
Kanatlar demişken, Beşiktaş'ın en büyük sorununun kanatlarda olduğunu belirtelim. Tehlike yaratacak kanat organizasyonları gerçekleştiremediler. Bunda sakatlık gibi çeşitli etkenler de etkili olmuş olabilir ancak Mustafa Denizli'nin de bu konuda fazla kafa yorduğunu sanmıyorum. Çok fazla arayışa girmedi. Gitti Yusuf'u sol açığa yerleştirdi, rakip ceza sahasının çevresinde takılmasına, hiç geri gelmemesine de göz yumdu. Mesela sağ açıkta, Galatasaray'daki Keita'nın yaptığı görevi Holosko'ya yaptırabilir. Bu oyuncu ilk yarıda sakattı ama eğer bu sakatlığı tam olarak üzerinden attıysa bu bölgede fayda sağlayabilir. Serdar Özkan da çok şans buldu ilk yarı boyunca. Ancak yeteneğini akılla buluşturamadığı için de hep tepki gören isim oldu. Holosko'nun alternatifi ise benim gözümde Nihat'tır. İlk yarının büyük bir bölümünde tek santrafor olarak oynatılan Nihat, sağ açıktan ceza sahasına sürpriz girişler yaparak, santrafor olarak oynayan arkadaşını besler, kendisi de yeterince fırsat bulur. Tabii eğer çift santrafor oynanacaksa işler biraz değişiyor. O zaman Nihat kesinlikle iki forvetten biri olmalı.
Sol açık olaraksa ne olursa olsun Tello düşünülmeli ilk olarak. Bu adam kim ne derse desin özel bir yeteneğe sahip. Bunu bir türlü değerlendiremiyor Beşiktaş. Yedek olarak fazla bir alternatif yok. Eldekilere bakınca oraya en uygun isim Serdar Özkan gibi duruyor. Tabii İsmail Köybaşı sadece sol bek oynayacaksa. Yoksa İsmail'in orijini daha hücuma dönüktür. Sol açık olarak katkı yapabilir. Şimdi Delgado'nun da geldiğini varsayarsak, sanki 4-2-3-1 gibi bir sistem olacak gibi duruyor. işte o forvetin arkasındaki 3'lünün göbeği için bolca alternatif var. Delgado, Tabata ve Yusuf. Bu 3 oyuncu da bu sezonun kayıp isimleri. Delgado hadi sakattı da, diğerlerinin hiçbir mazereti yok. İkinci yarı daha iyi olacaklardır. Tabii bu isimler arasındaki rotasyon iyi ayarlanmak zorunda. Hoş, Delgado'nun dönebilmesi için bir yabancının da gönderilmesi lazım. Bu konuda ne gibi bir karar alınacak o da muamma. Belki de Delgado yine kadronun dışında tutulacak. Kısacası Beşiktaş'taki birçok şey gibi bu da büyük bir muamma.

Sözün kısası, Beşiktaş'ın işi zor. Seçim de yaklaştığı için her şey havada kalmış durumda. Delgado takımla idmana çıkıyor ama kontenjan dolu. Kadro teker teker bakınca iyi isimlerden kurulu ancak bir araya gelince kimyaları tutmuyor. Her şey sorun... Takımın üzerindeki isteksizlik de cabası. Yine de ben Mustafa Denizli'nin en kötü ihtimalle son 3 haftaya kadar yarışı kovalayacağına inanıyorum. Bir şekilde başarıyor bu işi. Geçen sezon da başarmıştı diğer şampiyonluğa oynayan diğer takımların yardımıyla da olsa. Seçim sonrası dönem biraz daha durulacaktır takım içindeki belirsizlikler.
0 yorum:
Yorum Gönder