
Tam da senaryosu baştan yazılabilecek bir maç oldu bugün. Galatasaray hızlı başladı. Bursa kapandı. Galatasaray'ın baskısı bir 10 dakika sürdükten sonra hafifledi ve bu kez Bursa şansını denemeye karar verdi ve ilk teşebbüsünde de golü buldu. Sonrası yine Galatasaray baskısı, yine gergin anlar, zaman zaman tempo ve son dakikalarda Bursa'nın attığı 2. gol. Her şey son derece tanıdık...
Bugün kalede Ufuk'un olması nispeten olumluydu. Aykut'tan çok daha fazla güven verdiği ve de kaleciye benzediği kesin. Eğer gerçekten üst düzey bir kaleci alınmayacaksa Ufuk'ta ısrar edilsin de adam kaleye ısınsın artık.
Savunmada her ne kadar kendini parçalasa da Ali Turan yetersiz kalıyor. Sabri'yi ciddi anlamda özledim. Belki Çağlar Birinci iyileşince de Hakan Balta göbeğe çekilir ve Sabri-Neill-Balta-Çağlar gibi en azından şimdikinden iyi bir dörtlü ortaya çıkar.
Ortada yine Galatasaray taraftarının sevgilisi Ayhan-Barış-Mustafa Sarp üçlüsüyle maça başlandı, ki aslında bu üçlü şu anda formda bir dönemini yaşıyor. Formsuz hallerini düşünmeyelim isterseniz. Kendileriyle ilgili "şöyle olmalı, böyle oynatılmalılar" tarzında yorumlar yapmayacağım. Herkes adı gibi biliyor neler olması gerektiğini. Yalnız ilk yarıda Ayhan'la Mustafa Sarp'ın birbirleriyle tek pas yapa yapa kendi kalelerine doğru giderken rakibi zorla pozisyona sokmalarını sanırım uzun süre unutamayacağım. Yalnız Barış hakkında ayrı bir parantez açmak istiyorum. Çoğu Galatasaray taraftarının en sevmediği futbolcudur. Ancak bende durum farklı. Kendisinde biraz zeka olsa çok iyi futbolcu olurdu Barış. Ben severim şu haliyle de. Çok fazla sorumluluk vermeyeceksin tabii. Hırsı, taşın altına elini sokması (çoğu zaman o el taşın altında kalsa da), enerjisi vs. tam da takımda şu an eksikliği duyulan şeyler ve Barış sahada olunca o patlayıcı gücü tam olarak verebiliyor diyemesek de en azından ışığını veriyor. Kendisine Kewell dışında ayak uyduran bir oyuncu daha olsa farklı olabilir bir şeyler. Tabii burada kastım Arda. Arda bugün yine sağolsun hiçbir şey yapmadı. Bence Rijkaard sakatlar iyileşince Arda'sız bir düzen düşünmeli. Tabii ki bildiğimiz Arda bu takımda ilk 11'e adı ilk yazılması gereken oyuncudur ama uzun süredir izleyemiyoruz kendisini. Şu haliyle kalacaksa hiç durmasın, nereye gidiyorsa gitsin. Hoş, nereye gidecek? İngiltere falan diyorlar ama bana göre Arda bu göt ve bu belle ancak Rusya'ya falan gidebilir. Orada da epey bir hırpalarlar kendisini.
Bursaspor da galibiyete rağmen henüz tam olarak hazır gözükmedi. Geçen seneki havayı henüz yakalayabildikleri söylenemez. Gol pozisyonları dışında vasat bir Anadolu takımı hüviyetindeydiler. Kapandıkça kapandılar. Bu arada Stepanov ve Ömer, harika bir savunma yaptılar. Gömülü savunmada başarılı olduklarını gösterdiler. Açık alanda aynı olurlar mı peki? Ömer'in olamadığını biliyoruz ama Stepanov için zamana ihtiyaç var. Vederson da kanadını gayet iyi savundu bugün. Yani Bursa'nın savunmaya yönelik takviyeleri yerinde diyebiliriz.
Maçın hakeminden ayrıca bahsetmek lazım. Abdullah Yılmaz, bugün resmen maçın sonucunu etkiledi diyebiliriz. Özellikle ilk yarının sonunda, sarı kartı bulunan Volkan Şen'in topu kasten elle oynadığı pozisyonda sarı kart göstermeyi es geçmesi çok acemice ve affedilebilir gibi değil. O pozisyon bitirdi hakemi. Volkan bile elle oynar oynamaz "ben ne yaptım" pozlarına girmişken hakemin bunu nasıl kartsız geçiştirdiğini anlayamadım. Ardından Milan Baros'la yaşadıklarıysa ayrı bir komedi. Kendisine kasten gelip vuran Baros'a gösteremediği kırmızı kart da kontrolü ne derece kaybettiğini ve ne derece korktuğunu rahatlıkla gösteriyor sanırım. Biraz daha dirayetli ve yeterli bir hakemin böyle bir maçı yönetmesini beklerdim. Tecrübesiz ve karizması olmayan bir hakem sayesinde MHK de maçı batırmış oldu.
Tabii ki Galatasaray'yın hiçbir bahanesi yok. Çıkacak, kendi sahanda kazanacaksın. Onun için de sahip olman gereken şeyin adı "ruh". Ah, tabii o ruhun yanı sıra orta sahaya iki sağlam oyuncu daha...
0 yorum:
Yorum Gönder