Gerek, evdeki internetin sorunlu oluşu, gerekse de haftasonu bilgisayarın başına pek oturamamış olmam nedeniyle pek bir şey yazamadım. O yüzden değinmek istediklerime tek bir başlıkta değineyim istiyorum.
Cumartesi akşam, Galatasaray üst üste üçüncü galibiyetini aldı Bucaspor karşısında. 4-2-3-1 falan yalan. Resmen 6-4 oynuyorlar. Mustafa Sarp ve Ayhan o kadar fazla gömülüyor ki, Bucaspor gibi bir takım bile çıkartmıyor Galatasaray'ı yarı sahasından. Peki kimle çıkarmıyor? Hemen Bucaspor orta saha elemanlarına bir göz atalım. Ragıp Başdağ, İbrahim Dağaşan ve Jerko Leko. Elle tutulur bir tek Leko var. Diğer ikisini at çöpe. Ancak bu adamlar Galatasaray'ı kendi sahasına hapsedebiliyor. Neden peki? Tamamen Mustafa Sarp ve Ayhan'ın vizyonsuzluğundan, korkaklığından ve beceriksizliğinden. Bakmayın Ayhan'ın gol attığına. O golde bile adamın ayağı bozuk zemine takılıyor da öyle dengeli bir şut atabiliyor. Yoksa kimbilir nereye gidecek o top. Kaldı ki, aslında işlerin nasıl da farklı olabileceğini Lorik Cana'nın oyuna girişiyle gördük. Cana oyuna girdikten sonraki 10 dakikada 3 pozisyon buldu Galatasaray. Maç başından bu yana toplam 3 pozisyonu var mıydı acaba? Bir de zeminin bahsi açılmışken biraz daha üzerine gitmeden olmaz. Adamlar sahada çim olmayan bölgeleri, kestikleri çimlerle kapatmışlar. Ve zemin fazlasıyla kayganlaşmış. Yama desen değil, takviye desen hiç değil. Tamamen kirlileri halının altına süpürmek gibi bir şey. Rezalet kısaca... Sonra "Misimovic kendini gösteremedi" oluyor. Ayrıca Rijkaard'ı Serkan Kurtuluş tercihinden dolayı kutlamak lazım. Ali Turan oynayacak diye aklım çıkmıştı. Serkan böyle oynasın, Sabri'yi de zorlar benim gözümde.
Dün, Karabükspor-Gençlerbirliği maçını da izlemeye çalıştım. Blogu takip edenler bilir, geçen sezon Karabükspor'un Bank Asya 1. Lig maçlarından bazılarını yazmıştım burada. Hemen hemen tüm maçlarını izlemiştim ve STSL'ye çıkacaklarına da emindim. Şimdi şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki, bu seneki takım da geçen seneki havayı yakalamak üzere. Yeni futbolcuların çokluğundan dolayı bocalayan sistem, haftalar geçtikçe tekrar oturmaya başlamış. Çokça eleştirilen futbolcular bile bu sisteme uyum sağlıyor ufak ufak. Mesela Kerim Zengin... İlk haftalarda taraftardan tepki alan bir oyuncuyken şimdi o da aynı ahenge katılmış durumda. Yücel İldiz, şu anda ligde adamakıllı pas futbolu oynayan 2-3 takımdan biri yapmış durumda Karabükspor'u. Herkes Cernat-Emenike ikilisine takmış durumda. "Bu ikili, takımın %80'i. Birine bir şey olursa takım tepetaklak gider" mantığındalar. Böyle bir şey kesinlikle yok benim gözümde. Çünkü takır takır işleyen bir pas sistemi var. Evet, takımın girdiği pozisyonların çoğunda bu isimlerin imzası var ama ben bu ikilinin olmadığı maçları da biliyorum. Golü bir şekilde buluyor Karabükspor. Önemli olan savunmaları. İyi savunma yapsınlar yeter.
Bu arada Emenike mutlaka milli takıma kazandırılması gereken bir oyuncu. Henüz 23 yaşında ve bu ülkeye çok alışmış durumda. Oluru var mıdır, varsa nasıldır bilmiyorum ama türk yapılabiliyorsa yapılmalı muhakkak.
Haftanın maçı dün Kadıköy'de oynandı. Fenerbahçe çok iyi başlamadığı maçta 26. dakikada öne geçti ve golden ilk yarının sonuna kadar 4-5 tane daha çok önemli fırsatı harcadı. Derken yine bir "Aykut Kocaman Show" izledik. Saçma saçma oyuncu değişiklikleri ve rakibe 30 metrede top oynama imkanı vermek, Beşiktaş'a gol davetiyesi çıkardı. Neyseki kalede Volkan Demirel vardı. Kendisini sevmem ama şahane kaleci işte, yapacak bir şey yok. Beşiktaş da fazla gergindi dün. İlk yarıda 2 mecburi değişiklik yapmaları da Schuster'in planlarını değiştirdi. Nihat çok kötü. Aurelio tecrübeden dolayı doğru tercih. Eğer sakatlıklar falan olmasaydı Necip'le değişirlerdi herhalde. İnanmazsınız, Nobre bile bence doğru tercih. Bobo çok yıpranırdı dün ilk yarıda. Nobre daha dayanıklıydı ve Lugano-Bilica ikilisinin çıkamamasını sağladı. Fenerbahçe de özellikle ikinci yarıda geriye gömüldükçe gömüldü. Hatta bir anda Ankaraspor geldi gözümüzün önüne. Aykut da eski günleri özlemiş olsa gerek. Bir de maç sonunda "bu futbolla ligde her takımı yenebiliriz" demiş. Aykut Kocaman'ın saha kenarından ne gördüğünü ve bu şekilde nereye kadar dayanacağını merak ediyorum.


Bu arada Emenike mutlaka milli takıma kazandırılması gereken bir oyuncu. Henüz 23 yaşında ve bu ülkeye çok alışmış durumda. Oluru var mıdır, varsa nasıldır bilmiyorum ama türk yapılabiliyorsa yapılmalı muhakkak.

0 yorum:
Yorum Gönder