
İlk yarıda daha fazla pozisyona giren taraf Beşiktaş'tı. Nobre'nin direkten dönen pozisyonu, Holosko'nun kafa vuruşunun ardından Leo Franco'nun içeride mi yoksa dışarıda mı tuttuğu bir türlü çözülemeyen top, ilk yarıda en çok akılda kalan anlardı. Fakat ikinci yarıda, özellikle de Jo'nun oyuna girişiyle birlikte görüntü tam tersi yönde değişti. Oyuna daha hakim görünen taraf Galatasaray oldu ve nitekim Arda'yla da golü buldu. Bu golde Jo'nun varlığı önemli yer tutuyor bana göre. Bir kere tam bir santrfor olduğu için rakip defansı daha çok zorlayabiliyor ve üzerine adam çekiyor. Üzerine adam çekince doğan boşluktan da Arda faydalandı nitekim. Fakat maçın sonlarına doğru Arda ve Elano'nun oyundan alınması ve yerlerine de Giovani dos Santos ile Mustafa Sarp'ın girmesiyle, zaten yüklenmek zorunda olan Beşiktaş, daha kolay yığdı oyunu Galatasaray yarı sahasına. Ardından da Sivok'un golü geldi zaten. Aslında Mustafa Sarp'ın oyuna girmesi mantıksız değil. Hem rakibi bozar, hem dönen topları iyi toplar, hem de zaman zaman rakip kalede tehlike yaratabilir. Ancak o dakikada çıkan oyuncu Elano olmamalıydı. Yorulan Barış'ın yerine girecek bir Mustafa Sarp çok daha yararlı olabilirdi. Elano da bugünkü mükemmel oyununa devam ederdi böylece. Tabii ortada bir sakatlık varsa bilemem.

Galatasaray'da mükemmel oynadı dediğimiz Elano'nun haricinde, savunma hattındaki oyuncular Neill ve Emre Güngör de çok iyi bir maç çıkardılar. Özellikle Emre Güngör, Neill'le iyi bir ikili olduğunu her geçen maç daha net bir şekilde ortaya koyuyor. Servet'in işi zor görünüyor önümüzdeki haftalarda. Uğur Uçar ise bir an önce sınıf atlamalı. Bu haliyle fazlasıyla yetersiz kalıyor. Çok ağır halen daha.

Aslında sahadaki mücadeleye rağmen pozisyon zenginliğinin vasat seviyede kalması, iki teknim adamın da aşırı temkinli olmasından kaynaklıydı. Rijkaard, hafta içi yeterince yorulmuş olan ve bu hafta içinde de aynı yorgunluğu yaşayacak olan takımını fazla zorlamak istemiyordu normal olarak. Bu bağlamda durgun bir görüntü sergilemeleri çok garip kaçmadı ancak Mustafa Denizli, galibiyete çok ihtiyaç duyduğu böylesi bir maçta neden bu kadar temkinli davrandı, anlayamadım.

Netice itibariyle istediğine en yakınını alan Galatasaray oldu bu maçta. Beşiktaş ise büyük yara aldı ancak yine de her şey bitmiş değil onların açısından. İlerleyen haftalarda mücadele çok daha üst seviyede olacaktır.
0 yorum:
Yorum Gönder