
Dönemin Arjantin kadrolarında aralarında müthiş bir uyum bulunan Caniggia ve Maradona'nın haricinde kaleci Goycochea, Ruggeri, Balbo, Redondo, Simeone ve Batistuta gibi önemli isimler de yer almaktaydı.
Maradona'nın kariyerini artık hemen hemen hepimiz ezberledik. Argentinos Juniors ve Boca Juniors'ta geçen başarılı bir dönemin ardından önce Barcelona ile başlayıp Napoli ile zirvesini yapan bir Avrupa kariyeri, ardından kokain yüzünden heba olan günler ve Sevilla ile geri dönüş çabası... Sonra da Newell's Old Boys'la geçen kısa bir dönemle eve dönüş ve tekrar Boca Juniors günleri. Ve tabii Arjantin milli takımıyla sansasyonel performanslar...
Caniggia'nın kariyeri de aslında Maradona'dan pek farklı değil. River Plate ve Hellas Verona'da geçen gençlik yıllarının ardından 1989 yılında asıl çıkışını yaptığı Atalanta'ya transferi, 1990 Dünya Kupası'ndaki performansı, Roma günleri, kokainle gelen yıkımlar, Benfica'da şansını döndürme çabası, Maradona'yla Boca Juniors'ta tekrar buluşma, ardından Avrupa'da tekrar kabul görme amacıyla Atalanta'ya dönüş, Dundee'de başlayan ve Glasgow Rangers'ta nispeten de olsa istikrar bulan İskoçya günleri ve futbolunun son demlerinde Katar ligi...

Şu günlerde Marbella'da yaşayan Caniggia ile ilgili bir diğer enteresan anekdot da oyuncunun aslında bir 100 metre sprinteri olmasıydı. Ayrıca 200 metrede de koşmakta ve uzun atlama yapmaktaydı ancak hiçbir zaman üst düzey bir atlet olamadı. Tabii süratinin faydalarını bir futbolcu olarak gördü.
Velhasıl-ı kelam, dünya futbolunun gördüğü göreceği en enteresan ve uyumlu ikililerden biriydi Maradona ile Caniggia. Futbolun henüz endüstriyelleşmediği dönemin idolleriydi. Şimdilerde göremediğimiz bir karizmaları vardı sahada...
0 yorum:
Yorum Gönder