
Maçın değerlendirmesini güzelcene yapayım, özen göstereyim dedim ve elime kağıt-kalem alarak maçı izlemeye başladım. İlk gözüme çarpanlar; Benzema’nın forvet, Abidal’in sol bek olarak ilk 11’de sahaya çıkması, Ronaldo’nun sağda, Di Maria’nın solda başlaması ve Messi’nin serbest oynaması sağ tarafına Pedro’yu sol tarafına Villa’yı almasıydı. Bunlar maç öncesi beklediğimiz ama bu sezon içinde iki takımda da görmediğimiz değişikliklerdi. Hemen not ettim bunları.
Daha sonra maçı izlemeye başladım. Iniesta oynuyordu herkes izliyordu ilk dakikalarda. Dedim bu adam böyle oynarsa buna Xavi de yardım eder, sonra da Messi çıkar bıraksam mı kağıdı kalemi? diye düşünürken; Messi vurdu direkten döndü, Iniesta asisti yaptı, Xavi golü sağ ayağıyla değil beyniyle attı. Daha dakika 10. İnat ettim, not almaya devam edecektim. Çünkü Real Madrid bu sene farklıydı ve başlarında Jose Mourinho vardı.
Sonra düşündüm. Ya bir Türk vardı ne oldu ona? diye sordum. Mesut ilk 10 dakikada topla buluşamamıştı. Sanırım bir tane köşe vuruşu kullandı. Mesut buluşamadı da kim buluştu ki demeyin? Ronaldo, Benzema zorladılar topa dokunabilmek için. Di Maria ise kariyerinin en iyi oyununu ortaya koyan Abidal’in kilidi altındaydı, bir şey yapamazdı çocuk.
Derken Xavi oyunu sola açıyor. Villa soluna doğru dripling yapıyor, içeri çıkarıyor. Casillas kontrol edemiyor ve Pedro boş kaleye bırakıyor. Dakika 18. Bırakayım artık kalemi!
Bırakmıyorum. 23 ile 30. Dakikalar arasında Barcelona’nın Real Madrid’e top göstermediğini not edyorum bir anlamı olacakmış gibi. İkinci yarının tamamında göstermeyeceklerini ben nereden bileyim? Her neyse devre 2-0 tamamlanıyor. Mourinho hatrına belki döner diye düşünüyorum.

Mourinho Mesut’u çıkarıyor, Lassana Diarra’yı alıyor. Türkiye’de bir antrenör bu kararı alsa lisansını yırtarız, Mourinho yapınca bir anlam yüklüyoruz. Pas kanallarını tıkayacak, kaptıkları toplarla da hızlı çıkacaklar falan filan. Neyi tıkıyorsun arkadaş? Xavi, Iniesta, Messi burası bizi bahçe, bu top da bizim, biz oynayacağız demişler, Real Madrid de tam takım bu durumu kabul etmiş.
47. dakikada Messi’nin Villa’ya bomboş pozisyonda pas vermediğini yazmışım. Belli ki bunu Messi’ye yakıştıramamışım. Haklıymışım. 55 ve 58. Dakikalarda Messi önce Villa’ya sonra da Pedro’ya-ki Pedro’ya attığı pası birkaç kez daha izlemek lazım- iki tane asist yaptı. Hah şöyle be Messiciğim! dediğimi hatırlıyorum.
Bu devre de Ya bi Ronaldo vardı ne oldu ona? diye düşündüğümü fark ettim. Meğer sola geçmiş. Çizgide duruyor. Sıkılmış. Adam haklı tabi. Khedira, Ramos kırmızı kart için gerekli hamleleri yapıyor, hakem acıyor falan. Bir garip maça dönüyor iş 4-0’dan sonra. Barcelona top çeviriyor, R. Madridli oyuncular yakalyabilirlerse basıyorlar tekmeyi.
Xavi’yi alkışlatılıyor Pep. Guardiola tarafından Pedro ile birlikte. Jeffren giriyor, Keita ile birlikte. Krkic ile Jeffren zorluyorlar 5 için. Aç çocuklar. Real Madrid ise dayak peşinde. Krkic asist, Jeffren gol! 5-0. Eee Ramos ne yapsın? Messi’ye tekme, Puyol’a tokatvari bir darbe, Xavi’ye bir şeyler! Ramos’un son dakikadaki tavırları Real Madrid’in içine düştüğü durumun resmiydi.
Barcelona iyi takım. Real Madrid iyi kadro. Mourinho büyük hoca ama Di Maria, Marcelo, Mesut, Benzema, Khedira büyük oyuncular değil iyi oyuncular. Messi, Xavi, Iniesta, Villa, Puyol büyük adamlar!
0 yorum:
Yorum Gönder