Dün akşam Sturm Graz'a yine boyun eğdi Galatasaray. Servet'in bireysel hatasıyla gelen bir gol ve Aydın'ın karşı karşıya kaldığı kaleciyi de çalımladıktan sonra kaçırdığı pozisyon dışında çok da bir şey yoktu maçta. Galatasaray'ın savunma hataları nedeniyle etkili Graz hücumları oldu tabii ancak Avusturyalı oyuncuların fantastik derecede beceriksiz olmaları nedeniyle net pozisyonlara dönüştürülemedi bunlar.
Maçın Galatasaray açısından önemli yanlarından biri, bir Avrupa Kupası maçında genç oyuncuların şans bulacak olması ve kendilerini gösterme imkanlarıydı. Yıllardır umut bağlanan Aydın Yılmaz, sezon başı saman alevi gibi parlayan Serdar Eylik, iki senedir doğru düzgün şans bulamayan ve taraftarın da gözünden düşmeye başlayan Alparslan Erdem, kiralık olarak takımda olan ve bonservisinin alınması için önümüzdeki 6 ay iyi performans sergilemek zorunda olan Caner Erkin, Jan Derks'in ilk icraati olarak Çetin Güngör gibi isimler merakla bekleniyordu. Hatta kalede Ufuk Ceylan'ı da aradı gözler ancak maç öncesi yazısında da belirttiğimiz gibi Aykut oynadı. Haa, bir de Tobias Linderoth var ama o konuda artık en ufak bir umudum olmadığı için çok da üzerinde durmuyorum. Hatta peşinen söyleyeyim, her ne kadar futbol bilgisi farkını belli etse de, fizik olarak asla takımın seviyesini yakalayamayacağı çok belli. Takımın fizik seviyesi çok iyi diye bir anlam çıkarılmasın bu cümleden. Ama Tobias, 2,5 yıllık sakatlığın ardından normal olarak bir kademe düştü diyebilirim rahatlıkla.
Başlıkta "Mental Gereksinimler" diye bir ifade var. Bu ifadeyi, tahmin edebileceğiniz gibi genç oyuncular için kullandım. Galatasaray'da bu oyuncularla ilgilenen yetkililerden bir isteğim var. Lütfen Arda Turan'ın çıkış maçı olan Mlada Boleslav maçının birer kopyasını tüm genç oyunculara hediye edin. Lütfen bu maçı sık sık izletin bu çocuklara. Böylece belki gerçek bir Galatasaray futbolcusu olabilmek için ne yapmaları gerektiğini, kendilerine ne kadar güvenmek zorunda olduklarını, bir genç oyuncu olarak fazla haddini aşmadan, ama sorumluluk alarak neler yapılabileceğini bu maçla birlikte kafalarına kazıyabilirsiniz. Çok yetenekli çocuklar çıktı altyapıdan. İşte Aydın Yılmaz. Bitti artık Aydın. Bunda herkes hemfikir. Kimsenin bu çocuktan umudu kalmadı ve en kısa zamanda gönderilecek gibi duruyor. Neden? Çünkü korkak... İşte Serdar Eylik. Bu çocuğun yeteneği belki Arda'dan fazla. Hatta fiziği de Arda'nın ilk çıktığı günlere göre daha iyi. Ama işte zihinsel olarak asla bir Arda değil. Haa olabilir mi? Neden olmasın. Serdar'ın bir Aydın Yılmaz olmak yerine bir Arda Turan olması için uğraşmalı altyapı idarecileri. Dün ne yazık ki iyi oynamadı Serdar. Ama zamanı bitmiş değil. Aşılır bunlar.
Çetin girdi mesela sonlara doğru oyuna. Ayağına ne kadar yakışıyor o top. Bir savunma oyuncusu için yeterince soğukkanlı. Ama garantici. Fazlaca garantici... Umarım ilk maç heyecanıdır sadece. Çetin'in de gayet yetenekli olduğu açıkça belli. Onun da zihnini berrak tutmak ve özgüvenini arttırmak gerekiyor gelecek için.
Dün bana en çok umut veren genç oyuncu, ki artık Avrupa'da genç olarak kabul edilmeyen bir yaş grubunda olan, Caner Erkin oldu. Zaten Caner'in tecrübesi yeterliydi. Takıma ve sisteme uyumu önemliydi. Onları da aşıyor. Belli ki Rijkaard da Caner'e güveniyor. Duran toplara genelde Caner'in gidişi de bunun işareti zaten. Umarım zamanla daha iyi olur ve sol kanat için hem bek hem de açık anlamında iyi bir alternatif olur.
Maçla ilgili fazla da bir şey yok aslında söyleyebileceğim. Kötü oyun ve mağlubiyet. Ama en azından gençler hakkında edinilen bir fikir. Şu anda altyapı Jan Derks gibi işinin ehli insanların elinde. En azından verimlilik açısından gözle görülür bir artış kaydedileceğine inanıyorum. Umarım yanılmam...
0 yorum:
Yorum Gönder