
Günün anlam ve ehemmiyetini belirten bu uzunca giriş faslında sonra geçelim bu gece oynanan maça. Galatasaray sahaya maç öncesi yazısında yazdığımıza yakın bir kadroyla çıktı. Tabii kadroda tek tutmayan, orta sahada Ayhan yerine Mustafa Sarp'ın oynamasıydı; ki o Mustafa Sarp bana göre bu günün en büyük yıldızı, en efektif adamıydı. Galatasaraylı oyuncular, maçın öneminin bilincinde, yere sağlam basarak ve maçı isteyerek oynadılar. Daha önceki maçlara baktığımızda, ayağında fazla top tutmaya başlayan bir takım görüyorduk. Bugün o hastalığın yavaş yavaş atıldığını gördük. Tekrar hızlı top yapmaya çalıştı sarı kırmızılılar. Tabii bunda rakibin de hemen hemen aynı sistemle oynamasının etkisi var sanırım. İki takımın oyun felsefesi birbirine çok benzediği için zaman zaman çok tempolu bir maç izledik. Top uzun süre oyunda kaldı. Mücadele anlamında göz doyuran bir maç oldu dolayısıyla.
Galatasaray'da bugünün en başarılı ismi golün de sahibi olan Mustafa Sarp'tı bana göre. Mustafa, bugün iki farklı görev yaptı. İlki, Mehmet Topal orta sahada oynarken orta sahanın bütününe koşmaya çalışan, hücuma da savunmaya yaptığı kadar katkı yapmaya çalışan ve en önemlisi de rakip ceza sahasına sürpriz bir şekilde sızmaya çalışan bir yapısı vardı. Zaten bu özelliğini, sayılmayan golünde de gayet bariz bir şekilde gördük. Golün sayılmaması doğru muydu? Bence doğruydu ancak zamanlama biraz sıkıntı yarattı. Hani "geç olsun da güç olmasın" derler ya, işte o söz hakemler için geçerli değil. Hakemler bir kararı ne kadar geç verirlerse işler o kadar güçleşiyor kendi adlarına. Yine de doğru olan kararı verebilmek önemli. İlk yarıda attığı güzel aşırtma gol sayılmayan ve Gökhan Zan'ın sakatlanmasının ardından stopere geçen Mehmet Topal'ın yerini doldurmak zorunda kalan Mustafa, maç boyunca hep doğru yerdeydi ve çok soğukkanlı hareketler sergiledi. Hatta zaman zaman kendisinden görmeye alışık olmadığımız ince bilek hareketleri ve zekice vücut çalımlarıyla orta sahada adam eksiltti.

Maçın bir Galatasaray adına bir diğer etkili ismiyse kaptan Arda'ydı. Hoş, ben Arda'nın fiziksel durumunu bir süredir hiç beğenmiyorum. Belki yağ fazlası yok ancak biraz fazlaca kalınlaştı gibi geliyor bana. Bu kalınlık, onun esnekliğinden götürüyor, topla birlikte süratlenmesini engelliyor ve oyununu da tekdüzeleştiriyor. Neyseki ayaklarına halen çok hakim ve de çok zeki. Fiziksel dezavantajına rağmen bugün gayet başarılıydı Arda. O da doğru yerlerde doğru zamanlarda bolca adam eksiltti, güzel paslarla arkadaşlarına pozisyonlar hazırladı. En önemlisi de hırsla mücadele etti. Onun sinirine yenilmeden hırsla oynadığı maçlar farklı oluyor.
Galatasaray'da bu maçta görevini yapanlardan biri de Elano'ydu diyebiliriz. Bu kez sorumluluktan hiç kaçmadı. Oyunu açan paslarını bu maçta etkili bir şekilde kullandı. Rakibe basma ve alan daraltma bakımından da gayretliydi; ki bunca gayretinin karşılığını da oyundan çıkarken taraftarın kendisini alkışlamasıyla almış oldu. Muhtemelen Elano da Rijkaard da taraftar kadar memnundur bu akşamki oyunundan.
İki oyuncunun bariz bir düşüşü var sarı kırmızılılarda. Bunlar iki bek oyuncusu Sabri ve Hakan Balta. Gerçi Sabri konusunda fazla da katı olmamak lazım. Geçtiğimiz senelere nazaran yine cennetlikti bugün. Hakan Balta'nın dinlendirilmesi lazım artık. Hoş, bugün Hakan da en kötü performansını sergilemedi. Savunmada vasattı. Hücuma da az çok destek olmaya çalıştı ancak etkili olamıyor işte, kabul etmek lazım bunu. Hakan'ın sorunu mental aslında. Sağlamcı olmakla sorumluluk almamayı birbirine karıştırıyor. Garip işler yapmayayım derken, hiçbir şey yapmıyor hücumda. Aldığı topları ya yanına ya da arkasına veriyor. Yine de kabul etmek lazım ki savunmadan en iyi top çıkaran oyuncu Hakan Balta. Bu özelliğinin üzerine biraz daha düşse çok daha farklı olacak her şey. Ha, bir de sorumluluk almıyor dedik ancak korner kullanmasını da istemiyoruz tabii. Maçın başında kazanılan kornerde Hakan Balta'nın topun başında olması kadar absürd bir şey olamaz herhalde. Kewell, Elano ve Arda neci o zaman?
Oyuna ikinci yarıda giren Keita'yı da oldukça beğendim bu akşam. Belki kısa bir süre oynadı ancak istekli ve etkiliydi. Tam da görmek istediğimiz Keita işte. Nonda ve Arda'nın yorulduğu ve adım atmakta zorlandığı anlarda ileri uçta rakibi yıpratıp sinirlerini bozan yegane isimdi.
Rakibe bakacak olursak, biraz fazlaca sert oynadılar diyebiliriz. Leto'nun yokluğunu hissettiler. Benim en dikkatle izlediğim oyunculardan biri tecrübeli Karagounis'ti. Eskiden epey beğenirdim Karagounis'i. Bugün gördüm ki onun da olayı bitmiş aslında. Ne zaman topun olduğu bölgeye gitse biri düşüyor. Top rakipteyse rakip düşüyor, kendisindeyse de Karagounis düşüyor. Pası düşerek verme gibi bir huy edinmiş. Tabii aslında bunun nedenini anlamak çok zor değil. Yaş ilerledikçe fizik olarak düşüyor olmasının bir getirisi bu hareketler. Aklındakini uygulamaya dökemediği için bu tarz hinlikler peşinde koşması normal. Eh, Karagounis de futbolun amiyane tabirle piçliklerini iyi bilen bir oyuncu olarak oyunu böyle manipule etme konusunda oldukça başarılı.
Hakemle ilgili olarak çok kötü düşünmüyorum. Bence iyi niyetli bir hakem. Gördüğünü çalmaya çalıştı. Ancak ne var ki, böylesi bir maçın kalibresinde değil. Biraz daha orta sınıf takımların maçlarını kaldırabilir. Bu maç için bir gömlek aşağıda kaldı. Mustafa Sarp'ın golünü iptal etmesi ne kadar doğruysa, zamanlaması da o kadar berbattı. Ayrıca maç boyunca ofsaytlar ve faullerde oyunu iyi süzemediği için zaman zaman yanlış kararlar verdi. Tabii bu durumun tek bir kurbanı yok. İki taraf da gayet mağdur.
Son olarak Galatasaray teknik heyetinin mor kaşkolları harikaydı. Almak lazım bir tane...
Galatasaray'da bu maçta görevini yapanlardan biri de Elano'ydu diyebiliriz. Bu kez sorumluluktan hiç kaçmadı. Oyunu açan paslarını bu maçta etkili bir şekilde kullandı. Rakibe basma ve alan daraltma bakımından da gayretliydi; ki bunca gayretinin karşılığını da oyundan çıkarken taraftarın kendisini alkışlamasıyla almış oldu. Muhtemelen Elano da Rijkaard da taraftar kadar memnundur bu akşamki oyunundan.
İki oyuncunun bariz bir düşüşü var sarı kırmızılılarda. Bunlar iki bek oyuncusu Sabri ve Hakan Balta. Gerçi Sabri konusunda fazla da katı olmamak lazım. Geçtiğimiz senelere nazaran yine cennetlikti bugün. Hakan Balta'nın dinlendirilmesi lazım artık. Hoş, bugün Hakan da en kötü performansını sergilemedi. Savunmada vasattı. Hücuma da az çok destek olmaya çalıştı ancak etkili olamıyor işte, kabul etmek lazım bunu. Hakan'ın sorunu mental aslında. Sağlamcı olmakla sorumluluk almamayı birbirine karıştırıyor. Garip işler yapmayayım derken, hiçbir şey yapmıyor hücumda. Aldığı topları ya yanına ya da arkasına veriyor. Yine de kabul etmek lazım ki savunmadan en iyi top çıkaran oyuncu Hakan Balta. Bu özelliğinin üzerine biraz daha düşse çok daha farklı olacak her şey. Ha, bir de sorumluluk almıyor dedik ancak korner kullanmasını da istemiyoruz tabii. Maçın başında kazanılan kornerde Hakan Balta'nın topun başında olması kadar absürd bir şey olamaz herhalde. Kewell, Elano ve Arda neci o zaman?
Oyuna ikinci yarıda giren Keita'yı da oldukça beğendim bu akşam. Belki kısa bir süre oynadı ancak istekli ve etkiliydi. Tam da görmek istediğimiz Keita işte. Nonda ve Arda'nın yorulduğu ve adım atmakta zorlandığı anlarda ileri uçta rakibi yıpratıp sinirlerini bozan yegane isimdi.
Rakibe bakacak olursak, biraz fazlaca sert oynadılar diyebiliriz. Leto'nun yokluğunu hissettiler. Benim en dikkatle izlediğim oyunculardan biri tecrübeli Karagounis'ti. Eskiden epey beğenirdim Karagounis'i. Bugün gördüm ki onun da olayı bitmiş aslında. Ne zaman topun olduğu bölgeye gitse biri düşüyor. Top rakipteyse rakip düşüyor, kendisindeyse de Karagounis düşüyor. Pası düşerek verme gibi bir huy edinmiş. Tabii aslında bunun nedenini anlamak çok zor değil. Yaş ilerledikçe fizik olarak düşüyor olmasının bir getirisi bu hareketler. Aklındakini uygulamaya dökemediği için bu tarz hinlikler peşinde koşması normal. Eh, Karagounis de futbolun amiyane tabirle piçliklerini iyi bilen bir oyuncu olarak oyunu böyle manipule etme konusunda oldukça başarılı.
Hakemle ilgili olarak çok kötü düşünmüyorum. Bence iyi niyetli bir hakem. Gördüğünü çalmaya çalıştı. Ancak ne var ki, böylesi bir maçın kalibresinde değil. Biraz daha orta sınıf takımların maçlarını kaldırabilir. Bu maç için bir gömlek aşağıda kaldı. Mustafa Sarp'ın golünü iptal etmesi ne kadar doğruysa, zamanlaması da o kadar berbattı. Ayrıca maç boyunca ofsaytlar ve faullerde oyunu iyi süzemediği için zaman zaman yanlış kararlar verdi. Tabii bu durumun tek bir kurbanı yok. İki taraf da gayet mağdur.
Son olarak Galatasaray teknik heyetinin mor kaşkolları harikaydı. Almak lazım bir tane...
0 yorum:
Yorum Gönder