
Futbol camiasının fosforlu renklerinden Yılmaz Vural'ın Esquire dergisine yaptığı bir açıklama.

Konuyla alakalı fikri sorulan Ümit Karan'ın Yılmaz Hoca'ya isyanı.

Bu da yine kendisine fikri sorulan Sinan Engin'in yorumu.
Yılmaz Vural'a herhangi bir eleştiri getirmiyorum. Muhtemelen röportaj esnasında konu döndü dolaştı ve oraya geldi. Hoca da kendince en ideal olanı ifade etti. Ha, bunun ne kadar uygulanabilir olduğu konusu tartışılır. Muhtemelen Yılmaz Vural da futbolcuların bu tavsiyeye uyacağını sanmıyordur. Ama dedik ya... Kendine göre ideal olanı budur.
Ümit Karan'ın konuyla alakalı yorumu, aslında başlı başına bir yazı konusu. Uzun uzun irdelenebilir ancak bu yazıyı yazmamın asıl sebebi Sinan Engin'in cümleleri olduğu için Ümit'in yorumlarını kısa geçeceğim. Öncelikle katılmamak onun hakkıdır tabii ancak neden bu kadar hiddetlendiğini anlayamadım ben. Yılmaz Hoca'nın iki dudağının arasından çıkan kanun değil nasıl olsa. Rıza Çalımbay da muhtemelen kendisine Yılmaz Vural'ı örnek alan ve o ne derse onu uygulayan bir teknik direktör değil. Eee o zaman Ümit neden sinirleniyor ve "biz yapmıyorsak o da yapmasın! banne banne.." moduna giriyor, onu anlayamadım.
Sinan Engin, fazlasıyla enteresan bir yanıt vermiş. Hani sanki her şeyi açık açık duymaması gereken ergenlerin yanında konuşuyormuş gibi, "ney ki ön sevişme? bilmem ben onu" diyor, bir yandan da "bunları lugata sokmamak lazım" cümlesini kurabiliyor. Kendi içinde ne kadar tutarlı olduğu ortada. Eğer Beşiktaş'ta yaptığı menajerlik görevi de aynı tarz yöntemler üzerinden gerçekleşmişse, vay Beşiktaş'ın haline diyorum. Ayrıca ön sevişme bilmediğine dair ifadesi, selama sabaha gerek duymadan paldır küldür mevzuya daldığı yorumunu da yaptırabiliyor insana. Bir de tabii maçtan sonra seks yapan futbolcuların kendilerini sakatlama riskiyle ilgili bir ifade var. O da en az diğer ifadeleri kadar düşündürücü.
En güzeli Yılmaz Hoca aydınlatsın Sinan Engin'i bu konuda. Karşılıklı, erkek erkeğe konuşup anlaşsınlar...
0 yorum:
Yorum Gönder