
Beşiktaş'ın hücum hattı neredeyse bir Rolls Royce iken, savunma Tata kıvamına gelmiş durumda. Tabii bu biraz abartı bir benzetme oldu ama arada birm fark olduğu da gerçek. Aradaki dengeyi de yabancı kontenjanını kullanma şekli belirliyor haliyle. Bir de Türkiye'de futbolun oynanma şeklinin de Beşiktaş üzerine etkisi büyük. Türkiye'nin gerçekleri ne yazık ki dünyanın gerçeklerinden çok başka. Burada yürekle oynamak gibi bir saçmalık var. Aç futbolcu gibi saçma bir kavram var. Akla, iş ahlakına ve profesyonelliğe yer yok. Bugün bir Türk topçusu çıkıp "Bana güvenilen ortamlarda başarılı olabilirim" diyorsa bunun tek bir açıklaması vardır. "Ben akıl futbolu oynayamam. Futbolu ancak duygularımla oynayabilirim çünkü zekamı kullanamam. Haa, profesyonellik mi? Komik olmayın..." demekten başka bir şey değildir bu. İşte bu anlayış sebebiyle de senelerce cengaverlerden neferlerde medet ummuşuzdur. Ve işte aynı sebep nedeniyle de dün Rijkaard, bugün Schuster, hatta ikisinden önce de Tigana yerden yere vurulmuştur. Ve ayrıca aynı sebepten ötürü de Hakan Şükür yurtdışına transfer olduğunda zekasını kulanamaması nedeniyle boyunun ölçüsün alırken, profesyonel davranan Tugay Kerimoğlu bir Premier Lig kulübünün efsanesi olup döndü.
Türk futbolundaki ana sorundan Beşiktaş'a bir gönderme yaptıktan sonra takımı mevki mevki inceleyelim. Kaleciler Rüştü, Hakan Arıkan ve Cenk. Kimin as kaleci olduğu belli değil. Aslında üçü de iyi kaleci. Rüştü yaşından ötürü aksıyor zaman zaman. Onun yeteneklerini anlatmaya ve yeterli olup olmadığını tartışmaya gerek bile yok. Hakan Arıkan da yukarıda bahsettiğim duygularıyla oynama huyu nedeniyle sorunlar yaşıyor. Daha önce bazı yazılarda belirttiğim üzere ben Hakan'ın iyi kaleci olduğunu düşünüyorum. Fiziği bir kaleci için kusursuz. Yetenekleri de iyi. Ama özgüvenini kaybettiğinde hiç düşünmeden çek vur. Bu üçlü arasında en iyi çizgiyi Cenk yakaladı. Bence de iyi oldu tabii Cenk'in çıkışı. Hem milli takım için bir alternatif oldu, hem de Türk futbolcunun aslında çok da alışık olmadığı bir kaleci tipi olarak futbolumuza bir zenginlik kattı. Tabii yaşının da genç olması ayrı bir avantaj. Ben, Beşiktaş'ın kalesini yeterli görüyorum.
Savunma konusu iyice karıştı. Sağ tarafa Hilbert, Erhan Güven, Ekrem Dağ ve İbrahim Toraman oynayabilir. Genç Rıdvan, Schuster tarafından kadroda düşünülmüyor. Erhan Güven'in de gitme durumu var. Antalyaspor istiyor kendisini. Ekrem Dağ uzun süredir sakat. Yani eğer Hilbert yabancı kontenjanı nedeniyle oynayamayacak olursa en büyük alternatif İbrahim Toraman oluyor. O zaman da savunmanın göbeği sıkıntıya giriyor. Ayrıca Erhan gitmese bile ne kadar doldurabilir o noktayı? Dolduramaz. Bu noktada Rıdvan'a keşke güvenilseydi diyorum. Sol tarafta İbrahim Üzülmez ve İsmail Köybaşı var. İkisi de değişerek oynuyorlar. Bolca şans buluyorlar. Dinlenme fırsatı da buluyorlar. Uzun süreli sakatlık falan yaşanmadıkça burası sorunsuz diyebiliriz. İyi götürüyor bu ikili. Savunmanın ortasında ağırlıklı olarak üç oyuncu izleyecek gibi duruyoruz. İbrahim Toraman, Ersan Gülüm ve Tomas Sivok bu oyuncular. Zapo devre arasında yabancı kontenjanı nedeniyle gönderildi. Ferrari de Schuster'in kadroda istemediği bir oyuncu. Muhtemelen o da fırsat bulunursa gönderilir. İbrahim'in sağ bek oynaması halinde ya da bir sakatık durumunda bu mevki sıkıntıya düşecek. En azından altyapıdan bir oyuncuyu kadroya dahil etseler de ufaktan idmanlarla da olsa takıma adapte etseler. Bu üç oyuncu, isim olarak yeterli ama sayı olarak pek güven vermiyor. Yarın Sivok'un sakatlığının nüksetmeyeceğini kimse garanti edemez.
Orta sahanın göbeğinde de enteresan işler olacak bu sezon. Buradaki oyuncular Ernst, Guti, Mehmet Aurelio, Manuel Fernandes, Necip Uysal ve Onur Bayramoğlu. Onur'u direkt eleyelim. Bu kadroya giremez. Guti'nin yeri kesin diyebiliriz. Yabancı kontenjanından öütürü Aurelio da forma sıkıntısı çekmez. Yeni transfer gazına Fernandes'in de en azından ilk zamanlarda oynayabileceğini düşünüyorum. Ki iyi de bir oyuncudur. Uyum sağlarsa banko oynar. Eee, Ernst ne olacak? İki senedir orta sahayı tek başına taşıyan Ernst bu sezonun ikinci yarısında bol bol kontenjan kurbanı olacak gibi görünüyor. İlginç bir rekabet olacak belli ki. Ancak bomba gibi bir orta saha olduğu da bir gerçek.
Kanatlar da rüya gibi. Quaresma bir kanatta, Simao diğer kanatta. Yedek olarak da Nihat, Ekrem Dağ, Hilbert ve Ali Küçik gibi isimler var. Bu bölgelerin yedekleri biraz sıkıntı yaratabilir. Quaresma'nın sakatlanma riski büyük. Çok fazla kendine oynuyor malum. Bu da onu yıpratırken rakibi de sert faullere yöneltiyor. Böylelikle Q7'den alacağın verim 10'dan 5'e 6'ya iniyor. Simao ise tam tersi. Çok kolektif oynuyor. Rahat adam eksiltirken, çok çabuk ve akıllı paslarla arkadaşlarını da oynatıyor ve takımı pozisyona sokuyor. Q7 ile mevcut stillerini düşününce sağlayacakları verim kıyaslanamaz. Çok yararlı transfer. Kanatlar da sakatlık yaşanmadığı sürece dört dörtlük diyebiliriz tabii.
Hücum oyuncuları da çok kaliteli Beşiktaş'ın. Bobo, Nobre ve Almeida ilk alternatifler. Ki bu üçlü dışında herhangi bir isim görmeyiz gibime geliyor. Yoksa orada Nihat, Ali Küçik gibi isimler de görev alabiliyor. Hatta gönderilecek olan Fatih Tekke de var ama Fatih, Tabata ve Yusuf gibi isimleri hiçbir şekilde dikkate almıyoruz. Holosko'nun da gönderildiğini hatırlatalım.
Beşiktaş iyi bir takım. İyi bir hücum takımı daha doğrusu. Savunma sıkıntılı. Yabancı hakları hücumda kullanılınca savunmada böyle bir aksaklık yaşamak normal oldu. Schuster'in yapacağı şey, yediğinden fazlasını atmaya çalışmak olmalı ve olacaktır da. Nitekim bunun ilk örneğini de Manisa karşısındaki kupa maçında gördük. Bu maç, Beşiktaş'ın ikinci yarı özetidir.
0 yorum:
Yorum Gönder