
Dün bir maç oynandı Kadıköy'de. Hakemin kötü yöneteceği bir hafta önceden belli olan bir maç. Kim kazanırsa kazansın, kaybedenin hedefinde hakemin olacağı bir maç. 3-4 hafta önce bir tanesinin basın toplantıları yapması, diğerinin hafta içindeki telefon mesajları. Hatta bir yöneticinin hakemin ismini vere vere, kişiyi şaibe altında bırakması. Bu arada bu açıklamayı yapan adamın bilim adamı olması!
Hakem konusuna sonra değineceğimi belirterek saha içinden konuşmaya çalışalım... Maç golle başladı. Fenerbahçe için olması gereken buydu. Çünkü Beşiktaş, çok fazla savunmacıyla sahaya çıkmıştı ve oyunu sıkıştırabildikleri ölçüde başarılı olacaklardı. Gol atılamayan her dakika Beşiktaş lehine olacaktı ama Fenerbahçe ilk atakta golü yakalayınca, futbol adına bir şeyler bekleme ümidi doldu içime. Sahada oynanacak şeyin futbol olacağını da düşündüğüm için de Fenerbahçe'yi avantajlı görüyordum, oyuncu kadrolarına bakınca. Açıkçası fark olur diye bekliyordum. Kanımca Güiza ve Alex pozisyonları değerlendirebilselerdi, çok rahat bir maç izleyebilirdik ve dünkü hadiselerin hiçbiri olmazdı.

Fenerbahçe ilk yarı pas yaptı, ara sıra atağa da çıktı ve istediği gibi oynadı. İkinci yarı Beşiktaş, İbrahim Kaş-Uğur değişikliği ile maça başladı. Toraman sağ beke geçti. Orta saha pas yapma alışkanlığı kazandı böylece. Fenerbahçe de stresten ve Emre'nin kötü gününde olmasından ötürü orta sahanın hakimiyetini Beşiktaş'a kaptırdı. Fenerbahçe'nin orta sahasında oyunu rahatlatabilen tek isim Özer'di dün akşam. Alex'e attığı 2 tane ara pasının, ayrı değerlendirilmesi gerekiyor bu arada Özer'in ve bu paslar onun daha iç mevkilerde oynaması gerektiğine kanıttır.
Beşiktaş baskı kurdu fakat pozisyona giremedi. Girmesi de beklenemezdi çünkü gol atacak adam olan Bobo, oyun kurmakla meşguldü. Tello kayıptı. Hücum alanında Bobo'ya yardımcı olabilen tek isim İsmail oldu. Beşiktaş bu kadar az kişiyle, artık savunma yapmayı bilen Fenerbahçe'ye karşı pozisyon üretemezdi ve üretemedi. Mustafa Denizli de hamle yapmayınca pozisyonsuz bir Beşiktaş baskısı izledik. Güiza ve Vederson ile gol kaçıran taraf, hiçbir şey oynamamasına rağmen Fenerbahçe'ydi. Alex'in de içeriye çıkardığı topa Mehmet Topuz'un yetişememesi de net sayılabilecek bir pozisyondu.
Serdar Özkan'ın oyuna girmesi hiçbir katkı sağlamadı fakat Semih oyuna girdikten sonra anladık ki, Güiza'ya 85 dakika katlanmak, maçın seyrini değiştirmemekle eş değermiş. Beşiktaş'ın pilini bitiren adam oldu Semih.

Şimdi herkesin konuşmaya bayıldığı hakem konusuna gelelim. Beşiktaş'ın bir penaltısı verilmedi. Yalnız bazı eski hakemler pozisyonda kasıt olmadığı için penaltı verilemeyeceğini savunuyor. Hatta Fenerbahçe düşmanı Selçuk Dereli bile böyle düşünüyor. Geçelim... Verdiği ve vermediği kartlar oldu. Çok yanlışları oldu. Maçın 5. dakikasında "koptu" dediğimi hatırlıyorum. Ama herkes kadar konuşmayacağım. Hakem kötüydü. Çok kötüydü. Bu kadar. Kime ne yarar sağlayacak bilmiyorum ama kötüydü işte. Bir daha da maç yönetemez, başardık.
0 yorum:
Yorum Gönder