8 Eylül 2011 Perşembe

2011 – 2012 Spor Toto Süper Lig Takım Analizleri – Bursaspor


Transferin bitmesinin ardından yapmaya karar verdiğimiz ancak türlü sebeplerden dolayı bir türlü el atamadığımız sezon öncesi takım incelemelerine Gelipartt'ın Fenerbahçe yazısıyla başlamıştık. Şimdi de Bursaspor'la devam ediyoruz. Sanırım günde 2-3 inceleme yaparak çok fazla geciktirmeden bitirebiliriz tüm takımları.

Bursaspor, ligin beşinci şampiyonu olarak olması gereken yerden uzakta. Bunu en başta net olarak söylememiz gerekiyor. Ben o mucizevi şampiyonluğun ardından Bursaspor'u çok farklı bir yerde hayal ediyordum. Ancak ne yazık ki planlamayı doğru yapamadılar. O konuya ait ayrıntılara Sercan Yıldırım'ın Galatasaray'a transferini anlatan yazıda değinmiştim. Linkten okuyabilirsiniz.

Yeşil beyazlıların transfer dönemini özetleyecek olursak, sonradan açılan bir yarış atı benzetmesini yapabiliriz. Önemli oyuncular kaybettiler. Volkan Şen, Sercan Yıldırım, Kenny Miller, Ivan Ergic, Ali Tandoğan, Hüseyin Çimşir, Dimitar Ivankov, Bekir Ozan Has, Mustafa Keçeli ve Eren Albayrak, Bursaspor'dan ayrılan oyuncuların listesi. Ayrıca geçen sezonun ikinci yarısında kiralık olarak yeşil beyazlı formayı giyen Jozy Altidore'un AZ Alkmaar'a gittiğini ve aslen Bursaspor'un futbolcusu olup yine geçen sene kiralık olarak Antalyaspor'da oynayan Yenal Tuncer'in de Samsunspor'a transfer olduğunu atlamayalım. Tabii bir de gelip iki maç oynadıktan sonra gönderilen İbrahim Kaş var...

Giden oyunculara bakılınca, takımın bir nevi deri değiştirdiğini ve yeniden yapılandığını anlayabiliyoruz. Bunun, gerekli bir değişim olduğunu ekleyelim. Tabii doğan boşlukları doldurabildiğiniz sürece...

Peki Bursaspor boşlukları doldurmak için neler yaptı? Öncelikle İngiliz kaleci Scott Carson transfer edildi. Savunmaya Mickael Chretien Basser, Deniz Aslan, Tunay Acar (Adana Demirspor'a kiralandı) ve Cemal Kaldırım, orta sahaya Alfred N'diaye, Adem Koçak, Barış Örücü ve Musa Çağıran, hücum hattına da Teteh Bangura, Prince Tagoe, Bedrican Özdoğan (Adana Demirspor'a kiralandı) ve Stanislav Sestak transfer edildi. Bir de yukarıda adı geçen İbrahim Kaş var ama onu gönderdikleri için kendisinden bahsetmeye gerek yok. Transferlere göz attığımızda, oyuncu kalitesi olarak hücuma ağırlık verildiğini söyleyebiliriz.

Yeni transferleri ve eldeki kadroyu mevki mevki incelemeye başlayalım. Kaleden başlayalım. Birinci alternatif Scott Carson. Carson, henüz 25 yaşında ve bir ara İngiltere'nin en çok gelecek vaat eden kalecilerinden biri olarak gösteriliyordu. Milli takıma da seçilmişti ancak o meşhur Hırvatistan maçı ve kulüp takımlarında zaman zaman sergilediği istikrarsız performanslar nedeniyle kariyerinde bir düşüş yaşadı. Ben böyle transferleri severim ancak garantici bakmak gerekirse, Bursaspor için daha uygun bir kaleci bulunabilirdi. Özellikle Polonya ve Hırvatistan gibi kaleci cenneti ülkelerde çok daha ucuza, daha istikrarlı kaleciler bulabilirdi Bursa. Carson gibi kaleciler takımı vezir de eder rezil de... İkinci kaleci Yavuz Özkan. İyi bir yedek kaleci. Geçen sezonlarda zaman zaman kalede gördük. İş düşünce çok sırıtmıyor. Üçüncü kaleci de genç Harun Tekin. Ona pek iş düşeceğini sanmıyorum ancak düşerse de görevini yapacaktır. Yetenekli bir kaleci olduğu söyleniyor. Kaleye baktığımızda lig için oldukça yeterli bir rotasyona sahip olduklarını söyleyebiliriz.

Eldeki stoperlere bakınca Ömer Erdoğan, İbrahim Öztürk, Serdar Aziz, Ramazan Sal ve Milan Stepanov'u görüyoruz. Ömer artık yaşlandı. Sezon öncesi UEFA maçlarında İbrahim de ortada pek yoktu. Genelde Serdar Aziz-Stepanov ikilisini izledik. İbrahim zaman zaman takıma girer. Üçlü arasında rotasyon olur. İhtiyaç halinde de Ömer ve Ramazan Sal oynar. Çok sıkıntı yaşanmaz. Sağ bek konusunda bir sıkıntı vardı. Geçen sezon Ali Tandoğan olmayınca sol ayaklı (ve hatta sol açık orijinli) Mustafa Keçeli sağ bek oynuyordu ve iyi de oynuyordu. Hatta bu konuda linkteki yazıyı yazmıştım. Bu sezon ikisi de gitti ve Bursaspor burayı baştan donattı. Nancy'den alınan Chretien Basser ilk alternatif olacaktır. Yedek olarak da Deniz Aslan'ı görüyoruz. Zaman zaman Serdar Aziz'i de burada görebiliriz. Deniz Aslan orayı ne derece yedekleyebilir, şüpheliyim. Daha ciddi bir alternatif denenebilirdi ancak Serdar Aziz'in varlığı durumu kurtarıyor. Yine de uzun süreli bir sakatlıkta Chretien oynamadığı takdirde sorun yaşanabilir. Sol bekte ise Vederson ve Cemal Kaldırım var. Sağ bekteki durum burada da geçerli. Vederson iyi ama yedeği ne kadar yeterli? Cemal Kaldırım, Kayserispor'da oynayan abisi Hasan Ali'ye çekmişse iyi bir futbolcu olacak ama henüz et mi yoksa balık mı bilmiyoruz. Kısacası sol bek de soru işareti.

Ertuğrul Sağlam'ın, sahaya iki defansif orta saha ya da bir defansif, bir de box-to-box orta sahayla çıkacağını tahmin ediyorum. Bu bölge için eldeki oyuncular Alfred N'Diaye, Gustav Svensson, Giani Krita, Adem Koçak, Musa Çağıran, Barış Örücü ve zaman zaman Federico Insua. N'Diaye ve Adem direkt oynar. Svensson yabancı kontenjanına takılır ama iyi bir yedek olacaktır. Krita'nın takımda neden kaldığını ve hatta Krita takımda kalırken Ergic'in ne mantıkla gönderildiğini anlayabilmiş değilim. Gerçi Ertuğrul Sağlam'ın Ergic hakkındaki "iyi insan ama hedefleri yok" açıklaması her şeyi açıklıyor. Tabii Ergic hakkında bir şey açıklamıyor. Ertuğrul Sağlam hakkında bir şeyler açıklıyor :) Bu bölgede Barış Örücü çok fazla oynayamaz. Kupa maçlarında falan görebiliriz belki. Ancak Musa süre alabilir. Zira Musa Galatasaray'a transfer olmadan önce Ertuğrul Sağlam tarafından ciddi olarak takip ediliyordu. Onun sevdiği tip bir oyuncu.

İkilinin önünde üç oyuncu göreceğimizi düşünüyorum. Yani 4-2-3-1 sistemi ile oynarlar. Üçlü de muhtemelen sağda Turgay Bahadır, ortada Pablo Batalla ve solda da Ozan İpek tertibinden oluşur. Sağ tarafta Turgay'la birlikte İsmail Haktan Odabaşı, Ahmet Arı ve gerekirse Stanislav Sestak, solda ise Ozan'ın haricinde Mehmet Sak ve yine gerekirse Stanislav Sestak isimlerini görebiliriz. Ortada ise Batalla'nın yedeği Insua olacaktır.

Tek forvet olaraksa Teteh Bangura ve Prince Tagoe ilk dikkati çeken isimler. Ve yine duruma göre Sestak'la Turgay Bahadır, ileri uçta kullanılabilir. İlk alternatif Bangura olur diye düşünüyorum.

Tüm bunlardan sonra, aşağıdaki gibi bir diziliş, benim için Bursaspor'un ideal dizilişidir.

Göründüğü üzere takım değişime gitmiş durumda ancak bu değişim, olması gerektiği gibi mi gerçekleşti, onu zaman gösterecek. Ben, orta saha göbeğinin zayıf kaldığını düşünüyorum. Adem Koçak'ın orada ne derece verimli olabileceğini kestirmek güç. Ayrıca bekler ve kanatlarda da sorun yaşanabilir. Ozan'ın eksikliğinde Sestak sol kanat oynamayacaksa Mehmet Sak'a ne kadar güvenilebileceğinden emin değilim. Ancak şu da bir gerçek ki, Mehmet Sak, Ahmet Arı ve İsmail Haktan gibi oyuncular, artık bir adım ileri gitmesi gereken oyuncular. Bu sezon onlar için bir fırsat olabilir. Ellerine geçen fırsatları nasıl değerlendireceklerini hep beraber göreceğiz.

Bana göre bu kadronun yıldızı Bangura olur ve Bursaspor eğer hücumda etkinlik yaratabilirse (ki savunmada çok kötü olacaklarını sanmıyorum) şampiyonluk için play-off grubuna kendisini atabilecek güce sahip bir takımdır.

2011 – 2012 Spor Toto Süper Lig Takım Analizleri – Fenerbahçe



Spor Toto Süper Lig 1 aylık birertelemeden sonra nihayet yarın başlıyor. Bu 1 aylık ertelemenin,federasyonca açıklanan sebebi havaların çok sıcak olmasıydı.Gördük ki başka karar almayarak, bu bahanelerini haklı çıkartmayıbaşardılar.

Geçen senenin tescil edilen şampiyonuama Şampiyonlar Ligi'ne gönderilmeyen takımı ve ama Spor TotoSüper Lig'den düşürülmeyen takımı Fenerbahçe ile başlayalımdedik. Tüm takımların analizini yapabilir miyiz bilmiyorum amaiddiası olan ve olabilecek tüm takımları yazmaya çalışacağız.

Fenerbahçe'nin durumu oldukça zor.Takımın ne olacağı belli değil, kulüp başkanı ve iki üstdüzey yöneticisi “tutuklu olarak yargılanmakta”, maddianlamda büyük bir sıkıntının eşiğinde olduğu söyleniyorvesaire...

Bu belirsizlikler ve sıkıntılarbirçok oyuncunun takımdan ayrılmasına neden oldu. 9 milyoneuro'ya gelen Emenike 10 milyon euro'ya Spartak Moskova'ya gitti.Güiza Getafe'ye, Andre Santos Arsenal'e, Lugano PSG'ye ve son olarakda Niang Katar takımlarından Al Sadd'a transfer oldular.

Transfer döneminin kapanmasına yakınzamanlarda gerçekleşti bu transferler ve Fenerbahçe gidenlerinboşluğunu doldurmak için fazlaca hızlı davranmak zorunda kaldı.Hata yapmış olabilirler ama bu hatalardan dolayı teknik direktörve yöneticilere fatura kesmeye çalışmak dahabüyük hata olur.

Solbeke Juventus'tan Reto Ziegler kiralandı. Reto Ziegler'in defansifyönü Andre Santos'tan iyi diyebiliriz. Yaratıcılık ve teknikanlamlarında ise Brezilyalının gerisinde. Fakat topsuz olarak çokfazla hücuma destek veren ve şut atmayı seven bir yapısı var.Wederson'un bir kademe üstü diyebiliriz aslında. Bu sıkışıklıktayapılabilecek iyi transferlerden biri.

ForveteHenri Bienvenu geldi. 23 yaşında ve süratli bir oyuncu. Ama nekatar takıma onun hakkında ahkam kesmek saçma olur. Adamı sadecegeçen seneki Fenerbahçe maçlarında izlemiştim. İlhan Eker,Bilica ve Bekir gibi adamların arasında kopup duruyordu. Elbetteölçü olamaz. Forvetin kanatlarında da yer alabilir bilgisigeliyor.

Defansınortasına da Yobo, bu sefer satın alma opsiyonuyla birlikte tekrarkiralandı. Lugano büyük kayıp Fenerbahçe için ama Yobo daolmasaydı canımız sıkılabilirdi. TFF düşürmese bilekendiliğimizden düşebilirdik belki de. Abartmıyorum. Bilica veBekir ikilisiyle oynanacak onlarca maçı düşünün! Neyse ki birazdüzeldi oralar.

Busene takımın oyun yapısında da bir değişiklik olacak gibiduruyor. Aykut Kocaman'ın geçen senenin başında denemeyeçalıştığı fakat Alex performansına takıldığı 4-3-3sistemi, bu sene Alexli bir şekle bürünerek sahada göründühazırlık maçları boyunca. Bu sistemin bir takıma getirdiğiavantajların çok fazla olduğunu biliyoruz. En azından hatlarınbirbirleri arasındaki mesafeyi minimize ettiği açık. Ama 4-3-3oynayan takımın içeride, dışarıda her maçta topa hükmetmesigerekir. Fenerbahçe kalitesi ve ismi itibariyle birçok maçta bunuyapabilir şüphesiz. Bu yüzden başarılı olma konusunda ümitsizdeğilim. Fakat bu sistemin bir sıkıntısı da hatların arasındakimesafeyi azaltmak adına defansın fazlaca öne çıkması sonucundakontra-ataklara yakalanması olabilir. Hızlı stoperlere ihtiyaçvar. Yobo ortalama hızı olan bir oyuncu sayılır belki ama SerdarKesimal bu konuda ışık veriyor diyebilirim.



Takımınkalesi Volkan Demirel'e emanet. Mert Günok ve Serkan Kırıntılıyedekleri. Kalede sorun olmadığını düşünüyorum Mert Günokkeşke daha fazla oynayabilse hatta ama Volkan Demirel de kariyerininen olgun dönemini yaşıyor şu sıralar. Benim izlerken zevkaldığım bir kaleci haline geldi ki böyle bir şeyi hiçbeklemiyordum.

Geridörtlü de çok net Fenerbahçe'de. Gökhan Gönül – Serdar –Yobo – Ziegler dörtlüsü ile oluşturulacak savunma hattı.Yedekleri de mevcut: Orhan Şam – Bekir – Bilica – Caner...Sadece Spor Toto Süper Lig'de oynayacak bir takım için yeterli ama5 senedir savunmayı Lugano üzerinden oluşturan bir takım içinilk haftalar zor geçebilir.

Ortasahanın üçlüsü: Mehmet Topuz – Cristian – Emre şeklindeolacak. Sağ iç ve sol iç oyuncularının devşirme değil dedirekt o bölgenin oyuncuları olması çok büyük avantaj. Alandaraltma, top yapma, pres yapma, şut çekme gibi birçok özellikleriaynı anda barındırıyor bu üç işim. Ne kadarını sahayakoyabilecekler göreceğiz ama gerçekten heyecanlandırıyorözellikle bu sistemde bu üçlü. Burayı yedekleyecek isimler deÖzer – Selçuk Şahin – Sezer gibi duruyor. Hazırlıkmaçlarında Orhan Şam'ı sağ bek olarak oynatan Aykut Kocaman,Gökhan'ı sağ içte de denedi. Yedek diye yazdığımız içoyuncularının savunma zaafiyetleri düşünüldüğünde olası birsakatlık ya da ceza durumunda, bu alternatif özellikle zor maçlariçin oldukça mantıklı görünüyor.

Hücumhattında ise yıllardır süregelen bir forvet arkası ve önde uçsantraforlu sistem yerini 3 tane yer değiştirerek oynayanoyuncuların oluşturduğu bir yapıya bırakıyor. Alex'i bu sezonMessi gibi izleyeceğiz. En ileride sırtı dönük top alan,dağıtan, fırsatını bulunca dikine top süren, arkadaşlarınapozisyon hazırlayan bir anlayışta olacak. Kanatlarda daoynayabilecek oyuncular çok fazla. Yukarıda yazdık zaten ama Özerve Sezer de hatta Mehmet Topuz da yetenekleri itibariyle ileriüçlünün kanatlarında hiç sırıtmadan oynayabilirler.Fenerbahçe bu sistemle çok alternatifli bir oyun yapısına büründüşüphesiz ve bu sevindirici. Ayrıca bu yapının tutmaması halindecepte hazır bulunan 4-4-1-1'e dönülebilir ve uyum sorunu dayaşanmaz.

Kısacasıkadro iyi, sistem güzel, hazırlık maçları da iyi geçti amatakımın üzerindeki belirsizlik, diğer takımların Fenerbahçe'yekarşı tutumu, konsantasyon kaybı, isteksizlik gibi sebeplerFenerbahçe'nin çok da başarılı olmasını engelleyecek gibiduruyor. Taraftarın da bu sezon için böyle bir beklentisi yok gibiduruyor zaten...


Transferin Heimatlosları

Avrupa'da transfer dönemi sona erdi ve her dönem olduğu gibi yine bazı oyuncular takım bulamadı. Yeni sözleşmeye imza atamayan oyuncular listesinde oldukça ilginç isimler var. Bu şaşırtıcı listenin belli başlı parçalarına kısaca göz atalım. Tabii ki Avrupa'nın önemli isimlerinden bahsederken, ligimize de uğramakta fayda var.

Önceliği kaleye verelim. Bu sezona takımsız giren en önemli kaleci, hiç şüphesiz ki Timo Hildebrand. Hildebrand, aslında bir kaleci için en verimli yaşlarında. Henüz 32 yaşında ve geçen sezon 40 yaşında harikalar yaratan Van der Sar'ı düşününce onun kadar olmasa bile bir beş sene daha oynayabilirdi diyor insan. Sanırım onun en büyük şanssızlığı, yıldızının parladığı Stuttgart'ı bırakıp Valencia'ya gitmesi ve İspanya'da gösterdiği başarısız performans oldu. Gerçi Valencia'dan sonra bir ara tekrar Bundesliga'ya dönerek şansını Hoffenheim'da denedi ama geçen sezon transfer olduğu Portekiz kulübü Sporting'de sadece bir kupa maçında forma giymesi onun bu sene açıkta kalmasına neden oldu diyebiliriz. Yine de transfer döneminde gayretliydi. Manchester City ile deneme antrenmalarına çıkmış, Sampdoria'yla ciddi transfer görüşmeleri yapmıştı. Ne var ki olmadı. Bir diğer kaleci ise ülkemizden. Geçen sezon Bank Asya 1. Lig'deki başarılı performans sayesinde Süper Lig'e çıkan Mersin İdman Yurdu'nun tecrübeli kalecisi Kerem İnan da takım bulamayanlardan. Galatasaray alt yapısından çıkan Kerem aslında kötü kaleci değil. Taraftar da seviyordu onu. Ancak bir üst lige çıkan takımlarda kadroyu sil baştan değiştirmek modadır işte. Üzerine Hakan Arıkan ve İbrahim Sehiç gelince o da haliyle takımsız kaldı.

Savunma oyuncuları kabarık bir listeden oluşuyor. O yüzden kısa kısa geçelim. Listedeki en önemli oyuncu, hiç şüphesiz ki yıllardır Inter'de oynayan Marco Materazzi. Materazzi'nin 38 yaşında olduğuna bakmayın. Bu sene ortalama bir takımda oynasaydı, iyi kötü 20 maç çıkarırdı. 2005 yılından bu yana Sevilla forması giyen ve geçen seneye kadar sürekli olarak oynayan Ivica Dragutinovic de bu sene takımsız kalan oyuncular arasında. Yaş da olmuş 35. Ülkesi Sırbistan'a dönmeyi de tercih etmemiş. Sezonun bir başka şanssızı da Barcelona alt yapısından yetişip üç sezondur Ajax kadrosunda bulunan ancak son iki sezonu çok az maç yaparak geçirmiş Oleguer Presas. Oleguer zaten öyle çok üst düzey bir savunma oyuncusu değildi ama Barça ve Ajax haricinde bir yerde de oynamadı. Yaşı henüz 31. Hollanda ve İspanya'da vasat altı takımlar için gideri olabilecek bir oyuncu aslında. Senelerdir Bologna'da oynayan Yunanistan Milli Takımı oyuncusu 30 yaşındaki Vangelis Moras, Real Madrid'de yetişip dört sezondur Real Zaragoza'da hatırı sayılır sayıda maça çıkmış 28 yaşındaki Uruguaylı Carlos Diogo da takım bulamayan savunma oyuncuları arasında. Burada bahsedeceğimiz son oyuncu ise Hamburg'da parlayıp geçen seneyi Ajax'ta geçirmiş olan Kamerunlu sol bek Thimothee Atouba. 29 yaşındaki Atouba, bir ara Galatasaray'la anılıyordu. Şimdi takımsız kalmış. Aslında Süper Lig takımları için de değerlendirilebilecek bir oyuncuydu.

Orta saha oyuncularına geçelim. Listenin en önemli oyuncusu hiç şüphesiz ki 30 yaşındaki Mahamadou Diarra. Olympique Lyon'dan astronomik bir ücretle Real Madrid'e transfer olan ve burada başarıyla forma giyerken iflah olmaz bir sakatlık sorunuyla baş başa kalan Diarra, geçen sezonu Fransa'da küme düşen Monaco formasıyla geçirdi. Tabii Monaco formasıyla geçirdi dememe bakmayın, sadece 9 lig maçında forma şansı bulabildi. Diarra da bir aralar adı Türkiye'den takımlar için geçen oyuncular arasındaydı. Açıkta kalan bir başka önemli isim de Stephen Appiah. Appiah'ın ilginç hikayesini çoğumuz biliyoruz. Galatasaray'ın getirdiği Afrikalı oyunculardan birisiydi ancak hangi akla hizmet olduğunu bilmediğimiz şekilde beğenilmeyip gönderildi. Parma, Juventus derken elit bir oyuncu oldu ve sonrasında soluğu Fenerbahçe'de aldı. Fenerbahçe'de harika bir performans sergilerken yaşadığı ciddi sakatlık onu uzun süre sahalardan uzak tutmuştu. Sonra Serie A'ya dönüş yapıp şansını Bologna ve Cesena'da denedi. Orada da bekleneni veremeyince yine açıkta kaldı. Listenin ilginç isimlerinden biri de Hollandalı Boudewijn Zenden. Chelsea, Barcelona, PSV, Liverpool, Middlesbroug, Marsilya ve Sunderland derken, en sonunda kulüpsüz kaldı Zenden. Yaşı 35 olmsına rağmen geçen sezon 27 maça çıkmıştı ayrıca. Oynuyordu da yani. Neden bir transfer gerçekleştiremediğini anlayabilmiş değilim. Danimarkalı Daniel Jensen de bu sezon transfer gerçekleştiremeyen önemli oyunculardan. Tamam, Werder Bremen'de devam edemezdi belki ama 32 yaşındayken Danimarka'ya dönmek de fena bir fikir değildi hani. O öyle yapmayı tercih etmedi.

Forvet oyuncuları çok da kalabalık bir grubu oluşturmuyor. En önemlileri El Hadji Diouf. 2002 Dünya Kupası'nın Senegalli yıldızı Diouf, istikrarsız Premier Lig sezonlarının ardından geçen sezonun ikinci yarısını Glasgow Rangers forması altında geçirmişti. Bu sezon için adı Türk takımlarıyla da anıldı ancak bir sonuç çıkmadı. Sonuç olarak da açıkta kaldı. Zlatan Muslimovic de listeye girmeye değer bir oyuncu. İsveçli hücum oyuncusu, senelerce Serie A takımlarında görev yaptıktan sonra son üç sezonunu Yunanistan'da PAOK formasıyla geçirdi. Yaşı henüz 30. Halen daha takım bulabilirdi ancak olmadı. Lazio, Valencia, Parma, Manchester City ve Udinese forması giymiş olan Bernardo Corradi de takım bulamayan oyuncular arasında. Tabii Corradi'nin kariyerine rağmen kulüpsüz kalması 35 yaşında olmasına bağlanabilir. Ama yine de en azından bir Serie B yapabilirdi. Ve Nihat Kahveci... Nihat da henüz 30 yaşında ve saygı duyulası bir La Liga kariyeri var. Son iki senesi çok iyi geçmemiş olabilir ancak bu şekilde açıkta kalacak bir futbolcu değildi Nihat. Çeşitli İspanyol kulüpleriyle görüştüğü söyleniyordu. Son olarak Olympiakos'la anlaşmaya yakın olduğu haberlerini aldık. Bakalım onun geleceği nasıl olacak.

Tabii şöyle bir ayrıntıyı da es geçmeyelim. Bazı ülkelerde sözleşmesi elinde olan futbolcular için ekstra süreler söz konusu. Yani bu oyuncuların hepsi de Ocak ayına kadar bekleyecek diye bir kaide yok. Tabii ki artık çok istedikleri transferleri gerçekleştiremeyecekler ancak her birini bir başka takıma imza atarken görebiliriz.

5 Eylül 2011 Pazartesi

Sercan Yıldırım Galatasaray'da


Birkaç yıldır beklenen transfer, nihayet bugün, yani transferin son gününde gerçekleşti. Bursaspor'un sorunlu ama yetenekli yıldızı Sercan Yıldırım artık Galatasaray'da.

Sercan transferine herhalde iki yıl önce çok sevinirdim. Şimdi fazla bir şey hissetmiyorum. Yapılan hamleyi yanlış da bulmuyorum. Kesinlikle doğru bir transfer. Bir risk... Ancak girilmesi makul bir risk. Bu riskin ne ölçüde gerçekleşeceğini hep beraber ilerleyen dönemde göreceğiz.

Sercan Yıldırım, uzun süredir Türkiye'deki futbol gündeminde yer alan bir isim. Yıllardır adını duyuyor, onun hakkında övgüler ve yergiler diziyoruz. Ancak şu da bir gerçek ki, bu adam henüz 21 yaşında. Zaten bu transferi hem güzel hem de riskli yapan ayrıntı da burada yatıyor. Sercan'ın yetenekleri tartışılmaz. Ancak disiplinsizlikleri de herkesin malumu. Açıkçası özel hayatı beni çok da ilgilendirmiyor. Beni ilgilendiren, onun vurdumduymaz tavrı. Ancak burada da düzelmek için bir açık kapı yok değil. Sercan'ı adam edecek şey, hedeflerdir. Hedefleri diri tuttuğunuz müddetçe aklını kullanabilen bir Sercan'ın, futbolunun üzerine koymaması için bir neden yoktur.

Bundan bir süre önce, yani Sercan'la Volkan Şen'in kadro dışı bırakıldığı dönemde bu konuya biraz değinmiştim aslında. Sorunlu imajları ve yaşadıkları düşüşle gündemde olan bu iki futbolcunun aslında kazanılabileceğini ancak Bursaspor'un, şampiyonluk sonrası süreci kötü yönetmesi nedeniyle Sercan ve Volkan'ın önlenemez bir düşüş yaşadığını söylemiştim. Bursaspor yönetimi, şampiyonluk sonrası dönemde hedef ve kadro planlamasını doğru yapamadı. Türk futbolunun kaderini değiştiren şampiyonluğu kazanan takımın en önemli unsurlarından olan Sercan Yıldırım ve Volkan Şen, çıkış yaşadıkları dönemde Steinert ve Nunez gibi vasat Arjantinlilerle rekabete sokulmak istendi. Kulüp, bu oyuncularla birlikte kendi büyümesini sağlayacak gerçekçi hedefleri bir türlü oturtamadı. Bunun sonucunda da vasatın altında bir Şampiyonlar Ligi performansı, iki sorunlu yıldız adayı ve ligde de tüm rakiplerin saçmalaması nedeniyle hasbelkader alınmış bir üçüncülükle yetinildi. Kim bilir, belki de aldatıcı olan şey de takımın onca soruna rağmen ligde uzun süre zirve yarışını kovalayabilmesi oldu. Yani herkes kötü olunca Bursaspor'un kusurları da bir nevi gizlenmiş oldu.

Yeni sezon başlarken transferde yaşanan bocalama ve Avrupa'daki hüsran, Sercan ve Volkan'ın ipini çeken sürecin de sonu oluyordu. İşte böyle bir ortamda geldi Sercan Galatasaray'a. Şu açık; asla yüksek performansı sayesinde hak ederek gelmedi. Tamamen Bursaspor'un onu elden çıkarma isteği, Türkiye içinde başka ciddi taliplisi olmaması ve Galatasaray'ın yaşadığı yerli oyuncu darboğazı nedeniyle gerçekleşti bu transfer. Bu bağlamda Sercan Yıldırım'ın çok şanslı olduğunun altını çizmek gerekiyor. Ancak şu da bir gerçek ki, Sercan Yıldırım'ın şansı, iki tarafın da şansı olabilir. Yani Galatasaray da bu işten kazançlı çıkabilir. Neticede Galatasaray bu sene çıkış yapmaya ihtiyacı olan, rakiplerindeki kaotik ortamlar nedeniyle de bu çıkışı yapması çok muhtemel bir kulüp konumunda. Yerli rotasyonundaki sıkıntıları da düşününce, Fatih Terim'in disiplin eleğinden geçmiş bir Sercan Yıldırım, aklını başına aldığı takdirde bu takımın önemli yapı taşlarından biri olup ihtiyacı olan şansları bulabilir.

Ve şunu unutmayalım, bu adam henüz 21 yaşında olduğu için halen daha bazı özelliklerini geliştirebilir. Öğrenmeye halen açık... Bu iyi değerlendirilmeli. "Fatih Terim Sercan'ı adam eder" gibi klişelere girmeye gerek yok. Bunu zaten bilen biliyor. Evet, Florya bir rehabilitasyon merkezi değil ancak hedefler doğru koyulduğunda ve süreç doğru yönetildiğinde birçok sorunlu yıldıza da yıldız olduklarını hatırlatabilecek bir yer.

Fatih Terim'in ilk geldiği dönemde Hakan Şükür, Arif Erdem, Bülent Korkmaz ve Tugay Kerimoğlu gibi isimlerin takımdan ayrılması gündemdeydi. Hepsi sorunlu yıldızlar ve yıldız adaylarıydı. Daha sonra bu sorunlu isimlerin arasına Hagi, Emre Belözoğlu, Fatih Akyel, Hasan Şaş ve Ümit Davala gibi başka sorunlu isimler katıldı. Ancak hedefler doğru koyulduğu için hepsi futbola konsantre oldu ve UEFA Kupası geldi.

Bugünkü kadroya baktığımızda da Sercan'ın dışında birçok sorunlu ve düşüş yaşayan yıldız görüyoruz. Eğer hedefler gerçekçi ve takımı ileriye taşıyabilecek ölçekte koyulurlarsa ben bu oyuncuların da verimli olacağını tahmin ediyorum.

3 Eylül 2011 Cumartesi

Mustafa Sarp Samsunspor'da


Kaç zamandır iyice ayyuka çıkmıştı Mustafa Sarp'ın Samsunspor'a transferi. Ancak ben hep temkinli yaklaşmak istedim. "Formayı giymeden inanmam" dedim. "Erkenden timsaha girmeyelim" diye düşündüm.

Nihayet bugün formasını giymiş ve hatta imzasını da kuşkulu bakışlar altında atmış. Yukarıdaki fotoğraf çok şey özetliyor. Arkada Bülent Kocabey, Fink ve Anıl Dilaver'in bakışı, Adnan Sezgin'in Mustafa Sarp'ı iki kez transfer etmiş bir profesyonel olarak uzaklara dalışı ve Sarp'ın kontratı satır satır inceler hali oldukça manidar...

Şu artık çok net: Mustafa Sarp, Galatasaray'an ayrıldı.

Şaka bir yana, bu transferin üç taraf için de hayırlı olduğunu düşünüyorum. Mustafa Sarp kötü bir futbolcu değildi. Ancak kabul edelim, hiçbir zaman Galatasaray'ın futbolcusu olamadı. Hep iyi niyetle koştu ama aslında o da yeteneklerinin farkındaydı ve o yüzden özellikle son 1 senesinde çok kaçak güreşti. Buradan ona çok defa tepki gösterdim. Ancak hiçbir zaman emeğini çöpe atamam. Verimsiz olmuş olabilir, ancak burada asıl kabahat Mustafa Sarp'ın değil, iyi bir yedek olabilecek Mustafa Sarp'ı ilk on bir oyuncusu haline getiren yönetimlerin ve teknik kadrolarındır. Ve Mustafa Sarp, Galatasaray'da başarısız olsa bile şu anda bir Anadolu kulübü için iyi bir seçimdir. Özellikle Samsunspor gibi lige yeni çıkmış bir takımın orta sahasında tecrübesi ve çalışkanlığıyla iyi iş yapar. Takımın direnmesini sağlar. Bu nedenle şu anda yapılan seçim, net olarak iyi bir seçimdir. Zaten bunu zaman da gösterecek. Bize düşen, kendisine başarılar dilemek...

Albert Riera Galatasaray'da


Galatasaray, bugün Arda Turan'dan doğan sol açık boşluğunu İspanyol futbolcu Albert Riera ile doldurduğunu açıkladı. Olympiakos'tan transfer edilen 29 yaşındaki Albert Riera, kariyeri boyunca Mallorca, Bordeaux, Espanyol, Manchester City ve Liverpool gibi takımların formasını giymiş. Ayrıca Galatasaray tarihindeki ilk İspanyol futbolcu olarak da tarihe geçmiş durumda.

Bu transfer için Olympiakos'a ödeneceği açıklanan 3 milyon Euro fahiş bir rakam değil. Ancak oyuncu ilk yıl 2.7 milyon Euro, ikinci yıl 2.9 milyon Euro, üçüncü ve dördüncü yıllarda da 3 milyon Euro alacak. Bu rakamlar fazla işte. Ancak ben Riera'nın çok ekstra bir durum olmazsa iki yıldan fazla oynayacağını sanmıyorum Galatasaray'da. Kariyeri boyunca genelde iki seneyi aşmamış hiçbir kulüpte. Bir tek Espanyol'da 2,5 sezon oynamış. Geçmişine bakınca böyle bir öngörüde bulunmak mümkün.

Riera'nın nasıl bir futbolcu olduğunu çoğumuz biliyoruz. Özellikle Espanyol ve Liverpool takımlarında ve İspanya Milli Takımı'nda ne kadar iyi bir futbolcu olduğunu göstermişti. Tekniği ve fiziği harikulade. Mükemmel bir sol ayağı var. Adam eksiltebiliyor. Ancak Yunanistan'da birlikte çalıştığım arkadaşlara göre oldukça ağırlaşmış. Yine de Olympiakos'ta 26 maçta ulaştığı 6 gol 13 asistlik performans gayet tatminkar. Yunanistan ligiyle Sport Toto Süper Lig arasındaki benzerliği düşününce az çok fikir verebiliyor bu rakamlar. Geçen sezon, Olympiakos onu transfer etmek için Liverpool'a 6 milyon Euro ödemişti. Hatta oyuncunun alacağı paralarla birlikte Yunan kulübüne maliyeti dört yıl için 25 milyon Euro'yu bulacaktı. Ancak ülkede yaşanan derin ekonomik kriz, Olympiakos'u 3 milyın Euro'ya razı etti. Tabii oyuncuya ödenecek üç senelik yaklaşık 9-10 milyon Euro tutarındaki ücretten de yırttıklarını belirtmek lazım.

Ben, Riera'nın, sol açık için tam aranan kan olmasa da, fizik olarak ayakta kalabildiği takdirde Türkiye'de de Yunanistan'a yakın istatistiklere ulaşabileceğini tahmin ediyorum. Tabii o bölgeye bir de yerli alternatif alınsa çok daha iyi olacak. Riera'nın oynamama durumunda yedek olarak Engin Baytar ve Aydın Yılmaz ne yazık ki bana pek güven vermiyor.

1 Eylül 2011 Perşembe

Marek Sapara ve Robert Vittek Trabzonspor'da Ankaragücü Nerede?


Trabzonspor, bir süredir devam eden söylentileri bugün bir sonuca bağladı ve Ankaragücü'nden Marek Sapara ile Robert Vittek'i kadrosuna kattığını açıkladı. Özellikle Sapara, sezonun en iyi transferlerinden biri olacak gibi bir görüntü veriyor. Vittek'in de boş transfer olmadığını belirtelim.

Bu transferler, Trabzonspor açısından güzel olsa da, Ankaragücü'nün nereye koştuğu konusunda endişe verici bir anlamı var. Marek Sapara, Şampiyonlar Ligi'nde oynayacak olan Trabzonspor orta sahası için büyük bir güç olacak. Bordo-mavililerin orta sahadaki alternatifsizliğini Benfica ve Athletic Bilbao maçlarında bariz bir şekilde gözleme fırsatı bulmuştuk. Yedekleri bırakın, as oyuncular bile (Zokora hariç) yeterli değillerdi. Hatta Serkan Balcı'nın sağ bekten orta sahaya çekildiğine şahit olduk zaman zaman. Ve hatta geçen sezon Şenol Güneş'in hiç düşünmediği Sezer Badur'u ve Karşıyaka'dan yeni transfer edilen Aykut'u oynarken gördük zaman zaman. Sapara halihazırda kaliteli bir oyuncuyken, bir de böyle bir orta saha alternatifsizliğinde Şenol Güneş'e derin bir nefes aldıracaktır.

Robert Vittek de aynen Sapara gibi büyük katkı verebilecek bir oyuncu. Ancak onun bir problemi var. Çok sık ve uzun süreli sakatlıklar yaşıyor. Geçen sezonun yarısında oynamadı neredeyse. Ancak gerek kulüp takımlarında (özellikle Nürnberg'de) gerekse de Slovakya Milli Takımı'nda (özellikle 2010 Dünya Kupası'nda) gösterdiği performanslar, onun nasıl bir oyuncu olduğunu gözler önüne seriyor. Sağlam bir Vittek, her takım için büyük bir koz olur muhakkak. Trabzonspor'un, özellikle bitiricilik yönünden günü gününe uymayan ve Athletic Bilbao maçında gösterdiği üzere, takımı her an yarı yolda bırakabilecek bir Burak Yılmaz'ın yanında Vittek gibi istikrarlı bir oyuncuya ihtiyacı vardı.

Bu iki oyuncuyla birlikte Trabzonspor'da 12 yabancı oldu. Ben kimsenin gönderileceğini sanmıyorum. Daha doğrusu ben olsam kimseyi göndermezdim. Belki Pawel Brozek'i gözden çıkarabilirdim. Neticede bu sezon Trabzonspor üç cephede savaşacak ve lig maçları da hem ligin geç başlaması hem de play-off sistemi nedeniyle sıkışık bir takvim dahilinde oynanacak (hafta içleri de lig maçlarının oynanacağı söyleniyor). Bu süreçte sakatlık ve cezalar sıkıntı yaratacaktır ve Trabzonspor'un da kadrosundaki her oyuncuya ihtiyacı olacaktır.

Gelelim Ankaragücü'ne... Başta biraz değindik ancak birkaç şey daha söylemek lazım. Son dönemde birçok önemli oyuncularını kaybettiler. Mesut Bakkal da görevi bıraktı. Yeni başkan da suların durulmasını sağlayabilmiş değil. Muhtemelen başka kayıplar da yaşayacaklardır. İçinde bulundukları bu dramatik durum, Gökçek ailesinin, kulübü kendilerine nasıl oyuncak ettiğinin basit bir göstergesidir. Ankaragücü gibi büyük bir camia şımarık bir çocuğun eline oyuncak edilmemeliydi. Yazık oldu. En kısa zamanda şu günleri atlatıp toparlanmalarını umuyorum.

Kategoriler

201 afrika uluslar kupası 2010 dünya kupası 2014 dünya kupası a milli takım a2 ligi abdul kader keita abdullah avcı adana demirspor adanaspor adnan polat adriano ajax akhisarspor alanyaspor alex de souza alexis sanchez ali sami yen stadı almanya alpaslan dikmen altay amerika birleşik devletleri andre santos andrea pirlo ankaragücü ankaraspor anket antalyaspor arda turan arjantin arsenal arsene wenger as monaco atınç nukan atletico madrid aurelien chedjou avustralya aydın karabulut aykut erçetin aykut kocaman azerbaycan aziz yıldırım ballon d'or bank asya 1. lig barcelona başakşehir batuhan altıntaş batuhan karadeniz bayer leverkusen bayern münih bekir irtegün belçika benfica bertul kocabaş beşiktaş Beşiktaş ve City blogtivi bogdan stancu bolton wanderers boluspor borussia dortmund bosna hersek braga brezilya bucaspor bundesliga burkina faso bursaspor bülent ataman bülent korkmaz bülent uygun bülent ünder caner erkin celal kıbrızlı celtic cem sultan cesc fabregas ceyhun eriş ceyhun gülselam cezayir championship chelsea christoph daum claudio bravo claudio caniggia claudio pizarro claudio taffarel copa america corinthians cristiano ronaldo cska moskova cüneyt çakır çaykur rizespor daniel güiza danimarka david villa deniz kadah denizlispor deportivo la coruna didier drogba didier zokora diego maradona dirk kuijt diyarbakırspor doğaüstü futbol gerçekleri dunga dynamo dresden egemen korkmaz eintracht frankfurt elano elazığspor elvir baliç emiliano insua emmanuel emenike emre can erdoğan arıca eskişehirspor euro 2012 euro 2016 fabio bilica fanzin faryd ali mondragon fatih terim fc sion fc twente felipe melo fenerbahçe fernando muslera ferudun tankut fifa fildişi sahili formalar frank lampard frank rijkaard fransa franz beckebauer futbol sandığı galatasaray gana gaziantepspor gençlerbirliği genoa getafe gheorghe hagi giampaolo pozzo gine gino pozzo glasgow rangers gökhan inler gökhan töre gökhan ünal göztepe granada greuther fürth guillermo ochoa gurbetçi futbolcular guti guus hiddink güncel güney afrika güny kore güvenç kurtar haftanın ardından hakan arıkan hakan çalhanoğlu hakan şükür hakemler hamburg hamit altıntop hannover 96 harry kewell hasan kabze hayrettin demirbaş hertha berlin hırvatistan hikmet karaman hollanda honduras hugo almeida ibb ibrahim üzülmez ibrahima yattara iddaa ilkay gündoğan inceleme incleme ingiltere inter irlanda cumhuriyeti ispanya istanbulspor isveç isviçre italya ivica olic j-league japonya jerry akaminko johan elmander jose mourinho jupp heynckes juventus jürgen klopp kadir has stadı kamerun kardemir karabükspor karlsruhe karşıyaka kasımpaşaspor kasper hjulmand kayserispor keylor navas kıymeti bilinmeyenler kocaelispor kolombiya konyaspor kosta rika kulüpler birliği la liga lazio lefter küçükandonyadis leipzig lens ligue 1 lionel messi liverpool livorno lokomotif moskova lomana lualua los galacticos lucas neill lugano lyon maç öncesi maç yorumu mahmut özgener mainz mali mamadou niang manchester city manchester united manisaspor mario balotelli mario götze marius alexe marsilya martin palermo mateja kezman medhi benatia mehmet ali aydınlar mehmet ekici meksika melih gökçek mersin idman yurdu mert günok mesut bakkal mesut özil metin diyadin metin oktay metin tekin mevlüt erdinç mhk michael owen michael skibbe milan milan baros miroslav klose muhammed demirci muhammet reis mustafa denizli mustafa yücedağ nadir çiftçi napoli necati ateş necip uysal newcastle united nicolas anelka nijerya nostalji notts county nuri şahin nürnberg oğuz çetin oğuz sarvan oğuzhan özyakup olcan adın olympiakos orduspor orhan şam osc lille oscar cordoba ömer toprak panathinaikos paok paraguay pep guardiola pierre webo portekiz porto portsmouth premier league premier lig psg ptt 1.lig radamel falcao rafael benitez rais m'bolhi raymond domenech real madrid real sociedad rıdvan dilmen ricardo quaresma rigobert song river plate robert lewandowski roberto carlos robinson zapata roma romario ronaldinho ronaldo rosenborg sabri sarıoğlu sakıp özberk samet aybaba samir handanovic sampdoria samsunspor schalke 04 selçuk inan selçuk şahin semih şentürk senegal sercan sararer serdal adalı sergen yalçın serie a servet çetin sezer öztürk shakhtar donetsk sırbistan simao sabrosa simon kuper simon zenke sinan bolat sinan engin sivasspor slaven bilic slovakya slovenya spor basını sportivi st etienne stefan scepovic stoke city stsl stuttgart süleyman koç süper final şampiyonlar ligi şenol güneş şili tayfun korkut temur ketsbaia tff thierry henry tim howard tim krul tolgay arslan tolunay kafkas tottenham hotspur toulouse trabzonspor transfer tsg 1899 hoffenheim tsl tugay kerimoğlu tunus türk telekom arena twitter u20 udinese uefa uefa avrupa ligi ufuk ceylan unutulmaz ikililer uruguay ümit karan ümit kayıhan ünal aysal valencia vfl wolfsburg villarreal vincent enyeama volkan şen watford wayne rooney werder bremen wesley sneijder yekta kurtuluş yeni zelanda yeşil burun adaları yıldırım demirören yılmaz vural yunanistan yunanistan süper ligi yusuf şimşek yücel ildiz zenit ziraat türkiye kupası ziya doğan zlatan ibrahimovic zoran simovic zvjezdan misimovic

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails