19 Ocak 2010 Salı

Takım Analizi - Beşiktaş

Geldik ilk 5'e. Şunu anladım ki, gerçekten disiplin isteyen bir şeymiş bu takım analizleri. Oturup adam gibi zaman ayırmak gerekiyor. Onca işin gücün arasında biz de bir şeyler yapmaya çalıştık. Neyse, en azından lige yetiştiriyoruz gibi bir görüntü var.

Bugün sıra Beşiktaş'ta. 2009-10 sezonunun ikinci yarısının başlangıcına sayılı bir zaman kala, Mustafa Denizli'nin bu takıma oynatmaya çalıştığı futboldan eminim birçok kişi bir şey anlamamıştır. Ben de anlamadım tabii doğal olarak. Tam bir şeyleri çözüyorum derken, ertesi maç hooop her şey değişiveriyor. Oysa lige başlamadan önce umutluydum ben Beşiktaş'tan. Ne de olsa geçen sezonki kadro büyük ölçüde korunmuş. Giden 1-2 oyuncunun yeri de gayet güzel doldurulmuştu. (Gökhan Zan-Ferrari)

Ancak ne olduysa, doğru düzgün bir sistem oturtamadı siyah beyazlılar. Özellikle sezon başında büyük umutlarla Türkiye'ye geri döndürülen Nihat Kahveci, bu kaos ortamının en çok yıpranan oyuncularından birisi oldu. Bunlara yazıda elimden geldiğince değineceğim.

Yine mevki mevki gidelim istiyorum. Fazla bozmayalım düzeni. Kaleden başlıyoruz. Elde bana göre Türkiye'nin en iyi kalecisi olan Hakan Arıkan varken, kalede fazlasıyla büyük bir sorun yaşıyorlar senelerdir. Hakan konusundaki fikirlerimi şu yazıda da belirtmiştim. Şimdi birçok kişi de benimle hemfikir değildir Hakan Arıkan konusunda. Onları da anlıyorum. Evet, Hakan çok hatalı ve belki de komik goller yedi ancak bu onun yeteneğine gölge düşürmemeli. Ona ihtiyacı olan güveni veremedi bir türlü Beşiktaş. Nitekim, bu sezon şans bulduğu maçlarda gayet de başarılıydı. Hatta biraz daha ayrıntılı bahsetmek gerekirse, maçlara heyecanlı başladı. Zaman zaman eli ayağı titredi, ancak dakikalar ilerledikçe ve güveni yerine geldikçe kalede sağlam bir duruş sergiledi. Bunu herhalde kimse inkar etmeyecektir. İşte elde böyle bir kaleci varken, artık futboldaki son zamanlarını yaşayan Rüştü'de bu kadar ısrar etmek yersizdi ve netice olarak da Beşiktaş bu durumdan zarar gördü. Sadece Beşiktaş değil, Rüştü ve Hakan da zarar gördü tabii. Devre arasında da Ramazan Özcan katıldı takıma. Satın alma opsiyonlı kiralık... Mevcut sakatlıkları aklımıza getirirsek, zararsız bir deneme diyebiliriz. En azından kiralık olduğu için onca para bağlanmamıştır. Beğenilirse alınır, beğenilmezse opsiyon kullanılmaz ve dertsiz bir şekilde yollar ayrılır. Ayrıca meziyetli de bir kaleci. Uyum sağlarsa yararlı olur gibime geliyor. Yine de kalede ilk tercihim Hakan Arıkan'dır.

Savunmanın sağı biraz sıkıntılı görünüyor. Sezon başında Ankaraspor'dan alınan Erhan Güven -ki asla Beşiktaş forması giyebilecek kalibrede değil- kiralık olarak Antalyaspor'a gönderildi. Doğru karar. Geriye de elde stoperden bozma İbrahim Kaş ve genç Rıdvan kaldı. Çok sıkışılırsa İbrahim Toraman veya Ekrem Dağ da bu bölgede oynatılıyor. Artık önde bir tek lig kaldığına göre, bir şekilde idare eder bu mevki. Tabii önümüzdeki sezon için birtakım önlemler düşünülmeli.

Sol bek senelerdir aynı. İbrahim Üzülmez, yıllar geçtikçe olgunlaşıyor. Fizik olarak da henüz bir düşme yaşamadı altyazı İbrahim. Onunla bu bölgeyi paylaşan isimse İsmail Köybaşı. İsmail hakkında fazla da yoruma gerek yok. Genç ve yetenekli bir oyuncu. Geleceğin yıldızlarından. Tabii hep bu bölgede değerlendirilecekse defansif anlamda İbrahim'den bir şeyler kapması şart. Bu bölge son derece yeterli sözün kısası.

Savunmanın göbeğine geldiğimizde ligin en sağlam ikililerinden biri olan Sivok-Ferrari tandemini görüyoruz. Ferrari büyük bir şans bu takım için. Onları yedekleyen isim de İbrahim Toraman. Gerekirse İbrahim Kaş da bu bölgeye kaydırılabiliyor. Burası da sezonun ikinci yarısını sakatlık falan olmazsa sorunsuz götürecek gibi.

Gelelim orta sahanın ortasına. Yine elimizde ligin en sağlam orta saha oyuncularından birisi olan Ernst var. Sezon başında transfer edilip, ligin başlarında fazla şans bulamamasına rağmen sonradan açılan Fink var. Bu ikili mümkün olduğunca bir arada olmalı. Gayet uyumlular. Yedek olarak Mustafa Denizli enteresan bir şekilde sürekli olarak Uğur İnceman'ı denedi. Ben çok beğenirdim Uğur'u Manisa'dayken ancak onun da oyununda bir gerileme mevzubahis. Sorumluluk alamıyor. Normalde rotasyon için ideal bir oyuncu aslında. Ancak sürekli olarak ezbere onun oyuna girmesi üretkenliği azaltıyor. Altyapıdan çıkan Necip biraz şans bulmalı artık. Hem savunması iyidir, hem de ayağı top yapar. Ama önce bu çocuğa güvenildiği hissettirilmeli sorumluluk verilerek. Göbekte 2'li oynandığını varsayıyorum tabii bunları yazarken. Mustafa Denizli 3'lü de oynatıyor zaman zaman. 3'lü oynattığında da Ekrem oynuyor genel olarak. Ancak Ekrem asla oranın oyuncusu değil. Kanatlarda daha etkili.

Kanatlar demişken, Beşiktaş'ın en büyük sorununun kanatlarda olduğunu belirtelim. Tehlike yaratacak kanat organizasyonları gerçekleştiremediler. Bunda sakatlık gibi çeşitli etkenler de etkili olmuş olabilir ancak Mustafa Denizli'nin de bu konuda fazla kafa yorduğunu sanmıyorum. Çok fazla arayışa girmedi. Gitti Yusuf'u sol açığa yerleştirdi, rakip ceza sahasının çevresinde takılmasına, hiç geri gelmemesine de göz yumdu. Mesela sağ açıkta, Galatasaray'daki Keita'nın yaptığı görevi Holosko'ya yaptırabilir. Bu oyuncu ilk yarıda sakattı ama eğer bu sakatlığı tam olarak üzerinden attıysa bu bölgede fayda sağlayabilir. Serdar Özkan da çok şans buldu ilk yarı boyunca. Ancak yeteneğini akılla buluşturamadığı için de hep tepki gören isim oldu. Holosko'nun alternatifi ise benim gözümde Nihat'tır. İlk yarının büyük bir bölümünde tek santrafor olarak oynatılan Nihat, sağ açıktan ceza sahasına sürpriz girişler yaparak, santrafor olarak oynayan arkadaşını besler, kendisi de yeterince fırsat bulur. Tabii eğer çift santrafor oynanacaksa işler biraz değişiyor. O zaman Nihat kesinlikle iki forvetten biri olmalı.

Sol açık olaraksa ne olursa olsun Tello düşünülmeli ilk olarak. Bu adam kim ne derse desin özel bir yeteneğe sahip. Bunu bir türlü değerlendiremiyor Beşiktaş. Yedek olarak fazla bir alternatif yok. Eldekilere bakınca oraya en uygun isim Serdar Özkan gibi duruyor. Tabii İsmail Köybaşı sadece sol bek oynayacaksa. Yoksa İsmail'in orijini daha hücuma dönüktür. Sol açık olarak katkı yapabilir. Şimdi Delgado'nun da geldiğini varsayarsak, sanki 4-2-3-1 gibi bir sistem olacak gibi duruyor. işte o forvetin arkasındaki 3'lünün göbeği için bolca alternatif var. Delgado, Tabata ve Yusuf. Bu 3 oyuncu da bu sezonun kayıp isimleri. Delgado hadi sakattı da, diğerlerinin hiçbir mazereti yok. İkinci yarı daha iyi olacaklardır. Tabii bu isimler arasındaki rotasyon iyi ayarlanmak zorunda. Hoş, Delgado'nun dönebilmesi için bir yabancının da gönderilmesi lazım. Bu konuda ne gibi bir karar alınacak o da muamma. Belki de Delgado yine kadronun dışında tutulacak. Kısacası Beşiktaş'taki birçok şey gibi bu da büyük bir muamma.

Santrafor olaraksa elde Bobo, Nobre ve Batuhan var. Normalde isim olarak gayet yeterli ancak pratikte de bir türlü verim alınamayan bir forvet hattı. Benim ilk tercihim Bobo olur. Ama onun da kalıp kalmayacağı kesin değil. Kafa olarak gidiyor arada zaten Avrupa'ya. Döndüğünde 1-2 gol atıyor sonra yine kayıp... İkinci tercihim Batuhan olur ancak onun da hocayla arasındaki sorunlar, mental olarak kendisini geliştirememiş olması gibi türlü etkenler var. Nobre ise eşek yüküyle para alıp, aldığı paranın 10'da birini bile vermeyen bir adam. Çift forvet oynanacaksa Nihat-Batuhan harika olurdu mesela. Tarz olarak aynı Nihat-Kovacevic gibi olurlardı. Ancak şu anda pek ihtimal dahilinde görünmüyor bu durum.

Sözün kısası, Beşiktaş'ın işi zor. Seçim de yaklaştığı için her şey havada kalmış durumda. Delgado takımla idmana çıkıyor ama kontenjan dolu. Kadro teker teker bakınca iyi isimlerden kurulu ancak bir araya gelince kimyaları tutmuyor. Her şey sorun... Takımın üzerindeki isteksizlik de cabası. Yine de ben Mustafa Denizli'nin en kötü ihtimalle son 3 haftaya kadar yarışı kovalayacağına inanıyorum. Bir şekilde başarıyor bu işi. Geçen sezon da başarmıştı diğer şampiyonluğa oynayan diğer takımların yardımıyla da olsa. Seçim sonrası dönem biraz daha durulacaktır takım içindeki belirsizlikler.

Takım Analizi - Trabzonspor

Ligin en renkli, en kaotik ve en stresli takımlarından birine geldi bugün sıra. İlk yarıyı 6. sırada tamamlayan Trabzonspor hakkında birkaç kelam etmeye çalışacağım.

Hatırlarsanız, yönetim yaz aylarında Şenol Güneş'le görüşmüş, ardından Şenol Hoca'nın aralık ayına kadar boşa çıkamayacağı anlaşılınca Samet Aybaba ile anlaşma yoluna gitmişti. Bu durum, takımın aralık ayına kadar Samet Aybaba'da emaneten duracağının açık bir göstergesiydi ve bu yönde öngörüler geliyordu. Tabii Samet ismine de sert eleştiriler... Bunun üzerine geri adım atan Sadri Şener, bana göre doğru bir hamleyle Hugo Broos'u getirdi. Bugün halen daha Hugo Broos'un yararlı olabilecek bir teknik adam olduğunu savunurum. Ancak Belçikalı hocanın da aralık ayına kadar stepne olarak göreve getirildiğini belki de düşünemedik. Her türlü imkansızlık, yönetsel huzursuzluk, dışarıdan müdahele kendisine yaşatıldı. Netice itibariyle de yazın kurulan senaryo gerçekleşti ve Şenol Güneş takımın başına getirilmiş oldu. Şurası net: Şenol Güneş, bu kulübe en yararlı olabilecek hoca. Bakın, en iyi hoca demiyorum. Daha iyilerini de bulursunuz ancak şu anda Şenol Güneş'ten yararlısını bulabilmek için çokça kumar oynamanız gerekiyor.

Neyse, takıma geçelim ufak ufak. Aslında Şenol Hoca da birçok konuda doğruları bularak başladı işine. Şimdi de kadrosunu şekillendirmeye çalışıyor. İşte o kadroyu kademe kademe inceleyeceğiz şimdi.

Kalede 3 adet alternatif var. Tony Sylva, Tolga Zengin ve Onur Recep Kıvrak... Sylva, artık yaşını başını almış bir oyuncu olarak, iyice hantallaşan vücudunun da etkisiyle formsuz bir ilk yarı geçirdi. Son maçlarda da yerini gelecekte çok parlak bir kariyeri olacak olan Onur'a bıraktı. Önceki dönemin gözde ismi Tolga Zengin de alamadı kaleyi Onur'dan. Eh, kaleci mevzusundan da Şenol Güneş anlar herhalde bu ülkede en iyi. Muhtemelen ikinci yarıda Onur'la devam edip verim alacaktır. Hatta bu oyuncuyu daha üst kademelere de taşıyacaktır lig bitene kadar. Kalede sorun yaşanacağını sanmıyorum.

Savunmanın sağ tarafı çok sıkıntılı iken, bir anda düzeltildi ilk yarıda. Taraftarın günah keçisi Tayfun, Serkan Balcı derken bir türlü istikrar sağlanamamıştı. Sonradan alınan Ömer Aysan, burayı iyi kotardı. Tayfun sakatlandı ancak ihtiyaç halinde Serkan Balcı orayı gayet güzel yedekler. Hatta zorlanılırsa Song ve Giray da sağ bek oynatılabilir. Burası da sorunsuz. Sol bek olarak da iki iyi alternatif var. İlki Bundesliga takımlarının gözdesi Cale, diğeri de Galatasaray altyapısından yetişen Ferhat Öztorun. Lig ve kupa için yeterli bir rotasyon.

Savunma göbeği Song, Egemen, Giray ve ihtiyaç olması halinde Ceyhun Gülselam'a emanet. Burası biraz risk arz ediyor. Song ve Egemen, kadro dışıyken tekrar affedildiler mesela. Gençlerbirliği'nden İlhan Eker, tam Trabzon'a göre bir oyuncu bana göre. Buraya bir takviye yapılmalıydı. Song'un Afrika Kupası'nda olduğunu da düşünürsek, ikinci yarının ilk birkaç haftası baya zorlanacaktır Trabzonspor. Bu bölge için Galatasaray'dan Emre Güngör de düşünülebilirdi devre arasında. Bu şekilde belki de Emre ve Song arasında tarihin tekerrür etmesi de sağlanabilirdi.

Orta sahaya bakınca, bu bölgede bir hareket yaşandığını görüyoruz. Bir türlü verim alınamayan Tjükuzu, Diyarbakırspor'a kiralık verildi. Orta sahadaki boşluk da Sivasspor'dan Sezer Badur'la doldurulmaya çalışıldı. Sezer iyi oyuncudur. Koşar, hırslıdır, Trabzonspor taraftarının seveceği tarzda adamdır. Yaşı da müsaitken, uygun denilebilecek bir fiyata alınmıştır. Muhtemelen futbol bilincini de geliştirecektir. Aynı bölgede Ceyhun, Selçuk ve Colman alternatifileri de var tabii. Colman bu takımda kesinlikle kesilmemesi gereken bir oyuncu. Ligin en iyi çift yönlü orta sahalarından. Yanına da ilk alternatif olarak Selçuk yakışır. Göbekte 3 kişi kullanılacaksa da Colman ve Selçuk, Sezer'le desteklenir ve rakibe de top mop göstermez. Gerekirse de Ceyhun ve Serkan Balcı'yı kullanırsın hatta.

Kanatlar biraz sorunlu. Tabii bu sorunun baş kaynağı Yattara'nın bitmek bilmez sakatlığı. Şimdi sağ kanatta Yattara olsa, Serkan'la beraber orayı gayet güzel götürürlerdi. Zaman zaman Barış Memiş de o bölgede onlara destek sağlardı ve sezon sonunu da gül gibi getirirlerdi ancak Yattara sakatlanınca hem Broos, hem de Şenol Güneş o bölgede tam olarak nasıl bir düzen tutturmaları gerektiğine karar veremediler. Zaman zaman Serkan Balcı, zaman zaman da aslen sol kanat için alınan Gabric'i kullanmak zorunda kaldılar. Eh, Gabric sağda oynayınca bu kez sol kanat karıştı. Alanzinho da Engin de yetemedi oraya. Alanzinho ne kadar teknik de olsa, oyun zekası ne kadar gelişmiş de olsa, fizik olarak aşırı düşük bir oyuncu. O yüzden her maç verimli olamıyor. Engin Baytar ise Engin Baytar işte. Mental olarak çok gerilerde. Biraz istekli olunca çok şeyi değiştirebiliyor. İkinci yarıda sorun çıkarsa bu bölgede çıkar. Ancak Ankaraspor'dan gelen Murat Tosun bir şeyleri değiştirebilir mi bilemem. Netice itibariyle bir hücum oynucusu olsa bile, sağ kanat özelliği de olan bir oyuncu. Belki bir etki gösterebilir.

Takımın en büyük sorununu en sona sakladık. İlk yarıdaki maçlarda bol pozisyon bulan, ancak golü bulamayan bir Trabzonspor izlemiştik. Hatta UEFA'dan da bu yüzden elenilmişt diyebilirim. Umut ve Gökhan ikilisiyle sezona başlamak, çok cesur ve riskli bir karardı. Zaten risk de gerçekleşti ve bu ikili büyük tepki gördü. Gökhan zaten bir türlü takıma ve taraftara ısınamamıştı. Gönderilmesi yerinde bir karar oldu. Umut ise her şeye rağmen benim beğendiğim, sahada bulunduğu süre zarfından elinden gelenin en iyisini vermeye çalışan, ilk 11 için güvenilecek bir oyuncu olmasa da kadroda bulunması faydalı olan bir futbolcudur. İkinci yarıda aynı standardıyla oynayacaktır. Bir de Kolombiya'dan bir golcü alınmış. Teofile Gutierrez diye bir oyuncu. Normalde tanımıyorum ancak görüntülerine bakılınca, hem gol pozisyonuna girişi, hem de gol vuruşu olarak kendisinden çok söz ettirecek gibi. Tabii biraz fiziği zayıf. Bunu da belki süratiyle aşar. Neticede önceki takımında 52 maçta 41 gol gibi bir istatistik tutturmuş. Boş bir adam olmasa gerek. Bir de Fatih Tekke lafları var. Şu yazıyı yazarken "olmak üzere" diyordu haberler. Bilmiyorum, belki olmuştur bile. Ki bu transfer gerçekleşirse takımın sınıf atlayacağı bir gerçek.

Ben, ikinci yarının Trabzonspor açısından iyi geçeceğine inanıyorum. Savunma oyuncuları sakatlanmaz ya da sık sık cezalı duruma düşmezse lig bittiğinde sıralamadaki yerleri ilk 5 içerisinde olacaktır bana kalırsa.

18 Ocak 2010 Pazartesi

Takım Analizi - Gençlerbirliği


Geçtiğimiz sezon küme düşmeme mücadelesi veriyordu Gençlerbirliği. Hatta tartışmalı Hacettepe maçına da bağlayanlar var Gençlerbirliği'nin ligde kalmasını. İlhan Cavcav'ı biliriz. Teknik direktörlerin işine karışır, kulübü keyfine göre idare eder, arada bir sivri çıkışlar yapar, ucuza oyuncu bulur, pahalıya satar vesaire...

İlhan Cavcav belki de kendisine dahi ters gelebilecek bir hamleyle, Almanya'nın en çok sevilen isimlerinden biri olan Thomas Doll'u takımın başına getirdi sezon başında. Hamburg ve Borussia Dortmund takımlarında teknik direktörlük yapmış bir isim kendisi. İki takımda da çok büyük başarıları yok. Hatta hayal kırıklıkları daha fazla. Ama Hamburg ile elde ettiği bir intertoto kupası da yok değil.

Thomas Doll'a birlikte ligin en olumlu futbolunu oynayan takımlarından birisi oldu Gençlerbirliği. Ligin ilk 7 haftasında kimseye kaybetmemişlerdi. 8. haftada Fenerbahçe deplasmanında onları ummadıkları bir Fenerbahçe bekliyordu. O günkü Fenerbahçe'ye karşı yapabilecekleri pek bir şey de yoktu açıkçası. Diğer hiçbir maçta rakipleri karşısında ezilmediler. Ama alınan sonuçlar itibariyle istikrar sağlayabildiklerini söylemek mümkün değil.


Ligin İBB ile birlikte en dengeli takımlarından bana kalırsa. Mustafa Pektemek, Burhan, Hurşit ve Bilal gibi genç ve yaratıcı oyunculara sahipler. Galatasaray'dan Serkan Çalık da zenginlik katabilir bu kadroya. Defansta Aykut, Orhan Şam ve İlhan'ın yerleri garanti gibi ve bir sorun da çıkartmıyorlar. Sol bek ve sol açık oynayabilecek Alparslan'ın transferi de iyi bir seçim gibi duruyor.

Orta sahada defansif olarak Tozo bu ligi götürebilir özelliklerde. Hücuma dönük olarak da Harbuzi ortalamanın üzerinde bir kapasiteye sahip diye düşünüyorum. İleride Kahe'yi düşünüyor Doll ama bana kalırsa Patiyo daha fazla şans bulmalı.

Kalede ise tecrübeli ve yetenekli Serdar Kulbilge'yi görüyoruz. Orda da sorun yaşamadıklarını söyleyebiliriz. Gençlerbirliği, direncini koruduğu sürece sıkıntı çekmeyecektir. Sadece çok genç bir takım. Galibiyet alışkanlığı elde etmesi gerekiyor takımın. Bence tek eksikleri bu. 2 maç üst üste kazanmayı sadece 1 kez başarabilmişler. Bunu 2-3 kere yapabildikleri zaman önemli sıralarda kendilerine yer bulabilirler.

Thomas Doll, burası iyi ama ben memlekete gitmeyi hedefliyorum demekte. Bu uzun vadede bizi üzüyor olsa da, takımın başında olduğu süre için; bu gençlerle, bu dirençle Gençlerbirliği'nden keyif aldığımızı rahatlıkla söyleyebiliriz. Umuyoruz ki bu birliktelik devam eder ve güzelliklere gebe olur.

15 Ocak 2010 Cuma

Takım Analizi - İBB

Peşinen söyleyeyim, hiç sevmiyorum bu takımı. Abdullah Avcı'nın futbol adına çabalamasına her ne kadar çokça saygı duysam da ısınamıyorum. Ve her zaman her yerde İBB ile ilgili karşınıza çıkabilecek beylik eleştirileri ben de tekrar edeceğim. Taraftarı olmayan, futbol kültürü oturmamış ve mali yükünü belediyenin çektiği bir takımın Süper Lig'de işi olmamalı. İzmir takımları duruken ve üzerineİstanbul'un yeteri kadar takımı yokmuş gibi 70.000 kişilik statta 15 kişiye maç oynayan İBB bu ligde yer işgal etmemeli.

İçimizi az da olsa döktükten sonra, gelelim 2009-10 sezonunun ilk yarısının İBB açısından eleştirisine. Öncelikle şunu söyleyeyim, çok fazla maçlarını izlemedim. Yeteri kadar takip edemedim. Belki de etmek istemedim ancak ilk olarak dikkatimi çeken şey, takım olarak iyi bir savunma takımı oldukları. Kalecileri üst düzey değil. Aslında kadrolarında üst düzey kaleci olarak niteleyebileceğimiz Kenan Hasagic var ama o da ilk yarıda topu topu 3 maçta oynayabilmiş. Geri kalan maçlarda Oğuzhan'a teslim etmişler kaleyi. Toplam 25 gol yemişler ancak bu gollerin 12 tanesi Bursaspor ve Trabzonspor'dan. Bu maçlarda artık nasıl bir çözülme yaşadılarsa kalelerinden 6'şar gol görmüşler. Geri kalan 14 maçta da sadece 13 gol yemişler. Çok iyi rakam...

Savunma hatları sağ bek, stoper ve sol bek sıralamasına göre Marcin Kus, Vinicius, Barbosa ve Ekrem'den oluşuyor. Metin Depe ve Mahmut Tekdemir de hatırı sayılır bir süre almışlar. Bu kadar az gol yiyen bir takımın savunma konusunda sıkıntı yaşadığını söyleyemeyiz herhalde. Buraya herhangibir takviyeye gerek yok. Hatta elde doğru düzgün şans bulamamış bir Can Arat var daha...

Orta sahada genel olarak 3'lü bir hatla oynadılar. Sylla, Efe, Serhat, Okan Buruk ve Zeki bu bölgede sıklıkla değerlendirilmişler. Nsumbu doğru düzgün forma şansı bulamamış. Bir dönem en çok gelecek vaadeden gençlerden biri olarak gösterilen Oğuz Sabankay da aynı şekilde şans bulamamış isimler. Şimdi bu isimlere Abdulkadir Kayalı eklendi. Umarım ki Abdulkadir burada biraz oynama şansı bulur ve Türk futboluna kazandırılır. Bu bölgede ikinci yarıyı sorunsuz götürecek gibi görünüyor.

Takımda sorunlu tek bölge olan hücum hattına bakalım biraz. Sağ ve sol kanatlarda iki adet açık ve ileride tek santraforla oynadılar genel olarak. Sezon başında alınan Taner Gülleri'nin bir türlü iyileşememesi nedeniyle bu bölge çok sorunluydu. Bu soruna Herve Tum'la çare bulmaya çalıştı Abdullah Hoca. İkinci yarı için de Tevfik Köse'yi aldılar; ki Tevfik de geleceği olan bir oyuncu. Abdullah Avcı'yla daha önceden genç milli takımlar seviyesinde çalışmış olmasının avantajını kullanıp yararlı olabilir. İyi olur milli takıma yeni bir golcü kazandırmak. Bu durumun üzerine gidilmeli. Sol açıkta İbrahim Akın-Ali Güzeldal ikilisi var. Bu bölge dört dörtlük diyebiliriz. Fazlaca üzerinde durmaya gerek yok. Yeter ki bu iki oyuncunun futbol oynama iştahı diri tutulsun. Sağ açığa bakınca, takımın tek sorunlu bölgesi olarak burayı görüyoruz. Aslında Herve Tum burayı idare eder ama o da Taner'in yokluğunda merkez santrafor görevi üstlendiği için sağ açık olarak daha çok İskender kullanıldı. Aslında fena oynamadı İskender. Ama yine de oraya daha fazla katkı yapacak bir isim şart. Galatasaray'dan Aydın Yılmaz olabilir mesela. Daha önce de bu kulübün formasını giymiş ve verimli olmuştu Aydın. Tekrar kiralanabilir.

Görüldüğü gibi çok fazla dert yok İBB'de. Hatta 2 tane de akılcı takviye yapmışlar. Düşme dertleri zaten yok. Eh, tepeye oynama kaygıları da pek yok. Böyle gider bu. 7 ila 11. sıralar arasında gidip gelirler. Sezonu da yine o bölgelerde bitirirler gibi..

Gökhan Ünal Fenerbahçe'de...

Fenerbahçe'nin resmi sitesi de açıklamış. "Futbolcuyla ve kulübüyle anlaşmaya varılmıştır" demişler. Umarız başarılı olur. Küstürülmüş bir Semih ve gol kaçırma rekoru peşindeki Güiza'yla birlikte enteresan bir forvet rotasyonu oluşturacaklar. Futbol olarak geriye gittiği bir dönemde kariyer anlamında bir zıplama yaptı diyebiliriz Gökhan için. Aslında bence Trabzonspor'da söylenildiği kadar kötü de oynamadı. Geçen sezonki istatistikleri çok iyi mesela. 15 gol 10 asis gibi bir şeydi yanlış hatırlamıyorsam. Bunun nesini beğenmezler anlamadım. Sezon başından asmıştı Trabzonlular çocuğu. O da toparlayamadı sağolsun. Hava değişikliği ne kadar yarayacak bakalım. İzleyip göreceğiz.

Takım Analizi - Eskişehirspor

Biraz tempo kazanmamız lazım diyerekten Antalyaspor analizinin kısa bir süre sonrasında Eskişehirspor'u incelemeye başlıyorum. Bakalım, vakit bulabilirsem bir tane analiz daha yapabilirim bugün içerisinde.

Eskişehirspor, geçen sezon çıktığı Süper Lig'de bana kalırsa Rıza Çalımbay'la beraber süpere yakın işlere imza atmış bir takım olarak başladı sezona. Ligdeki ilk sezonlarında kendilerine sağlam bir yer edindiler ve şehrin potansiyelini de kullanarak ikinci sezona daha iddialı hazırlanmaya başladılar. Ancak Eskişehirspor yönetimi, bir noktayı biraz ihmal etti gibi. Bunlara değineceğiz...

İlk olarak forvet hattına takviye yapıldı. Yılların golcüsü Ümit Karan, Mehmet Yılmaz ve Burak Yılmaz transfer edilirken, geçen sezon kiralık olarak forma giyen Youla'nın da bonservisi satın alındı. Büyük sıkıntıya düşülmesine neden olacak sol beke de yine Galatasaray'dan Volkan Yaman takviyesi yapılarak akılcı bir hamle gerçekleştirilmiş oldu. Ancak yönetimin unuttuğu nokta, orta sahanın ortasıydı. Kale, bekler, stoperler falan demeden ilk olarak en büyük sorun olarak gördüğüm orta sahadan başlamak istiyorum. Bu bölge için (göbekte 2 oyuncu oynayacaksa) her takımın 4 tane iyi adama ihtiyacı var bana göre. En optimal rakam bu. Eskişehirspor'da orta saha göbeğinde kimi oynatabilirsiniz peki? Alternatifleri sayıyorum: Ragıp Başdağ, Bülent Ertuğrul, Doğa, Adem Sarı ve Poljak... Ragıp ve Bülent'i kafadan eliyorum. Doğa ve Adem de ilk 11 için direkt olarak güvenilebilecek ikili değil. İkisi de ancak ve ancak yanlarında bir tane sağlam adam olduğunda oynatılabilir gibi duruyor. Antalyaspor'daki Jedinak mesela. O sağlam adamın Eskişehir kadrosunda yer alanlar arasında da sadece Poljak olarak düşünülebileceğini kabul edersek ve Poljak'ın da sezon başından bu yana bir kez bile forma giyemediğini hesap edersek, buraya kesinlikle takviye yapılması gerektiği sonucuna varabiliriz. Bu orta sahayla bundan daha iyisi olmaz bu takım adına. Daha kötüsü? Neden olmasın...

Şimdi gelelim diğer mevkilere...

Kalede Ivesa var. İyi kaleci. Tartışmaya dahi gerek yok. Yedeği Atilla Koca da iyidir. İhtiyaç düşerse kafanızın rahat etmesini sağlar.

Sağ bek pozisyonunda Sezgin ve Koray oynuyor. Zaman zaman değişiyor tabii buradaki isimler. Sezon sonuna kadar idare edebilirler. Yeni sezona başlarken takviye ister mi bilemem. Sezgin'le Koray'ın performanslarına göre değişir bu.

Sol bek olarak Volkan Yaman ve Murat Önür isimlerini görüyoruz. Ki burası tamamdır diyebiliriz. Gayet iyi bir seviyedeler Türkiye standartlarına göre.

Stoperler biraz kafa karıştırıcı. Vucko, El Saka ve Nadarevic. İlk olarak düşünülen isimler kim derseniz, belli bir cevabı yok. Hepsi de neredeyse eşit süre almış. Belli bir istikrar var. Böyle devam ederse sorun değil ancak etmeme ihtimali de var. Nadarevic Bosna milli takımının oyuncusu ve devre arasında Premier Lig'den teklif de aldı. Gitti mi gitmedi mi bilmiyorum ancak sezon sonunda gideceği kesin neredeyse. Buraya ufak ufak bir alternatif düşünülebilir. Kaldı ki El Saka da artık yaşlandı. Seneye takımda kalmaması daha hayırlı olacak gibi.

Sağ açık olarak Burak Yılmaz'ı kullanıyor Rıza Hoca. Burak'ın durmu ne olur bilinmez. Gökhan Ünal-Fenerbahçe-Trabzonspor üçlüsünün yanına dördüncü olarak girebilir Burak. Yedeği Serdar Özbayraktar. Beğendiğim bir oyuncu. Bir de Beşiktaş'tan Erkan Zengin kiralandı. Ne şekilde verimli olabileceğini bilmiyorum ama bence Rıza Çalımbay'ın elinde iş yapabilir. Sağ kanat yeterli yani.

Sol açık olarak Bülent Kocabey var ama ilk yarı boyunca öncelikli düşünülen isim, santrfor olarak bildiğimiz Mehmet Yılmaz oldu. İlginçtir, Mehmet burada başarılı da oldu. İkinci yarı kadro sıkıntısı olmazsa burada devam edecektir diye düşünüyordum ancak Youla'nın gidişi onu forvete kaydırabilir. Forvet transfer edilirse düzen bozulmaz. Yani şu bir gerçek ki, Eskişehirspor'un ya sol açığa ya da forvete mutlaka adam alması şart.

Santrfor olarak Ümit Karan var. İlk yarı biraz şanssızdı. Açılırsa çok fayda sağlar ama yaşlı artık. Youla olayı malum, siyahi oyuncu gönderildi. Zaten bu sene çok verimli değildi. Bence iyi oldu. Daha genç ve dinamik bir forvet oyuncusu düşünülebilir. Mehmet Yılmaz var gerçi ama Burak da giderse forvet için alternatif kalmıyor neredeyse. Mutlaka ama mutlaka almalılar bir santrfor.

Sözün özü, Eskişehirspor, orta sahanın göbeğine ve forvete en az birer oyuncu almalı. Diğer mevkiler "şimdilik" idare eder. Sezon sonunda bir revizyon şart yine de. Bunlar geçiş dönemi kadroları. Bu kadrolar kısa vadede başarı veya istikrar için kurulur. Eskişehirspor'un kadrosu da o hesap. Ligi ilk 10'da bitirmeleri moral olarak etkileyecektir onları. Bunu da başaracak güce sahipler.

14 Ocak 2010 Perşembe

Takım Analizi - Antalyaspor


Bugün sıra beni en çok zorlayan takımda. Hem şu anda okuduğunuz yazıyı yazarken zorlanıyorum, hem de geçen sezonun ikinci yarısında ve bu sezonun ilk yarısında aldıkları sonuçları anlamakta zorlanmıştım. Bunun da sebebi tabii ki alınan sonuçlarla kadro zenginliği arasındaki ters orantı ve bu ters orantının mimarı Mehmet Özdilek...

Kadro zenginliği dedim, sakın yanlış anlaşılmasın. Antalyaspor kadrosunun zengin olduğu falan yok. Gayet dar ve hatta ıskartaya çıkmış oyuncuları da içinde bolca barındıran bir kadro var Şifo'nun elinde. Aslında bu belki de kulüp adına doğru bir adımdı. Süper Lig'e çıkar çıkmaz bir dünya borcun altına girerek pahalı oyuncuları doldurmayı da biliyorlardır muhtemelen. Ne de olsa Antalya güzel şehir. Oyuncuların sıkılması imkansız. Bir Sivas değil mesela. Adı üzerinde. Antalya... İşte şehrin bu fiziksel avantajına rağmen, çok fazla para harcamadan kadro oluşturmayı tercih ettiler ve ekonomik olarak bir istikrar yakalama yoluna gittiler. Bugün yapılan naklen yayın ihalesinin ardından muhtemelen daha da artacak olan gelirleri sayesinde seneye daha cesur hamleler yapacaklarını öngörebiliriz.

Mehmet Özdilek'ten biraz bahsedecek olursak, genç teknik adamın kariyerindeki şu ana kadar yaşadığı en verimli dönemde olduğu gerçeğini inkar etmemiz imkansız. Öyle çok ahım şahım bir futbol oynatmıyor ancak tamamen gerçekçi bir taktik anlayışı var. Sert ve etkililer. Gerektiğinde oyuna tempo yüklemesi yaparak sonuca gitmeye çalışıyorlar, gerektiğinde de her şeyi ağırdan alıp rakibi uyutma yoluna gidiyorlar. Tabii ki her zaman tutmuyor hesapları ama elde daha ehil bir kadro olursa Mehmet Özdilek de düşündüklerini daha rahat bir şekilde yansıtacaktır sahaya.

Şimdi kadroyu ele alıp her şeyi ideal seviyede olacak şekilde revize etmeye kalkarsak, neredeyse tüm takımı baştan kurma planları kurabiliriz. Fakat devre arasında olduğumuz için ve Antalyaspor da bu sezonu bu şekilde geçirip ilk 10'a girerse çok başarılı sayılacağı için yorumlarımızı da mevcut şartlara uydurmaya çalışacağız.

Kaleden başlayalım. Elde 3 tane çok güvenilir kaleci var. İlk olarak yılların Barthez Ömer'i Ömer Çatkıç karşımıza çıkıyor; ki ilerleyen yaşına rağmen tecrübesini konuşturup kalede vasat üstü performans sergiliyor. Yedekleri de Hasan Sönmez'le Polat Keser. Hasan şu anda Süper Lig'de büyükler hariç her takımın kadrosunda bulundurması gereken tipte bir "yedek" kaleci. Eğer as kalecinizin başına bir hal gelmişse gözünüz kapalı teslim edersiniz kaleyi Hasan'a. Ancak asla ilk alternatif olarak düşünülemez. Bu bakımdan yeterli. Polat da en az Hasan kadar güvenilir, ancak yaşı daha genç olduğu için kendisini geliştirme şansını kaybetmemiş ve ilerleyen zamanlarda potansiyeline ulaşabilirse takımın kalesi için ilk alternatif olabilecek kalibrede bir oyuncu. Kısacası kale emin ellerde...

Sağ bek olarak Kerim Zengin, Musa Nizam ve gerekirse de Sedat Ağçay gibi isimler var. Aslında burada normalde sağ bek orijinli vasat üstü bir oyuncu olsa iyi olurdu derken Beşiktaş'tan Erhan Güven'i kattılar kadrolarına. Sezon başında takımdan ayrılan Uğur'un yeri dolmuş değil. Bakalım Erhan nasıl bir katkı yapacak. Kerim bu bölgede başarılı olabiliyor ancak ondan sağ açık olarak daha fazla faydalanılabilir. Genç oyuncu Musa Nizam da oynadığı zaman belli bir standardın altına düşmüyor. Aynen üstüne de çıkamadığı gibi...

Stoper mevkisi, takımın en yumuşak karnı. Doğru düzgün alternatif yok. Yalçın Ayhan, Vahap, Orhan Ak ve Batak var burada. 4 stoper yeter gibi görünse de kazın ayağı öyle değil. Bir kere Orhan Ak, daha çok sol bek özellikleri taşıyor. Vahap, bu sezon doğru düzgün oynamadığı için topa karşı soğuk. İkinci yarı zorlanır. Yalçın, benim en sevmediğim, sertlikle kasaplığı karıştıran savunma oyuncularından. Olmayacak yerde kart görebilir. Kaldı ki çok kaliteli bir defans oyuncusu da değildir. Geriye kalan tek güvenilir savunmacı Batak... O da firesiz oynayabilecek mi? Orası şüpheli. Dolayısıyla buraya "en az" bir transfer şart. Boluspor'a giden ligimizin gezginlerinden Tolga Doğantez olabilirdi buraya. Yarım sezon çiçek gibi idare ederdi. Unutmadan, yeni transfer Erhan Güven, çok sıkışılırsa stepne olabilir buraya. Ama sürekli olarak düşünülmemeli.

Orhan Ak ve Şenol Can, sol bek pozisyonundaki alternatifler. Sakatlık olmadığı sürece götürürler burayı. Ancak seneye bu oyuncularla yola çıkılmaz. Çok büyük bir yoklukta Korhan Öztürk de düşünülebilir bu bölgede.

Gelelim, ilk yarıda en umulmadık katkıyı gördükleri bölge olan orta sahaya. Burada takımın en büyük güvencesi Mile Jedinak ismi karşımıza çıkıyor. Avustralyalı oyuncu, Gençlerbirliği'nden kiralık ve ilk yarıda enfes bir performans ortaya koydu. Mutlaka bonservisiyle alınmalı. Savunmaya katkı yaptığı yetmezmiş gibi, takımın en çok gol atan oyuncusu da oldu yanlış hatırlamıyorsam. Kritik gollere imza attı. Yanında oynayabilecek oyuncu olarak pek bir alternatif yok. Sedat Ağçay, Hakan Özmert ve Ertuğrul Arslan oynayabilir göbekte Jedinak'ın yanında. Buraya da bir oyuncu alınmalı. Alınmayacaksa da benim önerim o devasa cüssesiyle Djiehoua'nın o bölgede değerlendirilmesidir. Antalyaspor'un Baptista'sı olabilir bu oyuncu. Bu meziyetleri var gibi duruyor. Enteresan bir oyuncu.

Kanatlara bakacak olursak, sol tarafta sakatlıktan başını alamayan, ligin kaliteli oyuncularından birisi Fatih Ceylan, Fenerbahçe'den kiralık Gürhan Gürsoy, Korhan Öztürk ve gerekirse Pini Balili'yi alternatifler arasında sayabiliriz. Yeterlidir. Lig sonuna kadar gider. Ancak seneye yeter mi bilemem. Bunu Fatih'in sakatlık durumu tayin edecek gibi. Sağ kanatta da Ali Zitouni var ilk alternatif olarak. Antalyaspor için bir nimettir Zitouni. Yedeği olaraksa Korhan düşünülebilir yine. Tabii Kerim Zengin'i de es geçmeyelim.

Forvet mevkisi enteresan isimlerden oluşuyor. Necati Ateş, Veysel Cihan, Tita, Djiehoua, Ahmet Kuru ve Balili... Say say bitmiyor. Bu kalabalıktan kurtulmaları lazım. Tita kiralık gelmişti Ankaraspor'dan. İlk yarıda katkısı da olmadı hani. Necati Ateş, beklenenden iyi bir performans sergiledi diyebiliriz. Açıldıkça daha iyi olacaktır. Djiehoua ile Necati bu bölgenin ilk alternatifleri bana göre. Tabii Djiehoua'yı orta sahada değerlendirirsek, Veysel'i de o bölgede düşünebiliriz. Ancak Veysel bu saatten sonra oyun sıkıştığında sonradan sahaya girip çilingir görevi görse daha makul olur. Balili de kontraatak futbolu oynanacak olan maçlarda düşünülmesi gerek bir isim. Hiç kimse olmadı, koyarsınız Ali Zitouni'yi, sizi hiç üzmeden görevini yapar.

Netice olarak, bu sezon bu çizgiyi sürdürmek için 1-2 transfer, bu takımı rahatlatır. Çok fazla tepeye de tırmanamazlar ama 12-13'ün altına da kolaylıkla düşeceklerini zannetmiyorum. Kısır, ama istekli bir kadro var. Mehmet Özdilek de Lucescu ekolüyle işi iyi götürüyor. Bence aynı çizgiyi koruyup, hafiften de önümüzdeki senenin hesaplarını yapmaları lazım.

Kategoriler

201 afrika uluslar kupası 2010 dünya kupası 2014 dünya kupası a milli takım a2 ligi abdul kader keita abdullah avcı adana demirspor adanaspor adnan polat adriano ajax akhisarspor alanyaspor alex de souza alexis sanchez ali sami yen stadı almanya alpaslan dikmen altay amerika birleşik devletleri andre santos andrea pirlo ankaragücü ankaraspor anket antalyaspor arda turan arjantin arsenal arsene wenger as monaco atınç nukan atletico madrid aurelien chedjou avustralya aydın karabulut aykut erçetin aykut kocaman azerbaycan aziz yıldırım ballon d'or bank asya 1. lig barcelona başakşehir batuhan altıntaş batuhan karadeniz bayer leverkusen bayern münih bekir irtegün belçika benfica bertul kocabaş beşiktaş Beşiktaş ve City blogtivi bogdan stancu bolton wanderers boluspor borussia dortmund bosna hersek braga brezilya bucaspor bundesliga burkina faso bursaspor bülent ataman bülent korkmaz bülent uygun bülent ünder caner erkin celal kıbrızlı celtic cem sultan cesc fabregas ceyhun eriş ceyhun gülselam cezayir championship chelsea christoph daum claudio bravo claudio caniggia claudio pizarro claudio taffarel copa america corinthians cristiano ronaldo cska moskova cüneyt çakır çaykur rizespor daniel güiza danimarka david villa deniz kadah denizlispor deportivo la coruna didier drogba didier zokora diego maradona dirk kuijt diyarbakırspor doğaüstü futbol gerçekleri dunga dynamo dresden egemen korkmaz eintracht frankfurt elano elazığspor elvir baliç emiliano insua emmanuel emenike emre can erdoğan arıca eskişehirspor euro 2012 euro 2016 fabio bilica fanzin faryd ali mondragon fatih terim fc sion fc twente felipe melo fenerbahçe fernando muslera ferudun tankut fifa fildişi sahili formalar frank lampard frank rijkaard fransa franz beckebauer futbol sandığı galatasaray gana gaziantepspor gençlerbirliği genoa getafe gheorghe hagi giampaolo pozzo gine gino pozzo glasgow rangers gökhan inler gökhan töre gökhan ünal göztepe granada greuther fürth guillermo ochoa gurbetçi futbolcular guti guus hiddink güncel güney afrika güny kore güvenç kurtar haftanın ardından hakan arıkan hakan çalhanoğlu hakan şükür hakemler hamburg hamit altıntop hannover 96 harry kewell hasan kabze hayrettin demirbaş hertha berlin hırvatistan hikmet karaman hollanda honduras hugo almeida ibb ibrahim üzülmez ibrahima yattara iddaa ilkay gündoğan inceleme incleme ingiltere inter irlanda cumhuriyeti ispanya istanbulspor isveç isviçre italya ivica olic j-league japonya jerry akaminko johan elmander jose mourinho jupp heynckes juventus jürgen klopp kadir has stadı kamerun kardemir karabükspor karlsruhe karşıyaka kasımpaşaspor kasper hjulmand kayserispor keylor navas kıymeti bilinmeyenler kocaelispor kolombiya konyaspor kosta rika kulüpler birliği la liga lazio lefter küçükandonyadis leipzig lens ligue 1 lionel messi liverpool livorno lokomotif moskova lomana lualua los galacticos lucas neill lugano lyon maç öncesi maç yorumu mahmut özgener mainz mali mamadou niang manchester city manchester united manisaspor mario balotelli mario götze marius alexe marsilya martin palermo mateja kezman medhi benatia mehmet ali aydınlar mehmet ekici meksika melih gökçek mersin idman yurdu mert günok mesut bakkal mesut özil metin diyadin metin oktay metin tekin mevlüt erdinç mhk michael owen michael skibbe milan milan baros miroslav klose muhammed demirci muhammet reis mustafa denizli mustafa yücedağ nadir çiftçi napoli necati ateş necip uysal newcastle united nicolas anelka nijerya nostalji notts county nuri şahin nürnberg oğuz çetin oğuz sarvan oğuzhan özyakup olcan adın olympiakos orduspor orhan şam osc lille oscar cordoba ömer toprak panathinaikos paok paraguay pep guardiola pierre webo portekiz porto portsmouth premier league premier lig psg ptt 1.lig radamel falcao rafael benitez rais m'bolhi raymond domenech real madrid real sociedad rıdvan dilmen ricardo quaresma rigobert song river plate robert lewandowski roberto carlos robinson zapata roma romario ronaldinho ronaldo rosenborg sabri sarıoğlu sakıp özberk samet aybaba samir handanovic sampdoria samsunspor schalke 04 selçuk inan selçuk şahin semih şentürk senegal sercan sararer serdal adalı sergen yalçın serie a servet çetin sezer öztürk shakhtar donetsk sırbistan simao sabrosa simon kuper simon zenke sinan bolat sinan engin sivasspor slaven bilic slovakya slovenya spor basını sportivi st etienne stefan scepovic stoke city stsl stuttgart süleyman koç süper final şampiyonlar ligi şenol güneş şili tayfun korkut temur ketsbaia tff thierry henry tim howard tim krul tolgay arslan tolunay kafkas tottenham hotspur toulouse trabzonspor transfer tsg 1899 hoffenheim tsl tugay kerimoğlu tunus türk telekom arena twitter u20 udinese uefa uefa avrupa ligi ufuk ceylan unutulmaz ikililer uruguay ümit karan ümit kayıhan ünal aysal valencia vfl wolfsburg villarreal vincent enyeama volkan şen watford wayne rooney werder bremen wesley sneijder yekta kurtuluş yeni zelanda yeşil burun adaları yıldırım demirören yılmaz vural yunanistan yunanistan süper ligi yusuf şimşek yücel ildiz zenit ziraat türkiye kupası ziya doğan zlatan ibrahimovic zoran simovic zvjezdan misimovic

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails