9 Ağustos 2011 Salı
Arda Turan Atletico Madrid'de
Arda Turan Bildiğin Zübüktür Vol.4
8 Ağustos 2011 Pazartesi
Jacek Cyzio / Joker...

7 Ağustos 2011 Pazar
United > City / Manchester'ın Rengi Kırmızı!
Parayla saadet olmaz, her şey para demek değildir gibi klişelere bulaşmak için koymadım bu fotoğrafı. Manchester United'ın da ne kadar zengin olduğu aşikardır sonuç itibariyle. Lakin gelenek, mazi bu tip maçlarda daha da dramatik olarak çıkıyor ortaya hep. Manchester United, City karşısında 2-0 geriye düştüğü ve ilk yarıyı da öyle kapadığı maçta, City'i 3-2 ile geçerek Community Shield'in sahibi oldu.
İlk 7-8 dakika itibariyle farkını ortaya koymuştu zaten Manchester United. Baskı kuran, pas yapan, rakibi bunaltan ve tempoyu çok yukarılara çeken bir takım görüntüsü veriyorlardı. City'nin karşılık verecek gücü yoktu. Lescott direnişin başını çekiyordu sadece. İlerde top tutmak bir yana, rakibi rahatsız edecek bir hamleleri de olmuyordu City forvetlerinin.
15-20 dakikayı gol yemeden geçirmeyi başarabilen City nihayet oyun oynamalarının gerektiğinin farkına vardı. Ve böyle olunca farkettiler ki Carrick, sakatlığının etkilerini henüz üzerinden atabilmiş değil ve Evra iyi oynamıyor.
Yine Evra'nın hatası ve faulu sonucunda kazanılan bir duran top sonucu, City ilk golünü buldu. Golü atan City'nin en iyisi Lescott'tu. De Gea'nın da ufak bir hatası vardı bu golde. Maç ortaya ancak bir City golü ile gelebilirdi ve öyle oldu.
Daha sonra 30 metreler civarı bir yerden Edin Dzeko'nun şutunda De Gea muhtemelen bir konsantrasyon hatası yaşadı ve City iki farklı üstünlüğü yakaladı. Oyunun hakkı bu değildi. Ama işler City'nin istediği gibi gidiyordu artık.
Devre arasına girdiğimizde; Mancini'nin çok etkisiz Balotelli yerine, Barry'i oyuna alıp, Milner'ı sağ kanada çekeceğini düşünmüştüm. Evra'nın olası çıkışları engellenebilir, orta saha daha çok pres yapabilir, ikinci toplar kazanılabilir gibi fikirlerim vardı. Mancini düşünmemiş bunu.
Ferguson'un düşündüğünü de ben hiç düşünemedim. Bu yüzden de hayran kaldım. İki tane çok iyi kesici ve dünyanın en iyi stoperlerinden olan Ferdinand ve Vidic'i aynı anda çıkarıp, yerlerine Jones ve Evans'ı soktu Ferguson. Ayrıca kötü görünen Carrick de yerini Cleverley'e bıraktı.
Gerçekten çok akıllıca. Ferdinand ve Vidic çok iyi kesici olabilirler ama topla ilişkileri çok kısıtlı. Pres görmemelerine rağmen takımın hücumuna hiç destek veremiyorlar. Dzeko ve Balotelli hiç rahatsız etmiyorlar kendilerini ama Ferdinand ve Vidic'in oyun mentalitelerinde hücumu düşünmek yok. Oysa Jones ve Evans çok farklı iki adam. Jones'u sağ açıkta, Evans'ı sol açıkta gördük oyun içinde. Özellikle Evans... Topla çıkması, oyunu rahatlatması, oyuna katılması çok üst düzeydeydi. Pique'yi izledik sanki. Cleverley de basit oynayınca Manchester United oyun üstünlüğünü tekrar eline geçirdi ikinci yarıda.
Goller için çok beklemediler. Bir duran top sonucunda Smalling'in ve bana kalırsa bugün sahadaki en etkili isim Nani'nin hazırlanış olarak kusursuz golüyle eşitliği sağladıklarında dakika 58'di. City, Lescott'a sahip olmasaydı daha fazlasını da yiyebilirlerdi. Bu arada De Jong'un da bu kadar çakılı oynaması adeta 3. stoper olarak sahada yer alması City'e yarardan çok zarar sağlamakta...
Benim devre arasında düşündüğüm değişiklik hamlesini, 2-2'den sonra yaptı Mancini. 2-2 olmasından mı, oyuncuların aşırı tempo yapmasından sonra aktif dinlenmeye geçmesinden mi yoksa bu değişiklikten ötürü müdür bilemem ama fırtınayı rüzgara çevirmeyi başarmaya başlamıştı City.
Kötü Milner ve kötü Evra'ya dayanamadı hocaları ve Johnson ile Rafael oyuna girdiler. Hatırladığım kadarıyla da City'nin en etkili pozisyonun kahramanı Johnson oldu. De Gea bu sefer saçmalamadı.
Penaltıları izlemeye hazırlanıyorduk artık. Fakat gelişi güzel bir top sonucunda, çok büyük bir hata yapan Kompany, City'nin kupa ümitlerinin son bulmasına neden oldu. Orta sahada kaptırdığı top sonucunda Nani, attığı depar sonrasında kaleci Hart ile karşı karşıya kaldı. İki isimden biri kahramanlığını ilan edecekti. Kaleciyi geçen Nani, topu boş kaleye göndererek kupanın kırmızılarda kalmasını sağladı.
Transferlere değinerek bitirelim. Manchester United'da kaleci De Gea iyi bir maç çıkarmadı ama bize gösterdi ki bu memlekette(Türkiye'de) genç oyuncu yetiştirmek zordan da öte. Adamın yediği bir hatalı gol bu semalardaki kariyerini bitirdi adeta. İnternet sitelerindeki yorumları takip ettiğimde gördüm ki adamın ne kovalığı kaldı ne ağırlığı. Hemen istatistikler paylaşıldı falan. Geçen sene La Liga'da ceza sahası dışından en çok gol yiyen kaleciymiş De Gea.
Ferguson'un bundan haberi olmama ihtimali var mı? 20 yaşındaki kaleciden kusursuz olmasını beklemek gibi bir hakkınız var mı? De Gea'nın reflekslerine sahip sayabileceğiniz 5 kaleci var mı? Adamı ilk maçında asıp kesti bizimkiler. Volkan'ı anlamak diye kitap yazarım ben bugünden sonra...
Jones'un önünde çok isim var ama ekstra özelliklerinden söz ettik yazıda. Tekrar söyleyeyim bu rotasyonda en az görev yapacak adamdır Jones ama Ferguson ona ne zaman ihtiyaç duyarsa, güvenebileceğini görmüştür.
Young... Nani'yle birlikte en etkili isimdi kanımca. Sonlara doğru çok yoruldu ama takımı hücuma taşıma anlamında inanılmaz işler yaptı. Zaman kaybetmeden baskıyı kurdu rakip savunma üzerinde. Gerçekten çok iyiydi.
Smalling, Cleverley, Evans, Welbeck, Fabio, Rafael... Kıçını yırttı Arsenal gençleşmek için. Smalling'in 2. senesi, diğerlerinin daha fazla. Hem kupa nasıl kazanılır hem de nasıl gençleşilir dersi veriyor Ferguson, Wenger'e...
City'de yeni transfer izleyemedik desek yeridir. Geçen seneki oyuncularla sahadalardı. Daha sonra Clichy girdi oyuna ama onu da değerlendirecek kadar bir süre geçmedi...
Yazı içerisinde yazdıklarımı tekrar gibi olacak ama City'nin ileride rakip sacunmacılara baskı kurabilecek – kim bilir belki de bu isim Agüero'dur fakat şüphesiz ki bu tarz oyuncuların kralı Tevez'dir. - bir adama ihtiyacı var. De Jong bugünkü gibi oynayacaksa hiçbir anlamı yok. Stoperden hallice. Orta sahada millet at koşturuyor, De Jong yaslanmış ya da Rooney top sürüyor, Lescott'la burun buruna gelmiş, De Jong ileride kalmış. Ee ne anladım ben? Toure de fiziğinin ve oynadığı yerin hakkını verip daha çok mücadele ederse memnun oluruz...
Uzun lafın kısası, kupaların gediklisi bir kupa daha götürdü müzesine. City'e de bükemediği bileği öpmek düştü...
adipower Predator!
6 Ağustos 2011 Cumartesi
United vs. City / Community Shield Sahibini Arıyor
Community Shield bizim buralardan bakınca pek de önemli bir kupa gibi durmuyor. Değil de zaten. Fakat aynı şehrin iki takımını bir araya getirmesi açısından önemli. Bir yanda, yıllardır İngiltere futboluna damga vuran ve açık ara en başarılı takımı Manchester United; diğer yanda parayla saadet arayan ve bu yolun başlangıcında hiç de kötü sinyaller vermeyen Manchester City.
FA Cup sahibi ile Premier League şampiyonunu karşı karşıya getiren Comunnity Shield'i, son 4 sezonda 3 kez kazanan United, bu sefer daha da istekli olacaktır. FA Cup yarı finalinde United'ı eleyip, kupayı kazanan City de yaptığı yatırımların karşılığını almak ve “artık biz de varız” demek isteyecektir.

Manchester United:
Manchester United'ın son durumuna bakacak olursak; iki çok önemli takviye yapıldığını görüyoruz. Kaleci De Gea, önümüzdeki 10 - 15 sene için rahatlattı Manchester United'ın kalesini. Milli takımda da oynayan Ashley Young'ın da önemli katkılar yapacağını düşünüyorum. Blackburn'den alınan Phil Jones ise ileriye dönük bir transfer. Bu sezon için fazla forma şansı bulacağını sanmıyorum.
Scholes ve Van Der Sar futbolu bıraktılar. Hargreaves serbest kaldı. Brown ve O'Shea de Sunderland yolunu tuttular.
Welbeck, Cleverley, Macheda ve Obertan gibi isimlerden bu sene faydalanılacakmış gibi gözüküyor. Hazırlık maçlarında özellikle Welbeck ve Cleverley fazlaca süre aldılar.
Yarınki maç için ise Chicharito'nun sakatlığı nedeniyle yüksek ihtimalle oynamayacağını belirtelim. Ferguson Welbeck'i düşünebilir. Fakat tecrübeyi ön plana taşıdığı takdirde Rooney'nin pertneri Berbatov olacaktır. Carrick ve Rafael de diğer önemli eksikler...
Manchester City:
35 sene sonra FA Cup'ı kazanan City ise iki senedir harcadıkları paranın önemli bir anlam kazanması adına sahaya çıkacak. Agüero transferi ile Tevez'in yarattığı sorunları biraz olsun kapatacak olan City'nin diğer önemli transferi de Clichy. Savic transferi ise alternatif yaratma açısından önemli. Adebayor da takıma fiziken dönmüş olsa da aklı, kalbi mavilerle değil. Bugün de bir kaleci transferi yaptılar. Pantilimon City'nin yedek kalecisi artık...
Vieira futbolu bıraktı, Jo ülkesine döndü. Boateng Bayern Munih'e, Given Villa'ya, Caicedo Levante'ye gitti.
Mancini aslında önemli bir yol ayrımında. 4-3-3 veya 4-2-3-1 oynatacak takımı ama ne yapacağına çok da karar verebilmiş gibi gözükmüyor. Balotelli'den faydalanmak için çok uğraşıyor ama Balotelli de bir türlü mutlu olmayı beceremiyor. Balotelli oynadığı zamanlarda orta sahayı üçlüyor Mancini, o yoksa Barry yedeğe çekiliyor.
Yarınki maçta her ikisi birden gerçekleşebilir. Orta sahada top tutmak isteyen City, ileride de sonuca gidebilecek isimlerle sahada yer alabilir. Böyle bir sistemde ise Milner yedeğe çekilebilir. City'de tek eksik Tevez...
Maç yarın saat 16.30'da, Ntv Spor'da...
AC. Milan vs. Inter / Süper Kupa Kimin Olacak?

Son 6 senedir bu kupa için mücadele veriyor Inter. 4'ünde kupayı müzesine götürmeyi başardı. Çin'de oynanan finalde 2 sene önce Lazio'ya 2-1 kaybetmişlerdi. Bunu belirtmemin sebebi yarınki(bugünkü) maçın da Çin'de oynanacak olması.
Milan geçen senenin şampiyonu. Bu sene de önemli sayılabilecek transferler yaptılar. Şu an her mevkiide en az iki alternatife sahipler. Bazı bölgelerde bu üçe çıkıyor. Hemen hemen sorunlu bölgeleri kalmadı. Yaş problemleri devam etse de gençlerin de sayısı artıyor gün geçtikçe. Milan konsantre olabilirse ve ritm tutturabilirse, Avrupa kupalarında da önemli işler yapacak gibime geliyor.
Inter de üst üste şampiyonluklardan sonra geçen sene zirveyi Milan'a kaptırdı. Kupayla yetindiler. Onların da kadroları oldukça güçlü, çünkü çok fazla değişen bir şey yok.
AC. Milan:
Savunmaya Mexes ve sol beke Taiwo gibi iki önemli ismi kadrosuna kattı Milan. Ibrahimovic, Boateng ve Amelia da kiralık oynadıkları sezon sonrasında takımda kalmaya karar verdiler. Paloschi ve El Shaarawy da çok önemli alternatifler olarak kadrodalar bu sene.
Pirlo Juventus'a, Onyewu Sporting Lizbon'a, Sokratis ve Merkel Genoa'ya, Boriello Roma'ya gitti. Legrotallie'nin sözleşmesi bitti. Jankulowski de kariyerini sonlandırdı.
Milan'ın ideal 11'i: Abbiati – Abate, Thiago Silva, Mexes, Taiwo – Van Bommel, Gattuso, Seedorf – Pato, Robinho, Ibrahimovic... Fakat öyle bir ikinci 11'leri var ki ilk 11 ile yarışır: Amelia – Zambrotta, Nesta, Yepes, Antonini – Flamini, Boateng, Emanuelson – Cassano, El Shaarawy – Paloschi. Bu iki kadroya dahi sokmadığım isimler de var. Kaleci Roma, sağ bek Oddo, stoper Bonera, orta saha Ambrosini ve forvet Inzaghi... Daha ne olsun?
Yarınki maçta Milan'da oynayamayacak tek isim Mexes. Nesta formayı kapacaktır...
Internazionale:
Inter bu sene küçük yaşlarından beri hayranı olduğum Castaignos'u kadrosuna kattı. Küçük yaşlardan beri diyorum ama adamın yaşı an itibariyle 19. Ben onu 3 sene evvel, U17 turnuvasında (Dünya Kupası mı, Avrupa Şampiyonası mı hatırlamıyorum) Hollanda formasıyla izliyordum. O zamanlar Henry hayranlığı mevcuttu bünyede. Barcelona'ya geçen Henry, Arsenal'deki günlerini özletiyordu bizlere ve bu çocuk çıktı karşıma. İşte yeni Henry bu dedim. Diğerlerinden 1-2 yaş küçük olmasına rağmen, topu ayağına aldığında farkını koyuyordu ortalığa. İyi de bir hazırlık dönemi geçirdi açıkçası. Blogumuzun diğer yazarı bilir ona olan hayranlığımı. 3 senedir Castaignos diyorum başka bir şey demiyorum. Umarım 13 sene daha güzel anarım ismini.
Nagatomo kiralık yarım sezonun ardından bonservisiyle Inter'e geçti. Viviano ve Ricky Alvarez de diğer transferler.
Materazzi serbest kaldı. Obinna, Kerlon, Suazo takımdan ayrıldılar. Santon yine kiralandı. Kharja da kiralık olarak Genoa'ya gitti.
Inter'in ideal 11'i: Julio Cesar – Maicon, Lucio, Samuel, Chivu – Zanetti, Cambiasso, Stankovic – Sneijder – Eto'o, Pazzini... Böyle yazsam da Ranocchia, Nagatomo, Motta, Muntari, Alvarez, Mariga, Pandev, Milito, Castaignos da her an ilk 11'de yer alabilecek isimler.
Viviano ve Nagatomo yarınki maçta yoklar...
Saat 15.00'da başlayacak maçı yayınlayacak bir Türk kanalı bulamadım maalesef. Rai'den izlersiniz artık...