6 Haziran 2011 Pazartesi

Ersan Gülüm Yerinde Kaldı

Haftalardır pinpon topu misali bir Beşiktaş, bir Galatasaray arasında gidip gelen Ersan Gülüm, nihayet Beşiktaş tarafından bugün yapılan açıklamada da belirtildiği üzere siyah beyazlılarda kaldı. Toplamda Adanaspor'a ödenecek 4 milyon avro tutarında bir rakam söz konusu.

Ersan zaten başından bu yana tercihinin Beşiktaş olduğunu söylüyordu ancak Adanaspor'un sahibi Bayram Akgül'ün Kayserisporlu yöneticilerden gördüğü pazarcı mantığındaki yaklaşımı sayesinde Galatasaray da ciddi bir seçenek haline gelmişti.

Ben, Galatasaray'da Ersan tipi bir oyuncunun oynamasını isterdim tabii ancak önceliği başka takım olan bir oyuncuya da sıcak bakmak kolay değil. Bu transferde futbolcunun öncelikli isteğinin gerçekleşmiş olması, son dönemde yaşanan bazı transfer karmaşalarının ardından güzel bir gelişme. Tabii arada Beşiktaş taraftarından bir kısmın da Ersan'a yaklaşımı değişti ama o kadar olacak. Her şey yine eski haline döner. Ersan da Beşiktaş'a faydalı olur diye düşünüyorum. Bu transferle birlikte Ferrari'nin ardından Sivok'un biletinin de kesilmesi kesinleşti diyebiliriz. Beşiktaş için çok olumlu bir hamle oldu.

5 Haziran 2011 Pazar

Elinde Şekeriyle Abramovich

Hepimiz biliriz ki, filmlerde yapılan flashback ve flashforward özellikleri seyirciyi daha çok odaklandıran unsurlar olmuşlardır. Yalnız bu kısımlar dikkati bütünüyle dağıtmaması açısından hep kısa süreli olarak verilmektedir. Kimi izleyici için çok fazla anlam ifade ederken, kimisi içinse oldukça kafa karıştıran bir özellik olmuştur hep… Yalnız her ne olursa olsun film bittiğinde, bütüne bakıldığında hep anlam ifade eden bir özellik olarak bizlerdeki karşılığını da bulmuştur.

İzin verirseniz bende siz değerli okuyucularıma bu sefer bir flashback sunacağım. Yani sizleri biraz geriye, çocukluğunuza götüreceğim.

Parklarda sallanırken ya da arkadaşlarımızla kovalamaca oynarken hep bir çocuk gelir ya; hani elinde en pahalı şeker olur ve aynen şöyle söyler: “Bakın elimdeki en pahalı şeker ve o benim, size vermem” der. İşte son yıllarda Chelsea Futbol Kulubü’nü, o çocuk yönetiyor; Roman Abramovich…

Peki ne yapar bu adam?

Oldukça basit aslında; takımın başına getirdiği hocaların önce kendilerini özel hissetmelerini sağlar çünkü diğer teknik adamlara göre hep daha fazla kazandırmıştır. Bir önceki sene double yapmış olsanız bile bir sonraki sene boş geçtiğinizde hemen, hem de hiç beklemeden son maçınız biter bitmez kulüple olan bütün ilişiğinizi keser!

Yani kovar!

Hatta kovmaktan beter eder!..

Aslında bütün mesele, çocukluğunda parayla kimya edilmiş bir küçük çocuk yüzünden ilerleyen yıllarda bu hale gelecektir. Çünkü paranın içinde doğdun mu, o sahip olunan para önce kişinin kendi karakterini satın alır. Üstelik bu uğurda pazarlık bile etmez; çünkü paranın tek ve en çok bilinen alışverişidir bu!..

Peki ya sonuç?

O elindeki pahalı şekerle parka gelen o küçük çocuk, bir gün 70 milyonun kaderiyle oynayacaktır ve pek tabii ki hiçbir şey umurunda olmadan Türk Milli Takım hocası Hiddink’i, ikinci kez takımının başına geçmesi için geri çağıracaktır. Bu uğurda tek güvencesi şahsına ait banka hesaplarında yatmaktadır…

Peki ya Guus?

Sözüm ona profesyonel ya: “Futbolda hala yapacaklarım var” der ve yakın bir tarihte nasıl olsa Chelsea’nin başına geçer; ama teknik adam olarak ama sportif sorumlu olarak…

Kafa kağında T.C. yazan birileri de çıkar ve “Adam profesyonel, o paraya kim olsa giderdi” der…

Tamam da arkadaşım, hadi Guus profesyonel de, ‘Roman sevmeyenlerin’ sayısı her geçen gün İngiltere’de çığ gibi büyüyor, buna ne diyeceksin? En yakın zamanda tekrar kovulacağını bildiğin bir kulübün başına profesyonel ünvanı altında atanmanın kime ne yararı olabilir ki? İşte tam olarak bu anda sormuş olduğum bu sorunun tek yanıtı ortaya çıkıyor; para, para, para!...

O zaman sormak lazım: “Sen olsan ne yapardın? 70 milyon nefret mi, üç bilemedin dört milyon sterlin mi?”

Not: Guus gitmez de kalırsa, yine bu blog’da kocam bir özür yazısı tarafımca yayınlanacaktır.

“Para hırsı, atom bombasından daha fazla insanı öldürmüştür.” Grev Palast

3 Haziran 2011 Cuma

Prenses Hiddink'in Uykusu / Belçika:1 Türkiye:1

Şu çok açık: Hiddink, sahaya beraberlik için çıkmıştı, bunu da elde etti.

Sorulması gereken soru da açık: Galibiyet için çıksaydı sonuç ne olurdu?

Bu maç benim açımdan bu iki kritik cümle arasında sıkışıp kalıyor. Biri sonuç, diğeri ise bir ihtimalin sorgusu... Ve insanın içini kemiren şey de her şey olup bittikten sonra ihtimallerden bahsetmek. Gönül rahatlığıyla "bu kadar olurdu" diyememek hakikaten rahatsız edici.

Maçı izleyen herkes rahatlıkla fark etmiştir. Milli takımın taktiği, topa sahip olmak üzerine kuruluydu. Sürekli olarak top gezdirdik. Hatta bazen öyle anlar oldu ki, rakip ceza sahasının önünden topu geriye oynaya oynaya kendi yarı sahamızdaki stoperlerimizi, hatta kalecimizi bile tekrar oyuna dahil ettik. Aslında etkili kullanabilirseniz şu anda en genel geçer oyun tarzı bu. Barcelona da topa sahip olarak başarılı oluyor en basiti. Ancak onların farkı, bu futbolu doğru uygulayabilmeleri. Yeteri kadar gol girişiminde bulunup gerektiği zaman da tempoyu arttırıyorlar. Biz ise 90 dakika boyunca tekdüze bir tempoyla topu saha boyu gezdirme telaşındayız. İşin kötü yanı bu oyun bizi dinç tutacağına yoruyor da... 65. dakikadan sonra oyuncularımızın dilinin dışarı çıkması da bundan dolayıdır işte.

Hiddink, bu maçta çok tartışılacak işler yaptı. Öncelikle kadro seçimi enteresandı. Kazım, Selçuk Şahin ve Çağlar Birinci tartışıldı maçtan önce bol bol. Nitekim golü de Çağlar Birinci'nin fahiş hatası yüzünden yedik. Gereksiz telaşı yüzünden maça yenik başladık. Ki bu heyecanı anlayışla karşılamak imkansız. Galatasaray gibi bir kulüpte oynuyorsun ve her şeyi geçtim, ilk defa milli olmamışsın. Karşında Brezilya Milli Takımı ya da Real Madrid ayarında bir takım da yok. Ne diye ayakların birbirine dolaşır anlamıyorum. Neyse sonra biraz toparlar gibi oldu da daha fazla zarar görmedik Çağlar yüzünden. Ancak Çağlar'a kızarken Avrupa'nın sayılı kalecilerinden dediğimiz Volkan'ın kornerden gelen topa çıkıp dokunamaması da anlaşılır şey değil. Hatta Çağlar'ın yaptığından daha ağır bir hata. Neyse ki orada da şanslıydık.

Selçuk Şahin ve Kazım tercihleri ise bana göre tuttu. İkisi de verimli oynadılar. Kazım sonlara doğru yoruldu. Arda sakatlanmasa oyundan o alınabilirdi. Selçuk da rakibi bozma göreviyle sahadaydı ve bu görevini yerine getirdi. Top yapma işi diğer Selçuk (İnan) ve Emre'nin göreviydi ve onlar da bu görevlerini eksiksiz yaptılar. Eksiksiz diyorum çünkü Hiddink'in onlara bu görevden daha fazlasını verdiğini düşünmüyorum. Oysa çok da güzel dikine oynayarak takımı pozisyona sokabilirdi bu ikili. Hele ki elde Burak ve Kazım gibi iki patlayıcı forvet oyuncusu varken.

Dün Twitter'da Hiddink'in Chelsea meselesiyle ilgili birkaç şey yazmıştım. Sürekli olarak bu konunun konuşulduğunu ve Hiddink'in de konsantrasyon kaybı yaşıyor olabileceğini söylemiştim. Doğru bulmuyorum Hiddink'in bu söylentiler içinde olmasını. Özellikle de böyle önemli bir maç öncesi kendi hakkındaki transfer dedikodularına son veremeyen bir teknik direktörü hiç tasvip etmiyorum. İşte bu konsantrasyon sorunu bana göre bugün maçı az kalsın Belçika'ya veriyordu. Özellikle 65. dakikadan sonra mutlaka oyuncu değişikliği yapılması gerekiyordu ancak Hiddink de bizler gibi maçı seyretmeyi tercih etti ve bunun bedelini bir penaltı ile ödedik. Penaltı atışının gole çevrilememesi ise bizim şansımız oldu.

Maçtan sonra da Hiddink yine dayanamamış ve Chelsea'ye gidebilirim de gitmeyebilirim de tadında liseli kız modunda bir şeyler gevelemiş. Böyle karaktersizlikler yapacaksa hiç durmasın gitsin. Bize işine saygısı olan, iş ahlakı olan insanlar lazım. Sırf yetenek ve tecrübe ne yazık ki işe yaramıyor işte. Adamın cismi burada kafası başka yerde olunca böyle iğreti bir şey çıkıyor ortaya.

Sonuç olarak ben bugünkü maçı kaçan bir fırsat olarak görüyorum ve bu fırsatın kaçmasının bir numaralı sorumlusu da bana göre Guus Hiddink'tir. Belçika hiç iyi bir takım görüntüsü vermedi bugün. Böyle yakalamışken kazanmalı ve rahatlamalıydık. Şimdi yine stresli maçlar bizi bekliyor. Bakalım başımızda kim olacak...

Sinan Kaloğlu Karabükspor'da

Kardemir Karabükspor, sezonun ilk imzasını Sinan Kaloğlu'ya attırdı. İlginç bir transfer. Önce Bochum'da şansını denedi, ardından Vitesse'ye transfer oldu. Gittiği yerlerde iyi başladı ancak devamını hiçbir yerde getiremedi. Son 1,5 yılda da sakattı. Bu sezon hiç oynamadı. Bakalım neler yapacak Karabük'te.

Şu bir gerçek ki; Karabükspor, Sinan Kaloğlu için bir fırsat. Burada kendisini tekrar gösterebilir. Ancak sakatlığını tamamen atlatmış olması gerek. Sakatlık sorunu yaşamayan bir Sinan, tecrübesiyle Karabükspor'a katkı yapabilir. Ancak Karabükspor'un Sinan'a güvenerek forvet transferini boşlamaması gerek.

Rakip Belçika!

Belçika için ölüm-kalım maçı, bizim için ise beraberlik iyi sonuç! Neye dayanılarak böyle bir yorum getiriliyor, gerçekten anlamıyorum. Azerbaycan deplasmanından puan bile alamadan dönen bir milli takımın, geri kalan tüm maçlarını kazanabilme ihtimali nasıl bu kadar kuvvetli olabiliyor? Ya da Belçika ile oynadığımız iç saha maçında Kompany'nin kırmızı kart görmesinin, rakibin çözülmesinde ne kadar etkili olduğunu unuttuk mu? Almanya karşısında düştüğümüz durumdan, bir umut ışığı nasıl çakılabilir?


Belçika bizden 1 maç fazla yapmış, 1 puan önümüzde. Yani bizim eksik maçta alacağımız sonuca göre, durumumuz şekillenecek. Biz de Almanya hariç her ekibi yenebilecek güçteyiz, en zoru Belçika. Mantık böyle işliyor. Çok güzel... Umarım bu beklentiler, gerçeğe dönüşür.


Maça geçelim. Bizim için sevindirici olan haber, Gökhan Gönül'ün sakatlığının düzelmesi ve oynayabilecek duruma gelmesi. Bizle ilgisini kurmak istemediğim, Belçika için kötü olan haber ise genç yıldız Lukaku'nun kadrodan çıkarılması. Hamit de yaklaşık 1 hafta önce kamptan ayrılmıştı sakatlığı nedeniyle...



Türkiye'nin sahaya 4-5-1 gibi bir dizilişle çıkması bekleniyor. İki Selçuk arasında yapılacak tercih, ne yapmak istediğimizle ilgili fikir verecektir. Selçuk İnan hem formu hem de transferini bitirmiş ve rahatlamış beyni ile yarınki maçta ilk 11'de yer almalıdır diye düşünüyorum. İleri uçta da Kazım-Burak-Semih arasından bir tercih yapılacak. Burak sağ kanatta, Kazım forvette oynayabilir. Tam tersi de olabilir. Topuz'un sağ kanatta oynaması halinde ise ilerde Burak'ın yer alacağını tahmin ediyorum.


Belçika'da ise Lukaku'nun kadrodan çıkarılması, Dembele'nin hiç olmaması ileri uçta sıkıntı yaratıyor. Vossen oynayacaktır, en büyük yardımcısı da Hazard olacaktır. Witsel ve Chadli'nin ne kadar katkı yapacağı önemli.




Leekens, Arda'dan çekiniyormuş. Bu arada Belçika baya bir bilenmiş bu maça. Her türlü zorluğu çıkaracaklarmış. Atmosferi germek, rakibi ve hakemi baskı altına alabilmek adına. İsviçre maçı öncesine benzetiyor yorumcular. Bilet konusunda da oldukça kısıtlamışlar ama teknik kadro Türklerin bir şekilde maça girebileceklerine inanıyor. Almanya'da girdiler de ne oldu? Orası başka...


Ntv ve Ntv Spor gün boyu yayın yapacaklar. Daha sağlıklı bilgilere ulaşırız kadrolar ve oyun yapıları hakkında. Yalnız çok önemli gördüğüm bir avantajdan söz etmek durumundayım. Belçika'nın yaş ortalaması 23 ve kadroda yer alan 13 futbolcu, milli formayı 10 kereden fazla giymemiş. Hiddink tecrübesi ve bazı oyuncularımızın tecrübesi ile bu maçın altından kalkmayı başarabiliriz.


Umarım güzel bir akşam olur ve kazanan milli takım olur. Hayır; milliyetçi, ulusalcı bir adam değilim, bayrak da diğer tüm bayraklar(memleketlerin, halkların, kabilelerin vb. bayrakları) kadar değerlidir ancak. Lakin, bizim çocuklar sevinsin, bizim yurttaşların yüzü gülsün istiyorum. Sınırsız ve sınıfsız bir dünyaya kavuşana kadar, hissiyatım böyle olmaya devam edecek sanırım...

2 Haziran 2011 Perşembe

Didier Zokora Trabzonspor'da

Trabzonspor, Selçuk İnan'ın Galatasaray'a transferinin ardından Didier Zokora'yı alarak orta sahadaki dengesini muhafaza etti. Çok iyi bir transfer. Galatasaray ve Fenerbahçe'nin de böyle bir oyuncuya ihtiyacı var hatta. Trabzonspor isabetli bir tercih yaptı. Yıllık ücreti de makul. Oynadığı bölgede mutlaka bir katkı sağlayacaktır. Yalnız orada yerli oyuncu gitti, yabancı geldi. Muhtemelen Umut Bulut giderse forvete de yabancı koyacaklar bir tane. O konuda sıkıntıya girme durumları olabilir. Bir an önce ciddi yerli alternatifler üzerinde çalışmaları lazım. Ki muhtemelen vardır bazı niyetleri. Zokora umarım ki başarılı olur Trabzonspor'da.

Manuel Neuer ve Rafinha Bayern Münih'te


Aylardır süren transfer çalışmaları sonlandı ve son 2 senenin belki de en formda kalecisi Bayern Münih ile sözlşme imzaladı. Neuer'in sözleşmesi bu sene bitecektir. Bayern 1 sene daha bekleme riskini göze alamadı. Schalke için de oldukça karlı bir anlaşma oldu. 1 Temmuz 2011'den itibaren geçerli sözleşmesi. Bayern, Oliver Kahn'dan sonra kalesini sağlamlaştıramamıştı bir türlü. Şimdi emin ellerdeler.

Bir diğer transfer de Genoa'dan Rafinha. Kendisinin Bundesliga geçmişi de mevcut. Çakma Dani Alves derim hep kendisi için. Stilleri aynı ama Dani Alves kadar yetenekli ve sürekliliği olan bir oyuncu değil Rafinha. Bayern'in sol bekte yaşadığı sıkıntıyı Lahm'ı oraya çekerek kapatacağını ve sağ bekte Rafinha ile oynayacaklarını düşünüyorum. Boateng için City'nin kapısını çalmışlardı. Yüksek bonservis onları Rafinha'ya itmiş olmalı...

Kategoriler

201 afrika uluslar kupası 2010 dünya kupası 2014 dünya kupası a milli takım a2 ligi abdul kader keita abdullah avcı adana demirspor adanaspor adnan polat adriano ajax akhisarspor alanyaspor alex de souza alexis sanchez ali sami yen stadı almanya alpaslan dikmen altay amerika birleşik devletleri andre santos andrea pirlo ankaragücü ankaraspor anket antalyaspor arda turan arjantin arsenal arsene wenger as monaco atınç nukan atletico madrid aurelien chedjou avustralya aydın karabulut aykut erçetin aykut kocaman azerbaycan aziz yıldırım ballon d'or bank asya 1. lig barcelona başakşehir batuhan altıntaş batuhan karadeniz bayer leverkusen bayern münih bekir irtegün belçika benfica bertul kocabaş beşiktaş Beşiktaş ve City blogtivi bogdan stancu bolton wanderers boluspor borussia dortmund bosna hersek braga brezilya bucaspor bundesliga burkina faso bursaspor bülent ataman bülent korkmaz bülent uygun bülent ünder caner erkin celal kıbrızlı celtic cem sultan cesc fabregas ceyhun eriş ceyhun gülselam cezayir championship chelsea christoph daum claudio bravo claudio caniggia claudio pizarro claudio taffarel copa america corinthians cristiano ronaldo cska moskova cüneyt çakır çaykur rizespor daniel güiza danimarka david villa deniz kadah denizlispor deportivo la coruna didier drogba didier zokora diego maradona dirk kuijt diyarbakırspor doğaüstü futbol gerçekleri dunga dynamo dresden egemen korkmaz eintracht frankfurt elano elazığspor elvir baliç emiliano insua emmanuel emenike emre can erdoğan arıca eskişehirspor euro 2012 euro 2016 fabio bilica fanzin faryd ali mondragon fatih terim fc sion fc twente felipe melo fenerbahçe fernando muslera ferudun tankut fifa fildişi sahili formalar frank lampard frank rijkaard fransa franz beckebauer futbol sandığı galatasaray gana gaziantepspor gençlerbirliği genoa getafe gheorghe hagi giampaolo pozzo gine gino pozzo glasgow rangers gökhan inler gökhan töre gökhan ünal göztepe granada greuther fürth guillermo ochoa gurbetçi futbolcular guti guus hiddink güncel güney afrika güny kore güvenç kurtar haftanın ardından hakan arıkan hakan çalhanoğlu hakan şükür hakemler hamburg hamit altıntop hannover 96 harry kewell hasan kabze hayrettin demirbaş hertha berlin hırvatistan hikmet karaman hollanda honduras hugo almeida ibb ibrahim üzülmez ibrahima yattara iddaa ilkay gündoğan inceleme incleme ingiltere inter irlanda cumhuriyeti ispanya istanbulspor isveç isviçre italya ivica olic j-league japonya jerry akaminko johan elmander jose mourinho jupp heynckes juventus jürgen klopp kadir has stadı kamerun kardemir karabükspor karlsruhe karşıyaka kasımpaşaspor kasper hjulmand kayserispor keylor navas kıymeti bilinmeyenler kocaelispor kolombiya konyaspor kosta rika kulüpler birliği la liga lazio lefter küçükandonyadis leipzig lens ligue 1 lionel messi liverpool livorno lokomotif moskova lomana lualua los galacticos lucas neill lugano lyon maç öncesi maç yorumu mahmut özgener mainz mali mamadou niang manchester city manchester united manisaspor mario balotelli mario götze marius alexe marsilya martin palermo mateja kezman medhi benatia mehmet ali aydınlar mehmet ekici meksika melih gökçek mersin idman yurdu mert günok mesut bakkal mesut özil metin diyadin metin oktay metin tekin mevlüt erdinç mhk michael owen michael skibbe milan milan baros miroslav klose muhammed demirci muhammet reis mustafa denizli mustafa yücedağ nadir çiftçi napoli necati ateş necip uysal newcastle united nicolas anelka nijerya nostalji notts county nuri şahin nürnberg oğuz çetin oğuz sarvan oğuzhan özyakup olcan adın olympiakos orduspor orhan şam osc lille oscar cordoba ömer toprak panathinaikos paok paraguay pep guardiola pierre webo portekiz porto portsmouth premier league premier lig psg ptt 1.lig radamel falcao rafael benitez rais m'bolhi raymond domenech real madrid real sociedad rıdvan dilmen ricardo quaresma rigobert song river plate robert lewandowski roberto carlos robinson zapata roma romario ronaldinho ronaldo rosenborg sabri sarıoğlu sakıp özberk samet aybaba samir handanovic sampdoria samsunspor schalke 04 selçuk inan selçuk şahin semih şentürk senegal sercan sararer serdal adalı sergen yalçın serie a servet çetin sezer öztürk shakhtar donetsk sırbistan simao sabrosa simon kuper simon zenke sinan bolat sinan engin sivasspor slaven bilic slovakya slovenya spor basını sportivi st etienne stefan scepovic stoke city stsl stuttgart süleyman koç süper final şampiyonlar ligi şenol güneş şili tayfun korkut temur ketsbaia tff thierry henry tim howard tim krul tolgay arslan tolunay kafkas tottenham hotspur toulouse trabzonspor transfer tsg 1899 hoffenheim tsl tugay kerimoğlu tunus türk telekom arena twitter u20 udinese uefa uefa avrupa ligi ufuk ceylan unutulmaz ikililer uruguay ümit karan ümit kayıhan ünal aysal valencia vfl wolfsburg villarreal vincent enyeama volkan şen watford wayne rooney werder bremen wesley sneijder yekta kurtuluş yeni zelanda yeşil burun adaları yıldırım demirören yılmaz vural yunanistan yunanistan süper ligi yusuf şimşek yücel ildiz zenit ziraat türkiye kupası ziya doğan zlatan ibrahimovic zoran simovic zvjezdan misimovic

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails