18 Mayıs 2011 Çarşamba

Porto mu Braga mı? / Kupa 2 Sahibini Arıyor




Dün bir girizgah yapmıştık maçla alakalı. Porto'nun favori olduğunu da söylemiştik. Yine de final maçıdır, belli olmaz.




Porto'nun 11'i hemen hemen belli. Fucile sakatlığı nedeniyle kadroda olmayacak. C. Rodriguez ise kafilede yer alıyor ama çok büyük ihtimalle o da oynayamayacak bu akşam. Braga'nın ise savunmada sıkıntıları var. Rodriguez ve Garcia sakatlıkları sebebiyle oynamayabilirler. Garcia tüm maçlarda oynamıştı bu arenada. Bu sebeple önemli bir eksik. Rodriguez de savunmanın ortasında sürekli oynayan bir oyuncu. Bu maça çıkabilme ihtimalleri var mıdır bilmiyorum; bu yüzden aşağıdaki muhtemel kadrolara isimlerini serpiştirdim. Yine de oynamama ihtimalleri daha fazla. Tahmini 11'ler şöyle:




Braga'nın uzun zamandır gol atamayan golcüsü Lima, Porto'nun yenilemez olmadığını söylemiş. Kiev, Liverpool ve Benfica'yı elediysek; Porto'yu da geçebiliriz demiş. Haksız da sayılmaz. Moutinho ise takımından ve kendisinden emin. Kupayı kazanacaklarını açıklamış.




Hulk ve Falcao, eksikleri bulunan Braga defansını oldukça zorlayacaktır fakat en çok iş Varela'ya düşecek bugün. Garcia'nın sakatlığı onu rahatlatabilir. Alan ve Lima hücuma ne kadar çok destek verirse o kadar çok zorlanacaktır Porto. Özellikle Alan, Maicon'u bire bir yakalarsa perişan edebilir. Maicon top kullanma açısından çok önemli yeteneklere sahip olsa da; Alan'ın suratine yetişebilmesi imkansız.




Braga ise orta sahadaki tercihleri ile neyi amaçladığını belli edecek. Vandinho oynarsa kapanacaklardır. Salino oynarsa daha çok oyun oynamayı tercih ettiklerini ilan edeceklerdir. Ayrıca Salino tercihi, Portolu Guarin'in hücumda daha etkin bir rol oynaması anlamına gelecektir. Porto'ya karşı kapanmanın sonuç getirmeyeceğini düşünüp, böyle bir tercih yapabilir ama ufak bir ihtimal olduğu kesin. Sonuçta tüm rakiplerini durdurmayı başarmış bir sistem var elinde.




Porto gruplardan sonra 22 gol atmış. Braga ise 6 golde kalmış. İki takım arasındaki farkı ortaya koymak adına iyi bir veri.




Helton, doğum gününü kupayla süslemek istiyordur ve kendi kendisine hediyelerin en güzelini verebilmek için elinde iyi bir fırsat var...




Maç saat 21.45'te başlayacak ve Star Tv maçı naklen yayınlayacak. 21.00'da Erdal Beşikçioğlu ve Serdar Akar'ın konuk olacağı “Not Defteri”ni izleyerek maçı beklemeye koyulabilirsiniz...

17 Mayıs 2011 Salı

Avurpa Ligi Finali Üzerine / Porto vs. Braga



Bu kupaya hakettiği değeri en son 11 sene önce bugün vermiştik, Türkiye olarak. Galatasaray, finali kazanınca yer yerinden oynamıştı. Artık her şey çok başka olacak gibi hissediyorduk. Başta Galatasaray sonra diğer takımlarımız hep oralarda olacak hatta Kupa 1'de de önemli yere gelecek diye düşünüyorduk. Galatasaray kendi açtığı o bayrağı taşımayı beceremedi maalesef ve biz Avrupa arenasında kulüpler bazında heyecanlanmak için 7 sene bekledik. Fenerbahçe'nin Kupa 1'de çeyrek finale kadar gelmesiyle ve oynadığı oyunla gururlandık. Bir 7 sene daha bekleyeceğiz gibi duruyor.


Final, Kadıköy'de oynandığı zaman bile sallamadı bu ülke bu kupayı. Kupa 2'nin adı, sadece Galatasaray taraftarının, rakip taraftarları kızdırması sırasında kullanılıyor artık. Fakat gözden kaçırmamız gereken durumlar artık çok belirgin. Bu kupada senelerdir Rusya, Portekiz gibi ülkelerin takımları, bu kupada elde ettikleri başarılar sayesinde Avrupa'ya 6 takım birden gönderiyorlar. Beğenmediğimiz ligler bunlar bizim. Hollanda Ligi'ni de beğenmeyiz, Ukrayna Ligi'ni de. Fakat takımları Avrupa'da daha iyi oldukları için Uefa sıralamasında önümüzdeler. Hepsini geçtim Romanya bile önümüzde...


Bunun önemi şu: 2. olan takımımız çok güçlü bir takımla ön eleme oynamak durumunda kalacak büyük ihtimalle. Sanıyorum hiçbir takımımızın seri başı olma ihtimali yok o elemede. O yüzden muhtemel rakipler arasında Manchester City ya da Arsenal, Lyon ya da Psg, Villarreal, Bayern Munih gibi takımlar da var. Bu durumla daha fazla karşılaşmamak için yapılacak şey, seneye Avrupa'da boy gösterecek 5 takımımıza da destek olmak. İşler kolay olmayacak ama içerideki anlamsız çekişmeyi bir kenara koyup, atılım yapmamızın vakti geldi de geçiyor. Yunanistan, İsviçre ve Belçika'ya da geçilebilir gidişatımız böyle olursa...

Gelelim yarına. Kupa 2'nin finaline. Yarı finale 3 takım sokmuştu Portekiz. Şimdi iki takımlarıyla birlikte Dublin'de olacaklar. Porto maçın favorisi olarak gösteriliyor. Aralarında oynadıkları son 9 maçın 7'sini kazanmış Porto ve sadece 1'ini kaybetmiş. Rakip de ters gelen bir rakip değil yani. Porto gösterişli galibiyetler alarak geldi finale kadar. Braga ise kısır geçen maçlar oynadı genel olarak. Durdurdu, attı ve üstüne yattı. Maçta ilk golün erken gelmesi Porto'ya yarar. Golsüz geçen her dakika Braga'nın direncini arttıracaktır.


Porto, teknik direktörü Villas Boas ile hala sözleşme uzatmış değil. Başkan “kalacak” diyor, Boas “kalırım” diyor ama bir ilerleme yok henüz. Porto'nun sözleşme olarak ilerleme gösterdiği adam Hulk. Geçen hafta bonservisinin %40'ını daha aldılar ve %85'ine sahip oldular. 2016'ya kadar kendisi Porto'nun oyuncusu ve oyuncunun serbest kalma şartı 100 milyon euro. Hulk daha moralli olacaktır. Kaleci Helton bugüne kadar yaptıklarının bir benzerini yaparak kupayı kaldırmak istediklerini ifade etmiş.


Braga cephesinde ise sessizlik hakim. Rakip Porto olunca konuşmak zorlaşıyor tabi. Onlar da bugüne kadar uygulayıp, kendilerini başarıya götüren sistemden vazgeçmeyeceklerdir. Kaptan Vandinho, kupaya 90 dakika uzaklıkta olduklarını ve sonuç ne olursa olsun sahadan başları dik bir biçimde ayrılacaklarını söylemiş.


Porto'nun favori olduğu bir eşleşme.


Yarın da muhtemel kadroları ve son haberleri paylaşırız.

15 Mayıs 2011 Pazar

Ne Tarafa Koyalım

Beşiktaş ve Manchester City... İkiside yıldızlar topluluğu. İkisi de UEFA'dan Dinamo Kiev takımı tarafından elendiler. Biri Ziraat Türkiye Kupa'sını kazandı, biri de dün FA Cup'ı. İkisi de kendi lig'lerinde Şampiyon olamadılar...

Açıkcası şu an biraz karmaşık duygular içerisindeyim. Yıldızlar topluluğu yeni toplama takımlar genelde şampiyon olamazlar ya hani, kazandıkları bu birer kupa sonrasında ister istemez düşünür oldum: "Şimdi bu Manchester City ile Beşiktaş aldıkları birer kupa ile bu sene başarılı mı sayılırlar yoksa başarısız mı?"

13 Mayıs 2011 Cuma

Dyego Coelho Her Derde Deva / Antalyaspor:1 Karabükspor:2

Karabükspor bugün Antalyaspor karşısında ligdeki üçüncü dış saha galibiyetini aldı ve oynadığı 33 maçın sonunda 44 puanla sekizinci sıraya yerleşti. Sezon başında muhtemelen kimsenin öngörmediği bir şeydi bu durum. Önümüzdeki sezon bu çizginin altına düşmemek gerekiyor. Ligde kalıcı olmak için bu şart.

Maçla ilgili söylenebilecek fazla da bir şey yok aslında. Antalyaspor maça golle başladı. Karabükspor'un özellikle ligin ikinci yarısındaki birçok maçta yaşadığı aksaklık, bugün yine kendini tekrarladı. Bu konsantrasyon sorunu nereden kaynaklanıyor, çok merak ediyorum. Antalyaspor'un attığı gol haricinde fazla da bir pozisyonu yok. 1-2 önemli denebilecek fırsat daha yakaladılar. Ki onları da kendi sahasında oynayan her takım yakalıyor zaten. Çok etkisizdiler bugün kısaca. Takımda farkını hissettiren Tita'dan başkası yoktu. Biraz da Necati tabii...

Karabükspor da çok iç açıcı bir futbol sergilemedi. Onlar da doğru düzgün pozisyona giremediler. Kaleye şut atmakta sıkıntı çektiler. Bunda durağan top oynayan ve önümüzdeki sezonun kadrosunda olmaması gereken Emil Angelov'un da payı büyüktü. Angleov ne zaman oyundan çıktı, o zaman Karabükspor hücum hattı birbiriyle yer değiştirerek ve Antalyaspor savunmasının dengesini bozarak etkili olmaya başladı. Tabii günün yıldızı Dyego Coelho'yu da unutmamak lazım. Maçın seyrini değiştiren adam oldu.

Dyego için ayrı bir paragraf açmak lazım aslında. Sezon ortasında transfer edilirken öncelikli olarak sağ bek, ikincil olarak da sağ açık ihtiyacını gidermesi bekleniyordu kendisinden. Ancak maçlar oynanmaya başladıkça gördük ki, Dyego sahanın her kesiminde sırıtmadan oynayabiliyor. Hatta sağ kanatta gösterdiği performansın daha iyisini forvet, sol kanat ve orta saha olarak gösteriyordu. Bu durum sezonun ikinci yarısında daha verimli kullanılabilirdi. Gerçi oyuncunun Türkiye'ye gelmeden önce uzun bir süre top oynamamış olması da kendisinden bu süre zarfında fazla yararlanılmamış olmasını açıklayan bir ayrıntı. Umarım ki önümüzdeki sezonun kadrosunda düşünülür ve iyi bir kondisyon yüklemesiyle Karabükspor'a katkıda bulunur. Karabükspor'un net bir şekilde Dyego tipinde bir oyuncuya ihtiyacı var. Nerede ihtiyaç duyuluyorsa oynayabiliyor. Hamit Altıntop'u aklına getiriyor insanın ister istemez. Bugün frikikleri de ne kadar etkili kullandığını gösterdi. Harika bir frikik golü ve ardından savunmanın arkasına sarkıp attığı ikinci golle maçı tek başına kopardı diyebiliriz.

Karabükspor'da uzun süreden sorna forma giyen diğer ikin isim de Aydın Karabulut ve Merter Yüce'ydi. Aydın, kazanılması gereken bir oyuncu. İkinci goldeki asisti takdire değer. O da biraz daha gayret gösterip takıma girmeye çalışırsa ve Yücel İldiz'in gözüne girebilirse hem takım için hem de kendisi için çok faydalı bir durum ortaya çıkar. Merter'in durumu ise biraz daha karışık. Eğer şans bulabilirse haftaya Trabzonspor maçında yeterli fikri elde edebiliriz Merter hakkında. Ki Birol'un yokluğunda Hakan Söyler'in de sakatlığı geçmezse haftaya Merter oynayacak gibi görünüyor.

Deumi bugün yine çok parlak bir oyun sergilemedi. Her topa hamle yapması, onu iyi oynuyor gibi gösterse de takımda en ciddi hataları Deumi yapıyor. Bugün yine topla oynama sevdası yüzünden 2-3 kez ayağındaki topu rakibe verdi ve tehlikeli alanda takımın savunmasız yakalanmasına neden oldu. Neyseki rakip forvet beceriksizdi de bu hatalar Karabükspor kalesinde gol olarak sonuçlanmadı. Ayrıca sık sık yerini kaybetti Deumi. Rakibin bulduğu tek tük pozisyonlarda Deumi olması gereken yerlerde değildi. Golde de çok ileride yakalandığını söyleyebiliriz. Orta sahalardan yetişmeye çalıştı Necati'ye. Kaldı ki az kalsın yakalıyordu da. Doğru yerde bulunsa çok rahat engelleyebileceği bir pozisyondu.

Sonuç olarak, Karabükspor ligi hak ettiği yerde bitirmek açısından önemli bir galibiyet aldı. Çok da iyi oynamadığı maçta sonuca gitmesini bildi. Önümüzdeki senenin kadrosunda olsun mu olmasın mı diye düşünülen Coelho, sanırım en azından bir sene daha kalmayı hak ettiğini gösterdi.

11 Mayıs 2011 Çarşamba

Barcelona Şampiyon!

Avrupa'da liglerin sonuna yaklaştıkça şampiyonlar da birer birer belli oluyor. Barcelona, La Liga'da bir kez daha mutlu sona ulaştı. Sezon boyunca oynadıkları futbolla hak ettiler böyle bir sonucu. Aslında sadece sezon boyunca oynadıkları futbol diyemeyiz. Senelerdir oynadıkları futbol desek daha doğru olur. Kimine de sıkıcı geliyormuş bu oyun. Top hep Barça'da kaldığı için canları sıkılıyormuş yurdum futbolseverinin. Normaldir...

İşte o Barcelona, bugün kazandığı şampiyonluğun ardından resmi internet sitesinden Frank Rijkaard'a da teşekkür etmiş. Hatırlarsınız belki. Bizim beğenmediğimiz Rijkaard. Hani Adnan Polat'ın daha bugün bir kez daha eleştirdiği, Galatasaray'ı bitirmekle itham ettiği Rijkaard. Adnan Polat hakkında daha söylenecek çok şey var. Bugünkü konuşması bile başlı başına bir yazı konusu. Yalanda dolana devam ediyor açıkça. Ama düşeceği kadar düşmüş. Bu saatten sonra Adnan Polat'ı eleştirsek ne olur eleştirmesek ne olur? Sırf Rijkaard konusunda bugün söyledikleri ve akşamına Barcelona'nın şampiyonluktan ötürü Rijkaard'a teşekkür etmesi bile Adnan Polat'ın içinde bulunduğu aczin resmidir. Sözün bittiği yerdir.

Neyse, bir kez daha tebrikler Barcelona!

Panpalar Zorladı / Beşiktaş:2 İBB:2 (Pen. 4-3)

Sabah Twitter'da kupa finalinin gollü geçeceğini yazmıştım. Sebebini de İBB'nin dengesiz yapısı ve Beşiktaş defansında Mehmet Aurelio'nun oynuyor oluşuyla açıklamıştım. Nitekim bu öngörüler tuttu ve 90 dakikayı 2-2'lik skorla geçtik. İBB'nin dengesizliğini biraz daha açalım. Çok fazla sakat verdiler sezon boyunca. Özellikle savunma hattında bir türlü kadro istikrarı sağlayamadılar. Kalede Hasagic haftalar süren sakatlığının ardından bugün sahaya çıktı ve yine de başarılıydı. Bugün yedikleri goller de savunma hatalarından kaynaklıydı. Ki normalde İBB iyi savunma yapan bir takım olarak bilinir.

Mehmet Aurelio konusunda fazla detaya inmeme gerek yoktur herhalde. İBB'nin iki golü de onun hatasından ve stoper olarak pozisyon almayı bilmemesinden geldi. Burada Aurelio'yu suçlamak yersiz. Neticede bu adam hücuma dönük orta saha orijinli, Türkiye'ye 10 numara olarak transfer edilmiş ve Fenerbahçe'de ön liberoya evrilmiş bir oyuncu. Stoper olarak tercih edilmesi şaşırtıcı. A2 takımın stoperi daha kötü oynamazdı bugün. Ve belki sahada olsalar, gelecekte bu takımda şans bulabileceklerine dair bir umutları olurdu. Takımda stoper yok ve onlardan önce, eski bir 10 numara oynuyor bu yoklukta. Heves kırıcı bir durum olsa gerek.

Beşiktaş, ilk yarıda diri bir görüntü verse de ikinci yarıda oyundan çok fazla düştü. İBB sahada istediğini yapan taraftı. Tabii bunda, orta sahada Manuel Fernandes'in çok fazla tek başına kalmasını sebep olarak gösterebiliriz. Necip fazlasıyla etkisizdi bugün. Guti de forvet arkası oynamasından ötürü kayboluyordu. Top almak için geriye gelmemesinin sebebi kendi inisiyatifi mi yoksa Tayfur Havutçu'nun talebi mi bilemiyorum. Ancak bir gerçek var ki, Guti'nin Beşiktaş'ta en verimli olduğu maçlar, Schuster döneminde oynanan ve orta üçlüde oynadığı maçlardır. Forvet arkasına geçtiği günden bu yana verimi gözle görülür bir biçimde düşmüştür. Bugün de orta sahada Fernandes ve Necip'in yanında olsaydı muhtemelen daha farklı bir maç izleyebilirdik.

Bu arada Manuel Fernandes demişken, kendisinin Hasagic'le birlikte maçın adamı olduğunu söylemek gerekiyor. Harika bir maç çıkardı. Önümüzdeki sezon da kadroda tutulabilirse iyi bir iş başarılmış olur. Ligin en iyi 2-3 orta saha oyuncusundan birisidir şu haliyle.

İBB'ye gelecek olursak, taraftar desteğiyle nerelere kadar geldiklerini gördük. Üstelik sınırlı bir taraftar desteği bu. Abdullah Avcı önümüzdeki sezon orada kalır mı bilmiyorum ancak kalırsa çıtayı bir adım daha öteye götürmesi hayal değil. Penaltı atışlarında oyuncu tercihleri biraz daha doğru olsa, yani Cihan ve Metin Depe'nin yerine biraz daha topu bilen oyuncuların (Gökhan Süzen mesela) atış kullanması sağlansa belki bugün kupayı kazanıp Avrupa vizesini onlar alacaktı. Özellikle ikinci yarıdaki özgüvenli futbollarıyla bunu hak ettiler. Ancak tecrübesizlikler ve yorgunluk, onları bu noktaya getirdi. Yine de mücadelelerinden ötürü bir tebriği hak ediyorlar.

Shin Young-Rok Kalp Krizi Geçirdi!

Bir dönem Bursaspor'da forma giydikten sonra geçtiğimiz sezon kontratını tek taraflı feshedip kulüpten ayrılan Shin Young-Rok geçirdiği kalp krizi nedeniyle komadaymış. K-League takımlarından Jeju United'da forma giyen 24 yaşındaki oyuncu, takımının son lig maçında sahaya yığılıp kalmış. Doktorlar, oyuncunun mucizevi bir şekilde hayatta kalmasını sağlayan şeyin 7 dakikada hastaneye yetiştirilmesi olduğunu söylüyorlar. Umarım ki bir an önce sağlığına kavuşur. Ayrıntıları yakında öğreniriz.

Kategoriler

201 afrika uluslar kupası 2010 dünya kupası 2014 dünya kupası a milli takım a2 ligi abdul kader keita abdullah avcı adana demirspor adanaspor adnan polat adriano ajax akhisarspor alanyaspor alex de souza alexis sanchez ali sami yen stadı almanya alpaslan dikmen altay amerika birleşik devletleri andre santos andrea pirlo ankaragücü ankaraspor anket antalyaspor arda turan arjantin arsenal arsene wenger as monaco atınç nukan atletico madrid aurelien chedjou avustralya aydın karabulut aykut erçetin aykut kocaman azerbaycan aziz yıldırım ballon d'or bank asya 1. lig barcelona başakşehir batuhan altıntaş batuhan karadeniz bayer leverkusen bayern münih bekir irtegün belçika benfica bertul kocabaş beşiktaş Beşiktaş ve City blogtivi bogdan stancu bolton wanderers boluspor borussia dortmund bosna hersek braga brezilya bucaspor bundesliga burkina faso bursaspor bülent ataman bülent korkmaz bülent uygun bülent ünder caner erkin celal kıbrızlı celtic cem sultan cesc fabregas ceyhun eriş ceyhun gülselam cezayir championship chelsea christoph daum claudio bravo claudio caniggia claudio pizarro claudio taffarel copa america corinthians cristiano ronaldo cska moskova cüneyt çakır çaykur rizespor daniel güiza danimarka david villa deniz kadah denizlispor deportivo la coruna didier drogba didier zokora diego maradona dirk kuijt diyarbakırspor doğaüstü futbol gerçekleri dunga dynamo dresden egemen korkmaz eintracht frankfurt elano elazığspor elvir baliç emiliano insua emmanuel emenike emre can erdoğan arıca eskişehirspor euro 2012 euro 2016 fabio bilica fanzin faryd ali mondragon fatih terim fc sion fc twente felipe melo fenerbahçe fernando muslera ferudun tankut fifa fildişi sahili formalar frank lampard frank rijkaard fransa franz beckebauer futbol sandığı galatasaray gana gaziantepspor gençlerbirliği genoa getafe gheorghe hagi giampaolo pozzo gine gino pozzo glasgow rangers gökhan inler gökhan töre gökhan ünal göztepe granada greuther fürth guillermo ochoa gurbetçi futbolcular guti guus hiddink güncel güney afrika güny kore güvenç kurtar haftanın ardından hakan arıkan hakan çalhanoğlu hakan şükür hakemler hamburg hamit altıntop hannover 96 harry kewell hasan kabze hayrettin demirbaş hertha berlin hırvatistan hikmet karaman hollanda honduras hugo almeida ibb ibrahim üzülmez ibrahima yattara iddaa ilkay gündoğan inceleme incleme ingiltere inter irlanda cumhuriyeti ispanya istanbulspor isveç isviçre italya ivica olic j-league japonya jerry akaminko johan elmander jose mourinho jupp heynckes juventus jürgen klopp kadir has stadı kamerun kardemir karabükspor karlsruhe karşıyaka kasımpaşaspor kasper hjulmand kayserispor keylor navas kıymeti bilinmeyenler kocaelispor kolombiya konyaspor kosta rika kulüpler birliği la liga lazio lefter küçükandonyadis leipzig lens ligue 1 lionel messi liverpool livorno lokomotif moskova lomana lualua los galacticos lucas neill lugano lyon maç öncesi maç yorumu mahmut özgener mainz mali mamadou niang manchester city manchester united manisaspor mario balotelli mario götze marius alexe marsilya martin palermo mateja kezman medhi benatia mehmet ali aydınlar mehmet ekici meksika melih gökçek mersin idman yurdu mert günok mesut bakkal mesut özil metin diyadin metin oktay metin tekin mevlüt erdinç mhk michael owen michael skibbe milan milan baros miroslav klose muhammed demirci muhammet reis mustafa denizli mustafa yücedağ nadir çiftçi napoli necati ateş necip uysal newcastle united nicolas anelka nijerya nostalji notts county nuri şahin nürnberg oğuz çetin oğuz sarvan oğuzhan özyakup olcan adın olympiakos orduspor orhan şam osc lille oscar cordoba ömer toprak panathinaikos paok paraguay pep guardiola pierre webo portekiz porto portsmouth premier league premier lig psg ptt 1.lig radamel falcao rafael benitez rais m'bolhi raymond domenech real madrid real sociedad rıdvan dilmen ricardo quaresma rigobert song river plate robert lewandowski roberto carlos robinson zapata roma romario ronaldinho ronaldo rosenborg sabri sarıoğlu sakıp özberk samet aybaba samir handanovic sampdoria samsunspor schalke 04 selçuk inan selçuk şahin semih şentürk senegal sercan sararer serdal adalı sergen yalçın serie a servet çetin sezer öztürk shakhtar donetsk sırbistan simao sabrosa simon kuper simon zenke sinan bolat sinan engin sivasspor slaven bilic slovakya slovenya spor basını sportivi st etienne stefan scepovic stoke city stsl stuttgart süleyman koç süper final şampiyonlar ligi şenol güneş şili tayfun korkut temur ketsbaia tff thierry henry tim howard tim krul tolgay arslan tolunay kafkas tottenham hotspur toulouse trabzonspor transfer tsg 1899 hoffenheim tsl tugay kerimoğlu tunus türk telekom arena twitter u20 udinese uefa uefa avrupa ligi ufuk ceylan unutulmaz ikililer uruguay ümit karan ümit kayıhan ünal aysal valencia vfl wolfsburg villarreal vincent enyeama volkan şen watford wayne rooney werder bremen wesley sneijder yekta kurtuluş yeni zelanda yeşil burun adaları yıldırım demirören yılmaz vural yunanistan yunanistan süper ligi yusuf şimşek yücel ildiz zenit ziraat türkiye kupası ziya doğan zlatan ibrahimovic zoran simovic zvjezdan misimovic

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails