7 Mayıs 2009 Perşembe

Toshack'ın Prensi : Hikmet Çapanoğlu


Farkındayım, bir kısmınız bu ismi hiç hatırlamıyor ama hafızası sağlam olanlar mutlaka hatırlayacaklardır Hikmet'i. 29 Ekim 1976 doğumlu olan Hikmet, Kuşadası ve Sakarya'da biraz piştikten sonra 21 yaşında o dönem Nihat Kahveci gibi bir yıldızı yetiştiren Beşiktaş altyapısından A takıma sessizce yükseldi. Ertuğrul Sağlam'ı savunmada oynatmak gibi fantastik işlerin adamı John Benjamin Toshack, hiç anlamadığımız bir anda Hikmet'i orta sahanın değişilmez ismi ilan ettiğinde çoğu kişi umutluydu aslında, fakat ben 15 yaşımın verdiği paleliğe rağmen hemen anlamıştım kendisinin tırtoya bağlayacağını, zira kendisi futbol yıldızından ziyade içimizden biri gibiydi, memleketim olan Çanakkale'deki Aygaz bayii Ercan Abi'den hiçbir farkı yoktu. 97-98 ve 98-99 sezonlarında kırka yakın maçta forma giyen Hikmet, yüzümü kara çıkartmayarak hiçbir şey yapmayarak Beşiktaş formasını bu kadar uzun süre giyme rekorunu kırmış, ardından Hikmet'ten bir biyonik adam yaratma umudu taşıyan Toshack'ın gidişi ile beraber o meşhur Beveren ekibi ile Belçika'nın yolunu tutmuş, orada da tutunamayarak Rize, Çorlu, Kayseri, Hatay, Muğla gibi illerimizi gezinerek futbolun Evliya Çelebilerinden olmuştur. En son olarak 33 yaşında top tepme kariyerine Şanlıurfaspor'da devam eden Hikmet, geçtiğimiz aylarda oradan da ayrılarak özgür bir birey kimliğini kazanmıştır.

Türk futbolundaki gelişim sürecini izleyerek nereden nereye geldiğimizi görmemiz adına mihenk taşı rolü gören nice Hikmetleri saygıyla anıyor, selamlar ediyorum. Nerede Hikmet, nerede Ernst...

Sahalardaki Erkek Güzelleri Üzerine Bir İnceleme

Onlar, futbolun korkunç yüzleri değiller aslında. Tamam, belki gece yolda yalnız yürürken karşılaşsak kendilerinden kaçacak delik arayabiliriz ancak yine de işin içinde belli bir ölçüde kontrollü bir sevimlilik var. Kimisi bilerek çirkin olmaya çalışıyor, kimininse elinde değil. Bu yazımızda yakın tarihimizdeki en çirkin futbolcular arasında kısa bir tur atacağız...

Çeşitli zamanlarda bu konudaki anketlere sıkça rastlamışsınızdır. Tabii ki benim de favorim olan 90'ların meşhur bulgar futbolcusu Trifon Ivanov, bu anketlerin ya da listelerin vazgeçilmezi. Stoper mevkisinde oynayan Ivanov'a çalım atmak, yahut üzerinden kafa topu almak hangi babayiğidin harcı?

Aslında Amerika 94 Dünya Kupası, çirkin futbolcular bakımından en zengin organizasyonlardan biriydi. Düşününce, Ivanov'la birlikte vatandaşı Iordan Letchkov, ya da Amerikalı Alexi Lalas'ın o bakmaya doyum olmayan suratları hemen gözümün önüne geliyor. Yine bir defans oyuncusu olan Lalas, aslında isminden de anlaşılabileceği üzere yunan asıllı bir amerikan vatandaşı.

Normalde bir futbolcudan çok, bankamatiklerde sabahlayan berduşları andıran Lalas, 94 Dünya Kupası'nda gösterdiği performans ve de tabii ki dış görünüşü sayesinde bir dönem italyan Padova kulübünde dahi forma giydi. Sonrasında da fotoğrafa bakınca tahmin edebileceğiniz gibi birkaç rock albümü vs vs...

Yine hemen hemen aynı dönemde bir iskoç kaleci geçmişti Britanya sahalarından. Jim Leighton... Arsenal ve Manchester United'ın kalecisi Leighton'ın görüntüsü de eminim ki özellikle karşı karşıya pozisyonlarda kendisine oldukça büyük avantaj sağlamıştır.

Bu seriyi devam ettireceğimizi eklemekle birlikte birazcık da günümüze doğru yaklaşalım istiyorum.


Henüz 2000'lere gelmiyoruz ama. 90'ların sonlarında ülkemizde Galatasaray forması giymiş üç adalıdan biri olan Barry Venison'u hatırlıyoruz ilk olarak. Sarı uzun aslan yelesi saçları ve sert hatlı yüzüyle o dönemde özellikle bayan taraftarların ilgisini çekiyordu Venison. Ama ne yalan söyleyeyim, bariz çirkin bir adamdı. Aslında futbolcudan çok, soft pornolarda rol almış vücut geliştirmecilere benziyordu. Zaten o güzellik de bu ülkeye fazla dayanamadı ve Venison'un Galatasaray kariyer sadece birkaç ay sonra sona erdi.

Oyuncunun çirkinini bulmakta üzerine olmayan kulüplerimizden Galatasaray'a daha sonradan portekizli ünlü sarışın zenci Abel Xavier ya da Hollandalı Ulrich Van Gobbel gibi bu listeye girmesi gereken oyuncular gelmiş olsa da hiçbiri Franck Ribery'nin eline su dökemezdi. Allah Ribery'nin görüntüsünden almış, yeteneğine ve hızına vermiş galiba. Ülkemizde bulunduğu birkaç aylık zaman diliminde öyle bir futbol oynadı ki, kimse onun bu çirkinliğini kendine dert etmedi. Franck ile birlikte aşağıda birkaç futbolcunun daha fotoğrafını göreceksiniz. David James, Ronaldinho, Wayne Rooney ve diğerleri... Oynadıkları futbol ne kadar güzelse, kendileri de o derece çirkin ve renkliler...


Daha da ilerleyen zamanlarda ligimizde yer alan yerli ve yabancı çirkin futbolculara ayrıca değineceğim. Ümit Birol'u unuttum sanmayın yani...


6 Mayıs 2009 Çarşamba

Bir Futbol Emekçisi... Ali Asım Balkaya...


Hepimizin Adanaspor'dan tanıdığı bir nevi yerel kahramandır Ali Asım Balkaya. Daha çok bilinen ifadeyle Ali Asım... Futbola Edirnespor altyapısında başlayıp daha sonra Zeytinburnuspor'da forma giymiş ve 1998 yılında adını türk futbol camiasına duyuracağı Adanaspor'a transfer olmuştur. 2004'e kadar turuncu-beyazlı formayı giydiği zaman diliminde takımın önemli kozlarından biri olmuştur. Mevkisi her ne kadar santrfor olsa da melekeleri gereği özellikle Galatasaray maçlarında Hakan Şükür'ü tutma maksatlı stoper olarak da katkı sağlamıştır.

Aslında fizik olarak Mehmet Yıldız'ı andırsa da gençliğinde top tekniği bakımından üzerine düşülmediği her halinden belli olan Ali Asım, daha çok ensesinde salınan aslan yelesi saçlarıyla dikkat çekmiştir. Tabii saçlara aslan yelesi dediysek yanlış anlaşılmasın. Üst kısımlar seyrek ve kısadır. Sonraları Kocaelispor, Karşıyaka, Akçaabat Sebatspor ve Kahramanmaraşspor formalarını da giyen Ali Asım, 2006 senesinde, o zamanlar 3. ligde yer alan Adanaspor'a tekrar dönmüş ve 2008 yılında takımdan uzaklaştırılana kadar tekrardan turuncu-beyaza bürünmüştür. 1973 doğumlu eski futbolcu şimdilerde ne yer, ne içer bilinmez ancak türk futbolseverinin damağında hoş olmasa da enteresan bir tat bıraktığı kesindir.

Türkiye'den Geçmiş En Kötü 11

Vefasız oyundur bu futbol, futbolu izleyici boyutunda takip edenler her zaman Maradona, Van Basten, Roberto Baggio hatta Sergen gibi yıldız oyuncuları hatırlar, onları anarlar, "vay be nasıl topçuydu" muhabbetlerine konu ederler. Benim gibi futbol aşıkları için ise durum farklıdır, eğer sizin de aklınıza evde oturduğunuz sakin bir akşam üstünde "Serkan Damla ne yapıyor acaba?" gibi sorular geçiyor ise sadece en iyi değil, en kötü futbolcuların da hakkını veren kitledesiniz demektir. 20 yıllık amatör futbol fanatikliğim esnasında tespit ettiğim Türkiye futbol çöplüğüne düşmüş önemli kötü isimleri de bir FM klasiği olan 4-1-2-1-2 dizilimi ile analım istedim:

Kaleci : Peter Kjaer
Beşiktaş'taki kaleci krizi üzerine apar topar getirilen 37 yaşındaki bu yuvarlanan çuvalı kim unutabilir ki?

Sol bek: Baki Mercimek
baki mercimek/@never linkinde yazanlar kendisine karşı olan müthiş sevgimi açıklar. Sol bekte muhakkak hitman Baki olmalı, olmazsa olmaz.

Stoper: Gordon Schildenfeld
Farkındayım dükkanı Beşiktaşlılardan açtım, affola senelerdir kötü oyuncu sıkıntısını kalbinde hisseden bir Beşiktaş taraftarıyım, ama Gordon'un yeri ayrı. Ben nice kötü futbolcular gördüm ama kör olanını hiç görmemiştim. Bu arkadaşın ciddi anlamda görme sıkıntısı yaşadığını 5 numara miyop gözlerimden gelen deneyimimden dolayı tahmin edebilidirdim aslında, gözlerini kısarak topa bakıyordu fakat konduramadım işte. Velhasıl adam bir şekilde Beşiktaş'ta durdu, para aldı. Ne acı.

Stoper: Gabriel Tamas
Şimdi kimse bana gelip "lan adam 10 milyon euro'ya transfer yaptı dindük!" demesin. Tamas Türkiye'de bulunduğu süre içerisinde gerçekten çok kötü oynadı. Ben şahsen o 10 milyonun kendisine futbolu bırakması için teşvik amacıyla verildiğine inanıyorum.

Sağ bek: Cihan Haspolatlı
Aslında sonradan devşirme Sabri ile arasında çok düşünmeme rağmen kimi zaman Sabri'den iyi performanslar izlediğimi hatırladım ve kesin karar verdim, üst düzey bir takımda forma giymiş nadir kötü oyunculardandı Cihan. Güçsüz, tekniksiz, yavaş, oyunu okuyamayan bir oyuncudur kendisi. Ne şekilde Galatasaray'a yamandığını hatırlamıyorum. Niyazi Güney'e yine bir şekilde saygı duyuyorum,adam kendisini bildiği için pek tutunmadı takımında.

Ön libero: Simao
En zorlandığım mevkiiler arasında. Yasin sülün mü desem, Maldonado mu desem, Hüseyin Çimşir
mi desem yoksa İnamoto mu, kimi desem cuk oturuyor aslında ama Fenerbahçe'nin 36 yaşında iken bir transfer harekatıyla getirdiği Simao ilginç hikayesinden dolayı öne çıkıyor. 36 yaşında kadar hiç yurtdışında oynamamış Simao bir gece operasyonu ile geldiği Fenerbahçe'den bir gece operasyonu ile Ankaragücü'ne gönderiliyor. Adam için ne anıdır aslında, nerede Brezilya nerede Türkiye.

Sol açık: Bayram Bektaş
Fransa'nın kalburüstü bir teknik adamının " Elimde olacaktı Zidane yapardım" diye ısrarla hakında açıklama yaptığı meşhur Bayram, Fransızca bilmesi ve Pascal Nouma ile dostluk etmesinin yüzüsuyu hürmetine 2 sene takılmıştır Beşiktaş'ta, hatta bir dönem yokluktan dolayı santrafor oynamış ve gol bile atmıştır. Dünyaya bak. Bu mevkii için Fenerbahçeli Dzoni Novak'ı da anmadan geçmeyeceğim, o da istikrarlı kötü oyuncular arasındadır.


Sağ açık: Dominic Iorfa
Sahada ne yaptığı belli olmayan bu şirin arkadaşın bir şekilde bu onbir içerisinde yer edinmesi gerektiğine inanmamdan dolayı sağ açık mevkisine yazıyorum kendisini. Top sürerken sürekli takılıp düşmesini hatırlayanlar sanırsam kendisinin Nijerya Milli Takımında defalarca oynadığını bilmiyorlardır. Göztepe'de oynamış olan amatör futbolcu Sergio'dan bile daha kötü olarak hatırlıyorum kendisini. ulan kim getirdi, neden geldi bilinmez. bir de kendisi blogumuzun diğer bir ismi sanut'un manevi kardeşidir.

Orta saha : Bülent Akın
Yorumsuz...



Forvet: Victor Shaka
Trabzonspor'un Misse Misse gibi bomba transferler yaptığı sene "genç yetenek, yeni Kanu" gibi manşetler ile gelmiş, bir defa bile oynamadan izi kaybolmuş delikanlıdır. Basına poz verirken top bile sektirememiştir. Eğer İstanbul'da saat satmıyor ise tahminimce 30lu yaşlara adım atmış, bir yerlerde top peşinde koşturuyordur ve kendisini hala benim gibi hatırlayanlar olduğunu duyar ise pek bir sevinir.

Yine bir Trabzonsporlu. Es kaza Barcelona'nın bir takımında hazırlık kampına katılmış, manşetleri süslemiştir. Sonra bir transfer operasyonu ile Barcelona'nın elinden kapıldığı söylenen Seyit, Barcelona ile başladığı bordo mavili futbol hayatını Trabzonspor ile devam etmiş, Karabükspor ile tamamlamıştır. sanırsam sayılanlar içerisindeki en büyük balon olmasından dolayı listede bulunmayı hakediyor.

USTALARA SAYGI KUŞAĞI

Yukarıda ismini sayamadığım Süleyman Oulare, Ali Lukunku, Wagenhaus, Fadıl Vokri, Federico Higuain, Osvaldo Nartallo, Bruno Quadros, Robert Enke, Pierre Esser, Francesco, Adrian Knup, Emil Kostadinov, Veysel Cihan, Sabin İlie, Ali Bilgin gibi birçok futbolcudan özür dilerim, ama emin olun ileride bir yazı dizisi ile hepinizden bahsedeceğim. Sevgiler...

Avrupa Sahalarında Yaklaşan Yoğun Teknik Direktör Sirkülasyonu


Mayıs ortasına doğru geldiğimiz şu günlerde güneşli havanın verdiği morali liglerin bitiyor olması biraz da olsun bozmaya başladı. Gerçi işin en heyecanlı kısımlarındayız. Liglerini hangi takımlar şampiyon olarak bitirecek; kimler küme düşecek ya da önümüzdeki sezon kimleri bir üst ligde izleyeceğiz?

Bunların yanında sezonun bitişiyle daha da kızışacak olsa da hafiften transfer heyecanı başlamış durumda. Hangi futbolcular seneye hangi renkte formalar giyecek ve belki de daha önemlisi hangi teknik direktörler hangi takımların soyunma odasında taktiklerini anlatacaklar? Şu anda Avrupa'da inanılmaz bir transfer sezonunun öncesindeyiz. Özellikle teknik direktör sirkülasyonu çok yoğun olacak. Bu sezonu başarıyla geçmiş, ve hatta halen şampiyonluk yarışında olan kulüpler bile mevcut teknik direktörleriyle önümüzdeki sezon çalışmayacaklarını açıkladılar. Kim bu teknik direktörler? Ve nereye yakınlar? Şimdi onları biraz inceleyelim...

Felix Magath: Bundesliga ekipkerinden Vfl Wolfsburg'un başında bu sene gerçekten olağanüstü bir performans sergileyen alman hoca, şampiyonluk yarışının tüm çekişmesiyle devam ettiği şu günlerde önümüzdeki sezon takımda yer almayacağını açıkladı bile. Kulübün resmi sitesinden yapılan açıklamaya göre Magath'ı seneye Schalke 04'ün başında görme olasalığımız çok fazla. Bundesliga'nın son haftalarına girerken böyle bir haberin resmi ağızdan açıklanması oldukça enteresan. Bakalım Magath yeni takımında yeni bir Edin Dzeko ya da Grafite yaratabilecek mi?

Louis Van Gaal: 4 senedir başında bulunduğu Hollanda ekibi AZ Alkmaar'ı bu sene şampiyonluğa taşıyan sırma saçlı hoca, önümüzdeki sezon yeni bir başlangıç yapacağını açıkladı. Daha önce de Ajax ve Barcelona'da başarılara imza atan teknik direktörlerini bırakmak istemeyen AZ yönetimine rağmen Van Gaal'in önümüzdeki sezon başka renkler için kafa patlatacağı tahmin ediliyor. Şimdilik adaylar arasında en kuvvetlisi Bayern München. Ülkemizden de Galatasaray ile Fenerbahçe'nin hollandalı teknik direktörü çok istedikleri biliniyor. Kendi yaptığı açıklama da tahmin edilenlerin aksine daha farklı kültürler tanımak istediği yönünde. Bu da bitirmek üzere olduğumuz sezonda büyük hayal kırıklığı yaşayan bu iki kulübümüzü umutlandırmakta.

Co Adriaanse: Avrupa piyasasında isminden söz ettirecek bir diğer hollandalı da AZ Alkmaar'da kazandığı başarılarla ismini daha çok duyuran, sonrasında da Porto ve Red Bull Salzburg gibi takımları çalıştıran Co Adriaanse... Salzburg ekibinden bu sene sonunda ayrılacağını açıklayan teknik direktör, hücum zenginliğine dayanan bir oyun anlayışına sahip olmasıyla tanınıyor. Şu anda kendisi için en büyük alternatif, eski takımı AZ'ye geri dönmek. Eğer bu gerçekleşmezse bakarsınız Florya'da bir oda ayarlarlar kendisine...

Didier Deschamps: Yıllarca Juventus ve Fransız Milli Takımı formasıyla izlediğimiz Deschamps, futbolu bıraktıktan sonra Juventus ve Monaco'da teknik direktör olarak güzel günler geçirdi ve belli bir saygınlık kazandı. Önümüzdeki sezon için yerini şimdiden ayırtanlar arasında yerini alan Deschamps, ülkemizden de talipleri olmasına rağmen Erik Gerets'ten boşalacak koltuğu devralmak üzere Olympique Marseille ile anlaştı.

Paul Le Guen: Lyon efsanesini yaratan fransız teknik direktör Paul Le Guen de önümüzdeki sezon boşa çıkacaklar arasında. Paris Saint Germain takımında geçirdiği başarılı sezonun ardından takımdan ayrılmasına kesin gözüyle bakılıyor. Çalıştırdığı takımlarda fazla uzun süre kalmamasıyla eleştirilen Le Guen'in adı bugünlerde Fenerbahçe'yle de anılıyor. Tabii ki böyle bir hocanın ülkemize gelmesi, Türkiye'deki futbolu bir kademe yukarı çıkartır.

Bernd Schuster: Real Madrid'i 85 puanla şampiyon yaparak ulaştığı büyük başarının ardından gelen birkaç kötü sonuç neticesinde görevine son verilen, alman futbolunun efsanevi isimlerinden Schuster; ispanyol basının ısrarlı haberlerine göre şimdiden Galatasaray ile anlaşmış durumda. Yıllık 2 milyon eurodan 1+1 yıllık kontrat imzaladığına dair detaylar ise Galatasaray'ın son üç teknik direktörüyle birer yıllık anlaşmalar imzaladığını düşününce, bu dedikodunun gerçek olabileceğini de akıllara düşüren etkenler durumunda.

Erik Gerets: Sıradaki isim ise neredeyse bizden biri. Galatasaray'da kulüp tarihinin puan rekorunu kırarak şampiyonluğa ulaşan ve ertesi sezon beklentilerin karşılanamaması sonucu görevi bırakmak zorunda kalıpm Olympique Marseille takımına giden Belçikalı Erik Gerets de artık yeni bir tecrübe yaşayacak. Zaten kulübü de yerini Didier Deschamps ile şimdiden doldurmuş durumda. Dedikodulara göre Gerets için en olası istikamet Arap ülkeleri veya Bayern München. Zayıf bir ihtimal de olsa Galatasaray da ismi geçen kulüpler arasında.

Frank Rijkaard:Bu listenin en kalabalık grubunu oluşturan Hollandalılardan biri de Frank Rijkaard. Barcelona'da olgunlaşan teknik direktörlük kariyerine şu an hiçbir yerde devam etmeyen eski orta saha oyuncusunun ismi yeni sezon için İtalyan Serie A ekiplerinden, eskiden de formasın giydiği AC Milan'la anılmakta.

Ah, tabii ki neredeyse diğer tüm teknik direktörlerle ismi geçen türk takımlarını saymazsak...

Ronald Koeman: PSV'de kazandığı başarıların ardından Valencia'da aradığı mutluluğu bulamayan Hollandalı teknik direktör, bu sene mutlaka bir takım çalıştırmak istediğini açıklamış durumda. Bakalım onu hangi statta göreceğiz önümüzdeki sezon. Tanıdık bir stat olabilir mi acaba?

Gerçi liste bununla sınırlı değil ama şimdilik bu kadar yeter herhalde. Hele ki yerlilere de girersek hiç çıkamayız işin içinden... Bekleyip görelim neler olacağını...

Florya'da Gullit Sesleri


90'ların başlarında her transfer sezonunda gazetelerden okumaya alıştığımız asparagas transfer haberinin başlığıdır. Galatasaray başkanı Alp Yalman ünlü hollandalı futbolcu Ruud Gullit'le prensip anlaşmasına varmış ve bonservisini 20 milyon dolardan 500 bin dolara çekmeye çalışıyordur. Derken Gullit'in eşi İstanbul'u beğenmez ve transfer yatar. İçerikten ziyade, haber başlığının kalıbı önemlidir. Hem gaza getirici hem de meraklandırıcıdır.

Transfer Sezonunda Asparagas Spor Haberi Okumanın Hazzı

Malum, transfer sezonunun ufak ufak canlanmasıyla birlikte asparagas transfer haberleri de spor sayfalarını süsler oldu. Tabii bu duruma kayıtsız kalmak mümkün olmadığı için konu başlığını da bu asparagas haberlerden yararlanarak seçtim.

Yıllardır başımıza gelen şeydir. Her ne kadar içinde bulunduğumuz şu günlerde veya transfer sezonu yeni açılmışken kulüplerle birlikte ortaya atılan isimlerin %95'inin uydurma olduğunu bilsek de gazetelerde ve spor haberlerinde özellikle bu söylentileri görelim diye özel bir istek duyarız. Dünya starlarının tuttuğumuz takıma gelme ihtimali hayal de olsa bize zevk verir her sene. Sonra alırlar adı sanı duyulmamış bir yabancı, otururuz kaba etimizin üzerine.


Bu konuda yıllardır en başarılı medya kuruluşu olan Sabah grubu gazetelerinin eskiden beri uyguladığı bir sistem vardı. Futbolcunun kafasını, transfer olacağı söylenen başka bir futbolcunun maç içindeki bir fotoğrafındaki vücut kısmına fotomontajla oturtur, "x'e mahospor forması da çok yakıştı" gibisinden yorumlarla taraftarı gaza getirirlerdi. Az görmedik Hakan Şükür'ü falan Fenerbahçe formasıyla. Şimdilerde pek revaçta olmayan bu yönteme Fotomaç ve Fotospor gibi gazetelerin başvurduğunu görüyoruz artık. Mesela Fotospor'un bir asparagas transfer haberi ve fotomontaj örneğini inceleyelim. Fotoğraflardan birinin orijinaliyle karşılaştıralım:



Tahminiz üzere orijinal fotoğraf alttaki. Üstteki gazete küpüründe ise Crespo'nun yanındaki bayanın yerine Mutluhan Süner'in nasıl monte edildiğini açıkça görebiliyorsunuz. Peki bu fotoğrafın orijinalini görmeseydik durumu anlamayacak mıydık? Bal gibi de anlardık ancak demeye getirdiğimiz şey şu; netice itibariyle bu bir zevktir. Futbolsever her ne kadar bilerek kandırılsa da belki de satın aldığı şey, kafasını dağıtacak bir hayaldir. Hem şüphesiz ki, bu sayede kulüplerimizin de vizyonları genişlemekte, taraftarın beklentisini karşılamak, ancak bu tarz büyük transferlerle mümkün olmaktadır. Sözün özü, asparagasın çok da zararı yoktur hani.

Kategoriler

201 afrika uluslar kupası 2010 dünya kupası 2014 dünya kupası a milli takım a2 ligi abdul kader keita abdullah avcı adana demirspor adanaspor adnan polat adriano ajax akhisarspor alanyaspor alex de souza alexis sanchez ali sami yen stadı almanya alpaslan dikmen altay amerika birleşik devletleri andre santos andrea pirlo ankaragücü ankaraspor anket antalyaspor arda turan arjantin arsenal arsene wenger as monaco atınç nukan atletico madrid aurelien chedjou avustralya aydın karabulut aykut erçetin aykut kocaman azerbaycan aziz yıldırım ballon d'or bank asya 1. lig barcelona başakşehir batuhan altıntaş batuhan karadeniz bayer leverkusen bayern münih bekir irtegün belçika benfica bertul kocabaş beşiktaş Beşiktaş ve City blogtivi bogdan stancu bolton wanderers boluspor borussia dortmund bosna hersek braga brezilya bucaspor bundesliga burkina faso bursaspor bülent ataman bülent korkmaz bülent uygun bülent ünder caner erkin celal kıbrızlı celtic cem sultan cesc fabregas ceyhun eriş ceyhun gülselam cezayir championship chelsea christoph daum claudio bravo claudio caniggia claudio pizarro claudio taffarel copa america corinthians cristiano ronaldo cska moskova cüneyt çakır çaykur rizespor daniel güiza danimarka david villa deniz kadah denizlispor deportivo la coruna didier drogba didier zokora diego maradona dirk kuijt diyarbakırspor doğaüstü futbol gerçekleri dunga dynamo dresden egemen korkmaz eintracht frankfurt elano elazığspor elvir baliç emiliano insua emmanuel emenike emre can erdoğan arıca eskişehirspor euro 2012 euro 2016 fabio bilica fanzin faryd ali mondragon fatih terim fc sion fc twente felipe melo fenerbahçe fernando muslera ferudun tankut fifa fildişi sahili formalar frank lampard frank rijkaard fransa franz beckebauer futbol sandığı galatasaray gana gaziantepspor gençlerbirliği genoa getafe gheorghe hagi giampaolo pozzo gine gino pozzo glasgow rangers gökhan inler gökhan töre gökhan ünal göztepe granada greuther fürth guillermo ochoa gurbetçi futbolcular guti guus hiddink güncel güney afrika güny kore güvenç kurtar haftanın ardından hakan arıkan hakan çalhanoğlu hakan şükür hakemler hamburg hamit altıntop hannover 96 harry kewell hasan kabze hayrettin demirbaş hertha berlin hırvatistan hikmet karaman hollanda honduras hugo almeida ibb ibrahim üzülmez ibrahima yattara iddaa ilkay gündoğan inceleme incleme ingiltere inter irlanda cumhuriyeti ispanya istanbulspor isveç isviçre italya ivica olic j-league japonya jerry akaminko johan elmander jose mourinho jupp heynckes juventus jürgen klopp kadir has stadı kamerun kardemir karabükspor karlsruhe karşıyaka kasımpaşaspor kasper hjulmand kayserispor keylor navas kıymeti bilinmeyenler kocaelispor kolombiya konyaspor kosta rika kulüpler birliği la liga lazio lefter küçükandonyadis leipzig lens ligue 1 lionel messi liverpool livorno lokomotif moskova lomana lualua los galacticos lucas neill lugano lyon maç öncesi maç yorumu mahmut özgener mainz mali mamadou niang manchester city manchester united manisaspor mario balotelli mario götze marius alexe marsilya martin palermo mateja kezman medhi benatia mehmet ali aydınlar mehmet ekici meksika melih gökçek mersin idman yurdu mert günok mesut bakkal mesut özil metin diyadin metin oktay metin tekin mevlüt erdinç mhk michael owen michael skibbe milan milan baros miroslav klose muhammed demirci muhammet reis mustafa denizli mustafa yücedağ nadir çiftçi napoli necati ateş necip uysal newcastle united nicolas anelka nijerya nostalji notts county nuri şahin nürnberg oğuz çetin oğuz sarvan oğuzhan özyakup olcan adın olympiakos orduspor orhan şam osc lille oscar cordoba ömer toprak panathinaikos paok paraguay pep guardiola pierre webo portekiz porto portsmouth premier league premier lig psg ptt 1.lig radamel falcao rafael benitez rais m'bolhi raymond domenech real madrid real sociedad rıdvan dilmen ricardo quaresma rigobert song river plate robert lewandowski roberto carlos robinson zapata roma romario ronaldinho ronaldo rosenborg sabri sarıoğlu sakıp özberk samet aybaba samir handanovic sampdoria samsunspor schalke 04 selçuk inan selçuk şahin semih şentürk senegal sercan sararer serdal adalı sergen yalçın serie a servet çetin sezer öztürk shakhtar donetsk sırbistan simao sabrosa simon kuper simon zenke sinan bolat sinan engin sivasspor slaven bilic slovakya slovenya spor basını sportivi st etienne stefan scepovic stoke city stsl stuttgart süleyman koç süper final şampiyonlar ligi şenol güneş şili tayfun korkut temur ketsbaia tff thierry henry tim howard tim krul tolgay arslan tolunay kafkas tottenham hotspur toulouse trabzonspor transfer tsg 1899 hoffenheim tsl tugay kerimoğlu tunus türk telekom arena twitter u20 udinese uefa uefa avrupa ligi ufuk ceylan unutulmaz ikililer uruguay ümit karan ümit kayıhan ünal aysal valencia vfl wolfsburg villarreal vincent enyeama volkan şen watford wayne rooney werder bremen wesley sneijder yekta kurtuluş yeni zelanda yeşil burun adaları yıldırım demirören yılmaz vural yunanistan yunanistan süper ligi yusuf şimşek yücel ildiz zenit ziraat türkiye kupası ziya doğan zlatan ibrahimovic zoran simovic zvjezdan misimovic

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails