23 Mayıs 2011 Pazartesi

Biten Sezonun Ardından / En iyi 11


Fenerbahçe'nin şampiyon olarak kapattığı, Trabzonspor'un Fenerbahçe kadar puan topladığı, Galatasaray'ın hayal kırıklığı yarattığı, Beşiktaş'ın kupa hariç bir varlık göstermediği, Kayserispor'un dağıldığı, Bursaspor'un çetin geçen yarışa katılamadığı, Gaziantepsor'un istikrarsız bir tablo çizdiği sezonun en iyi 11'i de haliyle ilk iki sırada yer alan takımlarda oynayan oyunculardan oluştu.

Önce kadromuzu paylaşalım, sonra neden bu oyuncuların kadroda yer aldığını ve kimleri geçtiğini söyleyelim. Kadromuza bir de teknik direktör yakıştırdık:


Kaleci

Volkan Demirel: İlk yarıdaki performansıyla burayı hakeden 4. isimdi Volkan Demirel. Karcemarskas en iyisiydi kalecilerin. Onur Kıvrak Trabzonspor'a sınıf atlatıyordu. Ivankov ilerlemiş yaşına rağmen güven veriyordu. Beşiktaş'ın genç kalecisi Cenk bile Volkan'dan daha fazla konuşuluyordu. İkinci yarıda Fenerbahçe'nin muhteşem yükselişi, biraz da savunmasını sağlama oturtabilmesinden ve Volkan'ın formundan geçiyordu. Kadıköy'de gol yenmeden geçilen 9 maçın en önemli kahramanıydı Volkan. Diğer kalecilerin yaşadıkları form düşüklükleri ve sakatlıklar istikrarsız performanslar göstermelerine neden oldu. Volkan hem oynadığı maç sayısı hem de yarattığı etkiyle bu karmaya girmeyi başardı. Yine de yenilen gol sayısına bakıp da Onur'u bu kadroda görmek isteyenler olabilir. Trabzonspor ile Fenerbahçe arasındaki fark ne kadar küçükse Volkan ile Onur arasındaki fark da o kadar küçük zaten...

Savunma

Gökhan Gönül: Hiç uzatmayalım, kendisi, Türkiye'nin en iyi sağ beki. İlk yarıdaki Serkan Balcı performansı dışında yanına yöresine yaklaşabilecek bir performans görmedi Süper Lig. Tartışmasız, açık ara kadromuzun sağ bekidir kendisi.

Diego Lugano: Lugano bu listeye attığı kritik goller sayesinde de girdi diyebiliriz. Konsantre olduğunda ne kadar iyi bir savunmacı olduğunu biliyoruz zaten ama bu sene gol sayısını da arttırdı kendisi. Dany Noenku mu Lugano mu dedim kendi kendime ve Lugano'yu seçtim. İtirazlarını Dany üzerinden yapabilecekler de benim kadar haklıdırlar...


Egemen Korkmaz: Tüm sezonu istikrarlı bir şekilde oynadı Egemen. Takım savunmasının liderliğini üstlendi. Pozisyon bilgisiyle fark yarattı. Trabzonspor'un inadının en önemli temsilcisiydi. Açıklanan Milli Takım aday kadrosuna da davet edildi geç olsa da. Hak etmişti bu onuru. Egemen'i gönül rahatlığıyla takımın defansına yerleştiriyoruz.

Andre Santos: İlk yarıda bir var bir yoktu ve iyi değildi Andre Santos. Hasan Ali hepimizin ilgisini çekmişti o dönemde. İkinci yarı yokları oynadı. Tepeye oynayan takımların sol bekleri de vasatı aşamadı. Benim bu mevkide aklımı kurcalayan tek isim Ivan De Souza oldu fakat Andre Santos'un ikinci yarıdaki kusursuza yakın performansı takımda yer bulmasının yolunu açtı.

Orta Saha

Selçuk İnan: Sezonun en iyilerindendi Selçuk. Türkiye liginin Xavi'si ilan ediyorum kendisini ve hiç düşünmeden koyuyorum kadroya. Etkili pasları, organizatörlüğü, savunma becerisi ve liderlik vasıflarıyla kadromuzda Selçuk İnan.

Emre Belözoğlu: Fenerbahçeliyim ve Emre'nin karakterinden hiç haz etmem. Böyle başlamalıyım. Fakat bu senenin performanslarıysa değerlendireceğimiz konu Emre bu kadroya girmeyi hak ediyor. Mücadelesi, aldığı sorumluluk, kaybetmeye olan tahammülsüzlüğü ve liderliği ile orta sahada fark yarattı. Aykut Kocaman'ın sezon başında takımı için getirdiği "şeffafız, topu alan ceza sahamıza kadar rahat rahat gelebiliyor" eleştirisinin yok olmasındaki en büyük katkıyı sağladı. Zaten çok da iyi olmayan orta saha oyuncu performanslarından sıyrılarak kendisine yer buldu.


Mehmet Topuz: Aslında bu mevki için Burak Yılmaz'ı düşünüyordum. Daha sonra hücum oyuncularının istikrarsızlığı nedeniyle Burak Yılmaz'ı forvete kaydırdık ve buraya bir istikrar abidesi Mehmet Topuz'u koyduk. 34 maçın hepsinde ortalama 81 dakika oynamış Mehmet Topuz. Her maçta oynaması zaten büyük bir işken, her maçta bitmek tükenmek bilmeyen enerjisini de ortaya koyması onun ekstrası oluyor. Bu durum da onu kadromuza taşıyor.

Olcan Adın: Sol kanat için kendisini düşündük. Sezonun geneline baktığımızda kendisine rakip olarak da kimseyi göremedik. Quaresma isminden bekleneni veremediği için belki de... Olcan Adın Gaziantepspor'dan bu kadroyu zorlayan arkadaşlarının bir adım ötesine geçti ve sol kanattaki yerini aldı.


Forvetler

Alex De Souza: Ne desek az. Ligin yıldızı. 28 gol, 13 asist. Büyük kaptan. Heykeli dikilecek yüce insan. En güzel anlarımızın yaratıcızı, sevinçlerimizin kaynağı. Sezon başında onsuz bir takım kurma hayaline kapılmış olan hocasına ve itiraf etmeliyim ki bana en güzel cevabı her defasında sahada veren, İnönü'de Beşiktaş'ı, Arena'da Galatasaray'ı deviren comandante! Bizim değerlendirmemizle değil, kendi yaptıklarıyla bu kadroda...

Burak Yılmaz: Yoktan var etti kendisini. Şenol Hoca boşuna ısrarla istemiyormuş bu adamı, varmış bir bildiği. İkinci yarıda Trabzonspor'u zirvede tutan en önemli isimdi Burak. Gol attı, pozisyon yarattı, isyan etti. En iyi sezonunu geçirdi. Yeteneklerinin ne denli büyük olduğunu hatırlattı. Niang bir iyi bir kötü, Emenike ikinci yarıda hiç yok, Cenk Tosun bir yarı oynadı. O halde burası Burak Yılmaz'ın...

Teknik Direktör

Şenol Güneş: Geçen sene yaşanan travmadan sonra takımını şampiyon yapan, inatlaşmayıp elindeki malzemeyle şampiyon bir takım yaratan, Santos'u, Alex'i geri döndüren, 18 maçta 17 galibiyet, 1 beraberlik alan Aykut Kocaman'a sonsuz tebriklerimizi ilettikten sonra neden seçimimizin Şenol Güneş olduğunu açıklayalım. Birçok oyuncusunu kariyerinin zirve noktasına ulaştırdığı için, Trabzonspor gibi kaotik bir yapısı bulunan camiada bütün kontrolü eline alabildiği ve takımını son ana kadar en tepede tuttuğu için, Burak Yılmaz'ı yarattığı için, bir futbol alimi olduğunu kanıtladığı için, Aykut Kocaman'ın elini sıkarak onu bile utandırabilecek kadar yüce bir kişiliğe sahip olduğu için, son 1-2 haftanın stresini atarsak sezonun geri kalanında olgun ve hakkaniyetli davrandığı için, emeğin değerini ön plana çıkaran açıklamalar yaptığı için teknik direktörümüz Şenol Güneş.




22 Mayıs 2011 Pazar

18. Kez Şampiyon Fenerbahçe / Diriliş!



2010-2011 sezonunu Fenerbahçe şampiyon olarak tamamladı. Yazının geri kalan kısmında unuturum endişesiyle hemen belirtmek isterim ki Trabzonspor da Fenerbahçe kadar bu şampiyonluğu haketmişti. En içten tebriklerimizi iletelim kendilerine. Şenol Hoca, Burak, Selçuk, Egemen ve tüm takım... Gerçekten çok istediler, en iyisini yaptılar ama olmadı. Yine de Fenerbahçe kadar saygıyı hak ettiler...

Gelelim şampiyona. Son Sivas maçından bahsetmek istemiyorum. Öldük öldük dirildik. 3.sü olmaz diyenlere "Olur olur!" der gibiydi takımımız ama sonunda güldü yüzlerimiz.

18. kez şampiyon olarak bu alanda zirveye yerleşti Fenerbahçe. İlk yarıdaki tabloya ve oyuna bakınca ümitlerimizi yitireli çok olmuştu. Herkes Aziz Yıldırım'ın inancından ve güveninden söz ediyordu, transfer yapmayınca ama bana kalırsa Aykut'u kovmak için bahane bulmuştu o da. Kısacası o da inanmıyordu. İnanan Alex, Volkan, Gökhan ve Emre başta olmak üzere oyunculardı sadece. Bunu taraftara hissettirdiler. Taraftar da her defasında karşılığını verdi.

Çok uzatmayalım. bu takımın eksiği çok ama ikinci yarıda gösterdiği azim ve kararlılık eksiklerinden daha çok. O yüzden bu şampiyonluğun önemi de çok.

Geçen sene son haftada darbe yemiş bir takım, ilk yarıda sürünen bir takım, takım içinde disiplinsizliğin alıp başını gittiği takım; küllerinden doğdu ve şampiyon oldu.

Tebrikler... Biraz duygusal olacak ama bu taraftara bu son yakıştı. Bu yazının sonuna da onların bir tezahüratı yakışacaktır. Son 18 maçta alınabilecek 54 puanın 52'sini alan bu takıma da...

Hep inandık...
Hiç yılmadık...
En kötü gününde dimdik ayaktaydık...
Yemin ettik...
Biz bu sene...
Boyun eğecek herkes Fenerbahçe'ye!...


20 Mayıs 2011 Cuma

Şampiyonluk Bizim Değil, Sizin Umurunuzda

Futbol tutkusu çok hatırlamadığım çocukluk dönemlerimde sarmış olmalı beni… Hani insan emeklediği dönemleri pek hatırlamaz ya, işte bende Fenerbahçe’ye gönül verdiğim dönemleri pek hatırlamıyorum doğrusu. Gelişigüzel izliyordum tabii ama esas olarak futbolu sevdiğimde, Saraçoğlu çimlerinin üzerinde üç tuhaf rengin birbiriyle olan muhteşem uyumu vardı; yeşil çim, kırmızı krampon, siyahi futbolcu.

Evet, sebebi Jay Jay Okocha’ydı!.. Onun hayran olduğum hareketleri yüzünden benim gökkuşağı renklerim, o dönem bu tuhaf üç renk arasındaki bana göre muhteşem bir uyumdan oluşmaktaydı…

“Allah’ın Afrikalısına ne bu hayranlık?” diye sorardı büyüklerim, çocukça: “Ama onun çalımlarını başkası atamaz!” diye cevapladığımı dün gibi hatırlarım…

Endüstriyel futbolun bana attığı ilk kazık, onun yüksek bir maliyetle Fenerbahçe’den gidişiyle gerçekleşmişti…

Çok üzülmüştüm!..

Ama aradan çok zaman geçmemişti ki, kendi içimde çok önemli bir şeyi fark ettim; ona olan tüm sevgim artık Fenerbahçe hanesine yazılıydı…

Her taraftar gibi bugüne kadar bende destekledim takımımı. Bu yazıyı esas kaleme alış sebebim ise, bugün peşimi hala bırakmayan kötü hatıralar…

Denizli!.. Trabzon!..

Nasıl oldu; neye mahsuben, bugün hala bir anlam verebilmiş değilim… Ve aynı manzara yine karşımda.

Denizli ve Trabzon maçları işin serim ve düğümüydü. Fakat bu sefer çözüm tam anlamıyla bizden diyebilirim. “Niye mi?”

Çünkü haftalardır yanlış anketler yapıldı… Yurdun genelinde ‘kim şampiyon olur?’ anketi düzenleyeceklerine: “Hangi takımın taraftarı ruh sağlığı olarak daha güçlüdür?” anketi yapılmalıydı.

Çünkü Denizli ve Trabzon maçları bize hüsranı değil, kabusu değil; nasıl güçlü olunur onu öğretmiş. Bir Fenerbahçe taraftarı olarak bugün geldiğim noktada son hafta, ya yine şampiyon olamazsak…

“O zaman ben naparım!”

Ayağa kalkar Trabzonspor’u büyük büyük alkışlarım… Çünkü bir Fenerbahçelinin Avrupa kapısı bugün sahip olduğu olgunluk seviyesiyle açılmıştır…

İnsan, her yerde aynı insandır ve bir insan yaratılışında asalet olmadı mı dünyanın tacını giyse, yine çıplak kalır.
MONTAIGNE

Değişen Galatasaray / Fatih Terim & Johan Elmander

Ünal Aysal, ilk iki ismi açıkladı. Teknik direktör olarak bir süredir beklenen isim Fatih Terim, santrfor olaraksa İsveçli Johan Elmander açıklandı.

Elmander'den başlayalım. Yetenekli oyuncu olduğu konusunda kimsenin şüphesi yok. Ibrahimovic'in bir alt segmenti diyebiliriz. Fiziği de tarzı da benziyor. Net vuruşları var. Çabuk sayılmaz. Hava toplarında etkili (gerçi bu özelliği Ibra'ya benzemiyor ama neyse). Duran top kullanabiliyor. Yıkılmıyor... Bolton'da fena bir performansı da yoktu. Devamlılığı olan bir oyuncu. Etrafında kimler olacak bakalım. Onu gol bölgesinde topla buluşturacak isimler de çok önemli. Hep birlikte göreceğiz.

Elmander transferinde önemli olan bir detay da transferin açıklanma zamanı. Sezon bitmeden böyle bir açıklama gelmesi, Galatasaray'da çok görülen bir olay değil. Hatta Türkiye'de hemen hemen hiçbir kulüp bunu yapmıyor. Bu bakımdan Ünal Aysal yönetimi farklı bir çizgiyle işe başladı diyebiliriz. Ben bu yönetim konusunda çekingendim. Ünal Aysal'ın yönetim kurulundaki Ali Dürüst ve Celal Gürcan gibi isimler beni korkutuyordu. Galatasaray'ın mali çöküşünün sorumluları olarak gördüğüm insanlar bunlar. Ayrıca iş bitirici yanları olduğunu da düşünmüyorum. Ancak sezon bitmeden önemli bir transferi açıklayabilmek kolay iş değil. Umarım düşüncelerimde yanılmışımdır. Ki şimdilik iyi başladıklarını söylemem hiç de zor olmaz.

Gelelim Fatih Terim'e. İtalya'dan döndükten sonra çoğu futbolsever ve Galatasaraylı gibi beni de hayal kırıklığına uğratmıştı Fatih Hoca. Şişen egosu ve bitmeye yüz tutan heyecanı, saha dışında hiç sakınmadığı ama saha içinde gösteremediği cesaretiyle farklı bir kimliğe bürünmüştü. Ve Galatasaray'ın başına bir kez daha geçme ihtimali bana çok sıcak gelmedi uzun zaman. Ancak bu sezonki durumdan sonra ben de ondan başka çözüm göremiyorum. Şu durumda takımın başına geçebilecek en doğru isimlerden birisiydi ve öyle de oldu. Takımın şu an ihtiyacı olan en önemli şey özgüven ve kazanma alışkanlığı... Bunu sağlayabilecek en uygun isimse tabii ki Fatih Terim. Bu konuda başarılı olacağına eminim. İkinci dönemi referans olmasın kimseye. Ancak Fatih Terim'in yapması gereken bir şey var. Sözleşmesi üç senelik ve bu üç senenin sonunda muhtemelen ayrılacaktır. Yeni bir sözleşme imzalayacağını sanmıyorum. Bu süre zarfında mutlaka yerine geçecek kişiyi yetiştirmeli. Bu zamana kadar bunu yapmadı. Ancak bugünden sonra kesinlikle yapması gerekiyor. Bu sebeple yardımcılarını ince eleyip sık dokuyarak seçmeli. Kendi çalışma felsefesine en uygun isimleri getirmeli. Bunları yaparsa Galatasaray'daki teknik direktörlük misyonunu başarıyla tamamlamış ve idari olarak daha büyük bir itibarla göreve hazır hale gelmiş olacaktır.

Hamit Altıntop Real Madrid'de / Mourinho'nun Türk Aşısı

Uzun süredir "oldu olacak" deniyor bu transfer için. Haftalardır okuyoruz, yazıyoruz, çiziyoruz. Nihayet dün her şey resmiyete kavuştu. Tam da bilgisayar başında olmadığım zamana denk geldi. Sabah sürpriz bir haber olarak karşıma çıktı.

Hamit'in Real Madrid'e transferini anlamlandırmaya çalışırsak birçok farklı sonuca varabiliriz. Bunların en belirgin olanı da kulübün transfer tarzındaki değişim olabilir. Mourinho'nun, transferde kendi tarzını yansıttığını söylemek güç olmaz. Nuri'nin transferi de aynı kapıya çıkıyor. İspanyol basını bu konuda çok güzel bir ifade kullandı. "Artık galaktik oyuncular yerine takımı sonuca taşıyacak savaşçılar aranıyor" dediler Real Madrid'in bu sezonki transfer stratejisiyle ilgili olarak. Nuri ve Hamit de bu tanıma fazlasıyla uyuyorlar.

Bu transfer, özellikle Hamit için ayrıca sürpriz olmuştur herhalde. Bayern Münih'te 28 yaşında yedek bir futbolcuyken birden kendisini Real Madrid'de buluverdi. Muhtemelen Real Madrid'in teklifi gelmeden kendisine sorsanız, ya Bundesliga'da ilk onbirde oynayabileceği orta-üst bir takıma, ya Serie A'ya ya da Türkiye'ye transfer olacağını tahmin edebilirdi. Belki de kulübünde kalırdı. Real Madrid bu bağlamda ona da sürpriz olmuş olmalı.

Hamit'in transferiyle birlikte, Mourinho Mesut ve Nuri'den sonra kadroya üçüncü Türk futbolcuyu da katmış oldu. Bu oyuncuların ortak özellikleri alt yapılarını Almanya'da almış olmaları. Yani Türk futbolcusunun yeteneği, hırsı ile Alman futbolunun sağlam alt yapısı, taktik disiplini ve profesyonelliğini bir potada eriten oyuncular transfer etmiş oldu Mourinho. Bu denemenin ilki, Mesut özelinde başarıya ulaşmıştı. Nuri ve Hamit'te nereye varacağını hep beraber göreceğiz.

18 Mayıs 2011 Çarşamba

Mehmet Ekici Werder Bremen'de

Mehmet Ekici bir süredir Werder Bremen'le anılıyordu. Bugün, yeşil beyazlıların resmi sitesinde yapılan açıklamaya göre yeni takımıyla 2015 yılına kadar sürecek bir sözleşme imzaladı.

Mehmet için doğru bir karar gibi görünüyor. Kiralık olarak oynadığı Nürnberg'de gerekli gelişimi gösterdi. Seneye orada oynaması anlamsız olurdu. Bayern Münih'te önümüzdeki sezon çok fazla şans bulamayabilirdi. Geniş kadro, özellikle de Robben ve Ribery gibi hücum seçenekleri onun için engelleyici bir etken olabilirdi. Gelişimini sürdürebileceği çağda olduğunu da düşünürsek, düzenli oynama şansı bulabileceği ve daha da önemlisi hedefi olan bir kulüple anlaşması gerekiyordu. Werder Bremen bu kriterlere fazlasıyla uyuyor. Özellikle de bu sezon yaşanan başarısızlığın ardından, önümüzdeki sezon başarılı olmak için ekstra bir katkıya ihtiyaçları var. Bunun için de pahalı ve doymuş oyuncular yerine genç, potansiyelli ve başarı arayan oyunculara yöneldiler. Bugünlerde Alman basınında Werder Bremen'le ilgili haberleri biraz okursanız, bu ifadelere de sık sık rastlarsınız. Sözün kısası, Werder Bremen nasıl Mehmet Ekici'nin kriterlerine uygunsa, Mehmet de aynı şekilde Werder Bremen'in aradığı oyuncu kriterlerine uyuyor. Hatta cuk oturuyor. Bir aksilik olmazsa başarılı olacaktır...

Nihat Kahveci ve Manuel Fernandes'e veda

Beşiktaş'ta kupanın kazanılmasıyla birlikte önümüzdeki sezon kadroda yer almayacak olan futbolcular da ufaktan belli olmaya başlıyor.

İlk olarak Nihat Kahveci'nin kontratının feshedildiği haberi geldi bugün. Ardından Manuel Fernandes'in arkadaşlarıyla bonservisinin alın
mayacağını ve arkadaşlarıyla vedalaştığını öğrendik. Bir olumlu bir olumsuz haber diyebiliriz. Nihat'ın artık yararlı olacabileceğini iddia edecek kimse yoktur herhalde. Manuel Fernandes ise bir kayıptır diyebiliriz.

Nihat Kahveci'den başlayalım. Geçen sezonun başında "Beşiktaş'ın çocuğu" gazıyla dönmüştü Nihat. İspanya'da oynadığı dönemde sakatlıkla başı dertteydi. Güzel de bir para karşılığında ikna edildi ve yuvaya döndü. Hepimiz katkı sağlayacağını düşünüyorduk ancak kimsenin tahmin ettiği gibi olmadı. Bana kalırsa bunun iki ana sebebi var. İlk sebep olarak o dönemin teknik direktörü Mustafa Denizli'yi görüyorum ben. Mustafa Denizli iyi hocadır, akıllı insandır, tecrübelidir falan ama Nihat'ı en çok yıpratan hareketi de o yapmıştır. Nihat'ın o dönemde -belki de yokluktan- tek santrfor oynamış olması, üstelik bunu askerliğinden dolayı takımın yaz kampına katılmamış, dolayısıyla hem fiziksel hem de psikolojik anlamda hazır olmadığı dönemde yaşamış olması bu başarısızlıktaki en büyük etkendir. Bu hatanın bir numaralı sorumlusu da Denizli'dir. Neticede Nihat'ın nasıl bir oyun tarzına sahip olduğunu ve hangi pozisyonda daha başarılı olabileceğini çok defa izlediğimiz maçlarında gördük. Nihat asla tek santrfor olamaz. Real Sociedad'da da olmadı, Villarreal'de de olmadı, milli takımda da olmadı. Yanında hep hedef santrfor rolünü oynayabilen, Nihat'a duvar olabilen başka forvet oyuncuları oldu. Kovacevic bunun en güzel örneğidir mesela. Nihat'ı tek başına rakip savunmanın kucağına atarsanız, hem bir kişi eksik oynarsınız, hem de ona en büyük haksızlığı yaparsınız.

Diğer etken de Nihat'ın psikolojik olarak kendisini toparlayamaması oldu. Zaman zaman goller attı ve dikkat edin, her golünde üzerindeki baskıyı taraftara fazlasıyla hissettirdi. Dişlerini sıktı, yumruğunu sıktı, eliyle koluyla bir şeyler yaptı. Hep bir kabuğunu kırma hissi verdi izleyenlere. Biz de hangi takımdan olursak olalım, "hah bu kez Nihat döndü" işte dedik birkaç kez. Ancak ne yazık ki hiçbirinde dönememişti. Oynadıkça yıpranması ve sinirlenmesi, sonunda bu sinirlerin patlamasına sebep oldu ve sahadaki o malum tartışmayı gördük. Üzerine bir de aldığı paranın iki senedir dillere yapışması canına tak edince Turgay Demir'le polemiğe girdi. Yani hem dış etkenler sebebiyle hem de kendi duygusal yapısından dolayı bu duruma geldi Nihat. Bundan sonra huzur bulacağı yer de tabii ki İspanya olacaktır. Orada bir orta sıra takımında kafası rahat bir şekilde futbolunu oynar ve belki de çıkışa bile geçebilir. Yaşı çok fazla değil ne de olsa...

Manuel Fernandes'e gelecek olursak, aslında söylenecek çok da bir şey yok. Oynadığında farkını hissettirdi her daim. Savunma ve hücum arasında çok iyi bir şekilde köprü oldu. Oyun içinde zaman zaman devamlılık sorunları yaşasa da ikinci yarıda, özellikle de son maçlarda Beşiktaş'ın göze batan oyuncularından biriydi. Kupa maçındaki oyununu kolay kolay unutabilecek olan çıkmaz mesela. Bonservis için Valencia'nın indirime gitmediği söyleniyor. Rakam da haberlere göre 8 milyon avro. Çok para gibi görünebilir ancak bakalım Beşiktaş aynı bölgeyi doldurmak için ne kadar para harcayacak. Elde 5-6 aydır Türkiye'de bulunan ve takıma uyum sağlamış, ülkeye adapte olmuş bir oyuncu varken, yeni bir maceraya girmek ne derece doğru olacak, göreceğiz. Umarım ki bu karardan dolayı pişman olunmaz. Bu arada Manuel Fernandes'in de Galatasaray ya da Fenerbahçe'den birine transfer olmasını isterim Türk futbolu adına.

Kategoriler

201 afrika uluslar kupası 2010 dünya kupası 2014 dünya kupası a milli takım a2 ligi abdul kader keita abdullah avcı adana demirspor adanaspor adnan polat adriano ajax akhisarspor alanyaspor alex de souza alexis sanchez ali sami yen stadı almanya alpaslan dikmen altay amerika birleşik devletleri andre santos andrea pirlo ankaragücü ankaraspor anket antalyaspor arda turan arjantin arsenal arsene wenger as monaco atınç nukan atletico madrid aurelien chedjou avustralya aydın karabulut aykut erçetin aykut kocaman azerbaycan aziz yıldırım ballon d'or bank asya 1. lig barcelona başakşehir batuhan altıntaş batuhan karadeniz bayer leverkusen bayern münih bekir irtegün belçika benfica bertul kocabaş beşiktaş Beşiktaş ve City blogtivi bogdan stancu bolton wanderers boluspor borussia dortmund bosna hersek braga brezilya bucaspor bundesliga burkina faso bursaspor bülent ataman bülent korkmaz bülent uygun bülent ünder caner erkin celal kıbrızlı celtic cem sultan cesc fabregas ceyhun eriş ceyhun gülselam cezayir championship chelsea christoph daum claudio bravo claudio caniggia claudio pizarro claudio taffarel copa america corinthians cristiano ronaldo cska moskova cüneyt çakır çaykur rizespor daniel güiza danimarka david villa deniz kadah denizlispor deportivo la coruna didier drogba didier zokora diego maradona dirk kuijt diyarbakırspor doğaüstü futbol gerçekleri dunga dynamo dresden egemen korkmaz eintracht frankfurt elano elazığspor elvir baliç emiliano insua emmanuel emenike emre can erdoğan arıca eskişehirspor euro 2012 euro 2016 fabio bilica fanzin faryd ali mondragon fatih terim fc sion fc twente felipe melo fenerbahçe fernando muslera ferudun tankut fifa fildişi sahili formalar frank lampard frank rijkaard fransa franz beckebauer futbol sandığı galatasaray gana gaziantepspor gençlerbirliği genoa getafe gheorghe hagi giampaolo pozzo gine gino pozzo glasgow rangers gökhan inler gökhan töre gökhan ünal göztepe granada greuther fürth guillermo ochoa gurbetçi futbolcular guti guus hiddink güncel güney afrika güny kore güvenç kurtar haftanın ardından hakan arıkan hakan çalhanoğlu hakan şükür hakemler hamburg hamit altıntop hannover 96 harry kewell hasan kabze hayrettin demirbaş hertha berlin hırvatistan hikmet karaman hollanda honduras hugo almeida ibb ibrahim üzülmez ibrahima yattara iddaa ilkay gündoğan inceleme incleme ingiltere inter irlanda cumhuriyeti ispanya istanbulspor isveç isviçre italya ivica olic j-league japonya jerry akaminko johan elmander jose mourinho jupp heynckes juventus jürgen klopp kadir has stadı kamerun kardemir karabükspor karlsruhe karşıyaka kasımpaşaspor kasper hjulmand kayserispor keylor navas kıymeti bilinmeyenler kocaelispor kolombiya konyaspor kosta rika kulüpler birliği la liga lazio lefter küçükandonyadis leipzig lens ligue 1 lionel messi liverpool livorno lokomotif moskova lomana lualua los galacticos lucas neill lugano lyon maç öncesi maç yorumu mahmut özgener mainz mali mamadou niang manchester city manchester united manisaspor mario balotelli mario götze marius alexe marsilya martin palermo mateja kezman medhi benatia mehmet ali aydınlar mehmet ekici meksika melih gökçek mersin idman yurdu mert günok mesut bakkal mesut özil metin diyadin metin oktay metin tekin mevlüt erdinç mhk michael owen michael skibbe milan milan baros miroslav klose muhammed demirci muhammet reis mustafa denizli mustafa yücedağ nadir çiftçi napoli necati ateş necip uysal newcastle united nicolas anelka nijerya nostalji notts county nuri şahin nürnberg oğuz çetin oğuz sarvan oğuzhan özyakup olcan adın olympiakos orduspor orhan şam osc lille oscar cordoba ömer toprak panathinaikos paok paraguay pep guardiola pierre webo portekiz porto portsmouth premier league premier lig psg ptt 1.lig radamel falcao rafael benitez rais m'bolhi raymond domenech real madrid real sociedad rıdvan dilmen ricardo quaresma rigobert song river plate robert lewandowski roberto carlos robinson zapata roma romario ronaldinho ronaldo rosenborg sabri sarıoğlu sakıp özberk samet aybaba samir handanovic sampdoria samsunspor schalke 04 selçuk inan selçuk şahin semih şentürk senegal sercan sararer serdal adalı sergen yalçın serie a servet çetin sezer öztürk shakhtar donetsk sırbistan simao sabrosa simon kuper simon zenke sinan bolat sinan engin sivasspor slaven bilic slovakya slovenya spor basını sportivi st etienne stefan scepovic stoke city stsl stuttgart süleyman koç süper final şampiyonlar ligi şenol güneş şili tayfun korkut temur ketsbaia tff thierry henry tim howard tim krul tolgay arslan tolunay kafkas tottenham hotspur toulouse trabzonspor transfer tsg 1899 hoffenheim tsl tugay kerimoğlu tunus türk telekom arena twitter u20 udinese uefa uefa avrupa ligi ufuk ceylan unutulmaz ikililer uruguay ümit karan ümit kayıhan ünal aysal valencia vfl wolfsburg villarreal vincent enyeama volkan şen watford wayne rooney werder bremen wesley sneijder yekta kurtuluş yeni zelanda yeşil burun adaları yıldırım demirören yılmaz vural yunanistan yunanistan süper ligi yusuf şimşek yücel ildiz zenit ziraat türkiye kupası ziya doğan zlatan ibrahimovic zoran simovic zvjezdan misimovic

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails