18 Kasım 2010 Perşembe

Geç Kalan Tanışma / Hollanda:1 Türkiye:0

Hiddink'in yeni milli takımı bugün ilk kez sahaya çıktı ve çok da kötü olmayan bir sınav verdi. Bu merhabalaşma, şüphesiz ki yaz başında yapılan Amerika kampında olmalıydı. Şimdi acaba bu yeni oyuncuların mevcut takıma entegrasyonu nasıl olacak? Muhtemelen bu oyuncuların bazıları kademe kademe takıma monte edileceklerdir.

Bugünkü performanslara bakacak olursak, öncelikle Serdar Kesimal'ın mutlaka bu takıma kazandırılması ve ona kalıcı bir yer verilmesi gerekiyor. Serdar'ın dışında Burak Yılmaz ve Umut Bulut da yeni nesil milli takımda yeri olması gereken oyuncular. Ayrıca Nuri Şahin'in de kadroda süs olmaktan öte, saha içinde sorumluluk alan bir unsur olması gerekiyor. Bugünkü en net pozisyonumuz olan, Nuri'nin ara pasında Burak Yılmaz'ın rakip savunma arkasına sarkışı ve yarattığı tehlike, gerçekten umut verici.

Hiddink'in yeni takımının bu maçta uyguladığı bir başka şeyse, ön alanda (özellikle topun kaptırıldığı alanda) bir anda çoğalarak rakibe baskı yapmaktı. Bu şekilde çok top kazanıldı ancak bu kazanılan toplarla hazırlıksız yakalanabilecek rakip savunmanın yaşayacağı zaaflar değerlendirilemedi. Tabii bunun en net sebeplerinden biri de takımın yeni oluşu ve oyuncuların birbirlerine olan alışkanlıklarının henüz yeterli seviyede olmaması. Bunlar zamanla aşılacak şeyler. Benim anlamadığım nokta ise Hiddink'in bu tarz yenilikleri denemek için neden bugüne kadar beklediği... Keşke resmi maçlar başlamadan bunların provası yapılabilseydi.

Ancak şu da var ki, özellikle ilk yarının ilk 20 dakikasında bize çokça top kazandıran bu yöntem, ikinci yarıda kuyumuzu kazdı. İkinci 45 dakikanın başlamasıyla birlikte aynı ön alan presini Hollanda uyguladı ve bizim topla oynama özürlü savunma oyuncularımız, topu rakibin ayağına verip golü yememize neden oldu. İşin daha da enteresan tarafı, özellikle Servet'in, topla oynama konusundaki onca sorununa ve yetersizliğine rağmen, topu ayağında çıkarmama konusunda gösterdiği cüret... Nitekim golden önce rakibin baskısı nedeniyle topu verecek bir arkadaşını bulamayan Servet, sonunda İsmail Köybaşı'na saçma sapan bir pas attı. İsmail de aynı saçmalıkla topu rakibe teslim etti. Acaba tehlike anında topu uzaklaştırsalar ne kaybederlerdi? Öyle de böyle de kendileriyle bu işin olmayacağı anlaşıldı. Bu takıma acilen yeni stoperler ve iyi bir sol bek gerek. Keşke ikinci yarıda ayağına hakim bir stoper görüntüsü veren Ersan Adem Gülüm denenseydi.

Yine de her şeye rağmen yararlı bir tanışma maçı oldu diyebilirim. Tabii bunların daha da sıklaşması ve oyuncuların birbirlerini özümsemesi şart. Güzel bir sonuç alınabilir gibi duruyor. En azından sahadaki adamlar doymuş, hırsını kaybetmiş adamlar değil. Bunlara 1-2 ek yapılarak güzel işler yapılabilir. Hiddink bugün net olarak yararlı olabileceğini gösterdi. Umarım ki devamı gelir.

12 Kasım 2010 Cuma

Yeni Milli Takım


Hollanda ile yapacağımız özel maç için A Milli Futbol Takımı kadrosu açıklandı bu akşam. Yeni bir milli takımın ayak seslerinin bu kadroyla birlikte duyulacağını biliyorduk ve nispeten görmüş de olduk. Önce kadroyu verelim:

Kaleciler: Volkan Demirel, Onur Recep Kıvrak, Ufuk Ceylan

Defans: Gökhan Gönül, Sabri Sarıoğlu, Serdar Kesimal, Servet Çetin, İbrahim Öztürk, Ersan Adem Gülüm, İsmail Köybaşı, Gökhan Süzen

Orta Saha: Hamit Altıntop, Nuri Şahin, Yekta Kurtuluş, Selçuk İnan, Yiğit İncedemir, Orhan Gülle, Mehmet Ekici, İbrahim Akın, Engin Baytar

Forvet: Umut Bulut, Burak Yılmaz, Kazım Kazım, Batuhan Karadeniz

Yoruma geçelim: Ufuk Ceylan yetenekli bir kaleci olabilir ama hangi performansıyla bu kadroyu haketti bilmiyorum. Yine de 3. Alternatif olmasından ötürü ağır eleştiriler yapılabilir bir husus değil bu.

Defansta Serdar Kesimal, Ersan Gülüm ve Gökhan Süzen’in yer alacağının haberleri geliyordu zaten. Bence iyi seçimler. Hasan Ali Kaldırım da bu listeye eklenebilirdi fakat benim için sevindirici olan durum belki de ligin tek süratli stoperinin, İbrahim Öztürk’ün kadroya kazandırılması. Bu seçimden dolayı teknik heyeti tebrik ederim.

Orta sahada Emre Belözoğlu’nun sakatlığı yüzünden kadroda yer almadığını düşünüyorum. Mehmet Aurelio’dan arınmak da iyi olmuş. Necip Uysal, Mehmet Topal ve Volkan Şen yine yoklar. Ceyhun Gülselam da çağırılmamış. Ama onun oyuncu havuzunda olduğundan eminiz. Yeni isimlerden Yekta’nın yeteneklerine diyecek laf yok. Umarım bu seviyelerde de oynayabilir. Mehmet Ekici’nin tek maçını bile izlemedim. Orhan Gülle ise gelecek vaat ediyor, Yiğit İncedemir ile birlikte. Benim yetenekleri itibariyle değil de karakteri itibariyle bu takımda görmek istemediğim adam ise Engin Baytar. İbrahim Akın için ne desek boş. Adam bir zirvede, bir dipte. Hangi maç hangi performansı gösterecek bilemediğin bir adamın milli takımda yeri yok diye düşünüyorum.

Forvette ise Umut’un hak ettiği formaya kavuştuğu kanısındayım. Mevlüt kesik yemiş, umarım sadece bu maçlıktır bu kesik. Kazım niye, neye dayanılarak seçiliyor bilmiyorum. Sanırım kontratı var. Seçilmesi zorunluymuş gibi. Batuhan da takıma eklenilmek isteniyor olabilir, mantıklı. Burak da hem yetenekli hem formda. Nihat veya Tuncay gibi seçimlerden iyidir!..

Hadi bakalım, hayırlısı!...


STSL İddaa Tahminleri / 12. Hafta (12-13-14 Kasım 2010)

Sezon başından bu yana yaşayacağımız belki de en ilginç haftaya girmek üzereyiz. En baştan söyleyeyim, ben kendi adıma yüksek oranlı maç sonuçları bekliyorum. Tahminleri de bu sürpriz beklentilere göre yapacağım. O yüzden hafta bittiğinde tahminlere dönüp baktığımızda bir rezaletle karşılaşma riskimiz yüksek. Yine de içimizden geldiği gibi, tahminlere maç sırasıyla başlıyoruz:

111 Konyaspor - Kayserispor

Konya'da takımın bana göre en büyük kozu Grajciar cezalı. Onun yokluğu kesinlikle hissedilecek çünkü yeşil-beyazlıların neredeyse tüm hücum aksiyonları onun elinden geçiyor. Kayseri'de ise Cangele ve Troisi bildiğimiz etksikler. Bu isimlere bu hafta sezonun çıkış yapan oyuncularından Furkan Özçal da eklendi. O da 2-3 hafta oynamayacakmış. Yine de Şota'nın elindeki kadro birbirine denk sayılabilecek oyunculardan kurulu, alternatif sorunu çekmeyen bir kadro. Her ne kadar son haftalarda biraz düşüşte olsalar da bugün kazanacaklarını tahmin ediyorum.

Tahmin:2 Oran:1.80


146 Bucaspor - Ankaragücü

Bucaspor çok sıkıntılı günler yaşıyor. Son sekiz lig maçında sadece bir gol atabilmişler. Buna karşın Ankaragücü ise çok da kötü bir deplasman performansına sahip olmayan bir takım. Hafta içinde kupada Fenerbahçe'ye karşı aldıkları galibiyet de onlar için moral oldu. Ben, bu maçın 2,5 gol altı bir skorla bitmesini bekliyorum. Sistem oynayacaklar için de Ankaragücü galibiyeti cazip bir oran veriyor.

Tahmin:Alt Oran:1.55 (Ankaragücü galibiyeti 2.15 ile sistem kuponlarında yer alabilir)


158 Bursaspor - Trabzonspor

Haftanın zevkli geçmeye aday maçlarından biri. İki tarafın da gösterdiği performans ve gücü ortada. Trabzonspor'u bir adım önde görmekle birlikte önceliği beraberliğe veriyorum.

Tahmin:X Oran:3.00


253 Eskişehirspor - Antalyaspor

Eskişehirspor, Bülent Uygun'un aldığı sekiz maçlık cezayal bir şok yaşadı. Tam çıkışa geçtiklerini hissettirirlerken hoş olmadı bu durum. Antalyaspor ise düzenli, istikrarlı bir takım. Deplasmanlarda kazanma oranları bu sezon şimdiye kadar %40. Ve bu azımsanacak bir oran değil. Bu maçta Necati'nin oynamama durumu var ancak o olmasa da işi götürecek oyunculara sahipler. Hafta içi kupada Gaziantepspor'a karşı kaybetmenin acısını Eskişehirspor karşısında çıkarmak isteyeceklerdir.

Tahmin:2 Oran:2.50


254 Gaziantepspor - Fenerbahçe

Fenerbahçe'de takımın yarısı sakat. Emre Belözoğlu, Alex, Niang gibi önemli isimler de bu sakatların arasında. Lugano'nun da cezalı olduğunu ekleyelim. Ve eksik Fenerbahçe'nin kupadaki durumu da çok iç açıcı değildi. Buna karşın Gaziantepspor da son haftalarda yaptığı çıkışla dikkat çekiyor. Kupada Antalya deplasmanından çıkardıkları galibiyet de özgüvenleri açısından çok kıymetli. Ben, bu maçta Gaziantepspor'un zor da olsa kazanmasını bekliyorum ancak risk almak istemeyenler için Gaziantepspor kaybetmez seçeneğini tavsiye ederim.

Tahmin:1X Çifte Şans Oran:1.69 (Risk almak isteyenler evsahibinin galibiyetine yönelebilir - 3.60 güzel bir oran)


329 Kasımpaşa - Sivasspor

İki takım da şiddetle puan arayan takımlar. Puan tablosundaki yerleri yakın ancak son haftalardaki futbollarına bakınca Kasımpaşa daha istekli ve kurtulmaya niyetli bir durumda diyebiliriz. Tekniği taktiği geçmek lazım böyle maçlarda. Bu gibi takımlar arasında özgüveni yüksek olan maçı alır. Şu anda bu konumdaki takım Kasımpaşa gibi görünüyor.

Tahmin:1 Oran:2.15


344 Gençlerbirliği - Beşiktaş

Son haftaların bir diğer sıkıntılı takımı da Beşiktaş. Dün kupada da kaybettiler. Gençlerbirliği de ligde canı çok yanmış ama son 1-2 haftadır kıpırdanma emareleri gösteren takımlardan. Beşiktaş'a karşı önemli eksikleri var. Ermin Zec, Harbuzi ve Curri gibi önemli eksiklere savunmanın sert oyuncusu Aykut'un sakatlığı da eklendi. Tabii geenç oyuncunun oynayıp oynayamayacağı belli değil. Ben, Beşiktaş'ın çıkışa ihtiyacı olsa da zorlanacağı kanaatindeyim. Gençlerbirliği'nin kendi sahasındaki yüksek galibiyet yüzdesi de işin içine eklenince, evsahibinin en azından kaybetmeyeceğini öngörebiliriz.

Tahmin:1X Çifte Şans Oran:1.60


355 İBB - Kardemir Karabükspor

İBB bu sezon da gösterdiği performansla kendisinden söz ettiriyor. Tam bir takım oyunu oynuyorlar ve eksik oyuncular olsa da yokluğu hissedilmiyor. Karabükspor da deplasmanda en azından kaybetmemeyi başaran bir takım. Bunu, oynadıkları beş deplasman maçında aldıkları bir galibiyet ve üç beraberlikten de çıkarabiliyoruz. Bu maçın, tipik bir beraberlik maçı olduğunu ve alt biteceğini düşünüyorum.

Tahmin:X Oran:3.00 (Beraberliği riskli bulanlar için alt seçeneği de uygun - 1.70)


377 Galatasaray - Manisaspor

Manisaspor, Hikmet Karaman'ın gelişiyle bir çıkış yaşamıştı ancak son haftalarda o sihir de gitmiş görünüyor. Galatasaray da aynı Manisa gibi teknik direktör değişikliğiyle kötü gidişe çare arayanlardan. Hagi fena bir etki göstermedi. En azından sonuçlar tatmin edici diyebiliriz. Evsahibinde Arda Turan, Milan Baros gibi önemli eksikler var ancak Pino gibi de umulmadık bir yıldız çıkarmak üzereler. Galatasaray'ın, ağır Manisaspor savunması karşısında çabuk hücum oyuncularıyla etkili olacağını düşünüyorum.

Tahmin:1 Oran:1.25

10 Kasım 2010 Çarşamba

Hazır Mustafa Sarp Yokken Güven Tazeleme / Galatasaray:3 Denizlispor:1

Galatasaray artık nasıl bir dönem geçiriyorsa, bu akşamki Denizlispor maçında kazanamayacağını, kazansa da zar zor 1-0 gibi bir skorla kazanabileceğini düşünmeye başlamıştım. Ancak korktuğum olmadı ve sarı kırmızılı takım rahat bir oyun sergileyerek maçı aldı. Yine de birçoğuna göre (başta maçı anlatan TRT spikeri) zorlanarak kazandı. Tabii ben bu zorlanma olayına katılmıyorum. Gayet rahat oynanan bir maçtı. Zorlanılan nokta kale önüne kadar getirilen topların gol yapılmasıydı.

Hagi'nin sahaya çıkardığı takım, birçoğumuzu şaşırttı doğal olarak. İdeal 11'den bir iki oyuncu yoktu sadece. Onun dışında as oyuncular sahadaydı. Lorik Cana stoper oynadı. Cana'nın stoperdeki performansını test edebileceğimiz bir maç olmadı. En net olarak görülen, Arnavut oyuncunun savunmayı ön tarafa çıkardığı ve topu oyuna sokarken zaman kaybetmeden, dikine oynamaya devam ettiğiydi. Bu güzel bir şey tabii. Nitekim ikinci gol de yine Cana'nın ayağında topu gevelemeden (yanındaki çok yapar bunu) orta sahada müsait durumdaki Elano'ya dikine bir top atması ve Elano'nun da geldiği günden bu yana kendisinden beklenen paslardan birini atıp Pino'yu pozisyona sokmasıyla geldi. Cana bunu orta sahada da yapıyor ve işte Mustafa Sarp'lı orta saha ile Cana'lı orta sahanın farkı budur. Sarp, topu aldığında geriye ya da yana oynayıp bir nevi geviş getirirken Cana direkt golü düşünür ve onun oyunda olduğu anlarda Galatasaray daha etkili pozisyonlar bulur. Sarp savunmanın arasına fazlaca gömülür ve bu sayede rakip, Galatasaray'ın üzerinde kolay baskı kurar ama Cana'nın olduğu orta saha hem daha dirençlidir hem de Cana'nın dikine etkili pasları rakip için bir tehdit unsuru olduğu için Galatasaraylı oyuncular kendi ceza sahaları önüne kümelenmek zorunda kalmaz.

Ve bugün Mustafa Sarp sakat olduğu için forma şansı bulan birinden daha bahsetmek lazım. O kişi Barış Özbek... Ben de çoğu zaman kızarım Barış'a. Bazen boyundan büyük işlere kalkışır ancak atletik yeteneği ve isteği Galatasaray için idealdir Barış'ın. İyi bir rotasyon oyuncusudur. Bugün bunu bir kez daha göstermiştir. Hem rakip savunmaya önde basmış, hem bu baskıy sayesinde çokça top kazanmış hem de bu kazandığı topları hücumda olumlu dağıtmıştır. Ve Barış aslında bunları her maç bir ölçüde yapar. Önemli olan, o ölçünün ne kadar tepede olduğudur, ki her zaman bugünkü kadar olsa yeter. Barış'lı orta saha, bugün Mustafa Sarp'lı orta sahadan çok daha etkili olmuştur. İkinci yarıda bir pozisyon var. Barış, rakip yarı alanın ortalarında topu kaleye sırtı dönük vaziyette alıyor ve hiç vakit kaybetmeden, hemen vücudunu döndürüp Kewell'a topu ulaştırıyor. Sarp olsa ne yapardı diye düşünüyorum. Aynı pası atmaya kalksa muhtemelen o kalın belin döndürene kadar mevsimler geçeceği için geç kalırdı. Bunu önceden sezerse de (ki genelde sezer) geriye oynardı (ki genelde geriye oynar).

Hagi'nin Kewell - Emre Çolak değişikliği birçoklarına göre 1-1'de geldiği için maç kurtarma hamlesiydi. Bence alakası yok. Bu, ezbere yapılmış bir değişiklikti. Kewell fizik olarak hazır değil, ve skor orada ne olursa olsun onun yerine Emre Çolak girecekti. Emre bugün A takıma çıktı çıkalı en olumlu futbolunu oynadı diyebiliriz. Solda çok etkili ataklar geliştirdi. Kendi efektif olduğu kadar Insua'yı da oyuna kattı ve o harika son golün güzel asistini yaptı.

Son golden bahsetmişken, Pino'dan bahsetmeden olmaz. Pino bugün iki güzel gol attı. Özellikle ikinci gol, bu topraklara ait değil. Tamamen yetenek kokuyor. Emre 'nin pası da çok güzel. Ancak bir sorunu var Pino'nun. Ayağının içiyle yumuşak bir vuruş yapmıyor hiç. Ya da topun dibine hafifçe girmiyor. Mutlaka bir tavana asma, topu kaleciyle birlikte içeri sokma isteği var. Bugün bu saydıklarımı yapsa 2 gol daha atabilirdi pekala. Onun dışında beğeniyorum ben kendisini. Ayağından topu almak zor (bu kendi takım arkadaşları için de geçerli ama olsun).

Yine de bence maçın oyuncusu Elano'ydu. Elano'nun her halinden huzursuz olduğu belli. Bugünü bir gol bir asistle kapattı. Onun dışında forvet arkasında çok etkiliydi. Sorumluluk aldı. Attığı golde yaşadığı duygu patlaması önemli. Bu tarz maçlarla güveni yerine geldikçe takıma olan aidiyet duygusu artacak ve katkısı da çoğalacaktır.

Netice itibariyle ölçü olacak bir maç olmadı. Ancak yine de moral açısından iyi oldu. İyi oynamaya ihtiyacı olanlar iyi oynadı. Darısı bugün oynamayan Misimovic'in de başına.

8 Kasım 2010 Pazartesi

STSL Maçları Flash TV'den Verilsin!

Bütün maçların şifreli verildiği, maç özetlerinin sadece tek bir açık kanaldan gösterildiği, bulunmaz hint kumaşı muamelesi gören STSL maçlarına bir bakın, sonra da açık kanaldan izlediğimiz Bundesliga ve La Liga maçlarına bakın. (Bu liglerin kendi ülkelerinde şifreli kanaldan verilmesi mesele değil, beni bu yazıda ilgilendiren nokta Türkiye'de izleyebildiklerimiz.)

Ben, adamakıllı paslaşmaların yapıldığı, temponun neredeyse hiç düşmediği, modern futbolun her ayrıntısına ulaşabildiğimiz bu maçları açık kanaldan izleyebiliyorken; kör dövüşünden başka bir şeye benzemeyen, iki pasın üst üste yapılamadığı, herkesin durarak oynadığı çağ dışı Türkiye Ligi'ni dijital kanaldan HD kalitesiyle, Spider Cam ile izlemişim ne fayda?

Bundesliga ve La Liga takımlarının oynadığı futbolu sinemayla bağdaştırdığımızda onların oynadığı futbolu iyi bir sinema filmi olarak kabul edersek, bizdeki oynanan futbol olsa olsa Gerçek Kesit'tir. Gerçek Kesit gibisi de ancak Türkiye'de talep görür. Üç kuruşluk prodüksiyona Robert de Niro'yu getirseniz ne yazar? (Guti, Misimovic, Elano vb...)

İşte bu yüzden futbol algımıza tecavüz eden STSL maçlarının yayın haklarının sembolik bir maliyetle Flash TV'ye verilmesini ve maçların da Flash TV'den yayınlanmasını talep ediyorum. Söz veriyorum izlemeyeceğim!

Mevlüt Erdinç Baskıyı Attı

Mevlüt Erdinç, dün takımı Paris Saint Germain'in Marsilya'yı 2-1 yendiği maçta attığı ilk golle bu sezonki 3. golünü de atmış oldu. Bu gol, aslında alelade bir golden de fazlası.

Mevlüt, haftalardır tartışılıyor Fransa'da. Bu sezonki durgun görüntüsü nedeniyle çokça eleştiriliyor. Sezon başından bu yana oynadığı maçlarda sadece iki gol atıp bir asist yapabilen Mevlüt, üç gol atıp bir asist yapabilen forvetteki partneri Guillaume Hoarau ile birlikte eleştiri oklarının hedefi olmuş durumdayken dün oynana maç, iki oyuncu içinde ilaç oldu. Birer gol atan Mevlüt ve Hoarau, eleştirilerden şimdilik kurtulmuş oldu.

Geçtiğimiz sezon gösterdiği başarılı performansın ardından yaz dönemi transfer sezonunda Newcastle United, Everton ve Galatasaray gibi kulüplerin ilgisini çeken ancak kulübü tarafından transferine izin verilmeyen Mevlüt, bu sezon zor günler geçiriyordu. En son olarak ligin dokuzuncu haftasındaki Toulouse deplasmanında gol atabilen Mevlüt, son haftalarda harcadığı önemli gol fırsatları ile gündemdeydi ve 23 yaşındaki oyuncu, geçtiğimiz Perşembe gecesi UEFA Avrupa Ligi’nde Borussia Dortmund karşısında kaçırdığı gollerden sonra Parc des Princes’de ilk kez ıslıklandı.

Her şeye rağmen, Paris Saint Germain teknik direktörü Antoine Kambouare'nin Mevlüt'e sahip çıkıyor olması güzel bir şey tabii. Kambouare, Mevlüt’le ilgili sorulara “Son zamanlarda şanssız ve bu onun için hiç kolay değil. Ancak bu durum, takım puan kazandığı sürece onu kötü etkilememeli. İnanıyorum ki ilerleyen haftalarda eski haline dönecek ve bize maç kazandırmak için ne gerekiyorsa yapacaktır” şeklinde cevap vermiş. Bizde olsa muhakkak daha farklı olur. Sezon başında Semih Şentürk'ün gol attığı bir maçın ardından Aykut Kocaman'ın yaptığı "acaba Niang alındı diye mi böyle oynadı" şeklindeki yorum halen zihnimizde.

Takım arkadaşları ve bu hafta başında kendisiyle özel olarak görüşüp güvenini tazelemesini sağlayan teknik direktörünün de desteğini alan Mevlüt, içinde bulunduğu zor durumu soğukkanlılıkla karşılamış belli ki. Mevlüt’ün bu durum karşısında motivasyonunun üst düzeyde tutması bir futbolcu için büyük avantaj. Takım arkadaşı Claude Makelele, Mevlüt’ün formunu kısa zamanda arttıracağına inandığını söyleyerek, tüm takım olarak onun arkasında olduklarını da eklemişti, ki bu da bizim pek alışık olmadığımız türden bir davranış. Bizde genelde otobüs arkasında o oyuncunun ne kadar para aldığının dedikodusu yapılır genelde. Üstelik bunu en yaşlısından en gencine herkes yapar utanmadan.

Paris Saint Germain’in dün ligde karşılaştığı Marsilya’nın teknik direktörü Didier Deschamps da geçen hafta yaptığı açıklamada her futbolcunun bu tarz formsuz dönemleri olabileceğini belirterek, Mevlüt’ün bu hafta kendi maçlarından sonra daha iyi bir performans sergileyeceğine inandığını söylemişti. Deshamps'ın yanıldığını görmek güzel tabii :)

7 Kasım 2010 Pazar

Bir Çuvar İncire Garez / Trabzonspor:2 Galatasaray:0

Bir kere tadı kaçmıştı. Uzun süredir ne kendisi Galatasaray'da olmaktan keyif alıyordu ne de Galatasaray taraftarı onun oyunundan memnundu. Yeri geldi onca yetersizliğine rağmen nereden geldiğini anlamadığım bir özgüvenle Rijkaard'ı eleştirdi ya da ona amiyane tabirle gider yaptı. Yine de kendisinden vazgeçilmedi. Rijkaard gönderilip Hagi getirildi. O yine aynı yerinde, yaptıkları yanına kalmış bir şekilde durmaya devam etti. Bazı şeylerin üzeri örtüldü. Unutturulmaya çalışıldı. Ancak patlak teker bugün itibariyle iflas etti. Bugünkü fahiş hatadan sonra Hagi umuyorum ki Servet Çetin'e bir daha forma yüzü göstermez. Hoş, böyle bir şey olacağını sanmıyorum ama umut işte. O hataları Servet yapacağına Ali Turan yapsın, razıyım. Yeter ki teknik direktörünü satan adam artık bir şeylerin bedelini ödemeye başlasın.

Bugün Servet'in Engin Baytar'a topu kaptırıp Galatasaray'ın golü yemesine neden olan pozisyon, tamamen sarı kırmızlı taraftara saygısızlık, teknik direktörüne ayıptır. O bölgede topu öyle laubalice kaptıran adamın zekasından da şüphe duyarım, iş ahlakından da. Servet Çetin gibi yetenekleri kısıtlı bir adam, bindiği dalı kesmemeli. Biraz zeki olmalı. Ne yazık ki ben kendisinin, bizim kadar bile üzüldüğünü sanmıyorum.

Maça dönecek olursak, Hagi'nin tamamen hatalı oyuncu değişiklikleri sebebiyle maçı elleriyle Trabzonspor'a hediye ettiğini söyleyebiliriz. Oysa sahaya gayet makul bir taktikle çıkmıştı. Kendi kurmadığı takımı ancak böyle bir taktikle ve dirençli bir şekilde sahaya sürüp başarılı bir sonuç alabilirdi. Ancak ne zaman ki Cana'yı çıkarıp Barış'ı soktu, işte o dakika orta sahayı Trabzonspor'a vermiş oldu. Zaten bu değişikliğin 10-15 dakika sonrasında da Umut Bulut'un golü geldi. Orada çıkan oyuncunun Mustafa Sarp olması gerektiğini söylemekten dilimizde tüy bitti artık. Geçen hafta da aynı, bu hafta da. Muhtemelen haftaya da aynı olacak. Mustafa Sarp-Barış-Ayhan üçlüsü aynı anda sahada olduktan sonra Trabzonspor hiçbir engelle karşılaşmadan Galatasaray ceza sahasına kadar inmeye başladı. Aynı şekilde Misimovic-Kewell değişikliği de bana göre fiyaskoydu. O dakikada dili dışarıda gezen Elano'nun dışarı alınması tek doğru karar olurdu herhalde. Kewell sağ tarafta da oynar. Kimse oynayamazsa Pino sağa geçer, Kewell tek forvet olarak oynar. Misimovic sağa çekilebilir. Alternatif bol... Hagi'nin takımı tanımak için biraz daha zamana ihtiyacı var anlaşılan.

Galatasaray'da en çok Insua'yı beğendim. Eğer Hakan Balta iyileşince Insua kesilirse yazık olacak. Takımda ne yaptığını bilen, futbolcu gibi futbolcu diyebileceğimiz tek adamdı bugün.

Trabzonspor da öyle ahım şahım bir top oynamadı bugün. Özellikle Selçuk-Colman ikilisi, Cana çıkana kadar hiçbir varlık gösteremedi. Ben en çok Engin Baytar'ı beğendim. Tamamen farklı bir oyuncu oldu Engin. Hücumdaki yaratıcılığına ek olarak savunmaya yönelik de iyi işler yapıyor. Bu şekilde devam ederse Ayhan'ın iyi zamanlarındaki seviyeye gelebilir. İyi bir çift yönlü orta saha oyuncusu olur. Nitekim ilk golde de Servet'in ayağından topu söken adamdır. Umut Bulut'u da beğendiğimi söyleyebilirim. Ki aslında her zaman beğenirim Umut'u. Yerli golcü sıkıntısında iyi bir alternatiftir. Çizgisi değişmez. Çok harika işler beklememek gerekir tabii ama yine de yaptığı işlerin de azımsanmaması lazım. Hele ki Baros'un yokluğunda Baros'un yaptıklarına yakınını yapabilecek yegane adamdır Umut. Keşke zamanında düşünülebilseydi Galatasaray için. Bir ara adı geçiyordu ancak ciddi olunsa alınırdı diye düşünüyorum. Çünkü o da çok mutlu değil Trabzon'da.

Galatasaray'da Pino'nun bugün rahat oynayacağını düşünüyordum. Giray-Egemen ikilisi maden olabilirdi onun için. Ancak o biraz daha orta sahaya yakın oynamayı tercih etti. Bir pozisyonda yapması gerekeni yaptı, onda da ceza alanı içinde makasa alındı zaten. Ancak hakem de bu net penaltıyı vermedi.

Galatasaray, çok şaşırtıcı bir mağlubiyet almadı bugün. Ancak tabii ki zirve yarışı için büyük darbe. Hoş, zirve konusunda iddiası da kalmadı artık takımın. Yarış falan biraz iyimser kelimeler. En azından UEFA'ya falan gidebilse öpüp de başımıza koymamız lazım.

Kategoriler

201 afrika uluslar kupası 2010 dünya kupası 2014 dünya kupası a milli takım a2 ligi abdul kader keita abdullah avcı adana demirspor adanaspor adnan polat adriano ajax akhisarspor alanyaspor alex de souza alexis sanchez ali sami yen stadı almanya alpaslan dikmen altay amerika birleşik devletleri andre santos andrea pirlo ankaragücü ankaraspor anket antalyaspor arda turan arjantin arsenal arsene wenger as monaco atınç nukan atletico madrid aurelien chedjou avustralya aydın karabulut aykut erçetin aykut kocaman azerbaycan aziz yıldırım ballon d'or bank asya 1. lig barcelona başakşehir batuhan altıntaş batuhan karadeniz bayer leverkusen bayern münih bekir irtegün belçika benfica bertul kocabaş beşiktaş Beşiktaş ve City blogtivi bogdan stancu bolton wanderers boluspor borussia dortmund bosna hersek braga brezilya bucaspor bundesliga burkina faso bursaspor bülent ataman bülent korkmaz bülent uygun bülent ünder caner erkin celal kıbrızlı celtic cem sultan cesc fabregas ceyhun eriş ceyhun gülselam cezayir championship chelsea christoph daum claudio bravo claudio caniggia claudio pizarro claudio taffarel copa america corinthians cristiano ronaldo cska moskova cüneyt çakır çaykur rizespor daniel güiza danimarka david villa deniz kadah denizlispor deportivo la coruna didier drogba didier zokora diego maradona dirk kuijt diyarbakırspor doğaüstü futbol gerçekleri dunga dynamo dresden egemen korkmaz eintracht frankfurt elano elazığspor elvir baliç emiliano insua emmanuel emenike emre can erdoğan arıca eskişehirspor euro 2012 euro 2016 fabio bilica fanzin faryd ali mondragon fatih terim fc sion fc twente felipe melo fenerbahçe fernando muslera ferudun tankut fifa fildişi sahili formalar frank lampard frank rijkaard fransa franz beckebauer futbol sandığı galatasaray gana gaziantepspor gençlerbirliği genoa getafe gheorghe hagi giampaolo pozzo gine gino pozzo glasgow rangers gökhan inler gökhan töre gökhan ünal göztepe granada greuther fürth guillermo ochoa gurbetçi futbolcular guti guus hiddink güncel güney afrika güny kore güvenç kurtar haftanın ardından hakan arıkan hakan çalhanoğlu hakan şükür hakemler hamburg hamit altıntop hannover 96 harry kewell hasan kabze hayrettin demirbaş hertha berlin hırvatistan hikmet karaman hollanda honduras hugo almeida ibb ibrahim üzülmez ibrahima yattara iddaa ilkay gündoğan inceleme incleme ingiltere inter irlanda cumhuriyeti ispanya istanbulspor isveç isviçre italya ivica olic j-league japonya jerry akaminko johan elmander jose mourinho jupp heynckes juventus jürgen klopp kadir has stadı kamerun kardemir karabükspor karlsruhe karşıyaka kasımpaşaspor kasper hjulmand kayserispor keylor navas kıymeti bilinmeyenler kocaelispor kolombiya konyaspor kosta rika kulüpler birliği la liga lazio lefter küçükandonyadis leipzig lens ligue 1 lionel messi liverpool livorno lokomotif moskova lomana lualua los galacticos lucas neill lugano lyon maç öncesi maç yorumu mahmut özgener mainz mali mamadou niang manchester city manchester united manisaspor mario balotelli mario götze marius alexe marsilya martin palermo mateja kezman medhi benatia mehmet ali aydınlar mehmet ekici meksika melih gökçek mersin idman yurdu mert günok mesut bakkal mesut özil metin diyadin metin oktay metin tekin mevlüt erdinç mhk michael owen michael skibbe milan milan baros miroslav klose muhammed demirci muhammet reis mustafa denizli mustafa yücedağ nadir çiftçi napoli necati ateş necip uysal newcastle united nicolas anelka nijerya nostalji notts county nuri şahin nürnberg oğuz çetin oğuz sarvan oğuzhan özyakup olcan adın olympiakos orduspor orhan şam osc lille oscar cordoba ömer toprak panathinaikos paok paraguay pep guardiola pierre webo portekiz porto portsmouth premier league premier lig psg ptt 1.lig radamel falcao rafael benitez rais m'bolhi raymond domenech real madrid real sociedad rıdvan dilmen ricardo quaresma rigobert song river plate robert lewandowski roberto carlos robinson zapata roma romario ronaldinho ronaldo rosenborg sabri sarıoğlu sakıp özberk samet aybaba samir handanovic sampdoria samsunspor schalke 04 selçuk inan selçuk şahin semih şentürk senegal sercan sararer serdal adalı sergen yalçın serie a servet çetin sezer öztürk shakhtar donetsk sırbistan simao sabrosa simon kuper simon zenke sinan bolat sinan engin sivasspor slaven bilic slovakya slovenya spor basını sportivi st etienne stefan scepovic stoke city stsl stuttgart süleyman koç süper final şampiyonlar ligi şenol güneş şili tayfun korkut temur ketsbaia tff thierry henry tim howard tim krul tolgay arslan tolunay kafkas tottenham hotspur toulouse trabzonspor transfer tsg 1899 hoffenheim tsl tugay kerimoğlu tunus türk telekom arena twitter u20 udinese uefa uefa avrupa ligi ufuk ceylan unutulmaz ikililer uruguay ümit karan ümit kayıhan ünal aysal valencia vfl wolfsburg villarreal vincent enyeama volkan şen watford wayne rooney werder bremen wesley sneijder yekta kurtuluş yeni zelanda yeşil burun adaları yıldırım demirören yılmaz vural yunanistan yunanistan süper ligi yusuf şimşek yücel ildiz zenit ziraat türkiye kupası ziya doğan zlatan ibrahimovic zoran simovic zvjezdan misimovic

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails