6 Şubat 2010 Cumartesi

Kayserispor:0 Galatasaray:0 / Skorun Ardında Görülmesi Gerekenler

Maçtan önce Galatasaraylılar arasında bir anket yapılsa, büyük bir çoğunluk beraberliğe razı olurdu herhalde. Ancak eminim ki şu an o çoğunluk galibiyet alınamadığı için tatminsiz. Bu sebeple belki oynanan futbol bile yetersiz geliyor olabilir.

Uzun bir aradan sonra gol yemeden böylesine önemli bir maçı tamamlamak bile başlı başına bir artıyken, orta sahada mücadele olarak üst düzey denilebilecek bir performans sergilemişken, atılacak bir golün kıymeti çok büyük olurdu şüphesiz. Unutmayalım, karşı tarafta sezonun en kusursuz performanslarından birini sergileyen, istikrarlı Kayserispor var. Gol kralı Makukula ve onun dilinden çok anlayan Cangele-Mehmet Eren ikilisi var. Ligin en sert ve makul savunma hatlarından birisi var. Alınan sonuç, kötü bir sonuç değil. Oynanan futbol da umut verici. En azından geçen hafta Denizlispor karşısında oynanan futbolla kıyas bile kabul etmez.

Maçın en iyilerinden başlayalım. Kadrolar geldiğinde hepimiz şaşırdık ve daha maça başlamadan bir şok yaşadık. Öyle ya da böyle savunmanın en güvenilir ismi Servet Çetin'in yerine Emre Güngör yazıyordu ilk 11'de. Servet'in soğuk algınlığı nedeniyle böyle bir karar alınmıştı ve karşı tarafta devasa fiziğini son derece başarılı bir şekilde kullanabilen Aziza Makukula gibi bir isim vardı. İkisi de orta boylu stoper olan Emre-Neill ikilisi bu adamla nasıl başa çıkabilecek diye düşünüyordu insan ister istemez ancak korkulan olmadı. Geldiği sezonki harikulade performansına en yakın, belki de daha iyi bir performans ortaya koydu Emre Güngör. Neill de her geçen gün takıma daha fazla ısındığını gösterdi. Savunmadan gerçek anlamda liderlik yaparken, bir yandan da takımın savunmadan çıkarken daha derli toplu çıkmasını sağladı. Hemen önlerindeki Mustafa Sarp-Mehmet Topal ikilisi top kullanma konusunda özellikle ilk yarıda aksarken, ikinci yarıda durumu biraz daha fazla idare edebilmeyi başardılar. Burada Elano'nun topu daha çok istemesi, daha geriden top alması yararlı olabilir.

Savunma kenarları ise şu anda başlı başına bir sorun. Uğur da Caner de sıkıntı yarattı bugün. Belki savunma anlamında fazla baş ağrıtmadılar ancak top kullanma ve ileri çıkışlarında kötü zeminin de katkısıyla çok hata yaptılar. Özellikle Caner'in dağlara taşlara gönderdiği birkaç top var ki, zeminin etkisini görmemek imkansız. Yani böylesi harika bir stat yapıyorsun ancak zeminini ideal seviyeye getiremiyorsun. Bu durum senin takımını da olumsuz etkiliyor oysaki. Hani rakibi oynatmamaya çalışan ezik bir Anadolu takımı olsan anlarım. Ama sen de gol atmaya mecbur, üst sıraları hedefleyen, dolayısıyla futbol oynamak zorunda olan bir takımsın. Kayserispor yönetiminin bu sorunu çözmesi şart.

Galatasaray ileri ucu, şu anda en karanlık bölge. Orada kim nerede ne şekilde oynayacak, kesinlikle belli değil. Bir maç Giovani'yi, bir maç Arda'yı orada görebiliriz. Haa, oranın ilacı bu iki isim midir? Asla... Bugün sağda Keita, solda Gio, ileri uçta ise Arda vardı. Peki Arda en verimli olduğu yerde, yani solda olsa, Gio en verimli olabildiği yerde sağda olsa, Keita ise bu takımda santrafor olarak oynayabilecek en yetkin oyuncu olarak ileri uçta oynasa daha iyi olmaz mıydı? Bence olurdu. İleri uçtaki oyuncu fizik olarak iki stoperle boğuşabilecek, pres yapabilecek ve kafa topu alabilecek bir oyuncu olmalı. Bu takımda o isim ne Arda'dır ne de Gio'dur. Olsa olsa Keita'dır, hatta Barış'tır... Ve bence Barış bu işi ciddi ciddi kotarabilecek bir oyuncudur. En azından Arda ve ya Gio oynayacağına, altyapıdan Cem Sultan'ı Anıl Dilaver'i de çağırmıyorsan, Barış'ı orada değerlendirebilirsin.

Yine de beni tatmin eden bir oyun vardı bugün sahada. Mücadele vardı en azından. Antalya maçındaki ölü toprağı atılmıştı ve Atletico Madrid maçı için umut veren, derli toplu, daha da derli toplu olacağı belli bir Galatasaray vardı. 2-3 hafta daha böyle gidecek mecburen. Sakatlar takıma dönebilirse ve yeni sakatlar eklenmezse işin rengi çok olumlu yönde değişecektir.

5 Şubat 2010 Cuma

Beşiktaş:4 Gençlerbirliği:1 / Kenar Etkisi


Çok fazla ayrıntıya girmeyeceğim. Maçı koparan ana unsura ağırlık vermeye çalışacağım daha çok.

Tabii öncelikle maçı iki parçaya bölmek lazım bana göre. 2-1'e kadarki kısım ve 2-1'den sonraki kısım... 2-1 olana kadar, bu sezonki diğer Beşiktaş maçlarından pek fazla farkı olmayan (mücadele olarak daha üst seviyede) bir maç izledik aslında. İki taraf da çeşitli pozisyonlar buldu ancak değerlendiremediler. Sivok'un golündeki organizasyonun hakkını yemeyelim bu arada. Paslaşmalardan son vuruşa kadar baştan aşağıya kalite kokuyordu. Sonradan beklenen oldu ve Gençlerbirliği beraberlik golüne ulaşabilmek için rakibine baskı koydu. Golü de oyuna sonradan dahil olan ve oynadığı zaman diliminde bana göre gayet etkili bir görünüm ortaya koyan Hurşit attı. Tabii golün dışında bolca pozisyona girip değerlendiremeyen Kahe, Mustafa ve Burhan'ı da es geçmeyelim. Ankara takımının oyunda bir süre de olsa dominant olmasının en büyük sebepleridir.

Gençlerbirliği ataklarından bahsederken, Beşiktaş'ı da es geçmemek lazım. Onlar da gol bulabilecekleri ataklar geliştirdiler ancak asıl film, kenardan gelen hamleyle koptu. Tello ve Nihat'ın yerine Holosko ve Yusuf'un alınması, skora direkt olarak yansıdı. Özellikle Yusuf, bu sezonun başından bu yana kayıpları oynarken, bugün sahanın en iyilerindendi. Oynadığı zaman diliminde skora etki eden pozisyonların hemen hemen tamamında onun adı vardı. Bunu artık kim düşündüyse (Mustafa Denizli'nin bir telefonuyla mı oldu yoksa Tayfur Havutçu'nun inisiyatifi miydi bilmiyorum) tebrik etmek gerek. Kenardan müdahele ancak bu kadar başarılı olabilirdi. Tabii Yusuf'un bu sezonki hali düşünülürse büyük bir riskti ancak bu riski almaya değdi.

Tabata da bugünün iyilerindendi Beşiktaş adına. Orta sahadan aldığı topları büyük bir hızla rakip ceza sahasına taşıyıp, ya güzel paslarla ya da şutlarla rakip kalede tehlike yarattı ve bunun semeresini de attığı müthiş golle aldı. Tabii asistin Yusuf'tan geldiğini bir kez daha yazmam lazım.

Günün diğer başarılı isimleriyse, Sivok, İbrahim Üzülmez (bu yaşta bu enerji) ve Bobo idi.

Acaba bundan sonrası nasıl olur? Bu oyun sürdürülebilir de istikrar yakalanır mı, yoksa eskiye mi dönülür? Bu durum ilerleyen haftalarda ortaya çıkacak. Ancak ne olursa olsun, Beşiktaş bu yarışı son haftalara kadar bırakmayacak gibi.

3 Şubat 2010 Çarşamba

İdmanda Baklava

80'lerde ve 90'larda özellikle üç büyükler diye tabir ettiğimiz takımlarımızda sıklıkla gördüğümüz bir tabloydu bu. Sonraları anadolu takımlarında da zaman zaman rastlamışlığımız vardır.

Üst üste alınmış birkaç kötü sonuç ve taraftarın tepkileri sonucunda iyice özgüven kıyımına uğrayan futbolcuları kendilerine getirmek, az bir şey olsun yüzlerinin gülmesini sağlamak için taraftarın yaptığı bir kadirşinaslık olarak niteleyebiliriz. İdmana gelen 15-20 kişilik taraftar grubu, bir elinde baklava sinisi, diğer elinde bir buket çiçekle, takımın kaptanına yanaşır, siniden parmakladığı bir diki baklavayı da kendi elcağızlarıyla tuttuğu takımın oyuncusunun ağzına ekleştiriverirdi. İnanılmaz keyifli bir ritüeldi. Hani ertesi gün gazetede olayın fotoğraflarını görünce benim bile moralim düzelir, "oh be nihayet takımın taraftarla arası düzeldi" diye içimi rahatlatırdım. Bu tarz günlerde türk futbolcuları kendi içlerinde bir nevi bayram yaşar, yabancılar da olan biteni kavrayamamanın verdiği şaşkınlık ve baklavanın tadının verdiği mayhoşlukla siniye ardı ardına hamleler yaparlardı. Tesirli miydi peki bunlar? Hakikaten, bu baklava mevzusunun ardından birkaç hafta seri galibiyetler alınmışlığı da vardır. Etkisine inanıyorum ben şahsen.

Tabii taraftarın işi gücü yok, Baklava çiçek getirecek futbolculara. Yok öyle bir şey. Bu tarz organizasyonlar, muhtemelen yöneticilerin başının altından çıkma, Birkaç gönüllü taraftarın cebine 3-5 kuruş koyup, "bak olm koskoca gs/fb/bjk kaptanın ağzına vereceksin kendi ellerinle" gazlamaları sayesinde oluşan güzelliklerden başka bir şey değildi.

Not: Yukarıdaki fotoğraf, Ödemiş Bld. Spor idmanından bir görüntüdür.

2 Şubat 2010 Salı

Hayrettin Demirbaş Geri Döndü!

Galatasaray'ın ve milli takımın eski kalecisi Hayrettin Demirbaş, Niğdespor'la imzaladığı sözleşme neticesinde 47 yaşında yeşil sahalara geri döndü. Niğdespor teknik direktörü Cevdet Sancaklı'yı kıramadığı için bu kararı aldığını açıklamış ve yeni takımıyla 3. lige çıkma mücadelesi verecek. Ben onun tekrardan futbol oynama kararına sevindim nedense. Ne diyelim? Yapma Hayrettin! Hayrettin... Yapma... Ahh...

Haftanın Ardından 09/10 - 19

Gollü olarak kabul edebileceğimiz bir haftayı geride bıraktık. Kadrolar yenilendi. Takımlar, bu sezon için son şanslarını da kullandı ve iş sadece performansa kaldı. Artık söz daha çok futbolcularda ve teknik ekiplerde.

Haftanın sonuçlarına geçmeden önce, yukarıda da gördüğünüz puan cetvelinde yavaş yavaş bazı şeylerin şekillendiğini görebiliyoruz. Tepedekiler ve diptekiler biraz daha belirginleşiyor. Sergilenen oyunlara da bakınca, kimlerin düşmeye oynayacağı, kimlerin birkaç hafta sonra çok rahat nefes alacağını kestirmek pek de güç değil.

Antalyaspor 0 - 1 Beşiktaş
İBB 4 - 2 Kasımpaşa
Diyarbakırspor 1 - 2 Trabzonspor
Manisaspor 0 - 0 Ankaragücü
Bursaspor 3 - 1 Eskişehirspor
Gaziantepspor 0 - 1 Kayserispor
Sivasspor 1 - 5 Fenerbahçe
Denizlispor 1 - 2 Galatasaray

Lider Fenerbahçe, bu hafta muazzam bir skorla döndü Sivas'tan. Tabii bu güzel skor ve rahat futbolun çeşitli nedenleri var. Ben ilk neden olarak takımdaki cezalı yabancıların yerine oynayan yerli rotasyon oyuncularının azmini, yabancılar oynadığında iyice sümsükleşen takımın ısıran bir takıma dönüşmesini ve ardından da diğer neden olarak Sivasspor sahasının alttan ısıtma sistemi sayesinde buzlanma yapmadan, futbol oynamaya elverişli hale getirilmiş olmasını görüyorum. Sezon başından bu yana yüzlerine bakılmayan Uğur Boral ve Semih Şentürk ikilisi 2'şer golle maçı getirdi resmen. Ancak iki hafta sonra yabancılar oynayacak duruma geldiğinde kulübeye oturacaklar bir şekilde. Sivasspor ise beni hayal kırıklığına uğrattı diyebilirim. En azından bir beraberlik bekliyordum eksik Fenerbahçe'ye karşı. Ancak dirençleri iyice zayıflamış. Tek bir olumlu gelişme var. O da kaptan Mehmet Yıldız'ın golle dönmesi oldu. İlerleyen haftalarda kaptanın ne ölçüde katkı yapacağını hep birlikte göreceğiz.

Galatasaray da bu hafta düşme hattındaki bir takım olan Denizlispor'la oynadı. Herkes galibiyete inanıyordu. Nitekim öyle de oldu. Tabii yine burnumuzdan gelerek. Yani böyle bir maçta öne de geçmişken neden berabere duruma gelinir de rakip umutlandırılır, saldırması sağlanır. Hiç yapamayacakları kadar iyi oynamalarına çanak tutulur? Adamlar kendi kalemlerindeki takımlara karşı oynamadıkları kadar hırslı oynadılar Galatasaraylı oyuncuların işi savsaklaması sayesinde. Ki o dediğim takımlara da Galatasaray'a karşı ortaya koydukları mücadeleyle karşı koysalar şimdi 7 puanları değil, belki 27 puanları olacaktı. Galatasaray'da yeni transferler Neill, Jo ve Dos Santos forma giydiler. Neill ve Jo bence her maç daha çok alışıyorlar. Zaten Jo da golünü attı. Sonradan oyuna giren Dos Santos ise kendisini gösterme telaşındaydı. Birkaç gereksiz top kaybı yaptı ancak uyum sürecini atlattığında çok faydalı olacak belli ki.

Bursaspor, evinde Eskişehirspor'u yenerken, hiç de şaşırtmadı. Yine etkili ve istekliydiler. Bol bol da pozisyona girmişler özetlerden izlediğimiz kadarıyla. Sezon sonuna kadar bu çizgide giderler bir aksilik çıkmadığı takdirde. Eskişehirspor ise işleri biraz daha sıkı tutmalı. Son olarak Aydın Yılmaz'ı kiralanmışlar. İyi bir seçim olabilir. Eğer Rıza Çalımbay gerektiği gibi tatlı sert davranırsa, Aydın kendisini tekrar kanıtlama gayretiyle Eskişehir'e katkı yapabilir.

Kayserispor da bu haftayı kayıpsız geçerek, arayı açan zirve takımları arasına ismini yazdırdı. Makukula boş geçmiyor. Yine çok rahat bir pozisyon ve yine net bir gol... Sakatları da takıma katıldıktan sonra çok daha etkili bir Kayserispor izleyeceğiz.

Haftanın karlı takımlarından biri de Beşiktaş oldu. Normalde galibiyete uzak bir futbol sergilemelerine rağmen, hakemin de hediyesi diyebileceğimiz bir penaltı golüyle 3 puanı aldılar. Bu takımda herkes Ernst, herkes Fink olduğu zaman işler çok rahatlayacak. Neyseki Ferrari dönüyor. En azından Ernst ve Fink'in yanına aynı verimi verebilecek bir kişi daha ekleniyor. Bu arada yabancı konusu çok sıkıntılı. Delgado için hangi oyuncu gönderilecek diye düşünürken, bir anda Delgado'nun tekrar askıya alınmasıyla sonuçlandı olay. Burada en zayıf halka Tabata'ydı ancak teknik yönetim, ona güvendiğini tescillemiş oldu bu hareketle. Bundan sonra iş Tabata'ya kalıyor.

Şenol Güneş'le tekrar çıkışa geçen Trabzonspor, çok zorlu bir deplasman olan Diyarbakır'dan 3 puan çıkararak zor bir işe imza attı. Puan kaybı olsa kimse fazla tepki göstermezdi herhalde. Karşılarında her soruna rağmen her maçta fazlasıyla istekli oynayan, ve kolay teslim olmayan bir Diyarbakırspor vardı. Engin Baytar da böyle zamanlarda gerekirse maç alması gerektiğini hatırlamış olsa gerek. Onda o yetenek var...

İBB, ilk yarısını 2-0 geride kapattığı maçta Kasımpaşa'yı 4-2 ile geçti. Fazla bir şey söylemeye gerek var mı? Burada söylenecek şey, genç oyuncuların oynaması ve Tevfik'in gol atması. Türk futbolunun bir golcü çıkarması gerektiği şu zamanlarda Tevfik'in performansı çok önemli.

Haftanın en sıkıcı maçı şüphesiz Manisaspor-Ankaragücü maçıydı. Ankaragücü'nde yeni transfer Rothen de forma giydi. İki takım, bu gollü haftanın golsüz tek maçının taraflarıydı. Düşme mücadelesinde önümüzdeki haftalarda zor bir yarış içerisinde olacaklar.

Haftanın Takımı: Fenerbahçe, İBB
Haftanın Golü: Engin Baytar'ın ilk golü
Haftanın Futbolcusu: İskender Alın (İBB)
Haftanın Olayı: Yıldırım Demirören'in tekrardan Beşiktaş Başkanı olması
Haftanın Hayal Kırıklığı: Yıldırım Demirören'in tekrardan Beşiktaş Başkanı olması

1 Şubat 2010 Pazartesi

Yine Yeni Yeniden...

Bir kulüp, geleceğine nasıl ipotek koyabileceğinin dersini verdi dün yine. Yıllardır şikayet ettikleri Yıldırım Demirören'in karşısına ciddi bir rakip çıkaramaz mı koca Beşiktaş camiası. Bu camiada bir tane başkanlık yapacak adam yok mudur? Bu iş Murat Aksu'lara, Yıldırım Demirören'lere mi kalmıştır? Adama 3 lira borcunuz vardı, artık 5 lira olur. Gidilir Anadolu'dan vasat bir yabancıya 15 milyon euro sayılır, borç 7'ye çıkar falan. Bunu da Yıldırım Demirören kendi keyfi kararlarıyla yapar. Sonra sittinsene kalkmaz o koltuktan.

Olmasanız Daha İyiymiş Be

Fenerbahçeli arkadaşların tabii ki bu konu hakkında söyleyecek daha çok sözü vardır ancak aklıma gelmişken yazayım dedim. Muhtemelen dün Sivasspor karşısında alınan galibiyet, Fenerbahçe'nin oynamayanları ve oynayanları bir arada düşünüldüğünde hemen hemen herkesin dikkatini çeken bir şey var. Yabancılar olmadan daha bir etkili sanki Fenerbahçe. Dün Lugano, Andre Santos, Cristian ve Güiza gibi oyuncular yoktu. Eh, kime sorsanız takımdaki en etkisiz isimlerde Bilica, Vederson ve Alex'ti. Aylardır yüzüne bakılmayan Semih ve Uğur Boral toplamda 4 gole imzasını attı...

Ben saydım, siz alt alta koyup toplayın. Sanırım yabancı oyuncu seçimlerini bir değil, defalarca gözden geçirmeli Fenerbahçe yönetimi. Dünyadaki başka coğrafyalara açılmanın zamanı gelmiş de geçiyor gibi.

Kategoriler

201 afrika uluslar kupası 2010 dünya kupası 2014 dünya kupası a milli takım a2 ligi abdul kader keita abdullah avcı adana demirspor adanaspor adnan polat adriano ajax akhisarspor alanyaspor alex de souza alexis sanchez ali sami yen stadı almanya alpaslan dikmen altay amerika birleşik devletleri andre santos andrea pirlo ankaragücü ankaraspor anket antalyaspor arda turan arjantin arsenal arsene wenger as monaco atınç nukan atletico madrid aurelien chedjou avustralya aydın karabulut aykut erçetin aykut kocaman azerbaycan aziz yıldırım ballon d'or bank asya 1. lig barcelona başakşehir batuhan altıntaş batuhan karadeniz bayer leverkusen bayern münih bekir irtegün belçika benfica bertul kocabaş beşiktaş Beşiktaş ve City blogtivi bogdan stancu bolton wanderers boluspor borussia dortmund bosna hersek braga brezilya bucaspor bundesliga burkina faso bursaspor bülent ataman bülent korkmaz bülent uygun bülent ünder caner erkin celal kıbrızlı celtic cem sultan cesc fabregas ceyhun eriş ceyhun gülselam cezayir championship chelsea christoph daum claudio bravo claudio caniggia claudio pizarro claudio taffarel copa america corinthians cristiano ronaldo cska moskova cüneyt çakır çaykur rizespor daniel güiza danimarka david villa deniz kadah denizlispor deportivo la coruna didier drogba didier zokora diego maradona dirk kuijt diyarbakırspor doğaüstü futbol gerçekleri dunga dynamo dresden egemen korkmaz eintracht frankfurt elano elazığspor elvir baliç emiliano insua emmanuel emenike emre can erdoğan arıca eskişehirspor euro 2012 euro 2016 fabio bilica fanzin faryd ali mondragon fatih terim fc sion fc twente felipe melo fenerbahçe fernando muslera ferudun tankut fifa fildişi sahili formalar frank lampard frank rijkaard fransa franz beckebauer futbol sandığı galatasaray gana gaziantepspor gençlerbirliği genoa getafe gheorghe hagi giampaolo pozzo gine gino pozzo glasgow rangers gökhan inler gökhan töre gökhan ünal göztepe granada greuther fürth guillermo ochoa gurbetçi futbolcular guti guus hiddink güncel güney afrika güny kore güvenç kurtar haftanın ardından hakan arıkan hakan çalhanoğlu hakan şükür hakemler hamburg hamit altıntop hannover 96 harry kewell hasan kabze hayrettin demirbaş hertha berlin hırvatistan hikmet karaman hollanda honduras hugo almeida ibb ibrahim üzülmez ibrahima yattara iddaa ilkay gündoğan inceleme incleme ingiltere inter irlanda cumhuriyeti ispanya istanbulspor isveç isviçre italya ivica olic j-league japonya jerry akaminko johan elmander jose mourinho jupp heynckes juventus jürgen klopp kadir has stadı kamerun kardemir karabükspor karlsruhe karşıyaka kasımpaşaspor kasper hjulmand kayserispor keylor navas kıymeti bilinmeyenler kocaelispor kolombiya konyaspor kosta rika kulüpler birliği la liga lazio lefter küçükandonyadis leipzig lens ligue 1 lionel messi liverpool livorno lokomotif moskova lomana lualua los galacticos lucas neill lugano lyon maç öncesi maç yorumu mahmut özgener mainz mali mamadou niang manchester city manchester united manisaspor mario balotelli mario götze marius alexe marsilya martin palermo mateja kezman medhi benatia mehmet ali aydınlar mehmet ekici meksika melih gökçek mersin idman yurdu mert günok mesut bakkal mesut özil metin diyadin metin oktay metin tekin mevlüt erdinç mhk michael owen michael skibbe milan milan baros miroslav klose muhammed demirci muhammet reis mustafa denizli mustafa yücedağ nadir çiftçi napoli necati ateş necip uysal newcastle united nicolas anelka nijerya nostalji notts county nuri şahin nürnberg oğuz çetin oğuz sarvan oğuzhan özyakup olcan adın olympiakos orduspor orhan şam osc lille oscar cordoba ömer toprak panathinaikos paok paraguay pep guardiola pierre webo portekiz porto portsmouth premier league premier lig psg ptt 1.lig radamel falcao rafael benitez rais m'bolhi raymond domenech real madrid real sociedad rıdvan dilmen ricardo quaresma rigobert song river plate robert lewandowski roberto carlos robinson zapata roma romario ronaldinho ronaldo rosenborg sabri sarıoğlu sakıp özberk samet aybaba samir handanovic sampdoria samsunspor schalke 04 selçuk inan selçuk şahin semih şentürk senegal sercan sararer serdal adalı sergen yalçın serie a servet çetin sezer öztürk shakhtar donetsk sırbistan simao sabrosa simon kuper simon zenke sinan bolat sinan engin sivasspor slaven bilic slovakya slovenya spor basını sportivi st etienne stefan scepovic stoke city stsl stuttgart süleyman koç süper final şampiyonlar ligi şenol güneş şili tayfun korkut temur ketsbaia tff thierry henry tim howard tim krul tolgay arslan tolunay kafkas tottenham hotspur toulouse trabzonspor transfer tsg 1899 hoffenheim tsl tugay kerimoğlu tunus türk telekom arena twitter u20 udinese uefa uefa avrupa ligi ufuk ceylan unutulmaz ikililer uruguay ümit karan ümit kayıhan ünal aysal valencia vfl wolfsburg villarreal vincent enyeama volkan şen watford wayne rooney werder bremen wesley sneijder yekta kurtuluş yeni zelanda yeşil burun adaları yıldırım demirören yılmaz vural yunanistan yunanistan süper ligi yusuf şimşek yücel ildiz zenit ziraat türkiye kupası ziya doğan zlatan ibrahimovic zoran simovic zvjezdan misimovic

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails