14 Ocak 2010 Perşembe

Lucas Edward Neill Galatasaray'da...

Aslında yaz transfer döneminde de isteniyordu. Haldun Üstünel az uğraşmadı onun için. Ancak kısmet bugüneymiş. Everton takımının savunma oyuncusu ve aynı zamanda Avustralya milli takımının kaptanı Lucas Neill, bundan sonra Galatasaray forması giyecek.

Kendisinin özelliklerini kısaca özetlemek gerekirse, öyle çok çabuk bir oyuncu olmadığını ancak Servet'in arkasını toparlayabilecek meziyetlere sahip olduğunu, ayağının top yaptığını, lider karakterli olduğunu, yıllarca EPL'de hem sağ bek hem de stoper olarak sezon başına ortalama 30 civarı maça çıktığını ve bir aussie olmasından ötürü de Harry Kewell'la kontrat yenilenmesi konusunda bir umut ışığı konumuna geldiğini belirtebiliriz.

Ayrıca UEFA Avrupa Ligi'nde de görev alabilecek. Umarız yararlı olur.

Şu fotoğrafı da eklemeden geçmeyelim:

10 Ocak 2010 Pazar

Türk Futbol Tarihi Twitter'da

Geçtiğimiz ay piyasaya çıkan "Futbolun Bukalemunları" kitabının yazarı Tarkan Kaynar, twitter iletişim ağında "Türk Futbol Tarihi" nden bilgiler paylaşıyor.140 karakter içerisinde özetle haberler, skorlar, isimler, ilginç olay ve fotograflarla günlük "tarihte bugün" bilgileri verilen adresi takip edebilir, paylaşabilir, yorumlarınızla renk katabilirsiniz.

9 Ocak 2010 Cumartesi

Ziraat Türkiye Kupası İkinci Maçlar Üzerine


Takip edilebilirliğini, Fenerbahçe'nin 26 senedir alamadığı kupa olması sıfatıyla koruyan Ziraat Türkiye Kupası'nda ikinci maçlar bugün oynanacak. Kupayı böyle nitelendirmek diğer takım taraftarlarının hoşuna gitmeyebilir.

Özellikle grup maçlarından söz ediyorum. En başından beri bu işi sıkı tutan bir takım olmadığını biliyoruz. Belki kadro kalitesi itibariyle diğer takımların biraz daha üzerinde yer alan Anadolu takımları için önemli olabilir. Avrupa Kupaları'na katılabilmenin de bir yolu çünkü. Yalnız bu durum, medyanın, haliyle de insanların ne kadar umrunda tartışılır.

Bizim için ise, memleket semalarında futbola dönüş yaşandığı için biraz daha önemli bugün ve yarın oynanacak maçlar. Biz de bugün oynanacak maçları kısaca değerlendirelim dedik.


Bugün / Saat: 13.30 Kasımpaşaspor - Manisaspor:

Lig ara tatile girene kadar oynadığı son 8 lig maçını kaybetmemiş ve Yılmaz Vural ile yükselişe geçmiş Kasımpaşa, son 12 haftada Ankaraspor hükmen galibiyetini saymaz isek 1 galibiyet alabilmiş Manisaspor'u ağarlayacak. Ara verilmeden önceki son maçlarını da birbirleriyle oynamıştı bu iki takım ve Kasımpaşa sahadan 3-1'lik galibiyetle ayrılmıştı.

Devre arasında ne yaptılar, ne ettiler bilemiyoruz. Sadece takıma kattıkları ve takımdan gönderdikleri oldu iki takımın da. Kasımpaşa tecrübeli kaleci Murat Şahin'i kadroya dahil etti ve oynatmadığı bütün yabancılarını serbest bıraktı.

Manisaspor ise kaleci Orkun'u Kayserispor'a gönderdi. Onlar da iki yabancı oyuncuyu serbest bıraktılar. Takıma katılanlar ise takıma katkı verebilecek isimler. Forvete Ersen Martin takviyesi çok yerindedir. Sağ kanadın her bölgesinde görev alabilecek Şener Aşkaroğlu da zaten Manisa'nın yabancısı değil. Malmö'den transfer edilen Gabriel De Poula Limeira hakkında ise defans oyuncusu olduğunu söyleyelim. Malmö'de geçen sezon 26 maça çıkmış. 5 sarı, 1 kırmızı kart görmüş. Malmö 30 maçta 25 gol yemiş ve ligin en az gol yiyen 3. takımı olmuş. Bu adam da o takımın defansında maçların çoğunu oynamış. Ama en nihayetinde İsveç'ten geliyor. Bu kadar bilgiyi Bilica'nın nerelerden nerelere kaç yaşında geldiğini hatırlarayarak veriyorum. Gabriel ileride büyük takımlardan birine transfer olur umuduyla :)

Maç öncesi görünenler bunlar. Moritz, Cenk ve Gökhan bir şekilde skor yaratabiliyorlar Kasımpaşa adına. Ersen, Simpson, Isaac gibi oyuncular karşılık verebilirlerse keyifli bir maç olabilir.

İşi Taksim taraflarına düşenler için güzel bir seyirlik olabilir. 10 TL bilet fiyatları. Maç izlenilip, Taksim gezilebilir.


Büyükşehir Belediyespor - Konya Şekerspor

Bir önceki maç için söylediklerimizi, söyleyemeyiz bu maç için. Olimpiyat Stadı'nda maç izlemeye gitmek, delilikten başka bir şey değil bu mevsimde.

Belediye Fenerbahçe'den Abdülkadir'i ve Leverkusen'den Tevfik'i kadrosuna katarak Abdullah Avcı'yı memnun etti.

Konya Şekerspor'un ilk grup maçında Kasımpaşa'yı 2-1 ile geçtiğini hatırlatalım. Yine de maçın favorisi Belediye. Çok fazla da bir şey söyleyemiyoruz maç üzerine...



Saat: 17.30

Yayın: TRT 1
Denizlispor - Sivasspor

Ligin en kötü takımıydı Denizlispor. Sivas ise biraz daha düzelmiş bir takım görüntüsü veriyordu.

Denizlispor ara transfer döneminde Yusuf'u neden kadrosuna katamadı bilemiyorum ama bir zamanların yıldız adayı Okan Koç'u renklerine bağladı. Ayrıca İbrahim Ege de Horozlar'a katılan bir diğer isim. Ankaragücü'nden Mustafa Er ise alternatif olabilecek bir transfer.

Sivasspor ise Ersen Martin'i gönderdi. Yeni transferleri var bildiğim kadarıyla ama bu maça yetişemiyor.

Tam bir beraberlik maçı gibi durmaktadır karşılaşma.


Saat: 20.30

Yayın: TRT 1
Trabzonspor - Denizli Belediye

Sezer Badur ve Murat Tosun'u aldı Trabzonspor. Rakip elbette zayıf. Ama Trabzonspor'u görmek açısından bir önem taşıyabilir bu maç.


Umarız keyifli maçlar olur ve umarız Uefa'nın da deneyip, bir sonuç alamadığı 5 takımlı, tek maç üzerinden oynanan grup maçlarına bu sene son kez katlanırız.

8 Ocak 2010 Cuma

Takım Analizi - Gaziantepspor

Yavaş yavaş orta sıralara geldik. Aslında bu aralar inceleyeceğimiz takımlar, her ne kadar kadro yapılarına bakınca net fikirler veriyor gibi görünse de ilk yarı performanslarıyla bizi çok kez yanılttı. İşte bunların başında da Gaziantepspor geliyor.

Sezon başında kafamdaki sıralama içerisinde 6.'lık, hadi bilemediniz 7.'lik gibi bir yere oturtmuştum Gaziantepspor'u. Hatta şansları yaver giderse ilk 4'e girecek potansiyelleri olduğunu da düşünüyordum ancak devre bitince kendilerini 11. sırada buluverdik. Yine de sıralamadaki yerleri yanıltıcı olmasın. Çünkü 6. sıradaki Trabzonspor'la aralarında sadece 3 puanlık bir fark var. Yani sezon bittiğinde belki de en baştan öngördüğüm şey gerçekleşebilir kolaylıkla.

Gaziantepspor'un bana göre en büyük avantajı teknik direktörü. Hikmet Karaman, Erdoğan Arıca, Sakıp Özberk, Samet Aybaba ya da Güvenç Kurtar gibi bir isme de teslim edilebilirdi takım. Ancak artık Anadolu takımlarının da gözü açılıyor ve ne uzayıp ne de kısalmaya yarayacak bu isimler yerine başka arayışlara giriyorlar. Bu arayışlar esnasında da Gaziantepspor'da olduğu üzere, Jose Couceiro gibi kaliteli isimler ülkemize gelebiliyor. Dediğim gibi, Couceiro büyük bir avantaj. Ligin önemli teknik direktörlerinden. Tabii bu avantaj, kendi içinde bir de dezavantajı barındırıyordu. Couceiro Gaziantepspor'u çalıştırırken bir yandan da Litvanya milli takımının hocalığını yürütüyordu ancak yanlış hatırlamıyorsam bu görevi de bir süre önce bıraktı. Artık tüm mesaisi Gaziantep için.

Bunun haricinde iyi de bir kadrosu var kırmızı siyahlıların. Tüm bunları bir arada düşündüğümüzde doğal olarak güzel futbol ve üst sıraları uygun görüyorsunuz Gaziantepspor için ancak ilk yarıda durum biraz farklı seyretti.

İlk olarak umulmadık kazançlardan biri olan Mahmut Bezgin'den söz edelim. Normalde bu seneyi Murat Şahin'le götüreceklerdi ancak tecrübeli kalecinin ağır sakatlığı nedeniyle genç Mahmut kendisini bir anda kalede buluverdi. Tabii Futbolstar isimli yetenek programında dikkatleri çıkan bu tecrübesiz isme pek fazla güvenen yoktu ancak genç oyuncu çoğumuzu yanıltıp gayet güzel bir performans sergiledi. Üstelik standardını da pek bozmadı. İlerleyen yıllarda ligimizde kendisine önemli bir yer edineceği kesin. Şimdilik görünene göre de ikinci yarı kale yine Mahmut'un. Murat Şahin'in de takımdan ayrılmasıyla yedek kaleci pozisyonuna Recep Biler geçmiş oldu. Ki Recep de bu takımın kalesinde sırıtmadan oynayabilecek kalibrede bir isim. Kısacası kalede sorun yok...

Sağ bek olarak ilk alternatif Serdar Kurtuluş. Gayet yeterli bir oyuncu. Fazlasıyla iyi. Tabii ben yine de ilk yarıda beklediğim Serdar'ı göremediğimi söyleyebilirim. Yine de umutluyum kendisinden. Aklı başında bir oyuncu. Yedeği Erkan Sekman hakkında pek fikrim yok. Buraya bir alternatif düşünülebilir. Çabuk bir sağ bekle Serdar'ı yedekleyebilirler. Ayrıca sıkışınca Deumi de burada değerlendirilebilir.

Sol bek pozisyonu biraz muallaktaydı ilk yarı boyunca. Bir ara Olcan bile oynadı. İyi de oynadı Olcan. Ancak yine de bu mevkinin asıl sahibi Ivan de Souza'dır. TSL için iyi bir sol bek Ivan. Olcan, onu yedekleyebilir. O mevkiyi kotarabiliyor ancak kadro alternatifi açısından gelecek vaadeden bir oyuncuyu bünyelerine katsalar fena olmayacak. Geçen sezon bu genç oyuncu İsmail Köybaşı'ydı ve getirisi herkesin malumu.

Savunmanın göbeği, en sıkıntılı bölgelerden birisi diyebiliriz. Kadroya göz gezdirdiğimizde ilk göze çarpan isimler Tolga Seyhan, Deumi ve bundan 2-3 sezon önce büyüklerden birine gelse pek kimsenin itiraz etmeyeceği, Real Madrid ve Milan gibi takımlarda forma giymiş Julio Cesar. Ancak şu bir gerçek ki; bu bölgedeki oyuncular yaşlı. Dolayısıyla çabukluklarından kaybediyorlar. Buraya da gelecek vaadeden bir genç oyuncuyu ufak ufak alıştırmaları lazım. Hatta bunu kendi bünyelerinden çözebilirlerse tam bir piyango olacak. Bu bölge için ilk alternatif Deumi-Julio Cesar ikilisi şimdilik. Tolga onları yedeklemek için ideal.

Orta sahaya baktığımızda savunmaya yönelik özellikleri olan ve aynı zamanda top kullanma becerisine sahip isimler görüyoruz. İsim isim baktığımızda ligin kalburüstü orta sahalarından biri. Murat Ceylan, üzerinde kimsenin tartışmayacağı, son derece yeterli bir isim. Yanında Zurita var ve o da Gaziantep'te belli bir istikrar yakalamış, kaliteli bir oyuncu. Yedekleri de Hakan Bayraktar. Hatta iyi bir sağ bek alternatifi yaratılabilirse Serdar Kurtuluş da bu bölge için gayet uygun. Ayrıca sezon başında Galatasaray altyapısından transfer edilen Gökhan Öztürk'ü de unutmayalım. Ancak bu oyuncu sezon boyunca A2 liginde değerlendirildi. İkinci yarıda yavaştan onu da kadroya alıştırabilirlerse iyi iş başarmış olurlar.

Kanatlar, birçok alternatifile birlikte takımın en güçlü noktaları şu ana kadar. Sağ tarafta Mehmet Yozgatlı ve Ahmet Arı, ligin yükünü rahatlıkla kaldırabilecek oyuncular. Tabii ilk yarıda yeteri kadar ağırlıklarını koydular mı derseniz tabii ki hayır yanıtını veririm. Özellikle Ahmet Arı, eğer yeteneklerini sergileme fırsatını bulup potansiyeline ulaşabilirse sezon sonu kapışılır. Eh, malum Yıldırım Demirören en az 6-7 milyon Euro'dan açıyor kapıyı Gaziantepspor futbolcuları için :) Sol kanatta da bol alternatif var. Sol açığın haricinde gerekirse forvet arkasında da değerlendirilebilecek olan Erman Özgür ve Olcan Adın'ın yanısıra, sezon başında Romanya liginden getirilen Cesar Souza, Antep'in en önemli hücum silahı durumunda. Brezilyalı oyuncu ilk yarıyı 9 golle kapattı. Çok iyi bir rakam 9 gol.

Forvet arkası için de Jorginho, Olcan ve Erman isimleri var önümüzde. Jorginho beklenen katkıyı yapamadı henüz. Gönderilmesi dahi gündemde. Kaldı ki gönderilse bile, ekstra bir isim gelmeyecekse, bence bu bölgeye transfer gerekmez. Bu sezon nihayet beklenen patlamayı yapma eğilimleri gösteren ve zaman zaman oldukça kritik asist ve gollere imza atan Olcan, tecrübeli Erman'la forvet arkası için iyi bir rotasyon oluşturabilir.

Forvet oyuncuları konusunda sıkıntısı var Gaziantepspor'un. Burada uzun süre mecburiyetten dolayı Cesar Souza oynadı. Başarılı da oldu ancak yine de buraya tam bir santrfor gerekiyordu. Sezon başında Avusturyalı Roland Linz geldi ve belki de birçoğumuz bu transfere inanamadık. Linz de inanamamış olacak ki halen daha kendisini göremedik. Bir sakatlık mı var yoksa hazır mı olamadı bilmiyorum ancak sanırım bu takımdan biri gidecekse o da Linz olacaktır. Ha, gönül ister ki toparlasın ve kalitesini göstersin. TSL için unutulmaz bir tat olacaktır Linz. Ama olmadı mı olmuyor işte. Bu bölgenin diğer alternatifi de Beto. Beto da tıpkı Zurita gibi takımın eskilerinden ve belli bir uyumu var. Ancak o da sakatlıklardan dolayı ilk yarıda istenen katkıyı yapamadı. Son maçlarda açıldı gerçi. O son maçlardaki çizgisini ikinci yarıya da taşırsa takım için büyük avantaj. Yine de bu bölge için rotasyona girebilecek bir yerli alınabilir. Aslında Ümit Tütünci var Hacettepe'den gelen. Ama o da henüz kendisini gösterebilmiş değil.

Uzun lafın kısası, iyi bir kadrosu var Gaziantepspor'un. Bu kadroyu işleyecek teknik adam da gayet iyi. İş biraz da taraftara ve yönetime kalıyor. Bu kadronun kafası rahat olmalı. Biraz da destekle daha iyi işler yapabilirler. İlk yarı çoğu maçta şanssızlık eseri puan kaybettiler. İkinci yarıda daha iyi bir performans bekliyorum ben. Ligi de ilk 8'de bitireceklerine inanıyorum. Hatta gönlüm, UEFA Avrupa Ligi'ne gitmelerinden yana. Orada başarılı olabilecek bir potansiyelleri var.

7 Ocak 2010 Perşembe

Vassell'in Dünyası


Vassell'in Ankaragücü'ne transferine şaşırmıştık hepimiz. Daha 29 yaşında olan, 3-4 sene öncesine kadar İngiltere gibi bir ülkenin milli takımında oynayan, kariyerini Manchester City gibi bir kulüpte sürdüren bir İngiliz nasıl olurdu da Ankaragücü'ne gelirdi? Fener, Cimbom veya Kartal da değil yani? Ankaragücü...

Evet, Ankaragücü'nün 100. yılı ve Ankaragücü bir yldızı, memlekete getirmek için oldukça uğraştı. Sol Campbell yaşı ve kariyerinde geldiği nokta itibariyle daha anlaşılır bir transfer olurdu ama Vassell'i havalimanında görmek kendi adıma "hadi len!" diyebileceğim bir şeydi en başlarda.

Neyse ki geldi bu adam... Bitmemişken, düşmemişken belki de bir takımı ayaklandırabileceğine dair olan inancından ötürü attı imzayı.

Ankaragücü yönetimi ve taraftarı muhtemelen Vassell'in performansından memnun değildir. Sakatlıklar ve kulüp içi sıkıntılardan ötürü ilk yarı boyunca 3 gol atabildi sadece Vassell. Ama anladığımız kadarıyla Vassel de Ankara'da yaşamaktan memnun değil.

Ntv Spor bir haber derlemiş. Bir günlük yayınlıyormuş Vassel, kendisine ait bir blogda. Günlüğün detayları, çeşitli sitelerde haber olarak verilmiş zaten. Dileyen bulur. Benim yapmak istediğim haberi anlatmak değil. Benim kafama takılan "öteki"lerin dünyalarının anlaşılabilirliği.

Vassell "Bugün otelimin önünde bir trafik kazasına şahit oldum. Bir taksici kontrolünü kaybetti ve bir başkasına çarptı. Şok ediciydi ama burası için pek şaşırtıcı değil" demiş. İngiltere'de kaza olmuyor mu yahu? diye düşünebiliriz. Ama ben bu cümlelerden sonra; evden çıkıp, toplu taşıma araçlarını kullandığım hemen hemen her gün en az bir trafik kazasıyla karşılaştığımı farkettim. Benimle birlikte trafik kazasıyla karşılaşan insanların, dikkatlerini arabaların hasarına yönelttiklerine farkettim. Kendimi de içine katarak diyorum ki bu normalleşme hali bizi insanlıktan çıkaran bir durum yaratmaktadır.

Hemen bir baktım internetten, 550 bine civarında kaza oluyormuş Türkiye'de 1 yıl içinde. Günde 1500 trafik kazası yapar bu. Her yıl 10 bin kişi ölüyormuş. Günde 30'a yakın insan demek bu. 100 bin de yaralı. Rakamlara bakınca, bunun bir kazadan çok sosyal bir sorun olduğunu görmemek elde değil. Adamı hayrete düşüren bu iken, biz yarın bir kaza olduğunda, parçalanmış bir son model arabaya daha çok üzüleceğimizi biliyoruz. Garip...

Vassell'in bir başka söylediğine daha takıldım son olarak. Kurban bayramı'nda kesilen hayvanlar üzmüş kendisini. Müslümanı bol bir ülkede yaşıyoruz elbette. Kurban da dinin gereği. Bayramı da olacak, hayvan da kesilecek. Anladık buraya kadar. Ama bu adam, hayvanın kesildiğini nerede görebiliyor olabilir? Bir psikopatlık yapıp, kesim yerlerine gitmediyse...

Gerçekten buna bir çözüm bulunsa da sokaklar, denizler kan gölüne dönüşmese. Vassell şikayet etti diye değil. İnsanlık bunu haketmiyor diye. Gelişmişlikle bu bağdaşmaz diye. Gerçekten bir hayvanın kesilmesi, onu gören insanlarda psikolojik sorunlar yaratabilir diye. Gerçekten bu dine inanmayanların hassasiyetlerine önem veriliyor diye.


Vassell gitti anlattı, Türkiye'nin imajı falan başka meseleler. Türkiye'nin dışarıdan nasıl göründüğünden çok, içeride nasıl olduğuyla ilgilensek artık. Gelmiş bir İngiliz bizi ayıplıyor diyip ona diş bileyeceğimize, şu ufak aksaklıkları gidersek; medeniyetin, uygarlığın, insanlığın gereklerini yerine getirsek, bu adamdan faydalanabilsek, adam memleketine gittiğinde buraya dair söyleyeceği şeyler sadece güzelleklerimize ait olsa!

Çok uzadı yazı. Kusura bakılmasın. Futbolun da dışına çıktık. Ama Euro 2016'da maçların oynanacağı stadlar için, ülkenin doğusundan aday gösteremeyen bir ülke olarak; aday gösterdiğimiz ildeki, başkentimizdeki manzara, bir yabancının gözünden böyle gözükmekte. Ve adamın söyledikleri için "yalan" ya da "abartı" diyememek en kötüsü. Otel parası ödenmeyince, otelden Atatürk portresiyele ayrılmış bir adamdan söz ediyoruz.

Memleket kadar güzel değil, memleketin içindeki hiçbir şey.

6 Ocak 2010 Çarşamba

Takım Analizi - Kasımpaşaspor

Enteresan bir takımı inceliyoruz bugün. Lige başlarken 30'un üzerinde oyuncu vardı kadrolarında. Bazı oyuncuları gönderdiler fakat şimdi de durum çok farklı değil. Hal böyle olunca bir türlü kadro istikrarı yakalanamadı. Bu sebeple biz de çok fazla net fikirler edinemedik Kasımpaşa hakkında. Yine de en belirginleri sıralayalım.

Lige çok kötü başladılar bir kere. Bu da aslında beklenen bir şeydi. Lige yeni çıkmışlardı ve kadroyu fazlasıyla şişirdiler. Şişirdikleri isimler de isim olarak tanıdık olsa da hep düşüşe geçmiş oyunculardı. Standart altı kalıyorlardı artık. Koray Avcı, Cenk İşler, Ali Güneş, Emre Toraman... Bu zamana kadar genelde ligde kalma savaşı veren takımlarda oynamış isimler bunlar. Bu sene de durum değişmedi tabii.

Devrenin ortalarına doğru Yılmaz Vural'ın takıma gelişiyle birlikte biraz toparlanma olmadı değil. Eh, Yılmaz Hoca da düşme hattındaki takımlarda çalışmış ve bu strese alışık bir teknik adam olarak ne yapması gerektiğini biliyor normal olarak.

Öncelikle bu takımın en büyük sorunu olarak yabancıları görüyorum ben. Şimdi TFF sitesinden eldeki yabancılara baktığımızda şu isimler var:
Andre Galiassi, Andre Moritz, Christian Keller, Diego Ruiz, Nourdin Boukhari, Petr Bolek, Petr Pavlik ve Martin Baran...

8 yabancı hakkı da dolu takımın. Peki kaçı oynuyor bunların? Benim bildiğim düzenli olarak oynayan ve katkı yapan Keller ve Moritz var. Hatta çizgileri biraz daha keskinleştirirsek Moritz haricinde adamakıllı yararlı olan bir yabancıları yok. Oysa isimler oldukça umut verici. Galiassi, takımın en büyük dertlerinden biri olan savunmaya ilaç olabilecek, Cluj takımında gayet istikrarlı bir şekilde oynamış bir oyuncu. Diego Ruiz keza doğru kullanıldığında TSL için iyi bir forvet. Nourdin Boukhari'yi anlatmaya bile gerek yok. Adamın Hollanda kariyeri yeter. Eh, madem oynatmayacaktın, kaleye Bolek denen adamı neden aldın? Say say bitmez...

Yine bu oyuncuların haricinde ligin potansiyelli oyuncuları Uğur Yıldırım ve Erhan Küçük'ü de unutmayalım. Bu ikili de şans bulamadı hiç. Oysa ikisi de yıldız adayı değil miydi? Sezon başında benim bu takım adına en çok umutlandığım oyuncuydu mesela Erhan Küçük. Şimdi sezonun ikinci yarısında büyük bir ihtimalle Bank Asya Ligi'nde oynayacak. Neden yararlanılamıyor bu adamlardan.

Neyseki Yılmaz Vural'la birlikte Moritz, Gökhan Güleç ve Cenk İşler belli bir ivme yakaladı da takım en azından orta sıralara yakın bir yerde tutunabildi. Yekta, Sancak ve Azar Karadaş'ın mücadele gücünü de es geçmeyelim. Bu çıkışta onların da katkısı var.

İkinci yarı için nasıl bir planlama içinde olduklarını tam takip edemiyoruz. Malum, medyada çok fazla yer bulamayan takımlardan biri Kasımpaşa. Ancak görülen kadarıyla şu kadro şişkinliğinden bir an önce kurtulmaları lazım. Oynamazsa huzursuz olacak çok adam var kadroda. Sedat Yeşilkaya, Yasir Elmacı, Ali Güneş... Bu oyuncular mutlaka oynamak ister. Ne kadarını oynatabilirler bilemiyorum. Bir de savunma mutlaka takviye istiyor eldeki yabancılar oynatılmayacaksa. Şu ana kadar Barış Başdaş umulandan iyi gitti belki ama alternatif olmadan nereye kadar? Bir de bugün Kayseri'nin kiraladığı kaleci Orkun, Kasımpaşa'ya cuk otururdu.

Sözün özü, Yılmaz Vural'ın işi zor olsa da elinde mücadeleci bir takım var. Kendi tecrübesi de azımsanmayacak derecede. Kasımpaşa lig sonuna kadar gelgitli bir şekilde takılır. Bence Denizlispor ligden düşecek takımlar arasında olacağına göre, geriye düşecek sadece 1 takım kalacağından dolayı Paşa'nın şansı var ligde kalma adına. Yine de düşme baskısını hep enselerinde hissedeceklerdir.

4 Ocak 2010 Pazartesi

Takım Analizi - Manisaspor

Süper Lig'e bu sezon başında tekrar yükselen bir takımı inceliyoruz bugün. Manisaspor, lige yeni çıkan her takım gibi bu sene tutunma telaşında görünüyor ve asıl hedeflerini önümüzdeki sezon için gündemlerine alacaklar gibi.

Aslında benim gözümde, puan cetveli üzerinde hak ettikleri noktanın altındalar. Yani bir Antalyaspor, bir Kasımpaşaspor, bir İBB'den daha çok hak ettiler üst sıraları. Üstelik sezon başından bu yana yaşadıkları kadro sıkıntısına rağmen oldu bunlar. Takımın başındaki hoca Mesut Bakkal, yerliler içinde bu tarz takımlar için en ideal olanlardan biri. Ufuk Ceylan ve Sezer Öztürk konusunda yaşanan sıkıntıları da en güzel aşabilecek, takım oyununa önem veren bir hoca ve bu özelliğini de ilk yarı boyunca olumlu anlamda gördük.

Öncelikle kaleden başlayalım. Orkun ve İlker Avcıbay, takımı ligde taşıyabilecek kapasitede isimler. Gerçi Orkun'da bir uyum probleminden bahsediliyor ancak İlker de umulandan daha etkili çıktı. Orkun tekrardan tam randımanlı olarak kendisini takıma verebilirse sorun yaşanmaz bu mevkide.

Savunmaya bakınca, biraz sıkıntılı bir durum olduğu sonucuna varabiliriz ancak aşılmayacak bir durum yok. Oumar Kalabane, Dixon ve Burak Özsaraç bu bölgedeki birincil alternatifler. Aslında yeterli diyebiliriz bu oyuncular için ancak tabii ki sezon sonunda bir ayar çekilebilir. Defans bölgesindeki en büyük sorun, sol bek Eren Aydın'ın güvenilir bir yedeğinin olmayışı. Galatasaraylı Alparslan o bölge için iyi bir alternatif olabilirdi ancak o da Gençlerbirliği'ne gitti. Devre arasında çözülmesi gereken problemlerden biri sol bek problemi. Sağ tarafta Ferhat Çökmüş var ve bir istikrar yakaladığını söyleyebiliriz bu oyuncunun. Hatta Diyarbakırspor'dan da Şener Aşkaroğlu'nu aldılar. Bu bölgede yararlanılabilecek bir oyuncu Şener. Tabii ilk olarak orta sahada kullanılmaya çalışılacaktır.

Orta saha demişken, takımdaki en sorunsuz bölgelerden birinin orta saha olduğunu söyleyebiliriz. Tabii bu durum, klasik 4-4-2 oynanırsa geçerli. Neden diyecek olursanız, takımın bir forvet arkası oyuncusu yok. Aslında Sezer var. Ama o da "var ama yok" durumlarında. Kadro dışı olduğu için kendisinden yararlanılamıyor ve gönderilecek büyük olasılıkla. Mesut Bakkal kendisinden yararlanma yoluna girer ve Sezer de gerekli özveriyi gösterirse büyük güç katar Manisaspor'a. Ön liberolar gayet yeterli. Yiğit İncedemir, Güven Varol, Mehmet Nas ve Mehmet Güven... Hatta yeni transfer Şener burada da değerlendirilebilir. Mücadeleci bir orta saha rotasyonu var kısacası.

Kanatlara bakınca, takımın hücum olarak en etkili isimlerini görebiliyoruz. Sağ tarafta Nizamettin Çalışkan ve Yiğit Gökoğlan, solda sezonun yıldızlarından Joshua Simpson'la yedeği Kemal Okyay gayet yeterli. Yine yeni transfer Şener, sağ açıkta da kullanılabilir çok sıkışılırsa.

Yani bu oyuncular 4-4-2 için biçilmiş kaftan. Eğer ki tek forvet oynanacak olup, 4-2-3-1 gibi bir sistem benimsenecekse bir tane forvet arkası oyuncusu şart. Sezer bu iş için son derece yeterliydi ancak az önce de belirttiğim gibi, kendisini "şimdilik" bu kadro alternatiflerinde düşünemiyoruz.

Mesut Bakkal da Sezer'i kadro alternatiflerinde düşünmüyor olacak ki, 4-4-2'ye uygun bir santrfor olan Ersen Martin'i aldı geçtiğimiz hafta. Bu demek oluyor ki, Ersen'in oynaması halinde Manisaspor kanatları bol bol çalışacak ve gerek Ersen'le gerekse de Ersen'in indirdiği topları takip edecek olan İsaac, Ergin ve Yaser gibi oyuncularla sık sık gol aranacak. Böylece forvet hattını da az çok işlemiş olduk bu örnekle.

Olması gereken bu mudur yoksa değil midir bilemiyorum ancak bu kadro yapısı ile olabileceklerin en doğrusu bu gibi görünüyor. Üzerine düşülürse iş yapabilecek, bu sene ligde tutunabilecek bir kadro ancak oyun şablonu olarak seçeneklerin çoğalması için bir 10 numara transferi de fena olmaz gibi duruyor ilerleyen zamanlarda. İkinci yarıda muhtemelen çizgilerini fazla bozmayacaklardır.

Not: Bu arada bir de Gabriel adında bir oyuncu almak üzereler sanırım Malmö takımından. Transfermarkt'ta henüz kadroda görünmüyor. Ayrıca savunma oyuncusu ve sol ayaklı olduğu yazıyor. Stoper-solbek alternatiflerinden biri olarak düşünülüyor belli ki.

Kategoriler

201 afrika uluslar kupası 2010 dünya kupası 2014 dünya kupası a milli takım a2 ligi abdul kader keita abdullah avcı adana demirspor adanaspor adnan polat adriano ajax akhisarspor alanyaspor alex de souza alexis sanchez ali sami yen stadı almanya alpaslan dikmen altay amerika birleşik devletleri andre santos andrea pirlo ankaragücü ankaraspor anket antalyaspor arda turan arjantin arsenal arsene wenger as monaco atınç nukan atletico madrid aurelien chedjou avustralya aydın karabulut aykut erçetin aykut kocaman azerbaycan aziz yıldırım ballon d'or bank asya 1. lig barcelona başakşehir batuhan altıntaş batuhan karadeniz bayer leverkusen bayern münih bekir irtegün belçika benfica bertul kocabaş beşiktaş Beşiktaş ve City blogtivi bogdan stancu bolton wanderers boluspor borussia dortmund bosna hersek braga brezilya bucaspor bundesliga burkina faso bursaspor bülent ataman bülent korkmaz bülent uygun bülent ünder caner erkin celal kıbrızlı celtic cem sultan cesc fabregas ceyhun eriş ceyhun gülselam cezayir championship chelsea christoph daum claudio bravo claudio caniggia claudio pizarro claudio taffarel copa america corinthians cristiano ronaldo cska moskova cüneyt çakır çaykur rizespor daniel güiza danimarka david villa deniz kadah denizlispor deportivo la coruna didier drogba didier zokora diego maradona dirk kuijt diyarbakırspor doğaüstü futbol gerçekleri dunga dynamo dresden egemen korkmaz eintracht frankfurt elano elazığspor elvir baliç emiliano insua emmanuel emenike emre can erdoğan arıca eskişehirspor euro 2012 euro 2016 fabio bilica fanzin faryd ali mondragon fatih terim fc sion fc twente felipe melo fenerbahçe fernando muslera ferudun tankut fifa fildişi sahili formalar frank lampard frank rijkaard fransa franz beckebauer futbol sandığı galatasaray gana gaziantepspor gençlerbirliği genoa getafe gheorghe hagi giampaolo pozzo gine gino pozzo glasgow rangers gökhan inler gökhan töre gökhan ünal göztepe granada greuther fürth guillermo ochoa gurbetçi futbolcular guti guus hiddink güncel güney afrika güny kore güvenç kurtar haftanın ardından hakan arıkan hakan çalhanoğlu hakan şükür hakemler hamburg hamit altıntop hannover 96 harry kewell hasan kabze hayrettin demirbaş hertha berlin hırvatistan hikmet karaman hollanda honduras hugo almeida ibb ibrahim üzülmez ibrahima yattara iddaa ilkay gündoğan inceleme incleme ingiltere inter irlanda cumhuriyeti ispanya istanbulspor isveç isviçre italya ivica olic j-league japonya jerry akaminko johan elmander jose mourinho jupp heynckes juventus jürgen klopp kadir has stadı kamerun kardemir karabükspor karlsruhe karşıyaka kasımpaşaspor kasper hjulmand kayserispor keylor navas kıymeti bilinmeyenler kocaelispor kolombiya konyaspor kosta rika kulüpler birliği la liga lazio lefter küçükandonyadis leipzig lens ligue 1 lionel messi liverpool livorno lokomotif moskova lomana lualua los galacticos lucas neill lugano lyon maç öncesi maç yorumu mahmut özgener mainz mali mamadou niang manchester city manchester united manisaspor mario balotelli mario götze marius alexe marsilya martin palermo mateja kezman medhi benatia mehmet ali aydınlar mehmet ekici meksika melih gökçek mersin idman yurdu mert günok mesut bakkal mesut özil metin diyadin metin oktay metin tekin mevlüt erdinç mhk michael owen michael skibbe milan milan baros miroslav klose muhammed demirci muhammet reis mustafa denizli mustafa yücedağ nadir çiftçi napoli necati ateş necip uysal newcastle united nicolas anelka nijerya nostalji notts county nuri şahin nürnberg oğuz çetin oğuz sarvan oğuzhan özyakup olcan adın olympiakos orduspor orhan şam osc lille oscar cordoba ömer toprak panathinaikos paok paraguay pep guardiola pierre webo portekiz porto portsmouth premier league premier lig psg ptt 1.lig radamel falcao rafael benitez rais m'bolhi raymond domenech real madrid real sociedad rıdvan dilmen ricardo quaresma rigobert song river plate robert lewandowski roberto carlos robinson zapata roma romario ronaldinho ronaldo rosenborg sabri sarıoğlu sakıp özberk samet aybaba samir handanovic sampdoria samsunspor schalke 04 selçuk inan selçuk şahin semih şentürk senegal sercan sararer serdal adalı sergen yalçın serie a servet çetin sezer öztürk shakhtar donetsk sırbistan simao sabrosa simon kuper simon zenke sinan bolat sinan engin sivasspor slaven bilic slovakya slovenya spor basını sportivi st etienne stefan scepovic stoke city stsl stuttgart süleyman koç süper final şampiyonlar ligi şenol güneş şili tayfun korkut temur ketsbaia tff thierry henry tim howard tim krul tolgay arslan tolunay kafkas tottenham hotspur toulouse trabzonspor transfer tsg 1899 hoffenheim tsl tugay kerimoğlu tunus türk telekom arena twitter u20 udinese uefa uefa avrupa ligi ufuk ceylan unutulmaz ikililer uruguay ümit karan ümit kayıhan ünal aysal valencia vfl wolfsburg villarreal vincent enyeama volkan şen watford wayne rooney werder bremen wesley sneijder yekta kurtuluş yeni zelanda yeşil burun adaları yıldırım demirören yılmaz vural yunanistan yunanistan süper ligi yusuf şimşek yücel ildiz zenit ziraat türkiye kupası ziya doğan zlatan ibrahimovic zoran simovic zvjezdan misimovic

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails