4 Aralık 2009 Cuma
2010'a Doğru / Gruplar
zaman:
20:22
Gönderen
Unknown
Kuralar çekildi ve gruplar belli oldu. Hemen paylaşalım...
A grubu
Güney Afrika - Meksika - Uruguay - Fransa
B Grubu
Arjantin - Nijerya - Güney Kore - Yunanistan
C Grubu
İngiltere - ABD - Cezayir - Slovenya
D Grubu
Almanya - Avustralya - Sırbistan - Gana
E Grubu
Hollanda - Danimarka - Japonya - Kamerun
F Grubu
İtalya - Paraguay - Yeni Zelanda - Slovakya
G Grubu
Brezilya - Kuzey Kore - Fil Dişi Sahilleri - Portekiz
H Grubu
İspanya - İsviçre - Honduras - Şili
Canımız ciğerimiz Kuzey Kore parçalanacak gibi duruyor. G Grubu gerçekten de bambaşka bir grup oldu. Kaka', Ronaldo ve Drogba aynı gruptalar. Ve ne yazık ki bir tanesi erken veda edecek.
Açılış maçı Güney Afrika ile Meksika arasında olacak. Fikstürü kısa zaman sonra paylaşacağız.
2010'a Doğru / Jabulani
zaman:
18:46
Gönderen
Unknown
Dünya Kupası'nın oynanacağı top, kura çekimlerinin hemen öncesinde tanıtıldı. Yukarıda gördüğünüz top, bazı takımların rüyası, bazı takımların da belası olacak.
Topun ismi "Jabulani". Güney Afrika'da yer alan Zulu kabilesinin dilinde "kutlama" manasına geliyormuş. Dikişler en az seviyedeymiş. Maksimum kontrol sağlanıyormuş vesaire.
Yaz aylarında göreceğiz ne menem bir şey olduğunu.
Topun üzerinde 11 renk olduğunu, bunların 11 futbolcuyu simgelediğini belirtelim. Simgelediği tek şey bu değil. G. Afrika'da yer alan 11 topluluk ve konuşulan 11 dil de topun şekline yansıtılanlardan.
Beşiktaş - Diyarbakırspor (TSL 2009/10 - 15. Hafta) / Annemizin Ligi'ne Dönelim
zaman:
13:42
Gönderen
Unknown
Ligde hükmen kazandığı Ankaraspor maçı ile birlikte 8 haftadır galip gelen Beşiktaş, ikinciliğe kadar yükseldi. Ne Yıldırım Demirören ne Mustafa Denizli ne tribünler ne yönetim ne de futbolcular 5-6 hafta önceki kadar eleştiriliyorlar medya bazında. Ne de bu unsurların kendi aralarındaki ilişkileri 5-6 hafta önceki seviyede.
Maçlar kazanıldı, Manchester zaferi elde edildi, tribünler temizlendi... 5-6 haftada düzelen haller, 2-3 haftada tersine dönebilir ama bugünkü rakip Diyarbakırspor'un, bunu becermeye takati var mıdır bilmiyorum. Deplasmanda oynadığı son 4 maçı da kaybetmiş, son 8 resmi maçının da 6'sını kaybetmiş bir takımdan söz ediyoruz. Oyuncuların paralarını alamıyor olması da cabası.
Diyarbakırspor'da bugün Diallo ve Bessam olmayacaklar. Beşiktaş'ta ise İbrahimlerden Toroman ve Üzülmez kadroda yoklar.
Beşiktaş, CSKA maçı öncesi moral bulmak derdinde. Ayrıca kazandıkları takdirde maç fazlasıyla liderlik koltuğuna da oturacaklar. Kendi sahasında maçın mutlak favorisi siyah beyazlılar.
Diyarbakırspor ise zaten tepe taklak. İyice uçuruma düşebilirler bu maçla birlikte. Ziya Doğan'ın teknik adamlığına inanıyor olsam da elindeki malzeme ve takımın içinde bulunduğu durum da ortada.
Yine de futbol bu! Her şey olabilir. O yüzden izlenilebilirdir.
Maç saatinin 20.00 olduğunu belirtelim ve muhtemel 11'leri yazalım:
Beşiktaş:
--------------------Rüştü-----------------------
İ.Kaş--------Sivok-------Ferrari-------İsmail
Ekrem-------Ernst-----Fink------------Tello
--------------Nihat-----Bobo---------------
Diyarbakırspor:
-----------------Espinoza-------------------
Şener-------Tolga-------Erdinç-----Celalettin
Abdullah----Ümit-------Ayman-------Adnan
-----------Mendoza------Job---------------
Galatasaray:1 Panathinaikos:0 / Nefes ve Rekor
zaman:
00:16
Gönderen
Tansu Gürsel
Bu hafta güzel geçti Avrupa'daki takımlarımız açısından. Galatasaray da Fenerbahçe de gruplarından lider olarak çıkmayı başardılar. Hiç de alelade bir başarı değil. Bu zamana kadar Avrupa kupalarında grup maçı yapmış hiçbir takımımız herhangibir gruptan lider olarak çıkmayı başaramamışken bu sezon iki takımımızın birden bunu başarması oldukça kayda değer. Üstelik ikisi de Türk takımlarının grup maçlarında bu zamana kadar elde ettiği en yüksek puanı geçerek, yani puan rekoru kırarak yaptı bunu. İlk olarak dün Fenerbahçe puanını 12'ye çıkararak rekor kırmıştı. Bugün de Galatasaray 13. puanını alarak bu rekoru geliştirdi. Üstelik birer maçları daha var. Yani aman sabahlar olmasın!Günün anlam ve ehemmiyetini belirten bu uzunca giriş faslında sonra geçelim bu gece oynanan maça. Galatasaray sahaya maç öncesi yazısında yazdığımıza yakın bir kadroyla çıktı. Tabii kadroda tek tutmayan, orta sahada Ayhan yerine Mustafa Sarp'ın oynamasıydı; ki o Mustafa Sarp bana göre bu günün en büyük yıldızı, en efektif adamıydı. Galatasaraylı oyuncular, maçın öneminin bilincinde, yere sağlam basarak ve maçı isteyerek oynadılar. Daha önceki maçlara baktığımızda, ayağında fazla top tutmaya başlayan bir takım görüyorduk. Bugün o hastalığın yavaş yavaş atıldığını gördük. Tekrar hızlı top yapmaya çalıştı sarı kırmızılılar. Tabii bunda rakibin de hemen hemen aynı sistemle oynamasının etkisi var sanırım. İki takımın oyun felsefesi birbirine çok benzediği için zaman zaman çok tempolu bir maç izledik. Top uzun süre oyunda kaldı. Mücadele anlamında göz doyuran bir maç oldu dolayısıyla.
Galatasaray'da bugünün en başarılı ismi golün de sahibi olan Mustafa Sarp'tı bana göre. Mustafa, bugün iki farklı görev yaptı. İlki, Mehmet Topal orta sahada oynarken orta sahanın bütününe koşmaya çalışan, hücuma da savunmaya yaptığı kadar katkı yapmaya çalışan ve en önemlisi de rakip ceza sahasına sürpriz bir şekilde sızmaya çalışan bir yapısı vardı. Zaten bu özelliğini, sayılmayan golünde de gayet bariz bir şekilde gördük. Golün sayılmaması doğru muydu? Bence doğruydu ancak zamanlama biraz sıkıntı yarattı. Hani "geç olsun da güç olmasın" derler ya, işte o söz hakemler için geçerli değil. Hakemler bir kararı ne kadar geç verirlerse işler o kadar güçleşiyor kendi adlarına. Yine de doğru olan kararı verebilmek önemli. İlk yarıda attığı güzel aşırtma gol sayılmayan ve Gökhan Zan'ın sakatlanmasının ardından stopere geçen Mehmet Topal'ın yerini doldurmak zorunda kalan Mustafa, maç boyunca hep doğru yerdeydi ve çok soğukkanlı hareketler sergiledi. Hatta zaman zaman kendisinden görmeye alışık olmadığımız ince bilek hareketleri ve zekice vücut çalımlarıyla orta sahada adam eksiltti.

Maçın bir Galatasaray adına bir diğer etkili ismiyse kaptan Arda'ydı. Hoş, ben Arda'nın fiziksel durumunu bir süredir hiç beğenmiyorum. Belki yağ fazlası yok ancak biraz fazlaca kalınlaştı gibi geliyor bana. Bu kalınlık, onun esnekliğinden götürüyor, topla birlikte süratlenmesini engelliyor ve oyununu da tekdüzeleştiriyor. Neyseki ayaklarına halen çok hakim ve de çok zeki. Fiziksel dezavantajına rağmen bugün gayet başarılıydı Arda. O da doğru yerlerde doğru zamanlarda bolca adam eksiltti, güzel paslarla arkadaşlarına pozisyonlar hazırladı. En önemlisi de hırsla mücadele etti. Onun sinirine yenilmeden hırsla oynadığı maçlar farklı oluyor.
Galatasaray'da bu maçta görevini yapanlardan biri de Elano'ydu diyebiliriz. Bu kez sorumluluktan hiç kaçmadı. Oyunu açan paslarını bu maçta etkili bir şekilde kullandı. Rakibe basma ve alan daraltma bakımından da gayretliydi; ki bunca gayretinin karşılığını da oyundan çıkarken taraftarın kendisini alkışlamasıyla almış oldu. Muhtemelen Elano da Rijkaard da taraftar kadar memnundur bu akşamki oyunundan.
İki oyuncunun bariz bir düşüşü var sarı kırmızılılarda. Bunlar iki bek oyuncusu Sabri ve Hakan Balta. Gerçi Sabri konusunda fazla da katı olmamak lazım. Geçtiğimiz senelere nazaran yine cennetlikti bugün. Hakan Balta'nın dinlendirilmesi lazım artık. Hoş, bugün Hakan da en kötü performansını sergilemedi. Savunmada vasattı. Hücuma da az çok destek olmaya çalıştı ancak etkili olamıyor işte, kabul etmek lazım bunu. Hakan'ın sorunu mental aslında. Sağlamcı olmakla sorumluluk almamayı birbirine karıştırıyor. Garip işler yapmayayım derken, hiçbir şey yapmıyor hücumda. Aldığı topları ya yanına ya da arkasına veriyor. Yine de kabul etmek lazım ki savunmadan en iyi top çıkaran oyuncu Hakan Balta. Bu özelliğinin üzerine biraz daha düşse çok daha farklı olacak her şey. Ha, bir de sorumluluk almıyor dedik ancak korner kullanmasını da istemiyoruz tabii. Maçın başında kazanılan kornerde Hakan Balta'nın topun başında olması kadar absürd bir şey olamaz herhalde. Kewell, Elano ve Arda neci o zaman?
Oyuna ikinci yarıda giren Keita'yı da oldukça beğendim bu akşam. Belki kısa bir süre oynadı ancak istekli ve etkiliydi. Tam da görmek istediğimiz Keita işte. Nonda ve Arda'nın yorulduğu ve adım atmakta zorlandığı anlarda ileri uçta rakibi yıpratıp sinirlerini bozan yegane isimdi.
Rakibe bakacak olursak, biraz fazlaca sert oynadılar diyebiliriz. Leto'nun yokluğunu hissettiler. Benim en dikkatle izlediğim oyunculardan biri tecrübeli Karagounis'ti. Eskiden epey beğenirdim Karagounis'i. Bugün gördüm ki onun da olayı bitmiş aslında. Ne zaman topun olduğu bölgeye gitse biri düşüyor. Top rakipteyse rakip düşüyor, kendisindeyse de Karagounis düşüyor. Pası düşerek verme gibi bir huy edinmiş. Tabii aslında bunun nedenini anlamak çok zor değil. Yaş ilerledikçe fizik olarak düşüyor olmasının bir getirisi bu hareketler. Aklındakini uygulamaya dökemediği için bu tarz hinlikler peşinde koşması normal. Eh, Karagounis de futbolun amiyane tabirle piçliklerini iyi bilen bir oyuncu olarak oyunu böyle manipule etme konusunda oldukça başarılı.
Hakemle ilgili olarak çok kötü düşünmüyorum. Bence iyi niyetli bir hakem. Gördüğünü çalmaya çalıştı. Ancak ne var ki, böylesi bir maçın kalibresinde değil. Biraz daha orta sınıf takımların maçlarını kaldırabilir. Bu maç için bir gömlek aşağıda kaldı. Mustafa Sarp'ın golünü iptal etmesi ne kadar doğruysa, zamanlaması da o kadar berbattı. Ayrıca maç boyunca ofsaytlar ve faullerde oyunu iyi süzemediği için zaman zaman yanlış kararlar verdi. Tabii bu durumun tek bir kurbanı yok. İki taraf da gayet mağdur.
Son olarak Galatasaray teknik heyetinin mor kaşkolları harikaydı. Almak lazım bir tane...
Galatasaray'da bu maçta görevini yapanlardan biri de Elano'ydu diyebiliriz. Bu kez sorumluluktan hiç kaçmadı. Oyunu açan paslarını bu maçta etkili bir şekilde kullandı. Rakibe basma ve alan daraltma bakımından da gayretliydi; ki bunca gayretinin karşılığını da oyundan çıkarken taraftarın kendisini alkışlamasıyla almış oldu. Muhtemelen Elano da Rijkaard da taraftar kadar memnundur bu akşamki oyunundan.
İki oyuncunun bariz bir düşüşü var sarı kırmızılılarda. Bunlar iki bek oyuncusu Sabri ve Hakan Balta. Gerçi Sabri konusunda fazla da katı olmamak lazım. Geçtiğimiz senelere nazaran yine cennetlikti bugün. Hakan Balta'nın dinlendirilmesi lazım artık. Hoş, bugün Hakan da en kötü performansını sergilemedi. Savunmada vasattı. Hücuma da az çok destek olmaya çalıştı ancak etkili olamıyor işte, kabul etmek lazım bunu. Hakan'ın sorunu mental aslında. Sağlamcı olmakla sorumluluk almamayı birbirine karıştırıyor. Garip işler yapmayayım derken, hiçbir şey yapmıyor hücumda. Aldığı topları ya yanına ya da arkasına veriyor. Yine de kabul etmek lazım ki savunmadan en iyi top çıkaran oyuncu Hakan Balta. Bu özelliğinin üzerine biraz daha düşse çok daha farklı olacak her şey. Ha, bir de sorumluluk almıyor dedik ancak korner kullanmasını da istemiyoruz tabii. Maçın başında kazanılan kornerde Hakan Balta'nın topun başında olması kadar absürd bir şey olamaz herhalde. Kewell, Elano ve Arda neci o zaman?
Oyuna ikinci yarıda giren Keita'yı da oldukça beğendim bu akşam. Belki kısa bir süre oynadı ancak istekli ve etkiliydi. Tam da görmek istediğimiz Keita işte. Nonda ve Arda'nın yorulduğu ve adım atmakta zorlandığı anlarda ileri uçta rakibi yıpratıp sinirlerini bozan yegane isimdi.
Rakibe bakacak olursak, biraz fazlaca sert oynadılar diyebiliriz. Leto'nun yokluğunu hissettiler. Benim en dikkatle izlediğim oyunculardan biri tecrübeli Karagounis'ti. Eskiden epey beğenirdim Karagounis'i. Bugün gördüm ki onun da olayı bitmiş aslında. Ne zaman topun olduğu bölgeye gitse biri düşüyor. Top rakipteyse rakip düşüyor, kendisindeyse de Karagounis düşüyor. Pası düşerek verme gibi bir huy edinmiş. Tabii aslında bunun nedenini anlamak çok zor değil. Yaş ilerledikçe fizik olarak düşüyor olmasının bir getirisi bu hareketler. Aklındakini uygulamaya dökemediği için bu tarz hinlikler peşinde koşması normal. Eh, Karagounis de futbolun amiyane tabirle piçliklerini iyi bilen bir oyuncu olarak oyunu böyle manipule etme konusunda oldukça başarılı.
Hakemle ilgili olarak çok kötü düşünmüyorum. Bence iyi niyetli bir hakem. Gördüğünü çalmaya çalıştı. Ancak ne var ki, böylesi bir maçın kalibresinde değil. Biraz daha orta sınıf takımların maçlarını kaldırabilir. Bu maç için bir gömlek aşağıda kaldı. Mustafa Sarp'ın golünü iptal etmesi ne kadar doğruysa, zamanlaması da o kadar berbattı. Ayrıca maç boyunca ofsaytlar ve faullerde oyunu iyi süzemediği için zaman zaman yanlış kararlar verdi. Tabii bu durumun tek bir kurbanı yok. İki taraf da gayet mağdur.
Son olarak Galatasaray teknik heyetinin mor kaşkolları harikaydı. Almak lazım bir tane...
3 Aralık 2009 Perşembe
Doğal İnsan Feyyaz Uçar
zaman:
19:44
Gönderen
Tansu Gürsel
Bunları neden söyledim? Hemen konuya gireyim. Bugün işten eve dönerken radyoda Feyyaz Uçar'ın konuk olduğu bir programa denk geldim. Aslında programın sonuna desek daha doğru olur. İlk anda konuğun Feyyaz olduğunu anlayamadım ancak sonradan ayrıntılar gelmeye başladıkça mevzu açığa çıktı. Fenerbahçe'de oynadığı zamanlarda yaşadığı bir anısından bahsediyordu Kibar Feyzo. O sıralar Fenerbahçe'nin hocası Tomislav Iviç ve Feyyaz'ın da boğazın karşı yakasındaki ilk sezonu. Iviç, kendisine birkaç maçtır ön libero olarak görev veriyor ve tabii ki burası da alışık olmadığı bir mevki. Hocasına gidip ön libero oynamayı beceremediğini, performansından memnun olmadığını söylese de, kendi ifadesine göre Iviç onu öpüp yanağını okşayarak gönderiyor "harikasın, ben senden çok memnunum" sözleri eşliğinde. Tabii Feyyaz da ertesi günkü gazetelerde tek yıldız aldığını görünce iyice bunalıyor. Derken gün geliyor, eski takımı Beşiktaş'la bir maça çıkıyorlar. O sıralarda Beşiktaş'ın başında Christoph Daum var. Feyyaz yine maça ön libero olarak çıkmış. Maç başlar başlamaz, Alpay Özalan tepesine dikiliveriyor. Tabii Alpay'ın da toy zamanları. Yapışıyor Feyyaz'a ve adam adama savunma yapmaya başlıyor. Ön libero oynadığı için canı zaten yeterince sıkkın olan Feyyaz, Alpay'a forvet oynamadığını ve kendisini tutmak zorunda olmadığını söylüyor ancak Alpay, gençliğin de verdiği heyecanla bir yandan Feyyaz'ı tutarken diğer yandan da "abi hoca sakın bırakma dedi, kusura bakma bir yere gidemem" diyor. Tabii Feyyaz savunma önünde oynadığı için de hücumda serbest adam pozisyonuna gelen Alpay, etkili pozisyonlar bulmaya başlıyor. Hatta iki tane çok net pozisyona giriyor fakat topları ayağının altından falan kaçırınca sonuç alamıyor. Sonrasında da ikinci yarıya başlarken Daum mevzuyu görüyor ve Alpay'ı stopere çekiyor.
İşte Feyyaz da bu anısını programda anlatırken "Allahtan Alpay kazma diye tabir...!!? ımmm etmeyelim de" diye ifade ediyor kendisini. Ki bu cümle de onun ne kadar doğal bir insan olduğunun resmidir. Adama resmen kazma diyor ama onu bile öyle naif yapıyor ki, eminim Alpay duysa kızamaz kendisine. Son zamanlarda bir hışımla ekranlara çıkıp dertli dertli başkalarını çekiştiren, bir zamanların ünlü futbol yıldızlarını görünce de Feyyaz ilaç gibi geliyor insana.
Twente:0 Fenerbahçe:1 / Liderlik Halleri
zaman:
11:55
Gönderen
Unknown

İki teknik adamın da dediği gibi bir maç oldu. Daum bizi küçümsemeyin diyordu, Fenerbahe başlangıcıyla şaşırttı. McClaren çıkar topumuzu oynarız diyordu, çıktılar ve oynadılar.
Uzun zaman sonra bir maçtan çok fazla keyif aldım. Fenerbahçe'de Gökhan'ın etkisiz kaldığını söylemeliyim. Gökhan hem hücumları iyi bitiremedi hem de görev yerini çok boş bıraktı. Bu düşüşü önlemesi gerekiyor.
Alex oyun içinde hiç görünmedi ama 3 tane net pozisyonu harcadığını, bunun da Alex'e yakışmadığını belirtelim. Bir tanesinde kaleci gerçekten çok başarılıydı o ayrı. Maçıın 1-0 bittiğini ve golün Lugano'dan geldiğini söyleyelim. 5-5 bitebilecek bir maç izlediğimizi de söyleyebiliriz. Yine de daha fazla pozisyon bulan takıım Fenerbahçe'ydi.
İki ayrı kaleci de gördük bu arada. Twente kalecisi Bosckher, hatasız oynadı. Önemli toplar çıkardı. Hollandalı spiker "Her yerinden öpüyorum Bosckher" demiş midir bilemiyorum ama fazlasıyla haketti. Bizim Volkan ise hemen hemen her pozisyonda çaresiz kaldı. Yan topları alamadı vesaire. Üstelik adamların 2 topları da direkten döndü. 1 toplarını da Carlos çıkardı.

Fenerbahçe'de Bilica, Carlos ve Cristian çok başarılıydılar. Bunlara Lugano eklenebilir. Twente'de ise kaleci Bosckher, ön libero Tiote ve sol açık Stoch mühiş oynadılar. Ayrıca Perez'in de etkili olduğunu söyleyebiliriz.
Güiza çıkarken artistlik yaptı yine. İşler kopma noktasına gelebilir. Cristian ile Semih tartışmışlar ama durum tatlıya bağlanmış sanırım.

Güzel bir gece, güzel bir futbol ve garantilenen liderlik. Zor oldu ama iyi oldu! Tebrik ediyoruz Fenerbahçe'yi ve diğer temsilcimiz Galatasaray'dan da aynı başarıyı bekliyoruz bu akşam.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Kategoriler
201 afrika uluslar kupası
2010 dünya kupası
2014 dünya kupası
a milli takım
a2 ligi
abdul kader keita
abdullah avcı
adana demirspor
adanaspor
adnan polat
adriano
ajax
akhisarspor
alanyaspor
alex de souza
alexis sanchez
ali sami yen stadı
almanya
alpaslan dikmen
altay
amerika birleşik devletleri
andre santos
andrea pirlo
ankaragücü
ankaraspor
anket
antalyaspor
arda turan
arjantin
arsenal
arsene wenger
as monaco
atınç nukan
atletico madrid
aurelien chedjou
avustralya
aydın karabulut
aykut erçetin
aykut kocaman
azerbaycan
aziz yıldırım
ballon d'or
bank asya 1. lig
barcelona
başakşehir
batuhan altıntaş
batuhan karadeniz
bayer leverkusen
bayern münih
bekir irtegün
belçika
benfica
bertul kocabaş
beşiktaş
Beşiktaş ve City
blogtivi
bogdan stancu
bolton wanderers
boluspor
borussia dortmund
bosna hersek
braga
brezilya
bucaspor
bundesliga
burkina faso
bursaspor
bülent ataman
bülent korkmaz
bülent uygun
bülent ünder
caner erkin
celal kıbrızlı
celtic
cem sultan
cesc fabregas
ceyhun eriş
ceyhun gülselam
cezayir
championship
chelsea
christoph daum
claudio bravo
claudio caniggia
claudio pizarro
claudio taffarel
copa america
corinthians
cristiano ronaldo
cska moskova
cüneyt çakır
çaykur rizespor
daniel güiza
danimarka
david villa
deniz kadah
denizlispor
deportivo la coruna
didier drogba
didier zokora
diego maradona
dirk kuijt
diyarbakırspor
doğaüstü futbol gerçekleri
dunga
dynamo dresden
egemen korkmaz
eintracht frankfurt
elano
elazığspor
elvir baliç
emiliano insua
emmanuel emenike
emre can
erdoğan arıca
eskişehirspor
euro 2012
euro 2016
fabio bilica
fanzin
faryd ali mondragon
fatih terim
fc sion
fc twente
felipe melo
fenerbahçe
fernando muslera
ferudun tankut
fifa
fildişi sahili
formalar
frank lampard
frank rijkaard
fransa
franz beckebauer
futbol sandığı
galatasaray
gana
gaziantepspor
gençlerbirliği
genoa
getafe
gheorghe hagi
giampaolo pozzo
gine
gino pozzo
glasgow rangers
gökhan inler
gökhan töre
gökhan ünal
göztepe
granada
greuther fürth
guillermo ochoa
gurbetçi futbolcular
guti
guus hiddink
güncel
güney afrika
güny kore
güvenç kurtar
haftanın ardından
hakan arıkan
hakan çalhanoğlu
hakan şükür
hakemler
hamburg
hamit altıntop
hannover 96
harry kewell
hasan kabze
hayrettin demirbaş
hertha berlin
hırvatistan
hikmet karaman
hollanda
honduras
hugo almeida
ibb
ibrahim üzülmez
ibrahima yattara
iddaa
ilkay gündoğan
inceleme
incleme
ingiltere
inter
irlanda cumhuriyeti
ispanya
istanbulspor
isveç
isviçre
italya
ivica olic
j-league
japonya
jerry akaminko
johan elmander
jose mourinho
jupp heynckes
juventus
jürgen klopp
kadir has stadı
kamerun
kardemir karabükspor
karlsruhe
karşıyaka
kasımpaşaspor
kasper hjulmand
kayserispor
keylor navas
kıymeti bilinmeyenler
kocaelispor
kolombiya
konyaspor
kosta rika
kulüpler birliği
la liga
lazio
lefter küçükandonyadis
leipzig
lens
ligue 1
lionel messi
liverpool
livorno
lokomotif moskova
lomana lualua
los galacticos
lucas neill
lugano
lyon
maç öncesi
maç yorumu
mahmut özgener
mainz
mali
mamadou niang
manchester city
manchester united
manisaspor
mario balotelli
mario götze
marius alexe
marsilya
martin palermo
mateja kezman
medhi benatia
mehmet ali aydınlar
mehmet ekici
meksika
melih gökçek
mersin idman yurdu
mert günok
mesut bakkal
mesut özil
metin diyadin
metin oktay
metin tekin
mevlüt erdinç
mhk
michael owen
michael skibbe
milan
milan baros
miroslav klose
muhammed demirci
muhammet reis
mustafa denizli
mustafa yücedağ
nadir çiftçi
napoli
necati ateş
necip uysal
newcastle united
nicolas anelka
nijerya
nostalji
notts county
nuri şahin
nürnberg
oğuz çetin
oğuz sarvan
oğuzhan özyakup
olcan adın
olympiakos
orduspor
orhan şam
osc lille
oscar cordoba
ömer toprak
panathinaikos
paok
paraguay
pep guardiola
pierre webo
portekiz
porto
portsmouth
premier league
premier lig
psg
ptt 1.lig
radamel falcao
rafael benitez
rais m'bolhi
raymond domenech
real madrid
real sociedad
rıdvan dilmen
ricardo quaresma
rigobert song
river plate
robert lewandowski
roberto carlos
robinson zapata
roma
romario
ronaldinho
ronaldo
rosenborg
sabri sarıoğlu
sakıp özberk
samet aybaba
samir handanovic
sampdoria
samsunspor
schalke 04
selçuk inan
selçuk şahin
semih şentürk
senegal
sercan sararer
serdal adalı
sergen yalçın
serie a
servet çetin
sezer öztürk
shakhtar donetsk
sırbistan
simao sabrosa
simon kuper
simon zenke
sinan bolat
sinan engin
sivasspor
slaven bilic
slovakya
slovenya
spor basını
sportivi
st etienne
stefan scepovic
stoke city
stsl
stuttgart
süleyman koç
süper final
şampiyonlar ligi
şenol güneş
şili
tayfun korkut
temur ketsbaia
tff
thierry henry
tim howard
tim krul
tolgay arslan
tolunay kafkas
tottenham hotspur
toulouse
trabzonspor
transfer
tsg 1899 hoffenheim
tsl
tugay kerimoğlu
tunus
türk telekom arena
twitter
u20
udinese
uefa
uefa avrupa ligi
ufuk ceylan
unutulmaz ikililer
uruguay
ümit karan
ümit kayıhan
ünal aysal
valencia
vfl wolfsburg
villarreal
vincent enyeama
volkan şen
watford
wayne rooney
werder bremen
wesley sneijder
yekta kurtuluş
yeni zelanda
yeşil burun adaları
yıldırım demirören
yılmaz vural
yunanistan
yunanistan süper ligi
yusuf şimşek
yücel ildiz
zenit
ziraat türkiye kupası
ziya doğan
zlatan ibrahimovic
zoran simovic
zvjezdan misimovic