11 Kasım 2009 Çarşamba

Çıkmamış Candan Umut Kesilmez / Olcan Adın

Bu sezon Gaziantepspor'un maçlarını takip edenler, Olcan Adın'ın gösterdiği performansı da mutlaka farketmişlerdir. Teknik direktör Jose Couceiro'nun en çok tuttuğu oyunculardan birisi Olcan. Şimdiye kadar oynadığı maçlarda sol bekte de açıkta da forvet arkasında da görev aldı ve hiçbirinde sırıtmadı. Hep belli bir çizgiyi tutturmayı başardı.

Futbol kariyerinin ilk yıllarında çok şey vaadediyordu. Hatta Fenerbahçe'ye de transfer olmayı başarmıştı ancak olaylar pek de beklendiği gibi gelişmedi onun açısından. Selçuk İnan ve Burak Yılmaz gibi oyuncuların bulunduğu genç milli takımın en önemli oyuncularından birisiyken, Fenerbahçe'de sürekli olarak yedek beklemek, garip garip zamanlarda kiraya verilmek olumsuz etkiledi tabii.

Olcan, benim çok yakın bir arkadaşım vesilesiyle tanıdığım bir insandır ayrıca. Fenerbahçe'de oynadığı yıllarda evime gidip gelmişliği vardı birkaç kez. Görüp tanıdığım kadarıyla da çok sakin, aklı başında bir çocuk. Günün birinde başarıyı elde edeceği belliydi. O gün artık gelmiş gibi görünüyor. Potansiyelini düşünecek olursak, bundan sonra aklını çalıştırması halinde hep çıkış yaşayacak ve tekrar bir gün bir büyük takımın formasını giyecektir diye düşünüyorum. Yeter ki akıllı davransın ve karşısına Couceiro gibi eğitmen teknik direktörler çıksın.

10 Kasım 2009 Salı

Robert Enke Vefat Etti...

Fenerbahçe'nin eski kalecisi Robert Enke'nin vefat ettiği haberi düştü az önce haber sitelerine. 2009 yılında Bundesliga'nın en iyi kalecisi seçilen, Hannover 96 ve aynı zamanda Almanya milli takımının da kalesini koruyan 32 yaşındaki Enke'nin neden öldüğü konusunda herhangi bir açıklama yok. Eylül ayında Campylobacter adında, çiftlik hayvanlarından bulaşan bir bakteriden dolayı rahatsızlık geçirmişti ama sonradan durumu ne oldu bilmiyorum. Bazı kaynaklarda intihar ettiğine dair haberler de var. Ne diyelim, üzüldük. Mekanı cennet olsun...

Haftanın Ardından 09/10 - 12


Ligin bu haftası, önceki haftalara nazaran nispeten sessiz geçti. Aslında gerilimin tırmanabileceği zorlukta bir fikstür vardı ancak çok da kaydadeğer bir vukuat çıkmadı. Sonuçlara bir bakalım isterseniz:

Bursaspor 1 - 2 Gençlerbirliği
İBB 1 - 0 Antalyaspor
Trabzonspor 0 - 2 Beşiktaş
Ankaragücü 2 - 2 Kasımpaşa
Sivasspor 2 - 4 Kayserispor
Diyarbakırspor 1 - 2 Galatasaray
Manisaspor 0 - 3 Gaziantepspor
Eskişehirspor 2 - 0 Denizlispor

Bu haftayı maç yapmadan geçen Fenerbahçe, hem hükmen kazandığı 3 puanla liderliğini devam ettirdi hem de yoğun geçen fikstürdeki dinlenme arasını uzatma şansı buldu.

Galatasaray, birkaç maçlık sendelemenin ardından galibiyetlerine devam etti. Diyarbakır deplasmanı zaten zor bir deplasmanken, bir de Çetin Sümer'in geçen hafta yaptığı maça çıkmama ve ligden çekilme açıklamalarıyla ortam iyice gerilmişti. Ancak mücadele seviyesi yüksek olmasına rağmen olaysız geçen maçı Galatasaray kazanmayı bildi. Diyarbakırspor'un artık bir kadro istikrarı sağlaması lazım. Biraz daralmaya bile gidebilirler kadroda. Galatasaray'daysa mücadeleci oyunculardan kurulu orta 3'lü, 3 maçtır iyi işliyor. Ancak bu 3 maçın başarılı ismi Barış'ın bu hafta kırmızı kart görmüş olması şanssızlık oldu. Ayrıca şunu da ekleyelim ki, sarı kırmızılıların kondüsyon avantajı artık kendini daha çok hissettirmeye başladı. Rakipleri 60'tan sonra çok zorlanır oldu. Bu da ligin geri kalan kısmı için büyük avantaj tabii.

Haftanın en önemli maçlarından birisi Trabzonspor'la Beşiktaş arasında oynandı. İki taraf da futbol olarak tatmin edemiyor ancak Beşiktaş'ın artık galibiyet alışkanlığı edinmeye başladığını söyleyebiliriz. Ki bu da yarışa devam etme anlamında büyük bir avantaj.

Zorlu geçmesi beklenen bir diğer karşılaşmadaysa Sivasspor, sahasında Kayserispor karşısında 4-2'lik bir yenilgi aldı. Artık onlar için yapılacak tek şey, devre arasını bekleyip Muhsin Ertuğral'ın işine yarayacak bir kadro kurmak. Tabii bu zamana kadar da en az kayıpla gitmek önemli. Kayserispor'da ise tek bir oyuncunun neleri değiştirdiğine şahit oluyoruz. Geçen sezon maçları hep az gollü biten sarı kırmızılılar, Arıza Makukula sayesinde bol gollü maçlara imza atıyorlar. Bu da sisteme göre doğru oyuncunun kısa sürede neleri değiştirebileceğine bir örnek olarak karşımıza çıkıyor.

Gaziantepspor, zorlu Manisa deplasmanından 3 puanla dönmeyi başarırken fazla da zorlanmadı. Oysaki Manisa tekrar toparlanma sinyalleri veriyordu. Kritik bir galibiyet oldu bu. Artık iki tarafın da bir istikrar yakalaması şart oldu tabii.

Ankaragücü ve Kasımpaşa, tam da olması gerektiği gibi berabere kaldılar. İki takım da sezon başından bu yana sistemsizliğin tüm örneklerini sergiliyorlar her anlamda.

Eskişehirspor Denizli'yi İBB de Antalyaspor'u kendi sahalarında yenerek beklenen skorlar elde ettiler. Ayrıca Ümit Karan da ligde uzun bir aradan sonra gol bulma başarısı gösterdi.

Haftanın en önemli maçlarından birini sona bıraktık. Bursaspor, kendi sahasında Gençlerbirliği'ne yenildi. Aslında çoğu futbolseverin beklemediği bir sonuç. Hoş, ben de beklemiyordum ancak şaşırmadım da. Şaşırdığım tek nokta, Bursa'nın çok fazla maçı ısıramaması oldu.

Haftanın Takımı: Beşiktaş
Haftanın Futbolcusu: Hakan Arıkan
Haftanın Golü: Gökhan Emreciksin (Kayserispor'un Sivas'a attığı ilk gol)/Fabian Ernst
Haftanın Hayal Kırıklığı: Bursaspor
Haftanın Olayı: -

6 Kasım 2009 Cuma

Dinamo Bükreş:0 Galatasaray:3 / Yürüye Yürüye...

Başlığa bakınca karamsar bir yazı göreceğinizi tahmin edebilirsiniz. Ancak tam tersi, dün her ne kadar 90 dakikayı çok iyi şartlar altında izleyemesem de, şahit olabildiğim bölümünü yorumlayacak olursam, Galatasaray'ın birçok şeyi çok güzel bir şekilde ve kolaylıkla uygulamayı başardığını söyleyebilirim.

Rijkaard'ın sezon başından bu yana oturtmaya çalıştığı bir şey var. O da oyuna dair hemen hemen her şeyin, tüm takım tarafından paylaşılması... Sezon başından bu yana zaten hücuma dönük oyuncularla, onların yeterince savunmaya yardım etmemesi konusundaki diyaloglarına zaman zaman şahit olduk. Galatasaray, son iki maçtır takım halinde savunma yapmaya bir nebze daha yaklaştığını gösteriyor. Tabii ki bundan rakiplerinin kendisini zorlayabilecek güçte olmamasının da payı var ancak bazı şeyleri uygulama alışkanlığı kazanmada bu şekilde bir güç dengesinin mutlaka faydası olacaktır. Son iki maçtır orta saha oyuncularındaki değişimi herkes fark etmiştir. Üç tane ısıran adamla oynuyor Galatasaray. Bu konuda alternatifleri iyi zaten. Aslında sezon başından bu yana bu üç orta saha oyuncusunun rakibi ısırması isteniyordu teknik ekip tarafından ancak Arda ile Elano bu yönden bir türlü istenen seviyeye gelemediler. Son iki maçtır onların yerine Barış görev alıyor ve inanılmaz başarılı. Aslında Barış'ı birçoğumuz defansif orta saha olarak bilir ancak yanıldığımız bir nokta var. Kalli döneminde de Skibbe döneminde de yeterince gösterdi aslında kendisini. Barış çok enerjik olduğu için savunma yapma konusunda da çekingen davranmayan, yani savunma yönünü de ihmal etmeyip gereğini yapan tam bir orta saha oyuncusu. Ne kadar savunma yapabiliyorsa, o kadar da hücum potansiyeline sahip. Bileklerine hakimdir. İleriye doğru oynamayı sever. Gol pozisyonlarına girmekte ve bu pozisyonlara giren arkadaşlarını görmekte zorlanmaz. Tek eksiği son hareketlerdedir, ki kapatılabilir eksiklerdir bunlar. Bir de tabii daha soğukkanlı olması lazım.

Neyse, Barış'ı ona özel ayrı bir postta daha ayrıntılı bir şekilde inceleriz. Dün Mustafa, Mehmet Topal ve Barış'tan oluşan dirençli üçlü, orta sahayı kelimenin tam anlamıyla tutmayı başardı. Zaten dikkat ederseniz, üçü de sezon ortalamalarının çok daha üstünde bir performans sergiledi. Savunma yaptıkları kadar, hücumu da ihmal etmediler. Bunun da nedeni, bu oyunculardan birinin ileride kaldığı zaman arkasında iki tane savunma yapmaktan çekinmeyen arkadaşı olduğunu bilmesinin rahatlığıydı belki de. Tüm bunlara bir de Arda-Nonda-Kewell üçlüsünün dinamik oyun anlayışı eklenince, alternatif üretmekte zorlanmayan bir Galatasaray hücum hattı gördük sahada. İlerideki üçlü, sık sık alan değiştirerek rakip defansın kendilerine dair tüm ezberini bozdu. Yeri geldi Kewell ortaya sokuldu, yeri geldi Barış, Nonda'nın da önünde gol aradı, Yeri geldi Arda merkez hücumcu olarak en uçta ortalığı karıştırdı. Zaman zaman Sabri çok etkili bindirmeler yaptı ve bu hareketler yüzünden kritik noktalarda Dinamo defans oyuncuları hep bir adam eksik kaldı diyebiliriz.

Savunma için söylenecek çok söz yok. Hiç zorlanacak bir pozisyon görmediler desek yeridir. 1-2 şut var tabii Galatasaray kalesine gönderilen. Bir hata varsa teknik ekip çözecektir ancak Gökhan ve Servet dün ne derece uyum içindeydi, pek bir fikir vermediler açıkçası.

Bu arada Mehmet Topal'ın golüne de ayrı bir paragraf açmak lazım. Geldiği günden bu yana deniyor Mehmet. Sağ ayak demiyor, sol ayak demiyor, müsait pozisyonu bulunca kaleyi yokluyor. Sert ve düzgün de vuruyor ancak isabet kaydedemiyordu genel olarak. Yanlış hatırlamıyorsam bir tane golü vardı ceza sahasının dışından. O da açıkçası çok tatmin etmemişti beni. Golü bulamadığı şutları arasında çok daha güzelleri vardı çünkü. Dün nihayet kovaladığını yakaladı. Harika bir gol attı. O sırada tribünde bulunan Hagi'den görmeye alışkınız biz bu golleri. Dün sahada Mehmet'ten gördük. Hagi de muhtemelen keyif almıştır. İşte böyle özgüvenli olması lazım futbolcularımızın. Her türlü yetenek var. Yeter ki olayı kafada çözsünler...

Kewell için bir cümle kurmazsam olmaz: "Ne güzel futbolcumuzsun sen Harry Kewell..."

5 Kasım 2009 Perşembe

Biri Bu Adamı Durdursun!...


Hayranı olduğum takımın, hayranlık yaratan futbolcusundan söz ediyorum. Cesc Fabregas'tan... Premier Lig'de Ekim ayının futbolcusu seçildi kendisi. Bugün oynanan Şampiyonlar Ligi mücadelesinde de AZ Alkmaar filelerine 2 gol birden bıraktı.

22 yaşında olmasına rağmen, Arsenal'in kaptanlığını da üstlenen İspanyol, sezon öncesi yapılan Barcelona'ya transferi dedikodularının etkisine hiç girmemiş gibi. Arkadaşları ona güveniyor o da kendisine.

Premier Lig'de bu sezonki istatistiklerine baktım. 10 maçın 9'unda oynamış ve 5 golü var. Daha enteresan istatistikleri ise şöyle: 5 şutundan 3'ü kaleyi buluyor. Kaleyi bulan 4 şutundan 1'i gol oluyor. 5 golün 4'ü ceza sahası çevresinden gelmiş. 2 golü zayıf diyebileceğim sol ayağıyla. 9 maçta toplam 6 faul yapmış kendisi ve kart görmemiş.


Fabregas'ı gol sayısıyla değerlendirmek çok doğru sonuçlar vermeyecek olsa da şunu da belirtelim. Şampiyonlar Ligi'nde oynanan 4 maçta, 3 gol bulmuş kendisi.

Bunun sonucudur Arsenal'in ligde Fabregas ile çıktığı 9 maçtan 7'sini kazanması ve 1'inde berabere kalması. Bunun sonucudur Arsenal'in Şampiyonlar Ligi'nde oynadığı 4 maçtan 3'ünü kazanması, diğerinde ise son dakikada yediği golle 1 puana razı olması.



Arsene Wenger "Her geçen gün biraz daha Lampard'a benziyor" demiş Fabregas ile alakalı. Walcott ise Fabregas'ın sahadaki her şeyi görebildiğinden söz etmiş. Gerçekten de top dağıtması, yardımlaşması ve yeni geliştirdiği golcülük özelliğiyle bambaşka bir noktaya doğru tırmanıyor Fabregas. Ben de keyifle takip ediyorum. Onu Arsenal'e getiren Wenger'i de tabii ki...

4 Kasım 2009 Çarşamba

Birkaç Soru... İstediğin Sorudan Başlayabilirsin Yıldırım...

Baban Erdoğan Demirören seni bugünleri göresin, bu hallere düşesin diye mi büyüttü Yıldırım?

Yazık değil mi o adamın camia içerisindeki saygınlığına Yıldırım?

Şu hallerini dışarıdan görünce senin hiç hoşuna gidiyor mu Yıldırım?

Yahu sende hiç utanma arlanma yok mu Yıldırım? Ağlamak koskoca adama yakışıyor mu?

Bunca başarısızlığın üzerine ayıp değil mi halen daha o koltukta oturmak?

Daha nasıl söylesin insanlar? "S... git" diyorlar Yıldırım! Daha nasıl söylesinler?

İnsan bu kadar yüzsüzlük eder mi Yıldırım?

Ben Galatasaraylıyım, beni bile çileden çıkardın Yıldırım!

Beşiktaş:0 Wolfsburg:3 / Bitti!



Uzun uzadıya maçı yazmak çok zor. Taraftarı olmadığım bir takım olmasına rağmen, Beşiktaş'ın hali üzüntü verici. Beşiktaş aldığı yenilgiyle bir üst tura çıkabilme ümidini yitirdi. Ayrıca Cska'nın İngiltere'de Manchester'dan puan alarak dönmesi, Avrupa Ligi şansını da zora soktu diyebiliriz.

Maça gelirsek, Beşiktaş'ın kazanması için gol yememesi gerektiğini söylemiştik. Wolfsburg atıyordu ama Beşiktaş ilk maçta durdurabilmişti. Yine yapabilirdi diye düşünüyordum kendi adıma. Maç öncesi yazıyı yazdığım sırada Ernst'in de oynayacağını zannediyorduk. Ernst'in oynamayacağı haberi gelince, Wolfsburg'un galibiyeti kaçınılmaz gibi gelmişti bana ve tahminimde yanılmadım.

Rüştü'nün önemli bir maç öncesi sakatlık rutini devam etti. Hakan geçti kaleye. Tamamen güvenini yitirmiş bu yetenekli adam. Tamam zemin ıslak ama yan topları falan da elinden kaçırdı kendisi. Atmosferi mi kaldıramadı bilemiyorum ama bir sıkıntısı olduğu açık.


Özellikle sol tarfatan geliyordu Wolfsburg. İbrahim Kaş'ın üzerine oynuyorlardı yani. Ama gol cepheden, baya bir uzaktan, zayıf ayağıyla ip gibi vuran Misimovic'ten geldi. Tam Rüştü'nün yiyebileceği bir gol tipi. Yedeği Hakan da iyi yer tutamayınca sonuç değişmedi.

İlk yarı böyle bitti. Beşiktaş'ın toplamda 2 şutu vardı. Kaleyi bulan ise tek şut. O da çok uzaklardan Tabata'nın bir şutu. Rakip ise 11 şut çekmiş, bunların 5'i kaleyi bulmuştu.

İlk yarının 1-0 bitmesi iyi gibiydi. Sonuç çevirilebilir düzeydeydi yani. Bu arada maç boyu gösterdiği performanstan ötürü Ferrari'yi takımdan ayrı tutmak lazım. Fink'in ise bence geldiği günden beri en çok mücadele ettiği, en özverili oynadığı maçtı. Ama ondan Gerrard yaratma düşüncesi pek de gerçekçi değil.

Beşiktaş uzaktan şutlarla denedi denedi olmadı. Aktif dinlenmenin kralını yapan Wolfsburg da sanıyorum ki "yeter artık alalım şu maçı" diyerek 80'de Gentner ile 2.'yi ve 87'de Dzeko ile 3.'yü buldu.

80'den sonra tribünler iyice karıştı. Demirören alehine teazhuratlar, yaşanan arbedeler... Yenilen golü alkışlamalar... Beşiktaş birkaç haftadır aldığı galibiyetlerle taraftarına umut aşılıyor gibiydi. Ancak dün gece oynanan futbol, alınan sonuç ve stadta yaşananlar, Beşiktaş'ı tekrar kaosa sürükleyecek gibi.


Bu arada matematiksel hesapların efendisi Mustafa Denizli'nin "7 puan yeter" açıklaması tutmadı.

Kategoriler

201 afrika uluslar kupası 2010 dünya kupası 2014 dünya kupası a milli takım a2 ligi abdul kader keita abdullah avcı adana demirspor adanaspor adnan polat adriano ajax akhisarspor alanyaspor alex de souza alexis sanchez ali sami yen stadı almanya alpaslan dikmen altay amerika birleşik devletleri andre santos andrea pirlo ankaragücü ankaraspor anket antalyaspor arda turan arjantin arsenal arsene wenger as monaco atınç nukan atletico madrid aurelien chedjou avustralya aydın karabulut aykut erçetin aykut kocaman azerbaycan aziz yıldırım ballon d'or bank asya 1. lig barcelona başakşehir batuhan altıntaş batuhan karadeniz bayer leverkusen bayern münih bekir irtegün belçika benfica bertul kocabaş beşiktaş Beşiktaş ve City blogtivi bogdan stancu bolton wanderers boluspor borussia dortmund bosna hersek braga brezilya bucaspor bundesliga burkina faso bursaspor bülent ataman bülent korkmaz bülent uygun bülent ünder caner erkin celal kıbrızlı celtic cem sultan cesc fabregas ceyhun eriş ceyhun gülselam cezayir championship chelsea christoph daum claudio bravo claudio caniggia claudio pizarro claudio taffarel copa america corinthians cristiano ronaldo cska moskova cüneyt çakır çaykur rizespor daniel güiza danimarka david villa deniz kadah denizlispor deportivo la coruna didier drogba didier zokora diego maradona dirk kuijt diyarbakırspor doğaüstü futbol gerçekleri dunga dynamo dresden egemen korkmaz eintracht frankfurt elano elazığspor elvir baliç emiliano insua emmanuel emenike emre can erdoğan arıca eskişehirspor euro 2012 euro 2016 fabio bilica fanzin faryd ali mondragon fatih terim fc sion fc twente felipe melo fenerbahçe fernando muslera ferudun tankut fifa fildişi sahili formalar frank lampard frank rijkaard fransa franz beckebauer futbol sandığı galatasaray gana gaziantepspor gençlerbirliği genoa getafe gheorghe hagi giampaolo pozzo gine gino pozzo glasgow rangers gökhan inler gökhan töre gökhan ünal göztepe granada greuther fürth guillermo ochoa gurbetçi futbolcular guti guus hiddink güncel güney afrika güny kore güvenç kurtar haftanın ardından hakan arıkan hakan çalhanoğlu hakan şükür hakemler hamburg hamit altıntop hannover 96 harry kewell hasan kabze hayrettin demirbaş hertha berlin hırvatistan hikmet karaman hollanda honduras hugo almeida ibb ibrahim üzülmez ibrahima yattara iddaa ilkay gündoğan inceleme incleme ingiltere inter irlanda cumhuriyeti ispanya istanbulspor isveç isviçre italya ivica olic j-league japonya jerry akaminko johan elmander jose mourinho jupp heynckes juventus jürgen klopp kadir has stadı kamerun kardemir karabükspor karlsruhe karşıyaka kasımpaşaspor kasper hjulmand kayserispor keylor navas kıymeti bilinmeyenler kocaelispor kolombiya konyaspor kosta rika kulüpler birliği la liga lazio lefter küçükandonyadis leipzig lens ligue 1 lionel messi liverpool livorno lokomotif moskova lomana lualua los galacticos lucas neill lugano lyon maç öncesi maç yorumu mahmut özgener mainz mali mamadou niang manchester city manchester united manisaspor mario balotelli mario götze marius alexe marsilya martin palermo mateja kezman medhi benatia mehmet ali aydınlar mehmet ekici meksika melih gökçek mersin idman yurdu mert günok mesut bakkal mesut özil metin diyadin metin oktay metin tekin mevlüt erdinç mhk michael owen michael skibbe milan milan baros miroslav klose muhammed demirci muhammet reis mustafa denizli mustafa yücedağ nadir çiftçi napoli necati ateş necip uysal newcastle united nicolas anelka nijerya nostalji notts county nuri şahin nürnberg oğuz çetin oğuz sarvan oğuzhan özyakup olcan adın olympiakos orduspor orhan şam osc lille oscar cordoba ömer toprak panathinaikos paok paraguay pep guardiola pierre webo portekiz porto portsmouth premier league premier lig psg ptt 1.lig radamel falcao rafael benitez rais m'bolhi raymond domenech real madrid real sociedad rıdvan dilmen ricardo quaresma rigobert song river plate robert lewandowski roberto carlos robinson zapata roma romario ronaldinho ronaldo rosenborg sabri sarıoğlu sakıp özberk samet aybaba samir handanovic sampdoria samsunspor schalke 04 selçuk inan selçuk şahin semih şentürk senegal sercan sararer serdal adalı sergen yalçın serie a servet çetin sezer öztürk shakhtar donetsk sırbistan simao sabrosa simon kuper simon zenke sinan bolat sinan engin sivasspor slaven bilic slovakya slovenya spor basını sportivi st etienne stefan scepovic stoke city stsl stuttgart süleyman koç süper final şampiyonlar ligi şenol güneş şili tayfun korkut temur ketsbaia tff thierry henry tim howard tim krul tolgay arslan tolunay kafkas tottenham hotspur toulouse trabzonspor transfer tsg 1899 hoffenheim tsl tugay kerimoğlu tunus türk telekom arena twitter u20 udinese uefa uefa avrupa ligi ufuk ceylan unutulmaz ikililer uruguay ümit karan ümit kayıhan ünal aysal valencia vfl wolfsburg villarreal vincent enyeama volkan şen watford wayne rooney werder bremen wesley sneijder yekta kurtuluş yeni zelanda yeşil burun adaları yıldırım demirören yılmaz vural yunanistan yunanistan süper ligi yusuf şimşek yücel ildiz zenit ziraat türkiye kupası ziya doğan zlatan ibrahimovic zoran simovic zvjezdan misimovic

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails