21 Mayıs 2009 Perşembe

Bu adama dikkat! Maicosuel Hoffenheim'da...

Bu sezon adından bol bol söz ettiren Bundesliga ekibi TSG 1899 Hoffenheim, önümüzdeki sezon da aynı çizgisini sürdürecek gibi. Bunun içim ilk adımı da Botafogo'dan Brezilya'nın son zamanlarda yıldızı en çok parlayan genç oyuncularından biri olan Maicosuel Reinaldo de Matos'u transfer ederek attılar. Kısaca Maicosuel, oyunun iki yönünü de kotarabilen bir orta saha oyuncusu olsa da hücuma dönük yetenekleri bakımından tam bir cevher. İnanılmaz yumuşak bileklere ve bizlere Franck Ribery'i anımsatan bir sürate sahip. Bu özelliklerinin dışında iyi bir duran top ustası ve futbolseverlere ilginç gelebilecek bir penaltı kullanma tarzı var. Bilenler kendisini gayet iyi bilir ama henüz duymayanlar için söylüyorum: Bu ismi bir kenara not edin... Önümüzdeki sezon zaten sık sık duyacaksınız ancak ileride -bu ivmeyle devam ederse- birçok büyük avrupa kulübünü birbirine düşürecek gibi. Zaten Hoffenheim da bu transferi gerçekleştirmek için kasasından çıkan toplam 25 milyon dolarlık bedelle bu fikirlerimizi destekliyor.

Luce&İstanbul


İstanbul'da bir keramet var Lucescu için. Son olarak bir Ukrayna takımı Shakhtar Donetsk'in başında dün gece geldi, son UEFA Kupası'nı aldı ve gitti. Zaten aksi olsa şaşırırdık herhalde çünkü Luce İstanbul'da hiç kupasız kalmadı neredeyse.

rumen hoca, fotoğrafta Galatasaray'ın 15. şampiyonluğunu kutlarken görülüyor

İstanbul'daki teknik direktörlük macerasına Galatasaray'la başlayıp henüz görevinin ikinci ayında UEFA Süper Kupa'yı müzesine götürmüş, aynı sezon Şampiyonlar Ligi çeyrek finaline çıkıp, ertesi sezon da Lig Şampiyonluğunu kazanıp görevine son verilmişti. Böyle bir hocanın her eve lazım olduğu durumuna çabuk uyanan Beşiktaş ise fırsatı kaçırmayıp Luce'nin kafasına siyah beyazlı bereyi takıvermişti. Beşiktaş'ın 100. yılında başlayan bu beraberlik, meyvelerini şampiyonluk olarak vermiş ve siyah beyazlılar UEFA Kupası çeyrek finaline kadar çıkmıştı. Hoş, kendisi Shakhtar'ın başında da başarılı oldu ama Galatasaray ve Beşiktaş'ın o günlerdeki mali yapısı ve başarıya ulaşma yolunda yapabilecekleriyle Shakhtar'ın mali yapısı çok çok farklı.

bu fotoğrafta da Luce'yi adeta yeniden yarattığı Sergen Yalçın'la şakalaşırken görüyoruz

Tabii bir de futbolculuk kariyeri var. İlk milli maçını ve milli takımdaki ilk golünü de İstanbul'da 1975 yılındaki Türkiye-Romanya maçıyla yaşamış Lucescu. İstanbul'la alakalı bu durumun kendisi de farkında olacak ki, bir gün tekrar bu kentte çalışmaya çok sıcak. Bakarsınız, yakın zamanda tekrar görebiliriz kendisini aşina olduğu sahalardan birinde.

14 Mayıs 2009 Perşembe

"Uygun'suz" Sözler

Bu yazıda değineceğim mesele aslında yeni bir şey değil. Yıllarca çeşitli teknik adamlar, sivri demeçlerle zaman zaman basının gündemine geliyorlar zaten. Ancak sanırım hiçbirisi Sivasspor teknik direktörü Bülent Uygun kadar konuşulmuyor.

İlginç tespitleri var Bülent Uygun'un. Tabii bu tespitler ve arkasında gelen demeçler bazılarına Jose Mourinhovari gelebilir. Hatta belki de Bülent Uygun'a da böyle geliyordur, kim bilir? Aslında mesele sözcüklerin ve fikirlerin marjinalliği değil. Bence bu konuyu tartışılır kılan şey, üzerinde fazla düşünülmeden kurulan cümleler. Zaten benim görüşüme göre beyanat tarzı olarak Uygun'u Mourinho'dan ayıran en önemli etken de bu herhalde. Birdenbire çok farklı yerlere çekilebilecek laflar geliyor Sivas'tan.

Kısaca hatırlayacak olursak, Bülent Uygun ilk tartışmalı sözünü geçtiğimiz sezon oynanan Galatasaray-Fenerbahçe derbisi için Hakan Şükür'ün "Kutlu Doğum Haftasına yakışır bir derbi olsun" açıklamasını eleştirenler hakkında söylemişti. "Hakan'ı eleştirenler cuma namazına gidiyor mu ki?" minvalinde bir çıkış geldi Sivasspor teknik direktöründen. Aklıselim kimse eleştiri ve cuma namazı arasındaki ilişkiyi anlamlandıramamıştı o günlerde ve tabii ki Bülent Uygun ilk kez bu kadar ciddi bir tepki görmüştü kamuoyundan. Hakan Şükür'ü eleştirmek ve cuma namazı... Şimdi yine düşündüm, yine anlamsız...

Aynı maç için Lig Tv'de kendisine görüşü sorulduğunda Sivasspor'un da avantaj kazanması için beraberlik istediğini dile getirirken aynı gün Fenerbahçe TV'de "Fenerbahçe'de top oynadığım için gönlüm Fenerbahçe'nin kazanmasından yana" şeklinde bir açıklaması daha var. Tabii ki ikinci açıklamanın nedenleri belli. Sadece bazı yerlere nasıl ulaşılabileceğine dair küçük bir anektot olarak geçiyoruz bunu.

Sonrasında bu sezon içerisinde gündemde kalmak için yaptığını tahmin ettiğim bir açıklama daha yaptı Bülent Uygun. Fenerbahçe ile yapacakları kupa maçıyla alakalı olarak "5 yerim, 7 yerim, 9 da yerim ama asla 6 veya 8 yemem" dedi. Bu pek de alışık olmadığımız ve oynanacak maçla alakalı en ufak bir fikir vermeyen beyanat da birkaç gün konuşulup unutuldu.

Gündeme gelmeyi başarının anahtarı olarak görmek mi, yoksa gelen başarının ardından hissedilen bir ihtiyaç olarak görmekten midir bilemiyorum ancak bazı sebepler, durduk yere gelen enteresan beyanatları devam ettirdi. “İstanbul'da Laila, Sivas'ta La İlahe İllallah” dedi bir gün. Kurduğu cümlenin ne anlama geldiğini yine düşünmemiş olsa gerek, uzunca bir süre sonra da olsa düzeltmek gereği duydu. Açıklaması şu şekildeydi: "Profesörün birisi sallamış. Arkamdan konuşan çok. Okumuş, ama sadece profesör olmuş. Ben şunu demek istedim, İstanbul'da, İzmir'de, Ankara'da 24 saat gezebilirsiniz. Bu doğaldır. Gezmek için Sivas'ta yer yok. Alışveriş merkezini bile yeni yapıyoruz. Ben bir futbolcuya 700 milyar verip barda pavyonda gezdirmem. Sivas'ta oyuncularımın sadece antrenmana konsantre olmasını isterim" Anlamın epey bir değiştiği, açıkça belli...

Ardından geldik bugüne ve kendisinin nurtopu gibi iki yeni beyanatını daha okuduk basında. İlki Sivasspor'un başarılı lig performansını önce "tesadüf" sonra da "gaza gelmek" ile açıklayan futbol çevrelerine verdiği "gazla gidilseydi millet gazman olurdu" şeklindeki ayar, ikincisi de Sakaryasporlu bazı yöneticiler ve futbolcu Claudio Fernando Graf hakkında yaptığı "gidiyor bir takımın yönetiminde olan belediyeci futbolcu alıyor geliyor. adamın uzmanlık alanı foseptik çukuru. alıp geldiği futbolcu da foseptikten çıkmış gibi. bir ara 1 milyon 200 bin avro verip graf diye futbolcuyu alıp getirdiler" şeklindeki açıklama oldu. Şu anda basın harıl harıl bu sözlere değiniyor. Bülent Uygun özellikle bu yıl herkesin kendisini ve Sivasspor'u antipatik görmesinden şikayetçi. Bu antipati durumu da gerçekten ilginç aslında. Çünkü bu zamana kadar başarılı sezon geçiren anadolu takımları hep sempatiyle karşılandı bu ülkede. Demek ki bu antipatinin bir sebebi var ve bu sebep için de Bülent'in kendisinde de hatalar araması lazım. "Futbolumuzun entropi sorunu var" gibi akıllara zarar cümleler kurup, Sedat Peker'in yakın dostlarından biri olup, Muhsin Yazıcıoğlu için şiir yazıp, üzerine üstlük bir de her seferinde Fenerbahçe'ye yakın durma gayreti sergileyerek sadece belli bir kesimin seveceği teknik direktör olma yolunda emin adımlarla ilerleyen Bülent Uygun, umarım bir gün daha yumuşak hatlı cümleler kurup, bulunmak istediği mevkilere layık hareketler sergilemeye başlar ve Türk futboluna yararlı olur. Ama emin olun ki kendisine lazım olan şey şu an şahit olduklarımız değil...

Gollum de Souza & Alex


Yıllardır içimi kemiren bir benzerlik aslında bu. Dile getirmemek için kendimi çok yordum ancak buraya kadarmış. Fotoğraflar her şeyi açıklıyor sanırım.

13 Mayıs 2009 Çarşamba

Özgürlüğe Kaçış

Sonunda beklenen oldu ve Mehmet Topuz artık Kayserispor'dan ayrılmak istediğini ulusal medyada da açıkça dile getirdi. Bunca yıl 5. büyük olabilme sevdasına bu oyuncusunu hiçbir yere göndermeyen Kayserispor yönetimi de bu beyanat karşısında "eğer ayrılmak isterse zorla tutmayız" açıklamasını yaptı. Hoş, pek samimi bir açıklama gibi gelmiyor. En azından bonservisinde ne kadar kolaylık sağlayacaklar, orası tam bir muamma.
Galatasaray'ın 2002 Dünya Kupası'ndan sonra Hasan Şaş'a yaptığını Kayserispor da Mehmet Topuz'a yapıyordu yıllardır. Bakalım Mehmet kendisi için belirlenecek fiyatı ödeyecek bir kulüp bulabilecek mi. Neyseki yaşı kariyerini tekrar çıkışa geçirmek için müsait.

12 Mayıs 2009 Salı

Kontrolsüz Güç Güç Değildir... Cafer Aydın...


Türk futbolunun en renkli şahsiyetlerinden biri olarak her zaman hatırlanacak bir isimdir Cafer Aydın. Maçlardaki deli dolu, delişmen halleri ve üstün gol kabiliyetiyle tüm hırçınlığına ve heyecanına rağmen sevdik onu. Özellikle maçlarda kırmızı kart gördükten sonra verdiği görüntüler her zaman ilgi çekecek cinstendi. Ne zaman kart görse, patlamaya hazır bomba olurdu adeta. Agresif futbolcu cafer aydın, az önce kavga ettiğinden ve de halen zibilyon tane küfür edebilecek enerjiyi bünyeden atamadığından dolayı suratı kıpkırmızı kesilirdi. Tıslayarak soyunma odasına inerken bir tv muhabirine rastlarsa yanından hızla geçer, soru soran muhabiri bir yarım metre geçince arkasına döner, hiçbir zaman anlaşılamamış bir şeyler geveledikten sonra kapıya, duvara tekme atarak yoluna devam ederdi. Biraz sakinlemişse burnunu elinin üstüne sile sile içini de dökerdi tabii ki. Bu iki tepki arasında da çok değil, yaklaşık bir 15 saniyelik zaman farkı olurdu.

Cafer Aydın, Gençlerbirliği, Ankaragücü, Adanaspor, Kayserispor ve daha birçok anadolu kulübünde yıllarca aynı çizgide mücadele etmeyi bilmiş, sonrasında da profesyonel futbolu bırakmak zorunda kalsa da bu spordan kopamamıştır. Şimdilerde Sivasspor altyapısında yeni Caferler yetiştirdiğini duymak, açıkçası yüreğimize su serpti...

8 Mayıs 2009 Cuma

Sahalardaki Erkek Güzelleri Üzerine Bir İnceleme - vol.2

Daha önce dünya ve avrupa liglerinden tanınan, nispeten daha meşhur çirkin futbolcuları kısaca tanımıştık. Şimdi sıra geldi bizim içimizden çıkan, kendi öz evlatlarımıza. Tabii ki bizim çocuklarımız da en az onlar kadar, hatta onlardan da çirkin. Üstelik bu konuda, örnek vermek gerekirse, David James'in yaptığına benzer hiçbir gayretleri yok.

Bu kez günümüzden geçmişe doğru gidelim istiyorum. Genç kuşağın en çirkinlerinden biriyle başlıyoruz:
Sabri Sarıoğlu... Hepimiz hemfikirizdir sanırım bu konuda. Aranızdan kim Sabri'yi yanına alıp gece kulüplerine akmak ister ki? Yalnız öyle hemen gözü kapalı reddetmeyin. Sabri kardeşimiz bu tiple Sinem Kobal'ın kalbini çalmıştı bir ara. Demek ki neymiş? Sinem kızımız dış görünüme önem vermiyormuş. Evet, sanırım bunu rahatlıkla iddia edebilirim...

fotoğrafta görüldüğü üzere alnından saç çıkan Sabri, çirkinliğini çekirdek çitlemeye borçlu. Galatasaray'ın Avustralyalı yıldızı Harry Kewell'ı da tuzağa düşürürken takındığı sinsi sırıtışa bir bakın...

Şu anda sahalarımızda fırtına gibi esen bir diğer çirkinimiz ise Beşiktaşlı İbrahim Üzülmez. Zaman zaman yapılan anketlerde Türkiye'nin en çirkin futbolcusu seçilme onuruna erişen İbrahim, aynı zamanda röportajlardaki hazırcevap tavrı ile de bu çirkinliğine bir sevimlilik katıyor. Hatta öyle ki, "boş zamanlarında ne yaparsın İbrahim?" sorusuna "kitap okumam" diye cevap verebilmiş bir insandır kendisi... Ayrıca sima olarak kelimenin tam anlamıyla korkunç olması kendisine yetmemekte, güne giden teyzeler gibi kestirdiği saçlarıyla da bu çirkinliğini soslamaktadır.

İbrahim Üzülmez'in düğününden bir enstantane. Allah bir yastıkta kocatsın...

formayla böyle görünüyor. ne dersiniz? Avrupalı çirkin meslektaşlarıyla kapışamaz mı?

Evet, sözü Beşiktaş'tan açmışken, öyle devam edelim derim ben. Şimdi tahminime göre içten Beşiktaşlı herkesin sevdiği bir karaktere geliyor sıra: Ali Eren Beşerler... Ali Eren, bu konuda sanırım Beşiktaş'taki gelmiş geçmiş en başarılı örneklerden birisi. Bu arada unutmadan belirtelim ki; kendisi acı ama gerçek bir şekilde Steve Vai'ye benzemekte olan bir insandır..

burada aradaki benzerliği daha verimli bir şekilde inceleyebiliriz. Gerçekten de neredeyse ikiz gibiler.


Aslında Ali Eren, doğal görüntüsünün dışında çirkin pozlar da verebilen bir futbolcuydu. Gazetelerde çıkan fotoğraflarına insan bıkmadan sürekli bakabilirdi. Hoş, sonunda iştah falan kalmıyor ama yine de pek fazla benzeri görülmeyecek manzaralar bu bahsi geçenler:


bu fotoğrafın çekildiği günü dün gibi hatırlarım. Ali Eren o gün tesislere transfer görüşmesi için geliyor, pazarlıkların uzamasıyla da kazınmaya başlayan midesini dürümle teselli ediyor. bakışlara dikkat...

bu da sanırım efor testinden geçerken alınmış bir kare. gözler yine birçok şeyi açıklıyor...

Beşiktaş'a kısa bir mola verip, Türkiye liglerinde oynamış ve çirkinliği ders konusu olabilecek bir başka oyuncuya, Fenerbahçe'nin eski sağ kanat oyuncusu Ümit Birol'a değinelim kısaca. Kocaelispor'da yıldızı parlayan Ümit, Fenerbahçe'ye transfer olmuş ve burada birkaç sene istikrarla forma giymişti. Aslında güzel olan ancak sonradan Nuri Alço tarafından suratına kezzap atılan Türk Filmi karakterlerini andıran Ümit, şu anda okumakta olduğunuz yazının belki de en renkli simalarından birisi olan Recep Çetin'le ilginç bir rekabet yaşardı çirkinlik bakımından. Gazeteler, o ara "en çirkin kim" anketlerinde iki isim arasında kalır, ama bir türlü karar veremezlerdi. Derken bir gün Ümit'ten açıklama geldi:

"Recep'ten daha yakışıklı olduğum kesin!"

İşte bu açıklama üzerine oluşan derin ve korkulu sessizliği bozacak insan tabii ki gelmiş geçmiş en çirkin Beşiktaş futbolcusu Recep Çetin olacaktı:

"Ümit yakışıklıysa ben de Alain Delon'um"

Delişmen kişiliğini bir kez daha ortaya süren Recep, tartışmaya noktayı bu şekilde koymuştu.

gençliğinde rakip sol kanat oyuncularına geçit vermeyen Takoz Recep, yaşlandıkça çirkinliğinin üzerine koyanlardan...


İşte şimdi sıra bir efsaneye geliyor. Onu çoğu kimse hatırlamaz belki. Ama biz hatırladık. Aslında kendisini ayrı bir yazımızda daha detaylı inceleyeceğiz ancak burada anmazsak olmazdı. 80'lerin ilk yarısında siyah-beyazlı formayı giymiş bir efsaneyi hatırlayacağız: Tuğrul Şener... Nam-ı diğer Kör Tuğrul... Şimdilik onun hakkında söyleyeceğimiz tek şey, bir kafa topunda kalecinin parmağının gözüne girmesiyle büyük bir tehlike atlattığı ve buna rağmen futbola devam ettiğidir. Gerisini zaten duruşu özetliyor:

yorumsuz...

Kategoriler

201 afrika uluslar kupası 2010 dünya kupası 2014 dünya kupası a milli takım a2 ligi abdul kader keita abdullah avcı adana demirspor adanaspor adnan polat adriano ajax akhisarspor alanyaspor alex de souza alexis sanchez ali sami yen stadı almanya alpaslan dikmen altay amerika birleşik devletleri andre santos andrea pirlo ankaragücü ankaraspor anket antalyaspor arda turan arjantin arsenal arsene wenger as monaco atınç nukan atletico madrid aurelien chedjou avustralya aydın karabulut aykut erçetin aykut kocaman azerbaycan aziz yıldırım ballon d'or bank asya 1. lig barcelona başakşehir batuhan altıntaş batuhan karadeniz bayer leverkusen bayern münih bekir irtegün belçika benfica bertul kocabaş beşiktaş Beşiktaş ve City blogtivi bogdan stancu bolton wanderers boluspor borussia dortmund bosna hersek braga brezilya bucaspor bundesliga burkina faso bursaspor bülent ataman bülent korkmaz bülent uygun bülent ünder caner erkin celal kıbrızlı celtic cem sultan cesc fabregas ceyhun eriş ceyhun gülselam cezayir championship chelsea christoph daum claudio bravo claudio caniggia claudio pizarro claudio taffarel copa america corinthians cristiano ronaldo cska moskova cüneyt çakır çaykur rizespor daniel güiza danimarka david villa deniz kadah denizlispor deportivo la coruna didier drogba didier zokora diego maradona dirk kuijt diyarbakırspor doğaüstü futbol gerçekleri dunga dynamo dresden egemen korkmaz eintracht frankfurt elano elazığspor elvir baliç emiliano insua emmanuel emenike emre can erdoğan arıca eskişehirspor euro 2012 euro 2016 fabio bilica fanzin faryd ali mondragon fatih terim fc sion fc twente felipe melo fenerbahçe fernando muslera ferudun tankut fifa fildişi sahili formalar frank lampard frank rijkaard fransa franz beckebauer futbol sandığı galatasaray gana gaziantepspor gençlerbirliği genoa getafe gheorghe hagi giampaolo pozzo gine gino pozzo glasgow rangers gökhan inler gökhan töre gökhan ünal göztepe granada greuther fürth guillermo ochoa gurbetçi futbolcular guti guus hiddink güncel güney afrika güny kore güvenç kurtar haftanın ardından hakan arıkan hakan çalhanoğlu hakan şükür hakemler hamburg hamit altıntop hannover 96 harry kewell hasan kabze hayrettin demirbaş hertha berlin hırvatistan hikmet karaman hollanda honduras hugo almeida ibb ibrahim üzülmez ibrahima yattara iddaa ilkay gündoğan inceleme incleme ingiltere inter irlanda cumhuriyeti ispanya istanbulspor isveç isviçre italya ivica olic j-league japonya jerry akaminko johan elmander jose mourinho jupp heynckes juventus jürgen klopp kadir has stadı kamerun kardemir karabükspor karlsruhe karşıyaka kasımpaşaspor kasper hjulmand kayserispor keylor navas kıymeti bilinmeyenler kocaelispor kolombiya konyaspor kosta rika kulüpler birliği la liga lazio lefter küçükandonyadis leipzig lens ligue 1 lionel messi liverpool livorno lokomotif moskova lomana lualua los galacticos lucas neill lugano lyon maç öncesi maç yorumu mahmut özgener mainz mali mamadou niang manchester city manchester united manisaspor mario balotelli mario götze marius alexe marsilya martin palermo mateja kezman medhi benatia mehmet ali aydınlar mehmet ekici meksika melih gökçek mersin idman yurdu mert günok mesut bakkal mesut özil metin diyadin metin oktay metin tekin mevlüt erdinç mhk michael owen michael skibbe milan milan baros miroslav klose muhammed demirci muhammet reis mustafa denizli mustafa yücedağ nadir çiftçi napoli necati ateş necip uysal newcastle united nicolas anelka nijerya nostalji notts county nuri şahin nürnberg oğuz çetin oğuz sarvan oğuzhan özyakup olcan adın olympiakos orduspor orhan şam osc lille oscar cordoba ömer toprak panathinaikos paok paraguay pep guardiola pierre webo portekiz porto portsmouth premier league premier lig psg ptt 1.lig radamel falcao rafael benitez rais m'bolhi raymond domenech real madrid real sociedad rıdvan dilmen ricardo quaresma rigobert song river plate robert lewandowski roberto carlos robinson zapata roma romario ronaldinho ronaldo rosenborg sabri sarıoğlu sakıp özberk samet aybaba samir handanovic sampdoria samsunspor schalke 04 selçuk inan selçuk şahin semih şentürk senegal sercan sararer serdal adalı sergen yalçın serie a servet çetin sezer öztürk shakhtar donetsk sırbistan simao sabrosa simon kuper simon zenke sinan bolat sinan engin sivasspor slaven bilic slovakya slovenya spor basını sportivi st etienne stefan scepovic stoke city stsl stuttgart süleyman koç süper final şampiyonlar ligi şenol güneş şili tayfun korkut temur ketsbaia tff thierry henry tim howard tim krul tolgay arslan tolunay kafkas tottenham hotspur toulouse trabzonspor transfer tsg 1899 hoffenheim tsl tugay kerimoğlu tunus türk telekom arena twitter u20 udinese uefa uefa avrupa ligi ufuk ceylan unutulmaz ikililer uruguay ümit karan ümit kayıhan ünal aysal valencia vfl wolfsburg villarreal vincent enyeama volkan şen watford wayne rooney werder bremen wesley sneijder yekta kurtuluş yeni zelanda yeşil burun adaları yıldırım demirören yılmaz vural yunanistan yunanistan süper ligi yusuf şimşek yücel ildiz zenit ziraat türkiye kupası ziya doğan zlatan ibrahimovic zoran simovic zvjezdan misimovic

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails